..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gençliğinde müzik öğrenen, felsefeyi daha iyi anlar. -Platon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Felsefe
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Minibüs ve Otobüslerde Sağlam Kalmanın Yolları
Ahmet Zeytinci
Deneme > Günlük Olaylar

Ulaşım her ülke de olduğu gibi bizim ülkemizde de zaman zaman sorun olabiliyor. Bir çok şehrimiz de başta taksi, dolmuş, halk otobüsü, belediye otobüsü olmak üzere çeşitli ulaşım araçları var. Çoğu zaman bu ulaşım araçları şehrin trafiği için gerekli vasıtalar. Kalabalık bir şehir de yaşıyorsanız eğer günün her saati bu araçları kullanma durumu hasıl oluyor haliyle. Çok kolay binilen araçlar değil minibüs ve belediye otobüs

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe
1021 
 Ön İttifakı Mananın Köleci Mana İlişkisiyle Kırılması 3  (Bayram Kaya)

Devam eden yazı.
1022 
 Eşitsiz El'in Adil Olması 3  (Bayram Kaya)

El kendisini; totemi mana düşüncesi içinde ve ilahi mana düşüncesi içindeki ortaklığın üzerine olan bir etki mana anlayışı kıldı. Bu mana anlayışı kişiyi kendisine ve sosyo toplumuna yabancılaştırmaydı.
1023 
 Tarihi Kulluk Sözleşmesi 7  (Bayram Kaya)

Bu nedenle yunan düşünce dünyası olan klasik felsefe Arapçaya çevrilip Arap coğrafyalı tevhit içinde muazzam bir düşünce patlamalarına neden oldu. Karşısına da bir fikir özgürlüğü sanılan, günümüzün ikinci cumhuriyetçileri gibi Gazali yobazlığı dikildi. Gazali bir sürecin zirvesidir. Hasan Sabbah ta öyle.
1024 
 Köleci Yasa 16  (Bayram Kaya)

Din denilen bu El’ler biati olan sentezin her biri aslında oligarşi yapılı bu din içinde farklı mantığın ve düşünce tarzının da bakış açısıydı. Bu her biri başka başak El'e biatle salınım veren anlayışından fışkıran her biri farklı olan bakış açısı; geleceğin din yorum farkı ve mezhepleriydi.
1025 
 Nasıl Yaşar Nasıl Ölürüz 55  (Bayram Kaya)

Her bileşen paydaşlık var oluşlu yaşam ise her birleşme içinde kaçınılmaz olukla yokuş aşağı olan durum kapsamında ayrılık ve dağılma olmakla; zıt durumla, ölümdü.
1026 
 El Kavramı 1  (Bayram Kaya)

Her bir bey erki kendi içinde yeni bir sosyo toplumsa kültürler olmakla, El anlayışının kendine özgü farklı düzenlenin seremonilerine sahiptiler. Yani bunlar oligarşi yapı içinde oligarşiye göre; eş deyişle panteonlar birliğine göre putlar olacaktı. El olan, kültürlerin ve ritüellerin varyasyonlarıydı. El anlayışlı bay erki hep izole kalamazdı. Eşyanın (olagelen sürecin dinamiğin) doğasına aykırıydı. El de kendi düzelenimi içinde dışa açılmak zorundaydı. El tipi bay erki yapılar kaynak sömürüsü yapmakla. Hacim büyümesi yüzey alanı büyümesi olukla dışa doğru yayılmasının girişmeleri içindeki kavgalarla oligarşin sentezli süreçleri başlatmıştı.
1027 
 Totem ve İlah 3  (Bayram Kaya)

Devam eden yazı
1028 
 Köleci Yasalar 6  (Bayram Kaya)

Ayşe’nin dua eylemi biterken, Zeynep’in duası çoktan bitmişti. Ama bu kez de Yasemin’in duası henüz başlamıştır. Ve dahi sırada Gülcanların duasıyla, dua etme süreci bu kesikli tek tek durumların kendi tekrarı olan akışlarıyla sürekliliktirler. Siz kesikli durumunuzla bir an hastasınızdır ya da dua ediyorsunuzdur. Oysa hastaneye gittiğinizde hastalık ve hasta hizmeti sürekli olukla bir akış içinde, devamlılık arz eder. Dua beyhudedir. Çünkü dua ne üretimin ne çalışmanın ne sahipliğin ilişkin nedeni değildir. Ama böyle sandırılır.
1029 
 Tarihi Oluşuyla İlahi Adalet 5  (Bayram Kaya)

Bencil ben içte ve dışta harcadığı enerji ile yardımlaşma eksenli kolektif yapı üzerindeki kaynaklarından enerji sağladı. Sağladığı enerjinin bir kısmını yine bu kolektif katkıya vermekle yeniden kolektif çevrimi beslemiş oldu. Kısaca kişi eyleme başlarken tüm her şey gibi sahip olduğu enerji paketiyle kendisini çağıran eylem oluşa hazırdı.
1030 
 Eksen Çağı 5a  (Bayram Kaya)

Gizleme işinde kolektif oluş bilincinin üzeri El mana anlayışlı şal ile örtüldü. Yani kişisi sahipli bencil oluş heyecanı ile iyi bir illüzyon veya göz bağı kurnazlığı yapılacaktı. El mana anlayışı içinde de birbirini takiben ilahlardan yansımayla, ilah yerine monark El mana anlayışlı El'ler ortaya çıkacaktı.
1031 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretisi 9  (Bayram Kaya)

Üreten ilişkiler içindeki neyden oluşu; çok fazla çığlıma yapmadan çok gerilere götürülür bir geri bağlanım olan yansıma değildir. Öndeki aracı belli bir aralıkla takip etmek; dıştan bir irade oluşla oraya sokulmuş sınırla yasal oluş değildi. Şeylerin kendi girişme bağıntısından ötürü kendisine firen etkisi kesikli sürekli sınırlama olmasıydı.
1032 
 Tarihi Olan İlahi Adalet 3  (Bayram Kaya)

Ama kendi kolektif çevrimli ve düzenli süreçlerinizin; sosyo toplum gibi yalıtımlı durumları içinde iyi-kötü bir seleksiyon olarak çalışır. Sosyo toplumsal yapı çekirdeği korunan kişi bene göre olduğu için yapı ben merkezlidir. Sosyo toplumlar da davranışlar çekirdeğe doğru gittikçe sınırlanır ve çekirdeğe göre olur. Çekirdekten uzaklaştıkça genelleşir çekirdeğe göre olmayan tutumlarla bile var olmak zorundadır.
1033 
 Köleci Yasalar 9  (Bayram Kaya)

Ama türkücüleri futbolcuları toplum içinden çekin toplumun kulağı bile duymaz. Topluma değer katanlarla; tolumun sömürü çarkına katılama olan süreçleri birbirinden ayırın. Elbet türkücünün şarkı söylemesi bir geçim karşılığı olacaktır. Ama bu toplum normu dışında astronomik rakamlara ulaşan topluma yabancılaşma da asla olmamalıdır. Toplumun inşacı yasası içinde sen bize şarkı söyle, biz senin için geberesiye çalışırız diyen bir ittifakı sözleşme vaki değildir. Üretim değeri olmayan katkıların olmaları değil topluma egemen zenginlikler olmaları yanlıştır. Egemen olmaları bizim bilinçsiz oluşumuzdan başka bir şey değildir.
1034 
 İnsan 1  (Bayram Kaya)

İnsan olmak bir ayrıcalık mıydı, bir üstünlük mü? İnsan eşrefi mahluk mu? İnsan nerden geliyordu? Yoksa insan tarihselliği olan bir sosyo toplumsa kültür müydü?
1035 
 El Kavgaları 12  (Bayram Kaya)

El kendisinin ortaya çıkmasından epey bir sonra; yeryüzü sahibi olması sırasında hatırlamakla; insan demeyi ara sıra anacaktı. İnsanı ön ittifaklı dönemdeki anlama benzerlikle kullanacaktı. Sanki insanın emek gücüne; bu benim diyen kendisi değilmiş gibi insanı nankör oluşla itham edip suçlayıcı olacaktı.
1036 
 Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 18  (Bayram Kaya)

Sosyo toplumsa ruh ile bencillik arasındaki farka rağmen sosyo toplumsa ruh, bencil zekayı da içerir. Sosyo toplumsa ruhun inşacısı bencillikti. Ama bencillik sosyo toplumsa ruh tarafından içeriliyordu. Sosyo toplum esasen benciliğe özgü durumla üreten inşa iken sosyo toplum bencillikten çok fazla bir şeydir. Bencillik sosyo tolumun asıl konusu ama üreten sosyo toplum, bencil oluşun tez canlılığını kendi ilkelerinin gerisine almıştır. Sosyo toplumun bencillikten fazla olan taraflarından biri de budur. Bencil zekâ da bu bilinçle oluyordu. Bunun ilk örnek tutumu kişinin ya da bencilliğin sosyal alan içinde sosyalleşmesiydi. Bencillik eksiğini dışta eklemek; ya da kimi eksiği ile dışta tamamlanma, ilkesiyle; kendi dışındaki zorunluluklar nedenle önce sosyal oluş içinde sonra da üreten toplum içinde olabilmiştir. Kişiler kendi bencilliği gibi ama gelip geçici durumlarla, sosyo toplumsa ilişkileri de dışta ikinci bir sakınım yasası etmekle dıştaki bu sakınımı da sosyo toplumsa bilinç yapmıştılar. Dıştaki bu ikinci bilinç, benci düzleme göre olmak kaydıyla, ben olmayana doğru temas kurmak için dışa açılıyordu. Bencil zekâ, dışta kavranan sosyal zekâ üzerinde kendisinin de sosyo toplumla olan ruhsal var oluşunu ortaya koymuştu. Hayat kendisini, var oluş alanları arasında da oluşan, olanak enerji düzenleyici koşullar içinde; yeni niş alanları doldurmakla var oluyordu. El neden ve nasıl var oldu derken aynı konuyu belirtmiştik. Bencil hayat en temel düzlem içinde üretemiyorsa; üretemeyenler üreten organizmayı enfekte edecekti. Üreten organizma üzerinde asalak olmakla onu sömürerek yaşayacaktı. Bu tutum olanak enerji düzenleme tutumları içinde olmaktı. Varlığın var oluşuyla ortaya koyduğu niş alanlarını doldurmak, esastı. Hayat ta hayatın niş (oyuk) alanlarını dolduruyordu. Sömürme de asalaklık ta, sülüklük te hayatın niş alanlarını doldurmaydı. Sömürü; üretim alanlarının boşluk yapılarını kişisi sahipliklerle dolduran fenalıkla sömürmeydi. Burada mutlaka sömürü yansımasını vermenin anlamı çıkarılmamalıdır. İnsan nasıl üreten yapı alanlı kimi boşlukları “ben nasıl varım” gibi soruların bilgi araştırmasına ayırıp ta düzenliyorsa, sömürü alanı olan boşluklar da yabanıl hayatların niş alanına dönüşmelere cevaz verebilirdir. Çünkü biz, üretim hareketi içinde bu yabanıl hayatların niş alanını da kendimize kolektif mülk edinmişe benzemekle bu duyuş ve bu bilgiyle böyle olmak zorunludur. Bunlar bizim irade alanımız içindedirler. Yani sömürme üreten ilişkiler için her durumla olasıysa da üreten yapının iradesi biz olduğumuza göre ve üreten olabildiğimize göre sömüren olmamız zorunlu değildi. Doğal seleksiyon mekanizmaları sizin elinizde değildi. Ama üreten alan insan özneli süreçlerin kontrol düzenlemesi içinde olmakla, seçme ayıklamaları kontrol etmek kendi irade bilincimiz altındaydı. Karşıtı üreten anlayışla yok edilebilirdi. Sömürü üreten yapı alan içinde, yapının boşluklu tanecikli olması nedenle bir niş alan eylemliliği ise de sizin üreten güç olmanızla üretenin bu alanı sömürüyle doldurması, üreten ilişkiler içinde zorunlu değildi. Ne var ki inşanın kendi kolektif başlangıcı kendi zorunlu tıkaçlarıyla sömürüye giden alanları tıkıyordu. Ama insan kendi groteski düşüncesini ne kadar tıkaçlarsa tıkaç yapsındı. Tıkaç sürtünmesi nedenle oluşan sürtünme enerjisi tıkacı sızıntı olarak geçecekti. Kolektif koşul içindeki yansımalardan birisi, “insanın kendi kendisine düşünmesine uygun olmakla”, mutlaka groteski fantezili bir ide bağıntısını ortaya koyacaktı. Yani sosyo toplumsa ruhunuzla bencil ruhunuzda sır ve garip bir mana yoktu. Kişiler bencil düşünmesinden ötürü, dışta kazandığı gizli bir endeksle sosyo toplumsa ruh biçiminden soyunacaktı. Ve bu groteski fantezili düşünmesini yapacaktı. Fantezi olan düşünmeyi “kendi kendisine düşünmesinin ekseni” yapacaktı. Ve bu fantezi eksene de “kendisini-bencilliğini” koyacaktı. Kişinin bu tür kendi kendisine düşünmeleri olacaktı. Atomu yok ederseniz tuzu yok edersiniz. Sosyo toplumsa ruhu yok etseniz de bencilliği yok edemiyordunuz. Bir hayata göre dış dünya kontrol edilemez enerji durumlu masifler ve ışın hava türü seyreltilerdir. Yani dış dünya hayat için bir çeşit dalgalı ya da asi elektrik akımı çarpması gibidirler. Hayat bu asi ya da dalgalı akımı önce yalıtım içindeki işlevlerle düzenler. Yani doğru enerji akımına çevirir. Sonra da hayat türe göre sosyal yapı üzerinde dalgalı ve korkunç ta olan; bozucu da olan bu enerjiyi düzenlerler. Dalgalı enerjiyi o hayatın kullanabileceği doğru akımlı hale getirirler. Dalgalı olan enerjiyi de kullanacağı bir dalgalı düzeye indirger. Sosyo toplumlar bu bağlamla dıştaki enerjiyi indirgeyip düzenleyen enerji düzenleyici (konnektör) idiler. İşlev durumlar olmadan enerji düzenleme işi tek başına olası olmuyordu. İşlev durumlar yalıtım içinde organ ve organellerdi. Sosyal alan içinde her bir kişilerdi. Toplum içinde de üretim nesnesi olan çalışma araç gereçleri ve insan emeğiydi. İnsanlar sosyo toplumuyla dıştaki dalgalı ya da asi enerji akımını indirgeyip kullanabileceği asi ya da dalgalı akım veya doğrultulmuş düzgün akıma çeviren konnektör (enerji düzenleyici) konvektördüler (enerjiyi düzenli dağıtıcılar). Kaçak sızıntılar da bu dönüşmeler esnasındadırlar. Üstelik ilk konnekter ve kolektif sistem bu tür sömürme ya da groteski oluşla düşünmelerin henüz her tür bağışıklık sistemini oluşturamamıştı. Bir öncesi olan totemi sistemde üretim hareketi olmadığı için bu tür fanteziye uygun bir fark edilirliği de yansıtıp deneyim edinememişlerdi. Bir önceki zeminin içi groteski olabilen kişisi sahipliğin fantezilerini üretmeye de uygun değildi. Ne var ki kolektif yaşamın ortaya koyduğu üreten verimlilik üzerinde bu tür fantezi yansımalar ortaya koyma işi, çok uygun bir belirme ve düzenleme şekli olmaya müsaitti. Yani kuvveyi fiile yani gerçekleşen bir eylem durumuna geçirmenize üreten ortam alabildiğine uygundu. Şöyle de söyleyebiliriz. Düşüncede fantezi olan kişisi sahipliğe veya akılda fantezi olanı kişisi sahipliğe; ya da akılda fantezi olmakla gizlenen kişisi sahipliğe üreten ortam alabildiğine uygundu. Konnektör oluş konnekter oluş birleşen ortaklıkla zorunlu bir kolektifi iliktir. Sentez ya da birleşme; bir arada oluş zorunlu bir kolektifi iliktir. İşte üreten süreç içinde konnekter ağla, kolektif oluşun üreten enerji düzenlemesi vardı. Var oluşun temelinde gelen bir boşluklu tanecikli yapı vardı. Kolektif oluşun da zorunlu boşluklu tanecikli yapısı olmakla kolektif iliğin pek çok boşluk devim alanları vardı. Bu nedenle;” kolektif sahip oluşun” karşısında ve özneler dünyasının içinde bunun zıt yansıması olan “kişisi sahiple olmanın” fantezisi vardı. Kişisi sahipli fantezi içinde oluş düşüncesi kolektif ilişkili alan içi boşluklarında verimli şekilde fanteziler üretmeye başladı. Kişi sahipli buyuran bir irade içinde olmanın düşünsel fantezisi; kolektif oluşun boşluklu kısımları içinde kendisine eylem yapma alanı buldu. Bu alan kişinin alabildiğine at koşturma hayaline ilişkin eylem alanıydı. Bu nedenle kişi üretim alanı içinde at koşturmakla dizginsiz olabileceği pek çok boşluk eylem alanı buldu. Yani kolektif üreten ve kolektif paylaşan süre durum içinde, kolektif olmayan yansımalara ev sahipliği yapacak pek çok boşluk alanlar vardı. Kolektif olmayan bu düşünce Neydi? Üretme ve ürettirme kolektifti. Ama üretilen üzerinde kolektif sahipliğe karşı da kişisi sahiplikti. Kolektif iradeye karşı kişisi irade. Kolektif güce karşı kolektif gücü ele geçiren kişisi güçtü vs. Kolektife göre kolektifle başlayıp; kolektife göre enerji düzenlemesi edilen sistemin konnekter ağ üzerinde (ortak ağ üzerinde), konnektör yapılı (enerji düzen yapılı) tiryaklarında düzensiz salınım çıkışları oluşur (düzgün enerji çıkışları yapan kapılarında düzensiz salınım çıkışları oluşur). Böylece ortamın düzensizliği (stresi) çok çok artmıştı. Zengin fakir bu düzensizliğin temel kaynaklarıydı. Yukarıda söyledik kişi bu fanteziyi kurarken; kurulan fantezinin eksen merkezinde, hep kişinin kendisi vardır. Bu nedenle düzensiz enerjiyi oluşan bu sahiplik, herkesin kişisel sahipliği değildi. Yani kimini sahiplikten yoksun kılarak, yoksun kılınanların muhtaçlığını kullanıp sömüren bir kişisi sahiplikti, Zaten “herkesin sahipliği olan” bir yerde kişisi sahiplik anılmaz bile bu kolektif iliktir. Kısaca kolektif süreçli boşluklu devim alanlarının içinde kişisi sahipliğini düşünen fanteziler ortaya koymak; bu bağlamda eşyanın doğasına uygundu. Ne var ki süreç, üreten kolektif bilgileri kişilere donanım yapıyordu. Kişilerin kolektif güçle donanması, bilginin patent kaynağı olan grup meslekleri içinde çıkma yansımasına da uygundu. Bu nedenle kolektif ortam kişi sahipliğini sahneye koymaya ve uygulamaya pek elverişliydi. Ama bu elverişlilik geri bağlanımla üreten emek gücünün doğasına uygun değildi. Bencilliğe uygun olan kolektif üretime uygun değildi. İşte groteski ilik içinde saklı gelişen düşüncelerle fantezi olan kişisi sahiplik bu yansımalarıyla uygulamaya kondu. Ne var ki kişisi sahiplik geri bağlanım yasaları referansı içinde olmakla meşru olmuyordu. Üreten süreç olmamakla sürdürülebilir olmuyordu. Şu hâlde ortamın düzensiz enerji stresini artıran bu fantezi düşünceye önce meşruiyet kazandırmak ve sonra da sürdürüle bilirlik çevrimleri kazandırmak gerekiyordu! Kişisi fantezili düşünsel mana anlaması; nesnel, somut ve neden sel dayanaklardan yoksundu. Hiçbir şey kişisel sahipli bir tutumla başlayıp bu düzleme gelmiş olmadığı için fantastik düşünceli bu tür uygulamanın doğru dürüst hiçbir nedeni bulunamıyordu. Kolektif oluşun geri beslenici, referansları ve meşruiyeti somut ve nesnel oluşlarla gruplar arası ittifak antlarıyla çevrimliydi. O halde kişisel sahipliğin geri beslenilir, referansları ve meşruiyet ekseni de kendisi gibi fantezi (ütopik) düşünceyle, yine kendisi gibi hayali soyut ve öznel olmak zorundaydı. Üreten grup sahipliği yerine hayali bir El sahipliği söylendi. Üretme meslek sahipliği yerine yaratma söylendi. Üreten grupların ittifak yapan irade kararı gibi El’in de sahipliği nedenle irade ve takdiri vardı. Gruplar arası ant içen ittifaklar yerine de El ile ahit inancı üzerinde iman sözleşmesi yapılmıştı. El anlayışı, El malik El Mülk tanımlamasıyla; El mülkün sahibi yapılınca, grupların ne sahipliği kaldı ne iradesi kaldı. Ne meslek patent bilgisi kaldı. Ne de üreten ilişkiler içinde üretim hareketinin nesnel ve somut oluşu kaldı. Tarihsel oluş, tarihi bilinç ve kolektif hafıza berhava olmuştu. Bilgi sıfırlanmıştı. Geçmiş; zorunlu ve nesnel etkileri nedenle bilinmemekle, görünmez bir karadeliğe dönüşmüştü. Sistemin enerji düzensizliği artmakla, düzensiz enerji şimşeklerini çakıp; yıldırımların koy veren bir alan ortamda, ortam çok çatışmalıydı. Fantastik düşüncenin düşüncede olan birinci mana aşamasının akabindeki uygulamayla ikinci aşamaya geçilmişti. Kolektif oluş üretim aşamasından sonra çekim ve çevrimin ekseni olmaktan çıkarıldı. Aktarılan kolektif güç yerine El mana anlayışı kondu. Artık bütün olup bitenler yani kolektif oluş dahi El mana anlayışıyla anlatılıp anlaşılıyordu. Unutturulan; başlangıç olan, geçmişin şimdiye neden sel olmasının hafızalarda silinmesi ile hafıza travması yaşanandı. Tufanlar yaşanandı. Tufanlar bu travmaların anlatım biçimiydi. Sürecin odağına somut olan yerine soyut El mana anlayışı kondu. El’in sözü neden yerine geçen bir neden olmuştu.
1037 
 Müruru Zaman 5  (Bayram Kaya)

Kolektif sahiplikten yoksun kılınan mülksüzler, kolektif olanı zenginlik diye verilen efendilere sorgusuz sualsiz, biat ediyordu. Mülk sahipleri kendisine çalışılan, kendisine, sığınılan kişiydi. Sürecin yeni ekseni; malı, mülkü, sahiplerin takdir hakkı olmakla ortaya koydu.
1038 
 Ön İttfakı Manayı Köleci Mana İle Kıyaslama 2  (Bayram Kaya)

Fakat çevrenin sürekli değişme yapmasıyla canlıların çevreye akıllıca uyum yapma süreçleri, tam bir uyumsuzluk oluşla başarısızlık olur. Hayata tutunma mekanizması hayata tutunamama mekanizması olmakla bir fiyaskoya dönüşür. Türler yok olur. İşte bu kuralın öznel dünyadaki karşılığı da travmadır.
1039 
 Zıtların Faz Geçişi 1  (Bayram Kaya)

Karanlıktaki gelişmeler patlayışla, aydınlığı verir. Aydınlıkta nicelim veren kimi olayları ana babaların gece buluşması türünden, karanlığa gizlenirler. Bu nedenle karanlıkta görülemeyen şeyler, aydınlıkta da aranabilir.
1040 
 Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 6  (Bayram Kaya)

Köleci yapı ile insan vahşete düşmüştü. Erdemliler erdemsizler bir tarafa çekilmiş; ahlaksızlık gemi azıya almıştı. Düşene bakan yoktu. Kulaklar çığlıklara kapanmıştı. Olup biten karşısındaki baskı ve yılgılar içindeki insanda ağızları bıçak açmıyordu. Tedirginlikte hiç hız kesmiyordu. Bu ahval üzerine insanlar iman üzerinde ahlaka çağrılıyordu.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Kopya Yapılar 4
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Kopya Yapılar 3
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Kopya Yapılar 2
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Kopya Yapılar 1
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © , 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.