"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"

Boşluk

Hayat bu kadar basit ve güzelken ben ne yaptım? Bir serçeye imrenen ben gerçekten ne yaptım?

yazı resim

İçimde kocaman bir boşluk hissediyorum. Yaşım ilerledikçe genişleyen bir boşluk bu. Giderek derinleşiyor da. Neden böyle hissettiğimi bilmiyorum. Bazen kendi içimdeki o boşluğa düşmekten korkuyorum. Düşünüyorum uzun uzun çoğu uzun yolculuklarım da ve geceleri.

Yaşadıkça önümde kocaman görünen engelleri atlayıp geçmiş olmak mı ben de böyle bir boşluğa neden oldu? Yoksa yeterince paylaşılamamış şeyler mi? Yeterince hayatın içinde değilmişim gibi bir duyguya kapılıyorum bazen. Ellerimi uzatmışım ama tutamamışım gibi.

Böyle bir duyguya ilk defa kırlarda yürürken kapılmıştım. Hep gittiğim yüksekçe bir tepede çanak çömlek kırıntılarına rastlamıştım. Etrafı iyice inceleyince oranın çok eski bir yerleşim yeri olduğunu anladım. Toprağın altında yatan bir şehrin üstündeydim belki de. Yok olmuş bir yer… O gün bir yıldız çaktı kafamda. Hiç olmamış gibi olmak! Tıpkı üzerine bastığım tepede bir zamanlar yaşamış olanlar gibi.

Hayata çok yanlış bir yerden mi başladım acaba? Mülkiyetin anlamsızlığı bu kadar kafam da yer etmişken nasıl oluyor da hayatımı mülkleşme üzerine inşa ediyorum! Hayatımı anlamlı kılacak gerçek gayeyi bulamadığım kesin. Eğer bir nebze bulmuş olsaydım bu boşluk böyle bir koca yarığa dönüşmezdi.

Yoksa yeterince aramadım mı? Hani çarşıdan ilk gördüğünü alıp ta sonra gözü çarşıda kalanlar gibi. Elindekinden bir türlü tatmin olamayanlar olur ya onlardan. Bu bir tatminsizlik mi? Kurduğum hayatı sorgulamak için çok mu geç kaldım? Veya kazandım dediklerime karşılık kaybettiklerimi mi görmeye başladım şimdi…

Geçen gün bahçede oturdum. Serçeler, sığırcıklar, ala kargalar, karakargalar, üveyik kuşları hep oradaydılar. Nasılda eşeleniyorlar yeni kazdığım bahçenin içinde. Hepsi börtü böcek peşindeler. Biraz da ekmek kırıntısı attım. Bahçe kuşların bayram yerine döndü. Sağ elimin üzerine konmuş bir uğur böceği, paçamdan yukarı çıkmaya çalışan karıncalar. Toprağın kokusu ve yabani otlar…

Hayat bu kadar basit ve güzelken ben ne yaptım? Bir serçeye imrenen ben gerçekten ne yaptım?

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön