"Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. Pazartesi sabahı kalkmak da öyle bir şey." - Mark Twain (kurgusal)"

Kendimi Kendime Muhtaç Edecek Kadar...

Gök gürlediğinde içime düşmezdi şimşeğin fotoğraf çeken görüntüsü ve toplanmazdı kara kara kümülüsler yüreğime,humus kokardı topraklarım el değmemişçesine,ne de çekerdim üşüyen ciğerlerime bir duman;keşke sen beni sevmeseydin ama ben seni sevdim,kendimi kendime muhtaç edecek kadar çok sevdim işte...

yazı resim

Ben seni sevdim ama keşke sen beni sevmeseydin.Belki alışırdım o zaman,varırdım unutmanın tadına,daha çok severdim kırçiçeklerini,korkmadan bakardım insanların gözlerine;keşke sen beni sevmeseydin ama ben seni sevdim işte...
Herkesin sevgililer günü olarak kutladığı on dört şubatın anlamı olmazdı o zaman,binlerce kere ölmezdim bir gecede,sokakta caddede adını her duyduğumda seni aramazdı gözlerim,ne de anlamı olurdu karşıdaki evin en üst katının;keşke sen beni sevmeseydin ama ben seni sevdim işte...
Uzaktan uzağa tertemiz bir sevdam olurdu,yalansız el değmemiş,uğruna şiirler yazıp adına akrostişler yapardım,önce bir kalp çizip içine başharflerimizi yazar sonra o kağıdı sen gibi basardım bağrıma,belki yıllarca yaşardım platonik,özleyerek değil düşünerek;keşke sen beni sevmeseydin ama ben seni sevdim işte...
Gök gürlediğinde içime düşmezdi şimşeğin fotoğraf çeken görüntüsü ve toplanmazdı kara kara kümülüsler yüreğime,humus kokardı topraklarım el değmemişçesine,ne de çekerdim üşüyen ciğerlerime bir duman;keşke sen beni sevmeseydin ama ben seni sevdim,kendimi kendime muhtaç edecek kadar çok sevdim işte...

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön