MÜEBBET SEVDA OTOPİSİ
Uçurumun tam çizgisindeyim,
Bir yanım platonik bir hasret, bir yanım dipsiz boşluk.
Ceplerimde sana birikmiş intihar notları,
Gözlerimde sabahı öptüğüm o yangınların külü var...
Ben sensiz sana mahkûmum,
Sana sensiz hükümlüyüm sevgilim;
Demir parmaklıkları ruhuma örülmüş bir sürgünüm şimdi.
Felek çakmağını çaktı, ciğerim nâr-ı ateş,
Azrail çırak kaldı, ben ölümün kendisiyle usta.
Hangi neşter keser bu görünmez ilmeği?
Hangi ameliyat masasında dikilir bu darmadağın yürek?
Sevdana esirim;
Zincirlerim paslı, umudum bir mülteci çığlığı.
Bak, kışları yaktım senin için, baharı saçlarında ararken,
Gençliğimi "şimdi mi geldim aklına" sitemlerine meze ettim.
Eğer dönmeyeceksen, eğer bu ses vermezlik sürecekse;
Geceler azalmasın, varsın dertler hiç bitmesin.
Çek tetiği, vur idam sehpasına tekmeyi;
Sıkışsın boynumda o en son ilmek,
Dinsin bu nefessiz eziyet!
Ya gel, tut elimi bu uçurumun kanayan eşiğinden uçur beni,
Götür o yasakların, o tuzakların olmadığı uzaklara...
Ya da "nesine yandım" deme bana;
Vücudum şehrini ateşe ver,
Gözyaşınla yu beni, toprağına kat öldür beni...
Çünkü ben senin için yaşamayı değil,
Seninle her gün milyon kere ölmeyi sevdim.
Doğuş Kılınç (Mezarlıklar Şairi)








