Pompalı Tüfek (Duvarlar)
Yere çökmüş, karanlıkta kalan otların üstünde; pompalı tüfek elinde, boşluğa bakan gözleriyle sıkıştırılmış duvarların arasında oturmaktaydı.
Mekan kendini sıkıştırırken zaman zamanda açılmaktaydı. Raylı sisteme kurulmuş gibiydi duvarlar.
Geriye doğru çekildiğinde dört duvar bir birinden ayrılıp koca bir ovanın ortasında içi güneş alan yeşillikleriyle çayırlar çimenler içinde kalan bir mekandı bu mekan. Sonra tekrar duvarlar harekete geçip ayrı uçlardan gittikçe birbirine yaklaşıp, birleşip kapandığında karanlıkta kalan bir kafese dönüşüyordu kendini de içinde barındıran.
Duvarın kapanışını seyre koyuldu elinde pompalı tüfek çayırların çimenlerin otların üstünde; çökmüş bekliyordu kapanışını duvarların.
Ne zaman kapandı duvarlar üstüne de kondu çatı ve ışık almaz noktaya geldi dönüşen oda şekliyle; pompalı tüfeği ağzına dayadı.
‘’Kollarım ağzıma dayadığım pompalı tüfeğin tetiğine basabilmek için rahatça uzadı. Başımı geriye atmış bir süre bekledikten sonra bir hamlede tetiğe bastım. Üstten kafamın tamamı paramparça olmuş sağa sola dağılan etlerim kemiklerim damarlarım kanlarım savrulurken ve ilk buldukları düz zemine löp, löp yapışırken en güzeli ölmemiş oluşumdu halen. Başımın üstü dağılmış şekilsiz uçları yanmış et parçalarımla içi fokur fokur sıcak kanla dolarken paramparça olmuş başımı eğip içinde biriken kanları da yere dökerken son derece rahatlamıştım.
Pompalı tüfeğin çıkardığı ses sanki beynimdeki yorgunluklar ve birikmelerle beraber havai fişeğin ışıltısı gibi rahatlatmıştı beni.
Duvarlara sağa sola yapışmış et parçalarımı ve kemik parçalarımı topladım ellerimle…
Kanları sildim bezle yıkadım bezi yine sildim yine yıkadım yine sildim.
Her tarafı temizledim.
Kafamın içinde beyin yoktu artık onu koruyan bir kemik kaplama da yoktu.
Açık tas gibi bir kafam vardı.
Biçimsiz ağzımla sorulacak olan sorulara cevap verecek bir tetikleyici merkez kalmamıştı.
Şimdi beni neresi yönetiyordu. Yüreğim mi?
Yürek düşünür, sorgular sorar mıydı? ’’
Pompalı tüfeği bir başka zamana yine başka bir gün için dolaba koyar kaldırır.
Yorulmuştur yaptığı temizlikten. Yatağa gider uzanır.
Ellerini göğüs kafesinin üstüne koyar.
Açık kalan tas kafasının az kalan kısmının görünen bir miktar ensesini yastığın üstüne yatırır.
Geriye kalan ağzının anlamsız mırıltısı bir süre daha devam ettikten sonra odadaki sessizliğin içinde hareketsiz uzanışına devam eder.
Gülten Ağrıtmış // 10 Haziran 2010
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır/81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.