..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve alçalamaz. -Hölderlin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yazarlar ve Şairler > Yûşa Irmak




22 Kasım 2021
Tolstoy’un Karısı  
Yûşa Irmak
Edebiyat tarihi bir gün bazı kadınların itibarını iade edecekse, söz konusu listenin başında Lev Tolstoy’un hayatını kararttığı söylenen Sofya Hanım yer almalıdır. Zira biz onu, Tolstoy’u ömrünün son zamanlarında evden kaçırtıp bir istasyonda acılar içinde ölüme terk eden acımasız, vahşi ve huysuz bir kadın olarak tanımıştık.


:BJ:
Edebiyat tarihi bir gün bazı kadınların itibarını iade edecekse, söz konusu listenin başında Lev Tolstoy’un hayatını kararttığı söylenen Sofya Hanım yer almalıdır. Zira biz onu, Tolstoy’u ömrünün son zamanlarında evden kaçırtıp bir istasyonda acılar içinde ölüme terk eden acımasız, vahşi ve huysuz bir kadın olarak tanımıştık.

Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil imiş… Jay Parini’nin romanından uyarlanan ve Helen Mirren’in Sofya’yı oynadığı “Son İstasyon” filmini izledikten sonra benim kanaatim değişti.

Diğer taraftan, 2012 yılında İmge kitapevinden Cemil Büyükutku imzasıyla Türkçeye çevrilen Aleksandra Popoff’un “Sofya Tolstoy” adlı eserinden öğrendiklerime göre, adeta bir cadı olarak tanıtılan Tolstoy’un karısı Sofya, aslında evli kaldıkları yaklaşık 50 yıl boyunca kendini Tolstoy’a ve onun eserine adamış bir insan olarak karşımıza çıkıyor… Öncelikle belirtmeliyim ki Sofya eşinden 17 yaş küçükmüş ve bir mektubunda; “Sadece çocukluğum ona ait değil.” diye bir söz söyleyerek aslında eşine karşı nasıl bir adanmışlık içinde olduğunu muhteşem bir şekilde özetlemiş oluyor. Sofya’nın üçü bebekken ölen 16 çocuğu olmuş. Üstelik çocuklarını da kendisi eğitmiş. Yetmemiş koca çiftliği de idare etmiş. Tolstoy’un; “Savaş ve Barış”, “Anna Karanina” gibi dev romanlarının taslaklarını günü gününe o temize çekmiş. Kocasının bütün eserlerinin tanığı, düzeltmeni ve nihayetinde yayıncısı olmuş. Tolstoy’a uygulanan sansürle bir başına mücadele edip; ölümünden sonra onun kütüphanesini kataloglayıp, eserlerin çevirilerini yaparak yaşamasını sağlamış. Kitapta buna benzer bir sürü şeyi okuyunca inanın şok oldum!.. Tolstoy’un bazı eserlerinde doğrudan karısını anlattığını hatırlayınca Sofya’nın bir cadı değil, tam anlamıyla aşkı iliklerine kadar yaşayan bir insan olduğuna inandım. Velhasıl bu eser de anladığım kadarıyla Sofya, Tolstoy’un hem cefakâr karısı, hem ilham kaynağı, hem sekreteri hem de yayıncısı olarak muhteşem bir kadın profili çiziyor. Böyleyken edebiyat tarihinin insafsız bir karartma uygulayarak onu yokluğa mahkûm edişi gerçekten affedilir bir tutum değil. Aslında içinde bulunduğu çağı ve zamanı düşününce karısının böyle sunulmasına ve Tolstoy’un ise adeta mutsuz, yalnız bir aziz gibi gösteriliyor oluşuna da şaşırmıyorum. Çünkü başka türlü “Tolstoy imgesi”ni parlatmanın mümkünü yok gibi geliyor bana…

Her ne ise, okuduğum bu biyografinin sayfalarını çevirdikçe ah çekmeden edemedim… Aslında biyografi eserlerini çok sevmiyorum. Ancak yine de kitaplığımda birçok biyografi kitabı var. Özellikle Prof. Dr. Mustafa İsen’in Kapı Yayınları’ndan çıkan, ‘Tezkireden Biyografiye’ adlı kitabını çok sevdim. Ancak gördüğüm kadarıyla bu ülkede “dört başı mâmur” sağlam bir biyografik esere rastlamak mümkün değil. İnsan üzülüyor bu duruma ama yapacak bir şey de yok. Bizim akademisyenlerin biyografi eser adı altında bir çırpıda yayınladığı ‘hayatı, şahsiyeti, eserleri’ kalıbındaki kuru ve ruhsuz kitapları bir türlü okuyamıyorum. Yani biyografi derken, Rüdiger Safranski’nin “Bir Alman Üstat Heidegger”i, Stefan Zweig’ın o benzersiz biyografileri ve özellikle Balzac’ı, Neil McKenna’ın “Oscar Wilde’ın Gizli Yaşamı”, Volodia Teitelboim’in “Senin Zamanın Pablo Neruda”sı gibi derin, coşkulu ve sürükleyici, gizemli eserlerin yazıldığı gibi eserler olsa okurum. Bakın Zweig, “30 yıldır Balzac okuyorum.” diyordu bir eserinde; “Geriye kalıcı bir şey bırakmak istiyorum, on yıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser…” Ve bıraktı değil mi? Hem de Fransız edebiyatının Napolyon’u Balzac…

Sizleri bilmiyorum ama ben bir biyografik kitap okuyorsam o eser de anlatılan kişilerin ruhuyla merhabalaşmak isterim. Yine o kişinin yaşadıklarını, eserlerinin ardındaki büyük sırrı keşfetmeyi; ailesini, çevresini, dönemini anlamak ve kavramak isterim. Ve bütün bunları, coşkuyla, lezzetli bir roman okur gibi takip edebilmek en büyük haz aldığım şeydir. İşte bu yüzden Türk edebiyatında bu tatta bir elin parmağını geçmeyecek biyografik eser ya vardır ya yoktur. Aslında birer monografi olan Tanpınar’ın ‘Yahya Kemal’i ve Orhan Okay’ın Tanpınar’ı… Yine Beşir Ayvazoğlu’nun Peyami’si, Ahmet Haşim’i, Yahya Kemal’i… Ve son yılların en iyi kitaplarından, Feyza Perinçek-Nursel Duruel’in kaleme aldığı Cemal Süreya’nın dışında ilgimi çeken başka kitaplar olmadı.

Kıymetli dostlarım, değerli akademisyen arkadaşlarım durduk yere bana gönül koymasınlar ama bizim Türk üniversitelerinden adam gibi bir biyografi eseri ve yazarı çıkmaz gibi geliyor. Çünkü biyografi, her şeyden önce sivil bir üslup istiyor.. İşte bizim akademi camiası da ne yazık ki böyle bir dilden mahrum kalmış. Bugün bana -özellikle dünyadaki muhteşem örneklerini gördükten sonra- adeta bir emir komuta zinciri içerisinde “…mıştır, …maktadır” kalıplarıyla yazılmış “doktora tezleri”ni biyografi diye okutamaz.

Evet, ne diyordum, Sofya Tolstoy! Sen gerçekten yüce bir kadın imişsin. Yani senin gibi yâr-ı sadık, çalışkan, aşık, sevgi dolu bir kadınla evlenmeyi kim istemez ki? Bulaydık biz de başımızda taç gibi gezdirirdik değil mi ya?

Ben, Sofya’nın bir kaç kez de adını kullanarak nasıl bir kötü kadın olduğunu konusu geçince arkadaşlara anlatmış ve bu hakikati bugün öğrendiğim için hem üzüldüm hem de öyle bir insan olmadığını öğrendiğim için ruhuma çöreklenen o ağırlığı bertaraf ettiğimi söylemek istedim.
Bizi affet Sofya…
İyi ki sizler gibi yüce gönüllü kadınlar var yoksa bu dünyanın kahrı mı çekilir?



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve şairler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tanpınar’ın Şark ve Garp Çıkmazı Üzerine…
Bizi Birleştirenler
Bir Cumartesi Akşamı,
Deneme Ustası Evliya Çelebi
Açık Deniz Kenarında
Kıskanmak
Aramızdaki Şeyler

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
İhtiyarlara Yer Var!
Metropol İnsanlarının Sosyal Medya Molası
Bayrama Hakkımız Var mı?
Ver Elini Gidelim
Azerbaycanlı Bir Gardaşın İstanbul İzlenimleri…
Geri Dönmemek Üzere Gitmek
Gerçek Temizlik…
Başlamadan Biten İlişkiler
Gen’ellemeler
Mihr ile Mâh

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Dudak Yarılması [Şiir]
Kehribar Gözlüm [Şiir]
Bilmiyorum [Şiir]
Med Cezir [Şiir]
Külle Yıkanır mı Sırlar? [Şiir]
Dediler [Şiir]
Yuh Olsun [Şiir]
Turnalar [Şiir]
Bıçkın Yüzünde Kehribar Gülüşü [Şiir]
Bahar Güzelim [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Yûşa Irmak, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.