"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki bu, birkaç yüz sayfa sürer." - Franz Kafka"

Gönül Kapısı

Kapı deyip geçmemek gerek. Her kapı açılmaz, her kapıdan da girilmez.

yazı resimYZ

Kapı, sıradan bir kelime değil üstelik çelik, altın kaplama, ahşap doğrama olmuş hiç biri de umrumda değil. İlgimi çeken sadece kapının önünde ve arkasındaki nefesler. Kapının zili, tutma kolu, üstündeki isimlik, önündeki paspas hayatın hikaye kısmı beni etkileyen "anlatsam roman olur" kısmı yani dokunuşlar.

Kapının önünde uzunca süre bekleyip, eli defalarca zile temas edip, basmaya cesaret edemeyenler,

Kapının anahtarını mutsuzsa, umutsuzca, çaresizce çevirenler,

Kapıya vardığında kalbi pır pır edenler,

Kapının ardında bomboş bir sessizlik olduğunu bilenler,

Çarparak çıktığı kapıya, başını çevirip tekrar iç geçirerek bakanlar...

Bir de gönül kapısı var herkesin rahatça açıp giremeyeceği; içeriden dışarısı, dışarıdan içerisi görünmeyen. Göz değil ruh merceği var içini hissedebileceğin o da duygusu olana, duygusuza her yer buzlu cam, her taraf beton.

En acısı da sevgisi kapılara sığmayan sevdiklerine bir daha kapı açamamak. Kapılar bir gün sonsuza kadar kapanır ama sen o kapıları ve ardındakileri asla unutamazsın.

KİTAP İZLERİ

Kapak Kızı

Ayfer Tunç

Ayfer Tunç’un "Kapak Kızı" Romanı: Çıplaklığın Katmanları ve Toplumsal Yüzleşme Ayfer Tunç’un ilk olarak 1992’de yayımlanan ve daha sonra "zemin aynı zemin, inşa aynı inşa"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön