..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanlığı tanımak insanları teker teker tanımaktan kolaydır. -La Rochefoucauld
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Destan > Veysel Başer




25 Eylül 2016
Çise ve Sarıkız  
Veysel Başer
Bu öyküyü birkaç edebiyat sitesine asmıştım. Çok beğenilmiş ki, "FORMİSTAN; FORUMSAL.NET ve MAİN BOARD siteler de iznimi almadan bu öyküyü kendi sitelerine koymuşlar. Adımı yazdıkları için sorun yapmadım. Öyküm, bu sitemizde de bulunsun istedim.


:DCJ:




                          ÇİSE ve SARIKIZ

     Çise, gece söylediklerini sabahın köründe eksiksiz yerine getirerek babasını hayır dualarla İzmir’e uğurladı. Terasta otururken, güneşin Kaz Dağı’na vuruşuna baktı uzun uzadıya. Dünkü yanan yer, yeşillikler arasında kara bir leke olarak belli oluyordu. Kaz Dağı o kadar yakın görünüyordu ki, atlayıp tepesine çıkası geldi. Sarıkız gibi kaz gütmek istedi. Kaz Dağı’na çıkarak Sarıkız’ın türbesini ziyaret eden bir sınıf arkadaşının anlattıklarını anımsadı…

Söylenceye göre Sarıkız, sarışın, ipek gibi saçları olan çok güzel bir kızmış. Kaz güdermiş. Günlerden bir gün bir oğlanla karşılaşmış. Oğlanın yanık bakışıyla taze yüreği pırpır edivermiş. Buluştukça birbirlerine akmış gönülleri. Özde Türk ve Müslüman oldukları halde, Alevi-Sünni ayrımcılığı tokmak gibi inmiş başlarına. İki tarafın katı yüreklileri, böyle bir sevdaya şiddetle karşı çıkmışlar. Öyle ki, Alevi bir oğlanın Sünni bir kızı sevmesi övgü ve destek görürken, Sünni bir oğlana gönül veren Sarıkız’a çok görülmüş bu hak. Üstelik, asılsız iftiralara uğramış. Savunma hakkı bile verilmeden hakkında ölüm fermanı çıkarılmış. Sarıkız’ın babası, sözde örf olan bu fermanı uygulamaya mecbur kalmış. Kazları birlikte gütme bahanesiyle kızını ormana götürmüş. Öldürüleceğini anlayan Sarıkız, “Ben sadece gönül verdim,” deyip iftiralara inanma demek istemiş babasına. Vedalaştığı kazları, kovaladığı halde yanından ayrılmamışlar. Baba, öldürmeye kıyamadığı kızını, kazlarıyla birlikte Kaz Dağı’nın üstüne götürüp yazgısıyla baş başa bırakmış. Sarıkız, dağın tepe bir yerinde her gece ateş yakmış. Gönül verdiği oğlan görüp gelsin diye. Sevdiği oğlanın aklını çıvdırdığını, alıp başını gittiğini bilmeden yakmış durmuş ateşi... Aylar ve uzun yıllar geçmiş. Sarıkız’ın yaktığı ateşi sevdiği oğlan görememiş ama, babası gördükçe sevinirmiş. Kızına yapılan haksızlığın onulmaz acısına daha fazla dayanamayıp yanına gitmiş. Sarıkız’ın kazları, Sarıkız’a yaklaştırmamışlar babayı. Sarıkız’ı ortalarına alarak bas bas bağırıp, babayı ısırmak istemişler. Sarıkız, babasının kötü niyetle gelmediğini anlamış. Kazlarını susturmuş. Kucaklaştığı babasıyla uzun süre ağlaşmışlar. O günden sonra birlikte kalıp kazları gütmüşler. Dağın düzlüğüne taşlarla geniş avlular yapmışlar. Bir gün kazlar, Edremit Körfezi’ne doğru bir beyaz bulut gibi akarak uçup gitmişler. Sarıkız çok üzülüp ağlamış. Gözyaşları yağmur gibi yağmış Kaz Dağı’na. Sırtıyla aşağıdaki ormandan odun getiren babasına kazların kaçtığını söylemiş.
     “Ben sana başka kaz bulurum ama senin gibi evlat bulamam,” demiş babası.

Kazların akşama doğru geri dönmesi, Kaz Dağı’nın bu güzel kızını çok sevindirmiş. Sonra utanmış kendinden. Babasının sözlerine sevineceği yerde, kazların gelişine sevindiği için...Sonraki günlerde sevmeye doyamadığı babasını yitirmiş. Kaz Dağı’nın en yüksek tepesine gömmüş. Tepeye, “Bundan sonra senin adın Babadağ olsun,” demiş.

Örfleri katı olsa da yüreği insan sevgisiyle yoğrulmuş Türkmenler, köye inmesi için Sarıkız’a kucak açmışlar ama o kazlarıyla birlikte Kaz Dağı’nda kalmayı yeğlemiş. “Öldüğümde beni, körfezi iyi gören bir tepeye gömün,” diye vasiyet etmiş. Gönül verdiği oğlanın kendisi gelmese bile öldüğünde ruhu gelir diye…Sarıkız’ı, kadın bir evliya gören Türkmenler, vefa borcu ötesinde dileğini yerine getirmişler. Yaşamına uygun basit bir türbe, kazlarına da taşlarla avlu yapmışlar. Körfezi çok güzel gören bu tepeye Sarıkız adını vermişler.

Sarıkız Tepesi hangisi diye Kaz Dağı’nın zirvelerine göz gezdirdi Çise. Bakışları bir tepeye takılı kalırken, Kaz Dağı’nın bu güzel kızını hayal etti. Kaz çobanı Sarıkız’la epey benzerlik gördü kendinde. Sarışın ve ipek saçlı değildi ama onun kadar güzel olduğunu sanıyordu. Söylencede anası geçmediğine göre, Sarıkız da öksüz olmalıydı. En belirgin ortak yanları, babalarıyla birlikte yaşamalarıydı. Kızlarını çok seven babalara sahip olmaları da en önemli benzerlikleriydi. Babasının da kızı uğruna tüm varlığını hiçe sayacağına inanıyordu. Kaz Dağı’ndaki babanın,
kaz çobanı güzel kızı Sarıkız için kazları hiçe saydığı gibi...

Bakışlarını Kaz Dağı’ndan ayıramıyordu Çise. Ormanların renk değişimiyle yarattığı güzelliğe bakmaya doyamıyordu. Dünyadaki ilk güzellik yarışmasının Kaz Dağı’nda yapıldığı bilgisi geldi aklına. Yarışma nerede yapılmış olabilir merakıyla Kaz Dağı’nın tepelerini ve körfeze bakan yüzünü taradı bakışlarıyla…Güzellik yarışması nasıldı diye düşünmeye başladı. Epey kafa yordu ama Paris ve altın elma dışında başka bir şey gelmedi aklına. Babasına sormaya karar verdi. Güzellik yarışması hakkında düşünceler yürüttü. Resim, heykel ve filmlerde gördüğü başları altın zeytin dallarıyla taçlı, gerdanı ve kolları açık, ince beyaz örtüler içindeki süslü kadınlar geldi gözünün önüne. O dönemlerde yaşayan kadınların daha süslü ve bakımlı oldukları kanısına vardı. Gözleri, dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı Kaz Dağı’na çevrili ve kafası eski dönemlerde iken araba gürültüsü duydu. Gelen arabanın, deniz sefası yapmak isteyen akraba kadın ve çocuklarını getiren minibüs olduğunu tahmin etti. Vücudunun bir parçası kabul ettiği aracına bindiği gibi çemberleri çevirerek terasa çıkan tekerlekli sandalye yolundan hızla indi…

**: Bu öykü, Çise adlı bir çalışmadan alıntıdır.
**: Farklı öykülerle anlatılan hatta değişik yörelerin sahiplendiği Sarıkız efsanesinin
buradaki öyküsü, Edremit’in Çamcı köyünde, yaşlı bir halk ozanın bana anlatımıdır.

Veysel Başer




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sındırgılı Emmi
Bir Tutamlık Bulut
Şövalyenin Gücü
Esma Kadın
Aslan Sadıç
Taygeldi
Karadul Örümceği
Aranan?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Şah ve Mat [Deneme]
Gelin Ağaçlar [Deneme]
Kolay Gelsin [Deneme]
Elhamdülillah Müslümanız [Eleştiri]


Veysel Başer kimdir?

Yazmak kadar eleştiri de önemlidir.

Etkilendiği Yazarlar:
Atatürk


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © Veysel Başer, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.