..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Roman yazmanın üç kuralı vardır. Ne yazık kimse bu kuralların neler olduğunu bilmiyor. -Somerset Maugham
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Unutulamayan Dönemler > Osman AKTAŞ




15 Eylül 2017
Mağdurluk Bilançosu - 10  
Sömürüde ve Mağduriyette Yeni Bir Başlangıç:

Osman AKTAŞ


Türkiye gazetesi, TGRT, İhlas Holding, Zaman Gazetesi, Jet Fadıl ve Gülen cemaati…


:EAC:
Türkiye gazetesi, TGRT, İhlas Holding, Zaman Gazetesi, Jet Fadıl ve Gülen cemaati…

Türkiye gazetesiyle başlayan ve hareketi bir furyaya dönüşen ihlas holding ve Enver Ören’in halkı soyması… Müslüman diye ortaya çıkıp, her şeyi İslam’a uygun yaptığını söyleyen bu adam, bir televizyon, bir haber ajansı, elektrikli ev aletleri ve daha birçok alanda yaptığı yatırımlarla kendisine destek verenlere faizsiz kazanç adı altında vaatlerde bulunuyor, bu işbirliğine yeni palazlanmaya başlayan gülen cemaatinin de desteğini alıyordu. Ve ihlas holdingin iflasını gösterip, binlerce din zaafına yenik düşen insanların paralarının üstüne yatıyordu. Bu paralar nereye mi gidiyordu? Ya dış bankalara, ya etrafında yalakalık yapıp kendisini küçük küçük şımartan, sanatçı olduğu söylenen kişilere sanatsever olarak katkıda bulunuyordu.

İşsiz güçsüz insanlara çok az paralar vererek ya gazetelerini sattırıyorlar, ya kapı kapı dolaştırarak elektrikli ev aletlerini. Bu garibanlar da cennetten yer kapmak için canla başla, karın tokluğuna çalışıyorlardı. Ne dümen, ama…

Ve Jet Fadıl adıyla yurtiçi ve yurtdışı dolandırıcıyla şöhret kazanan garip varlık… İşte Türkiye böyle bir yerdi ve hâlâ böyle bir yer… 1800’lü yılların Amerika’sı (hâlâ da öyle ya)… Fırsatlar ülkesi… Kişi kendisine Müslüman desin yeter. Artık o bulunmaz bir nimet, vazgeçilmez bir umuda dönüşüyor. Halkın elinde ne var ne yoksa almıyor, halk elinde ne var ne yoksa ona veriyor. Ne için? İşte bu meçhul; veren için Allah rızası, verilen için kendi rızası, dışarıdan bakan içinse hem algı yanılgısı, hem de aptallık… Ama bunu bu gönülden Müslüman sever, ama Müslümanlığı ne yaşayan, ne de bilen bir garip topluluk… Acısan bir türlü, kızsan başka türlü… Düşündüklerin, söylediklerin hiçbir işe yaramıyor.

Enver Ören ne zaman ekrana çıksa Gülen gibi ağlama nöbetine giriyor. Son derece mağdur, tıpkı Jet Fadıl gibi…

Yeni yeni palazlanmaya Özal ile başlayan Gülen’in hedefinde üniversite öğrencileri vardı. Yeni gelen her öğrencinin bir yerinden yakalayıp cemaatlerine bağlamaya çabalayan abiler. Bana gelmediler. Ben de “makrume” adını verdikleri şu etli pilavlarından yiyemedim. Bu kıskançlık yüzünden olsa gerek bu adamları bir türlü sevemedim. Neden mi bana gelmediler? 1990’da bir grup arkadaşla oturup, yurt sorunlarını konuşurken, bir ara gayet samimi davranıp, hemşerim olmasını da dikkate alarak “Hoca Efendi(!)”ye Fetoş deme gafletinde bulundum. O gün bu gün yıldızlarımız barışmadı bu cemaatle. Her fırsatta önüme taş koymaktan çekinmediler. Ben de öğle umursadım ki bu durumu, kendimle yaratılma sebebim arasındaki kırılganlıktan neredeyse şuurumu kaybediyordum.

Cemaate girenler nelere sahip oldular? Türlü makamlara… Hatta ben çok iyi hatırlıyorum; 28 Şubat kararlarını müteakip, bu Hoca Efendi(!) Ne olursa olsun kimliğinizi gizleyin. Gerekirse başınızı açın, namaz kılmayın, oruç tutmayın, ta ki herkes belirlenen hedeflere ve makamlara gelinceye kadar. Ne güzel bir nasihat, tavsiye ya da emir…

Ve bu adamlar Özal’la, çillerle, üçlü koalisyon döneminde Sayın Ecevit’in gözdesi Hüsamettin Özkan’la hayli makamlar işgal ettiler. Mesut Yılmaz kendisi ve yakınlarına rant sağlayıp, geleceğini sağlama almak için fırsatları değerlendirmeye çalışırken Fetoş’la işbirliğini başkalarına kaptırmıştı. Ama kendisine yetecek kadar bir birikim sağladığı için müteessir olmuyordu. Nasıl olsa her zaman olduğu gibi “Yüce Divan” denilen yerde benzer üretkenlik gösteren vatanseverlerle birbirlerini aklamaları kolay ve yapılan bir şeydi.

Bu arada bugün siyaset yapanların önemli bir kısmı da o günlerde el etek öpme sevdasıyla yanıp tutuşuyor, bu hizmet adamını (!) öve öve bitiremiyorlardı. Daha sonraları bu cevherler ak partinin büyük sevdasından güç alarak Fetoş aleyhinde her laf söyleyeni vatan haini ilan etmeyi vatana hizmet saymaya başlayacaklardı. Bu konuya değinileceğinden sözü uzatmak istemiyorum.

Dev bir ahtapot gibi dünyanın her yerine kolları ulaşan bu cemaatin açtığı okullar, kurumlar, vakıfların finans kaynaklarının nereden ve nasıl temin edildiğini sorgulamak kimsenin aklına gelmiyordu. Hatta “Türkçe Olimpiyatları” adı altında düzenledikleri bu milli hizmet(!) devlet desteğine mazhar oluyor ve devlet erkânı da bu hizmetleri katılımlarıyla şereflendiriyorlardı.

Elbette şu pis Kemalistlerdense, cemaate sırt dayamak daha bir huzur veriyordu günün Müslümanlarına. Çünkü kendilerini mağdur eden Kemalistleri mağdur edebilecek yegâne güç bu cemaat olarak algılanıyordu.

Bunlar günün kurtarıcı mağdurları olarak tarihte yerlerini alacakları düşünülüyordu Fetoş ve yandaşlarının. Haydi bakalım sabah ola hayrola.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın unutulamayan dönemler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Mağdurluk Bilançosu - 1
Mağdurluk Bilançosu - 8
Mağdurluk Bilançosu - 6
Mağdurluk Bilançosu - 3
Mağdurluk Bilançosu - 5
Mağdurluk Bilançosu - 7
Mağdurluk Bilançosu - 4
Mağdurluk Bilançosu - 2
Mağdurluk Bilançosu - 9

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Milli Eğitimin Yeni Müfredatına Dair
Meb Ü Kesk Arasındaki Sıra Dışı İlişkiler
Yaşadığımız Masal
Emeli/kan ve Ocağına İncir (Lik) Dikilenler
Kırkı Kırpan Anlayış
Türkiye’nin Çehresini Değiştirmesi Beklenen Lider: Recep Tayyip Erdoğan…
Edebiyat Hayat Memat Üzerine I
Tek İlkeli Ülke Ya da Türkiye
Siyasi Yorumda Basireti Bağlanan Köşe Yazar (Lar) I (Ve) Mustafa Albayrak
Edebiyat Hayat Memat Üzerine II

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Beytü'l Girdap [Şiir]
Hüzün [Şiir]
Ehl-i Beyt Aşkından [Şiir]
Pastorize Yıllar [Şiir]
Ha (Ya) Lime Tüten Gece [Şiir]
Bakış Açısı [Şiir]
Bir Veda Partisinde Veda Hutbesi [Şiir]
K. D. V [Şiir]
Bir Kızı Sevmekle Ülserim Azar [Şiir]
Yalnızlık [Şiir]


Osman AKTAŞ kimdir?

1965 Erzurum doğumluyum. Gazi üniversitesi T. D. E mezunuyum. Sırasıyla Van, Bartın, Antalya,Bursa, ankara Bodrum'da öğretmen olarak görev yaptım. halen Kocaeli'nde görev yapıyorum. 30 yıldır şiirle uğraşıyorum. Şiir,öykü ve eleştiri yazıları yazıyorum. Kitaplarım: ayArsız, Uludağ yayınları, 2007 (şiirler) bermudayı tek geçmek Cinius Yayınları 2016 (şiirler) asimilat(ör) Cinius Yayınları 2017 (politik denemeler), (D)oku(n)muştuk Cinius Yayınları 2017 (Kitap tanıtım ve eleştirileri)

Etkilendiği Yazarlar:
Can Yücel,Cemal Süreya,Attila İlhan,İsmet Özel,Ataol Behramoğlu,Ahmet Telli,Murathan Mungan,Edip Cansever,Oktay Rifat,Paplo Neruda,Bertol Briechk,Mayakosky,Yuhannis Ritsos,Nazım Hikmet Ran,La Martin,Arthur Rimbaut,Tagore,Octovia Paz


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Osman AKTAŞ, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.