..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Edebiyat yaşamın öncüsüdür, onu öykünmez, ona istediği biçimi verir. -Oscar Wilde
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Sanat ve Sanatçılar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Cehalet
Ömer Kandurol
Şiir > Toplumcu

Tatlıdır başı Bilemezsin ne olduğunu Sandığın şey değildir gerçek Ama sanırsın gerçek Bir hastalıktır kendisi Girdi mi bir bireye Tüm toplum çöker elbette Bir zeki çıkmadığı sürece Önemli olan bilmek değil sonsuz döngüde Zaten nedir bilgi, bilmemektir Ama sen bildiğini sanırsan gerçek Yanlış ise vay haline Tutturma bilginde Hiç bir şey kesin değildir işte Belleğin şaşar Çıkarsın yalancı işte Acıdır devamı gittikçe Çürüt

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > İnceleme > Sanat ve Sanatçılar
  "48 Saat" Üzerine  (Hakan Yozcu)

Romanda, hasta bir katilin kurbanlarını kaçırdıktan sonra onunla yakından ilgisi olan bir kişiye telefon açarak "Bu kadını neden kaçırdığımı kırk sekiz saat içerisinde bulabilirsen kadın yaşar. Eğer bulamazsan, ölür." şeklinde haber vermesiyle başlayan cinayetlere yer verilir. Tabii, polise haber verildiği anda kadının anında öldürüleceği ve bunun sorumlusunun da o kişinin olacağını belirtir. İnandırıcı olması için de o kişiye kurbanı ile ilgili bir hediye gönderir. Bu, ya onun kesilmiş bir parmağıdır; ya da onunla ilgili olan bir nesnedir.
 Çakırcalı Efe Üzerine  (Hakan Yozcu)

Çakırcalı Mehmet Efe de bunlardan biridir. Küçük yaşta babasının öldürülmesi, babasının intikamının alınması için toplumun ona yaptığı baskılar ve babasını öldüren zaptiye çavuşunun ondan çekinmesiyle ona çeşitli iftiralar atıp hapse girmesi için çaba harcaması üzerine hapiste yatıp delil yetersizliğinden çıkması sonucunda dağlara çıkıp eşkıya olması anlatılıyor.
 Aydın ve Politikacıların Savaşı Neden Bitmez?  (Yûşa Irmak)

Birkaç gündür çoğunuzun bildiği meşhur filozof Sokrates’in döneminde kendisini suçlayanlara karşı yapmış olduğu meşhur savunmasını okudum. Bu okumaları öylesine değil kendi dönemini, içinde bulunduğu ruh halini, karşısındaki muhataplarını kafamda canlandırarak gerçekleştirdim…
 1930’ Lu Yıllarda Musıkimize Yönelik Tasfiye ve Ayar Sonrası Aralanan Kapı İle Tanışıp Dost Olduğumuz Arap Musıkisi ve Arap Filmleri Maceramız  (Salih Zeki Çavdaroğlu)

1930’ lu Yıllarda Musıkimize Yönelik Tasfiye ve Ayar Sonrası Aralanan Kapı İle Tanışıp Dost Olduğumuz Arap Musıkisi ve Arap Filmleri Maceramız
 Osmanlı Mûsıkîsinin İpi Çekiliyor  (Salih Zeki Çavdaroğlu)

1920' li yıllarda Uygulanması plânlanan Mûsıkî İnkılâbı hakkında bir inceleme
 Barış Manço'yu Anarken  (Cafer ŞAHİN)

Çocukken önüne serdiği bir haritada, minnacık parmaklarıyla işaret ettiği yerleri umduğundan fazlasıyla gezip gören ve tanıtımını en güzel şekilde yapan şanslı insanlardan biri, modern bir Evliya Çelebi idi, Barış Manço.
 Bir ‘uç Beyi’ : Münir Nureddin Bey  (Salih Zeki Çavdaroğlu)

Türk Mûsıkisi Bestekâr ve solisti Münir Nureddin Selçuk Hakkında...
 Lâle Devri’ Nin Önemli Bestekârları  (Salih Zeki Çavdaroğlu)

Osmanlı dönemi geleneksel mûsıkîmizin başta TANBURÎ MUTAFA ÇAVUŞ olmak üzere diğer bestekarlarının incelendiği bir yazı...
 Necip Fâzıl - Nâzım Hikmet  (Salih Zeki Çavdaroğlu)

Necip Fâzıl Kısakürek ile Nâzım Hikmet Ran arasında yaşananlar ve takipçileri...
10 
 Makale  (LOKMAN ZOR)

Türk Tiyatrosu'nun İlk Oyunu Kabul Edilen "Şair Evlenmesi" ile İlgili Bir Makale
11 
 'Kafkas Tebeşir Dairesi'nin Sebeb-i Hikmeti... ''  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

'Ay bu fakirler çok aç, çoook yazık.' Sesine acıma duygusunu adeta 'acısso' tadında yükleyen 'beyaz leydi' bir yandan salıncakta sallanırken bir yandan da tavuklarını, yani fakirleri besliyor. 'Gel bili bili, gel bili bili, gel bili bili…(Sonra kadının çıngıraklı şuh kahkahası duyuluyor, tıpkı aptal liseli kızlar gibi sürekli gülüyor...) 'Ayyyyyy, burası çok eğlenceli canıııııım'. Çekirdekleri kapmak için eğilip koşuşturan, eşelenen, birbirleriyle itişen insanlara bakarak, yüzünde belirgin bir tiksinti duygusuyla, sanki biraz önce tavuklarını besleyen o değilmiş gibi, yanındaki adamlara dönerek emir vermekten de geri kalmıyor.'Ah, bu arada, şehrin kenarlarındaki sefil barakalar yıkılacak ona göre'. Sanki hiçbir şey olmamış gibi ılgın ılgın salıncakta sallanmaya devam eden Natella Abaşvili hazretleri. Yani, saygıdeğer valimizin kıymetli eşleri.
12 
 Ödemişli Güzide Bestekar Kasım İnaltekin (*)  (ömer akşahan)

Bir konser vesilesi ile Ödemiş'e gelen Münir Nureddin Selçuk, bestecinin yaşamında bir dönüm noktası oluşturur.
13 
 Edebiyatın Güzel Sanatlar İçindeki Yeri  (Serhat Demiroğlu)

Ne kadar güzellik endişesiyle yapılmış olursa olsun örneğin Dolmabahçe Sarayı nihayetinde padişah ve yakınlarının yaşaması , soğuktan ve saldırıdan korunması için yapılmış bir “ev”dir. Bütün mükemmeliyetine rağmen Süleymaniye Camii nihayetinde bir ibadethanedir. Edebiyata baktığımızda ise , ne kadar fayda endişesi taşırsa taşısın hiçbir şiir aç bir çocuğun karnını doyuracak güçte değildir.
14 
 Uluslarararası İzmir Festivali 20. Yaşını Kutluyor.  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Bu yıl 20.si düzenlenen Uluslararası İzmir Festivali, 12 Haziran – 20 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV)’in son 20 yıldır büyük bir başarıyla yürüttüğü festival kapsamında bu yıl görkemli bir kutlamayla sanat severlerin karşısına çıkıyor. Beş ayrı festival mekanında 645 sanatçıyı festival izleyicisiyle buluşturacak olan Uluslar arası İzmir festivali bire ilke daha imza atarak ilk defa bu yıl üç aylık bir zaman dilimine yayılıyor.
15 
 Anton Çehov'dan Arthur Miller'a, Modern Zamanlarda Düşlerin  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Gri takımlarıyla, zarif insanlarla donatılmış resimde, ‘punctum’ noktası gibi duran aykırı Japon’a alıcı gözle bir daha baktı. Birden, onun Willy Loman’ın aksine, ortamın kurallarını zorladığını sezinledi. Uygunsuz kıyafeti ve tavr
16 
 Ahmet Adnan Saygun"un Mirasını Taşıyan Onurlu Bir Sanatçı : Rengim Gökmen  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Yurtdışından döndüğümde, Ahmet Adnan Saygun, İstanbul’da AKM’de verilen ilk konserime gelmişti. Konserin sonunda, Ahmet Adnan Saygun’u tanımayan görevliler kendisini yukarı bırakmamış ve hocam içeri girememişti ve o yaşta büyük besteci kapıda beni beklemiş. Ahmet Adnan Saygun o gün bana şunları söyledi. “Atatürk, bunu bana 1936 yılında söylemişti. Şimdi de ben sana söylüyorum. Bu ülkede çok büyük işler başaracaksın sen oğlum” dedi ve bana sarıldı. Ahmet Adnan Saygun’un bana söylediği bu söz, yaşantımda aldığım en büyük madalyadır.”
17 
 Vefatının 21. Senesinde Mûsıkîmizde Bir Ekol, İcrâ ve Üslûp Âbidesi: Bekir Sıdkı Sezgin  (Salih Zeki Çavdaroğlu)

Gelneksel Mûsıkimizin önemli sanatçısı Bekir Sıdkı Sezgin hakkında bir yazı.
18 
 İlhan Berk"in Şiirleri ve Sait Faik"in Öykülerini Gravürde Eriten Adam: Fatih Mika  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

‘‘Sinarit Baba’ öyküsünde balıkçılar vardır. Bir kayanın olduğu yere demir atarlar ve Sait Faik onlara denizin altındaki Sinarit Baba’nın hikayesini anlatır. ‘Sinarit Baba’ artık çok yaşlanmıştır ve ölmek istemektedir. Sinarit Baba, ‘öyle bir balıkçının elinde öleyim ki hem bu ölüm anlamlı olsun, hem de bu balıkçı beni hak etmiş olsun’ der. Tek tek bütün balıkçıların zokalarını koklar, kusurlarını bulur, kendisini yakalamayı hak etmedikleri kanısına varır. Birdenbire, bu balıkçılardan bir tanesini gözü tutar. Onun iyi taraflarını görür. Ve o balıkçının zokasını bilerek yutar. Ve zokayı yutar yutmaz anlar ki bu adam da aslında onu hak etmemiştir. Çünkü balıkçının olumlu gibi gözükmesinin nedeni daha önce hiç ciddi bir sınavdan geçmemiş olmasındandır. Ben, ‘Sinarit Baba’ gravürünü deniz altındaki mağaralarda deniz dibinde yaşayan ‘Sinarit Baba’nın görsel, estetik değerlerini ortaya çıkarmak için yaptım.”
19 
 Âşık Osman Akçay İle Tanıştık  (Hakan Yozcu)

Dışarı masa hazırlamıştı. Bizleri, hanımıyla birlikte güler yüzleriyle kapıda karşıladılar. Çok geçmeden bir araç geldi. Araçtan iki kişi indi. Gelenlerden biri Ardahan Köyü’nden Yalçın’ın çok samimi arkadaşıydı. Yanında ise mahcup, sessiz, sakin ve efendi bir kişi vardı. Elinde kılıfa girmiş bir müzik aleti vardı. Bu da gecenin sürpriziydi. Bu sessiz ve sakin adam Adana Fekeli Aşık Osman Akçay’dan başkası değildi. Ozanlık geleneğinin Türkiye’deki son dönemde yetişen usta aşıklardan biriydi Aşık Osman Akçay.
20 
 Öykü Yazıyoruz  (Duru Karal)

Bir gün, Yahya Kemal kaldığı Park Otelin lobisinde hayranlarıyla söyleşiyormuş. Şair adaylarına başlıktaki sorusunu sormuş : Beyler,

1 2 3 4 5 6 7 8 9  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Necip Fâzıl - Nâzım Hikmet
Salih Zeki Çavdaroğlu
İnceleme > Sanat ve Sanatçılar
"48 Saat" Üzerine
Hakan Yozcu
İnceleme > Sanat ve Sanatçılar
Çakırcalı Efe Üzerine
Hakan Yozcu
İnceleme > Sanat ve Sanatçılar
Barış Manço'yu Anarken
Cafer ŞAHİN
İnceleme > Sanat ve Sanatçılar
Nuray Hafiftaş'ı Kaybettik
Ömer Faruk Hüsmüllü
İnceleme > Sanat ve Sanatçılar
Âşık Osman Akçay İle Tanıştık
Hakan Yozcu
İnceleme > Sanat ve Sanatçılar
Aykırı Oyuncular Topluluğu
Hakan Yozcu
İnceleme > Sanat ve Sanatçılar

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.