..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı." -Mevlana
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > Cahit KILIÇ




13 Şubat 2021
Bireysel ve Toplumsal Cehalet!  
Cahit KILIÇ
Tarihte birçok filozof, bütün kötülüklerin anasının cehalet olduğunun altını çiziyorlar. Ferdî cehalet, kişinin kendisini ve yakın çevresini felâkete sürükler. Toplumsal cehalet ise askerî savaşlara, yıkımlara ve on binlerin ölümüne sebep olur.


:FI:
Toplumsal alanı, aynı zamanda bir sivil savaş alanı kabul edersek, bu alanda cahillerle yapılan savaşı bilgeler kaybederler. Yani kural budur ve tarih bunun örnekleriyle doludur. Yoksa M.Ö. ve M.S. olarak toplam 8 bin yıldan sonra, neden hâlâ cehaletle savaş devam ediyor. Dünyanın birçok bölgesini yıkıma uğratan askerî savaşlar da cehaletin sonucu değil mi?

Tarihte birçok filozof, bütün kötülüklerin anasının cehalet olduğunun altını çiziyorlar. Ferdî cehalet, kişinin kendisini ve yakın çevresini felâkete sürükler. Toplumsal cehalet ise askerî savaşlara, yıkımlara ve on binlerin ölümüne sebep olur. Bunları söylerken elbette ki mübalağa etmiyorum. Tarih-i kadimden beri bu böyle değil mi?!

Sokrates “Cahil insan kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir” diyor.
Diyor ama bunu bir filozof gözüyle görerek söylüyor. Cehalete boğulmuş bir toplum böyle bir teşhisi nasıl koyacak veya hangi bilgi birikimiyle algılayacak?!

“Sadece bir iyi vardır: Bilgi… Ve sadece bir kötü vardır: Cehalet…” Bunu kavrayabilmek için bile bir toplumun kendisini aşması gerekmez mi?
“Tek bildiğim; hiçbir şey bilmediğimdir…” O çaptaki (yaklaşık 2500 yıldır akıllara hükmettiğine göre, elbette ki çapı büyüktür) bir filozof bunu diyebiliyor ama başından aşağı cehaletin balçığı akan nice çapsızlar, bizi, bugünlerdeki hâl-i pürmelâlimize maruz koyanlar değil midir?
***
Cehaletin, adalet duygusu yoktur. Haklı ile haksız onun için aynı zaviyededir. Onun terazisinin kefesini sadece menfaat doldurur. O kefenin dolması için gerektiğinde kan da su yerine akabilir. Menfaat ve makam, mevki onun için her şeyin üstündedir. Düşününüz ki, cahil bir harisin mal, mülk, makam ve mevki düşkünlüğü nice mazlumların ayaklar altında karınca gibi ezilmesi anlamına gelmektedir. Ve bu harisler ölümü asla akıllarına getirmezler…
İslâm filozofu İbn-i Haldun, “Halk, yalnızca adaletle korunabilen kullardır” diyor. Yukarıda örneğini verdiğimiz bir kişi veya çoğula teşmil edersek bir toplum, hem cahil hem de haris olursa adaleti nasıl tesis edecek?! Kendi egosuna boğulmuşlar, halkı nasıl düşünecekler?!
***
Dehan-ı kebirinden cehalet salyaları saçan biri, İbn-i Rüşd’ün “Kimseden daha iyi olmadığınızı anlayacak kadar mütevazı, herkesten farklı olduğunuzu kavrayacak kadar bilge olun” tespitini nasıl kavrayacak ki, olmayan bir bilgeliğini etrafına yansıtsın.
Asırlar önce yaşayan filozofların tespitleri, Tolstoy’un deyimiyle “Bugünümüzde de” güncelliğini koruyorsa, bin yıllık evrimin cehaleti yenmediğini, her şeye rağmen yenemediğini göstermiyor mu?!

O Tolstoy ki, 120 yıl önce Rus Çarı ikinci Nikoloy’a yazdığı mektubu(*), sanki bugün demir yumrukla devlet yöneten otokratlara yazmış gibi çıkıyor karşımıza. Bir asırdan fazla bir zaman öncesinde yaşananlarla; bunca evrime rağmen bugün yaşananların arasında zerrece fark yok!
***
Asırların birer ikişer devrilmesi ve toplumsal eğitimin gittikçe artması, henüz bireysel ve toplumsal cehaleti ne yazık ki yok etmiş değil. Yer kürenin belirli bölgelerinde, daha açık söyleyelim; bugün Batı diye ayrıştırdığımız coğrafya da “cehaletin kısmen yenildiği ve toplumsal barış ile toplumsal adaletin tesis edildiği” görülmekte olsa da; Doğu veya Şark olarak nitelediğimiz coğrafi kesimde ise “cehlin karanlığı” bila-fasıla devam etmektedir.

Öyle ki, bugün bazı yerlerde adaletin tesis edilebilmesi için; yüz binlerce insan, mahkemeler karşısında Sokrates’in 25 asır önce yaptığı “Atina Savunması”na benzer savunmalar yapmak zorundadırlar…
Maatteessüf bizim ülkemiz de bu durumdan soyut değildir…

(*): Tarafımca Türkçeye çevrilen “Lev Tolstoy – Makaleler ve Mektuplar” – Akıl Fikir Yayınları



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sözün Özü!..
Sapkınlığa Bir Bakış!..
Hasta Şark!..
Seyyid M. Hüseyin Fadlallah Hakk"a Kavuştu

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Güney Kafkasya’daki Kazanda Türkiye Kaynatılmak İsteniyor!..
Başı Dik Adamın Ölümü!
Hukuk ve Adalet!..
Fikir Vadisinin Çölleşmesi!
Her Devrin Putperestleri Var!
Manzarayı Umumiyeden Kesitler!
"Bayramız Olsun da Mübarek!"
Girânserliğe Devam!..
Hamakat!
Zor Zamanlar!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Haccac-ı Fırat [Şiir]
Aklıma Şaşıyorum! [Şiir]
Sürgünler Şehri [Şiir]
Kimdir Gelen! [Şiir]
Son Arzu… [Şiir]
Derkenar [Şiir]
Adamım! [Şiir]
Uzaklar [Şiir]
Kars Eli [Şiir]
Derdimend! [Şiir]


Cahit KILIÇ kimdir?

‎"Kalem erbâbı olmak sadece ona buna çatmak değil, zaman zaman da hayatın küncüne kelimelerden çenet taşı koyabilmektir!. . " (Cahit Kılıç)

Etkilendiği Yazarlar:
Divan şairleri, divan şiiri. Ve elbette ki XX. yüz yıl şairlerimiz.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Cahit KILIÇ, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.