Gerçekten yazmak için iyi bir okur olmak lazım. Ne tür yazılara merakınız var ise o eserlerin en iyilerini okumanız gereklidir. Hatta bu eserleri okurken amatör bir eleştirmen olarak bazı notlar bile alabilirsiniz. Konu seçmek çok zor bir aşamadır. Öyle ki bu aşamada yazmaktan vaz geçenlerin sayısı hiç de az değildir. Eğer bu aşamayı geçebildiyseniz hemen bir taslak oluşturemanız gerekir. Bu taslak konunun giriş gelişme ve sonuç kısımlarını oluşturması gerekir. Ayrıca projenizde ilerleme oldukça bazı araştırmalar yapmanız gereke bilir. Bu çalışmalarınız sonuç bölümünde konuyu bağlayacağınız final için de gereklidir. Ayrıca konu geliştikçe çeşitli değişiklikler de yapmanız mümkündür. Çünkü kaleminizin özgürlüğü sizin elinizdedir. İstediğiniz yönde hareket edebilirsiniz. Fakat "okuyucunun ilgisi her zaman aktif olmalı" kuralını hiç bir zaman unutmayın. Geriye sabır ve hayal gücünüzün prformansı kalıyor. Haydi kolay gelsin...
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
www.literatureandlatte.com - Bu sitede Scrivener adında bir program bulabilirsiniz. Sadece roman ya da senaryo yazarları için tasarlanmış harika bir programdır. Ne yazık ki sadece Mac kullanıcıları yararlanabiliyor.
Yabancı dil bilmeden yazar olmak mümkün mü? Dünyadaki kaynakların ve dünya edebiyatının sadece küçük bir kısmı Türkçe'de bulunuyor. Yazarlıkla ilgili en önemli kaynaklar çoğunlukla İngilizce'de bulunuyor. Bunlara ulaşmadan yazar olunabilir mi? Yabancı dil bilmeyen yazarlar kimlerdi? Bu özellikleri onlara bir şeyler kaybettirdi mi?
benimsenmiş olan fikir ve uygulanışı gerçekten mutluluk verici...
girişte ön plana çıkmış olan yapıtların zengin " hoşgeldin " i tebessüm sardı dudaklarıma...
eminim ki anasayfay açıldığı anda başlıkların yoğunluğu ve içeriğin zenginliği kişiyi okumaya itiyor " benim gibi okuma özürlüyü bile " :)
teşekkür ederim verdiğiniz uğraşlar için...
eyvallah...
Gerçekten de roman yazmak sabır işi. İlk romanını yakın zamanda tamamlamış biri olarak sıcağı sıcağına söyleyebilirim bunu.
2-3 ay kadar kurgusunu oluşturduktan ve yaklaşık 1 ay da gerekli araştırmaları yaptıktan sonra 1 sene kadar yazımı sürdü çalışmamın. Ucu belirsiz, belki de amatörce bir heves olarak kalabilecek bir çalışmaya bunca zamanı ve emeği verebilmek için öncelikle yazma tutkusunun içinize kaçması gerek.
Bazen rüyalarıma bile girdi de oradan esinlenerek bölümler yazdım inanın. Evde, işte, arabada, her yerde aklınızda devamlı o var. Bence gerekli de zaten, kurgudaki ipin ucunu kaçırmamak için. Hiç kimse "burası alakasız ya da gereksiz olmuş" diyememeli.
Kimi günler vakit ayırabilmek için sabahın 6'sında kalktığımı, evden çıkış saatime kadar çalıştığımı, hafta sonlarını eve kapanarak geçirdiğimi söylemeden geçemeyeceğim.
Eninde sonunda bittiğinde hissettiğim keyfi anlatmaya sayfalar yetmez.
Sonrasında doğal olarak herkesle paylaşmak istiyor insan bu emeğini. O noktaya yeni gelmiş biri olarak ahkam kesemeyeceğim, ama bu yola benden önce çıkmış amatörlerden aldığım duyumlar hiç de iç açıcı değil. Yayın evlerinin duyarsızlığından yakınıyor herkes. Bakalım göreceğiz. Her ne olursa olsun ben aklımdakini yazdım ya, o keyif de bana yeter!
Olumlu, olumsuz görüşlerinizi bekliyoruz. Henüz çalışmalar tamamlanmadı ama yeni anasayfanın şekli anahatlarıyla ortaya çıkmış oldu. Sanırım bu sayede yeni çıkan yazıların yeterince öne çıkmaması sorununu temelden çözmüş olduk. Şu ana dek ibrenin her iki ucundan tepkiler aldık. Şaşkınlıkla karışık olumsuz ve şaşkınlıkla karışık olumlu. Şaşkınlığın ortak nokta olması, işin doğrusu, hoşumuza gitti. Ortaya farklı bir şeyin çıktığını ve İzEdebiyat'ın "standart" bir web sayfası olmaktan uzaklaştığını gösteriyor.
Şairlerimiz kızmasın, şiirleri düz yazılarla aynı yapı içinde göstermenin bir yolu yoktu. İçeriği gösteremedik ama zemin rengini farklı tuttuk. Vista ve benzeri "yeni nesil" programlarla uyumlu olsun diye de düz zeminleri biraz cilalamış olduk.
Vakit bulabilirsek değişim rüzgarını devam ettireceğiz.
İçtenlikle,
Diren
NOT. M. Doğan'ın ortaya attığı romancılık tartışmasını bu vesileyle öldürmüş olmayalım. Açtığı konu, İzEdebiyat'ın rujundan daha önemli.
Merhaba herkes,
Bildiğiniz gibi son aylarda sitede aksamalar ve açılmamalar başladı. Bunun nedeni Suncularımızın sürekli bir göç halinde olmasından kaynaklanıyordu. En iyi/hızhı/hesaplı servis sağlayıcısını bulmak kolay değil.
Şu anda çoğu sistem eski haline döndü, ama ufak aksaklıkların bir süre daha devam etmesi olası.
Belki işlerimizin yoğunlu çok olmaz ve AnaSayfa’da başladığımız yenilemeyi diğer sayfalara da aktarabiliriz.
Teşekkürler
Romanının tutup tutmayacağı tartışılıyor burada. Ben konuyu biraz saptırarak, "roman nasıl yazılır"a ve "iyi roman nedir"e getirmek istiyorum. Lakin güzel bir romanın, satsa da satmasa da, değeri ortadadır. Bence hakiki romancıların kafa yormaları gereken konu budur.
Aklımda daha birçok soru ve görüş alışverişinde bulunma ihtiyacı duyduğum konu var... Bu konularla ilgilenenler çıkarsa, burada tüm roman yazarlarını kendine mıknatıs gibi çekecek, her tür deneyimin ve birikimin paylaşıldığı, güzel bir tartışma ortamı yaratabileceğimize inanıyorum.
Roman yazarlığı teknik ve disiplin zorunluluğu açısından diğer tüm türlerden farklı bir yerde durur. Önce disiplin kısmına değineyim. Küçümsemek gibi bir gayem yok; lakin bir şiir, bir oturuşta yazılıp bitirilebilir. Ortaya bir şaheser çıkabilir, ama çoğu kez milyonlarca gündelik şiirden oluşan bir şiir deryasında yitip gidir... Bir romanın ise bitirilmesi bile başlı başına bir başarıdır.
Bir öykü, biraz daha uzun vadeli çalışmayı gerektirse bile, aynı şekilde uzun soluklu bir macera olmaz çoğu kez. Çehov gibi büyük öykücüler, öykücülüğü "yeniden yarattıkları" için büyüktürler. Yani öykücülük sanatına, "hadi şunun öyküsünü yazayım" demeyip, "öykücülük nedir?" sorusuna kafa yordukları için.
Roman yazarlığı bunların ikisinden de ayrılır. En temelden başlamak gerekirse düzenli çalışmayı gerektirir. Bir romanın çalışmasının sürdüğü bir ya da birkaç yıl boyunca en ufak bir kafa dağınıklığına izin vermez. Vapurda, otobüste, trende, hatta tuvalette ya da yemek pişirirken bile... her yerde yazar romanıyla yaşar. Çoğunlukla yazarlar yazdıkları romanlardan geçim sağlayamadıkları için çalışmalar gece geç saatlerde ya da sabahın erken saatlerinde olur. Bu çetin bir hayat düzenidir, ve gündüz vakitlerinin "romansız" geçmesi anlamına gelmez. Gündüz, gece ya da sabah yazılacaklar kafada, bilinçaltında toparlanır, vakit bulunabilirse araştırmalar yapılır. Ben yaklaşık bir yıldır sabah saat altıda uyanıyor, saat dokuzda işe gidene kadar (neyse ki işim geç başlıyor) bilgisayar başında oturuyorum. Her gün üç saat ayrılarak bir romanın aşağı yukarı bir yıl içinde tamamlanabileceğini düşünüyorum.
İkincisi teknik... Roman, teknik bilgiler olmadan yazılamaz. Şiir "ilham" denen muğlak ve mistik güce dayanır (elbette güzel bir Türkçe bilgisine de), öykücülük deneyimleri gözlemlemeye bakar çoğu kez. Roman ise her ikisine en az diğerleri kadar ihtiyaç duymakla birlikte üçüncü ve en ufak bir muğlak tarafı olmayan bilimsel bir başka güce dayanır. Romancılık kurgu işidir. Kurgu da okura "keyfi" görünse de, asla olamaz. En başından rasyonel olmalıdır, tutarlı olmalıdır. Kurgu ilhamla gelmez, keşfedilmez, olsa olsa öğrenilir. Bunun için başka romanların incelenmesi, bu konuda gerekirse kitapların okunması gerekir. En önemlisi de bir roman yazmaya başlamadan önce ince ince tasarlanması gerekir. Sayısız roman yazmış olmama rağmen, hâlâ kurgu denen ögeye yeterince hakim olmadığımı rahatça söyleyebilirim ve bu yüzden yazdığım hiçbir şeyden memnun kalamadım bugüne kadar.
Yaratıcı yazarlık kursları mevcut. Ama ben iyi bir romancının illa "iyi bir roman eğitmeni" olabileceğini düşünmüyorum. Ne yazık ki iş, çok büyük ölçüde tekniğe dayansa da, öğrenilecek herşeyi yazar adayı kendi başına öğrenmelidir. Birkaç yüz yılı geçmeyen "romancılık" paha biçilmez bir mirasa sahiptir. Cervantes, Faulkner, Thomas Mann, Dostoyevski, Tolstoy, Steinbeck, Graham Green... İyi bir roman yazarı, iyi bir yazar olduğundan çok, iyi bir okur olmak zorundadır.
[[B]]Bunun bir tartışma ortamı olmasını diliyorum. İlk romanlarını yazan arkadaşlar, deneyimlerinizi lütfen paylaşın. "Nasıl ünlü olurum?" sorusundan uzak duralım, roman yazmak bir sanattır, önce bu sanatı başaralım, sonra pazarlama ve pazarlanma tekniklerini de konuşuruz. [[/B]]
Saygılarımla,
M. Doğan
NOT: Bu tartışmanın yürüyebilmesini içtenlikle diliyorum. Ama sanırım bazı kuralları önden koymamızda yarar var.
- Herkes birbirini duyarak yazsın yazacağını.
- Birileri bir soru sorduysa, öncelik o soruyu yanıtlamada olsun.
- [[U]]Teknik[[/U]] konusunun altını çiziyorum. Romancılığın çok önemli bir boyutu teknikustalığı gerektiriyor çünkü. Tıpkı bir müzisyenin notaları bilmesi ve aletleri tanıması gibi. O yüzden burada "edebiyat yapmayalım", roman sanatını soğukkanlılıkla ve akıllıca tartışalım.
- [[I]][[B]]Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp.[[/B]][[/I]] Hepimiz birbirimize yardımcı olabiliriz.
Düşüncenize katılmıyorum.Aslını isterseniz kendini pazarlayabilme diye bir deyim vardır.Bunu bir-iki hafta yapıp kendinizi ve burada yazdığınızı birkaç yere duyurduktan sonra acayip güzel tepkiler almaya başlıyorsunuz.Bir deneyin derim...
pirasa dogradim koydum sahana
aksama pisirir yeriz sevdigim
dunya baslik saydim zalim babana
adami sanmasin keriz sevdigim
sana gocuk aldim koyun postundan
gozun gibi sakla esin dostundan
ister yagli boya gecek ustunden
kimse el surmesin deriz sevdigim
gergedan diyorlar akilli hayvan
tabak ucgen degil yuvarlak yayvan
sepette musmula elinde ayvan
gagdalar bir yanin horuz sevdigim
uskumru palamut guzel besindir
bu dertten seneye olmem kesindir
disin inci gibi gozun yosundur
akvaryum alinsin koruz sevdigim
incesi beklesin atak kabayi
karanlikta dirgen sandim yabayi
sabaha dek yanik tutak sobayi
oda sogumasin teriz sevdigim
yaz gunu giyinmis kislik hirkasin
dikkati ustunde butun herkesin
yengeni gormusum bir yerde kesin
hilkatte esasen biriz sevdigim
sevdigim ben sana olmusum hayran
sagol su almayim icmisim ayran
gonullerimiz bir samanlik seyran
olume seninle variz sevdigim .. :0(( of aman aman.. yaar..
buraya böyle roman filan yazıyorus ama hiçbir faydası nı görmedim ne tartışılıor nede biri gelip bunları okuyor biryerlere gelebilmek için biryere gelmiş kişilerin dağın zirvesine giden yolu parmakla göstermesi lazım hayır onuda geçtim en azından yazılan yazılarla ilgilenilmesi bişiler yapılması lazım yapan yokmu yoksa bu site neden kuruldu o saman kelime haznesini geliştirmek içinmi balzac warken neden burda bunları okuyayım :)
Sayın Diren Yardımlı,
Merhaba. Sitemiz düzeldiği için gayet memnunum. Çok teşekkürler. Anladım ki bazı sert çıkışlarla sizi biraz üzdük. Böyle bir sorunun olması hayatımdan büyük bir parçanın gitmesi demekti. Böyle bir durumda kendimden geçtim ben de biraz. Sizin emeğiniz elbette yadsınamaz. O anki ruh haliyle öyle yazdım diyebilirim. tabi doğru sözlerde vardı, ama yöneticileri suçlamak gibi bir acizlik yapmışız birçoğumuz. Ben kendi adıma özür dilerim. Daha iyi günleri de görürüz inşallah. Şimdi bütün izedebiyat ailesine sesleniyorum. Bu site için elimizden ne geliyorsa yapalım. Önceki iletide yazdığım gibi: Tek tek ölmektense hep birlikte yaşayalım. Saygılar...
açıklamayı baştan beri bekliyordum. nihayet okudum. okuyana kadar yorumsuz kalmayı tercih ettim. ama telaşlanmadım değil. çabalarınız için teşekkürler Diren Yardımlı...
Gecenin karanlığında belkide tek düşündüğün şey bir gece önceki düşündüğün şeyle aynı.. O yağmurun altında ıslanırken özgürlüğün sınırsızlığını tüm vücudunda deli gibi aşık olduğun kadınla öpüşmenin hayali belkide gerçek olmasından daha öte de bir duygu..
Sayın zcakmak,
Neden ulaşmak istediğiniz bilgiyi burada aramak yerine, Cinius yayınlarının web sitesindeki "iletişim" bölümüne birkaç satır birşeyler karalamayı düşünmüyorsunuz...?
Sizce de daha hızlı ve daha sağlıklı bir çözüm olmaz mı bu...?
Sevgilerimle...