"Bir eseri bitirmek, cenaze törenini düzenlemek gibidir; ne kadar ağlarsan ağla, geri gelmeyecek." - Dorothy Parker"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Genel Tartışma
Açık Büfe
"Seviyesizliğin de bir seviyesi vardır oysa..." diyerek yaptığınız tespiti, "Oda mı battı? :)" ifadesiyle örneklendirerek, bana yine "küçük mut'lar dağıttınız". "Cevap vermeme hakkınız"ın, baharın çağrısına yenilmemesi dileğiyle, Zeynep, Bütün eserlerinizi zamanında okuma şansına erişmiş "okuyucunuz"
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
[[U]]Oda mı[[/U]] battı? :) ---------- Ancak bir kez daha gözünüze batması dileğiyle tekrar edeceğim: "Başlıca görevi, birlikte kullanıldığı sözcüğün kavramını daha öncekine katmak olan 'de' bağlacı, kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır, adların durumunu bildiren -de eki ile karıştırılmamalıdır." ---------- Durun siz yazmadan ben yazayım zahmet olmasın bir, ikincisi bırakınız çok kıymetli vaktinizi benim her yazdığım söze cevap yetiştirmeye harcamayı...Yazı ve şiirlerimi silmeden önce hiç okudunuz mu acaba? Sanmıyorum! Toplamda 10 iletiniz varsa bununda nerden baksanız 8 tanesi bana yazılmış. Keşke okusaydınız da ondan sonra naçizane görüşlerinizi, burada, bir insan gibi ama insancık gibi değil, benimle tartışsaydınız...Bu benim son sözüm. Siz ne yazarsanız yazın. Forum sizindir. Cevap vermeme hakkımı kullanacağım şimdiden sonra yazdıklarınıza. Ne mutlu ki bana size küçük mut'lar dağıtabildim bu dar alanda kısa paslaşmalar yaparak...Günaydınlar, tünaydınlar, iyi geceler hep sizin olsun. Sataşmadan geçirmediğiniz gününüz, kalp kırmadan geçirdiğiniz anlarınız olmasın. Seviyesizliğin de bir seviyesi vardır oysa...Umarım bir gün çıtayı yakalarsınız. Siz yinede sevgiyle kalın.... Naile.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
"Bir hafta kadar yokum. dönünce görüşürüz"... çok sevdiğiniz birinden böyle bir not alsanız ne yaparsınız?
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Öncelikle değerli, değerini insanlara değer verdiği ölçüde kazanan dostlardan, özür dileyerek başlamak zorundayım. Uzun bir süredir takip ettiğim genellikle izleyerek, bütün iletileri okuyarak geçirdiğim izedebiyat forumlarına sanırım artık vakti gelmiş bir iletiyi yazmak zorunda olduğumu hissediyorum. Tartışmaların hepsi aslında doğruyu bulmak, eğer olabilirse uzlaşma sağlanması için yapılır. Konuların saptırılması, amiyane tabirlerin kullanılması, kullanan insanın değerini düşürür aslında, kelimelerindeki acizliği, düşüncesindeki yozlaşmanın ifadesidir. Aslında bütün eleştiriler, yadırgamalar hatta kızgınlıklar öyle bir dil ile anlatılabilir ki biz buna yazma, eleştirme sanatı diyebiliriz. İnsanların üzerine çıkmak, onlardan çıkar elde etmek ise basit insanların yapabilecekleri düzeysiz bir davranıştır. Reklam yapmak, kendini acındırmak, pof poflanmak istemek ile gerçekten ince düşünmek, gerçekten değer vererek bir işe sahip çıkmak arasında çok ince bir çizgi vardır. İşte burada yapılacak eleştirilerin üslubu iyi ayarlanmaz ise, öncelikle yapılan goy goyculukla kamuoyu oluşturup karşıdaki kişiyi olaylardan soğutabilirsiniz. Bunun size dönebilecek herhangi bir kötü yanı olmaz. Sadece gerçekten değerli insanlar nazarında değersizliğinizi göstermiş olursunuz. Bu durumu da ancak başınıza gelince anlarsınız. Forumda geçen bazı konu ve tartışmalara kendi yorumumu yapmak istiyorum. Sizi tanımak isteyen insanlara dışlanmış bir tavırla yaklaşırsanız bu sizin üzerinizde ciddi bir ön yargı oluşturur. Sayın Nida, bence siz “sayın” sınız ama sanırım sizin ön yargılarınızla birileri değil. Bilmenizi isterim ki o bazıları size cevap vermekten bile eriniyor. Bahsi geçen kişi Sayın Enis Swan Heacock tur. Siz iletinizde; [[I]]“Bazı yarım yamalak Türk işi, çoğu zaman Rum işi. Sen bir muammasın, derinliğin kayıp. Samimeyetin domateslerin solaryum işi kadar sahte kırmızı. Oynama. Bizim parkın ışıkları sabaha kadar açık. Ben döndüm. Dönme mi oldum. Yok bem dönmem.”[[I]] Demişsiniz. Kendisinin burada yazısı olmaması ve tanınmayan birisi olması asabiyetiyle reklam olmayacağını düşünerek onu size anlatayım. Sizin Türkçe çevirilerle anlamaya çalıştığınız dünya edebiyatının değerli örneklerini orijinal metinlerinden okuyarak tahlil edebilmiş, aynı zamanda Türk Edebiyatı tarihini zannımca kendimi de katarak çoğumuzdan iyi bilen ve yine aynı zamanda Avrupa da çıkan Türkçe bir edebiyat dergisinin de araştırma yazılarının düzenlendiği departmanın başındaki bir insandır. Öncelikle derginin ismini REKLAM olur diye sonra da kendisinin istemeyeceğini düşünerek vermiyorum. Çünkü Sayın Nida nın iletisinden sonra hiçbir şekilde cevap vermeyeceğini e-posta aracılığı ile öğrendim. Ayrıca kendisi Türk Edebiyatının dünya üzerinde tanınması adına büyük çabaları var. Evet kendisi aslen Türk değil. Türkçe bir isme sahip olmak gerekli Türklüğü hissetmek için değil mi? (!) Sayın İmdat Özcan Bey; düşüncelerinizi yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla takdir ediyorum. “Ayıp Ettik” başlıklı iletinize bir parça katılmıyorum. Doğrular yanlışlardan daha cesur olmadığı sürece yanlış doğru gibi davranırmış. İçinizde kopan fırtınaların az çok farkına varıyorum. Lütfen sizi okuyabilecek bir kişi olsa dahi o insanın sizden yararlanmasını engellemeyin. Yapılanlara hız verilmeli daha çok çalışılmalıdır ki yanlış yapanlar doğruların farkına varsınlar ve varsa bizim yaptığımız bir yanlış farkına varmalıyız. Sayın İsa Kantarcı; sanırım karakteriniz itibariyle ezilenin yanında olmak onu koruyup kollamak gibi bir niteliğiniz var ve bu gerçekten de takdir edilebilecek bir tutumdur. Ancak olaylar üzerinde yaptığınız yorumlar karşısında; insanın kabullenmesi güç, direkt kişiliğe yapılması asabiyetiyle kırıcı bir tavır takınmaktadır. Edebi bir niteliğiniz olduğu düşüncesindeyim ancak yanlış yerlerde kullanılan yeteneklerde yanlış sayılır. Uzlaşmadan çok olayları körükleme yaparsak bunun hiç kimseye bir faydasının olmayacağı kanaatindeyim. Sayın Naile Hanımla Zeynep Hanım arasındaki doğruyu bulma tartışmasında farklı kişiler herhangi bir kişiyi bastırmak için hiçbir yorum yapmamışlar aksine uzlaşmanın sağlanması adına kelimelerin daha dikkatli seçilmesi yönünde fikir bildirmişlerdir. Sayın Kâmuran Esen Hanımın tutumu da bu şekildedir. Sayın M.Doğan ı tebrik etmek istiyorum. Düşüncelerini açıklamaktaki inceliği ile. Tartışmanın nasıl olduğunu öncelikle kendimi katarak bize öğrettiği için. Umarım bunları okurken karşıcı bir ön yargıyla değil uzlaşma adına okursunuz. Bilmenizi isterim ki yapıtlarınızı beğenerek okuyorum ve edebi kişiliğinize saygım var. Bütün bu yazıların okunmasından sonra gelebilecek tepkileri tahmin ederek son birkaç söz etmek istiyorum. İsmimi açıklamamamın nedeni aslında önyargılardan sıyrılmaktı. İzedebiyat ailesine katıldığımda benim karalama olarak değerlendirdiğim yapıtlarımı insanların önüne salt bir şekilde ön yargıdan uzak olması düşüncesiyle, ismimle değil bizzat yazılarla değerlendirmelerini istedim. Bu fikrimde de haklı olduğumu gördüm. Dostoyevski gibi. Kendisi yapıtlarını bir arkadaşınınmış gibi etrafındakilere okutur böylelikle daha objektif bilgilere ulaştığını düşünürmüş. Bence de haklı. İsmimi vererek ismimin ön plana çıkacağını düşündüğüm için vermedim. Sanırım buna da hakkım var. Öncelikle bu iletiyi yazmak bana gerçekten zor geldi diyebilirim. Ama yazmam gerektiğinin de farkına vardım. Bu iletiyle yapıtlarımın okunma oranında artışı gördüğüm anda yazılarımı çekeceğimi de burada bildiriyorum. Doğruluğunu, eğer bahsettiğim olursa görebilirsiniz. İşte bu maksatla reklam gibi bir niyetimin olmadığını bir kez daha duyurmak istiyorum. Kendimi anlatmak isterdim ama kendimi anlatmak gibi bence biraz bencillik kokan bir davranışta bulunmak istemedim. Bilmeden kırdığım arkadaşım varsa kendisinden herkesin huzurunda özür dilerim. Yazdıklarım hepsi daha iyi bir Türk Edebiyatı içindir. Saygılarımla… Gizu Salima
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Sevgili İmdat; ayıp edenler düşünsünler, yazdıklarına şöyle bir dönüp baksınlar.Kimseye özür borcum yok.Çünkü kimseyi incitmedim.Soğan yemedim ki ağzım koksun!......Benim duyduğum gönül rahtatlığı, senin için de geçerli olmalı......Herkese sevgiler......
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Attığım başlık " Ayıp Ettik " olması gerekiyordu... Birde kendime gelişmeler kaptırıp yanlış kısıma yazmışım...Farklı noktalarda yaşanan yazışmaların bu kısımda olması gerektiğini çıkarmışım aklımdan... Sağlıcakla kalın...
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Gerçekten hoş olmadı... Yazdım yazdım yazdım hatta lütfen bile yazdım ki ben hayatında lütfen i nadir kullanan bir insanım.... Olmadı... Farklı boyutlarda uğraş verelim yazdım... Çalışalım , gelişelim yazdım... Yazdım yazdım yazdım Olmadı... Bu olay bu şekilde devam ettikçe de yazmam kararını aldım , yüreğimde ki fevaranı dizginleyebildiğim kadarıyla...Hatta okumamayı bile düşünüyorum düşüncesizce kurulan cümleleri.... Eyvallah...
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Derin Yardımlı hakaret olmadıkça sansür uygulamayacağız demiş, aslında bu güzel bir karar. Ancak ben insanların yazdıklarında hassasiyet görmek istiyorum. Forumları okuyorum ama bir yerden sonra hisler farklılaşıyor ve devam edemiyorum. Hepinize -hiçkimseyi ayırt etmeden- diyebileceğim tek şey ayıp ettiğiniz. Hem kendinize, hem karşınızdakine; ama özellikle sizi okuyanlara. Buna bir son verin...
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Yeni rüzgara ayak uydurmakta biraz geciktik. Nida'nın dürtüklemesiyle daha da geç olmadan yeni bir düzenleme yapalım dedik... Böylelikle farklı konular birbirine karışmamış olacak. Elimizden geldiğince doğru mesajları doğru başlıklar altında toplamaya çalıştık. Gözümüzden kaçan varsa ya da sıralamada herhangi bir karışıklık olduysa bize bildirin, hemen düzeltelim. Bu arada şöyle bir ilke kararı aldık. Forumlar elbette ki sitenin en serbest ve rahat olması gereken alanı. Hakaret, sövgü vb. içerik barındıran mesajlar olmadığı sürece içeriğe karışmamaya özen gösteriyoruz. Bu konuda hoşgörümüze hoşgörüyle karşılık vermenizi diliyoruz, çünkü daha önceki deneyimlerden (ve başka sitelerde olup bitenleri gördükçe) sansürle bir yere varılamayacağı ortada. Forumun kendi enerjisi ve dinamiğiyle katılımcıları bu 'ortaklık' ruha yönlendireceğine inanıyoruz. Bu konuda sabırla yazmaya devam eden, iyi niyet gösteren ve iyi niyete inanan tüm dostlara teşekkür ediyoruz. Ne var ki forumun bu bölümüne (Ruh Katılımı / Ortak Yaratıcılık) daha 'ilkeli' yaklaşalım dedik. Konuyla ilgisiz iletileri içeriğe göre ilgili başlıkların altına kaydıracağız. Öneri, itiraz, eleştiri... yeni düzenlemeyle ilgili aklınıza takılanlar varsa, yanıtlamaya hazırız... Sevgiler, Diren Yardımlı İzEdebiyat
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
"buda" battı mı, batmadı mı bilemiyorum. Ancak bir kez daha gözünüze batması dileğiyle tekrar edeceğim: "Başlıca görevi, birlikte kullanıldığı sözcüğün kavramını daha öncekine katmak olan 'de' bağlacı, kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır, adların durumunu bildiren -de eki ile karıştırılmamalıdır." Zeynep, İyi geceler dileyen "okuyucunuz"
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
sevgi ne yerin dibinde sevgi ne göğün yüzünde sevgi kuşun kandında sevgi başucumda herkesin bildiği dizeler... buda mı battı!
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Lütfen ağlamayın. Beni, "Masalın ismi "Sevgi Kuşun Kanadında" olsun mu?" önerinizle yaratıcı zekanıza ve masal için yazdığınız bölüm ile de yeteneğinize hayran bıraktınız. Sizi okuma zevkini izforumda olsun bizlerden esirgemediğiniz için teşekkür ederim. Anlayışımın sınırlarını zorlayarak edebi varlığınızı, tünelin sonundaki ışık misali takip edeceğim. Zeynep, Okuduğu masal bölümüyle hidayete erip tövbe eden, "okuyucunuz"
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
1 . Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. 2 . Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı. 3 . Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı. 4 . mecaz Tartışma alanı. ********** 1-Sadece edebiyatı değil kendimize dair duyguları, devinimleri de tartışabileceğimiz 2-Yazar yada şair olarak katılmasakta (ki izedebiyat platformunun farklı zeminleri bulunmaktadır, yazar ve şairler izedebiyat zeminde yazılarını paylaşırlar, iz forumda düşünce ve duygularını paylaşırlar, ayrıca her birimizin okur üyeliğide mevcut, yazar ve şair olarak çekilmem demek, bir siteye topyekün küsmem anlamına gelmiyorum, izforum zemininde bir güzellik yakaladım, onun yeline kapıldım bu kadar, yani paylaştım paylaştıkça zevk aldım, bu niye dokundu ki size!) izforumdaki aktiviteme devam etme kararı şahsıma aittir.
?
Öykü Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Bir varmış, bir yokmuş... Hem evvel hem kalbur bir zaman içinde, elbette insanlar neyin içinde olduğunu bilmez iken, varlığı yokluğu bilinmez, sorsan haritada gösterilmez bir diyarda annesinin algıladığı dünya ekseninde dünyalar güzeli bir kız varmış... Aslında hem varmış, hem yokmuş... Bir varmış, bir yokmuş...(Gökçen) Bu güzel kızın hem var hem yok olmasının nedeni, herkesin onu göremiyor olmasından kaynaklanıyormuş. Yüreği sevgiye açık olanlar, hoşgörülü olanlar bu güzel kızı görebiliyorlarmış. Güzel kız, günlerden bir gün gönlünü bir delikanlıya kaptırmış. Hayalleri, umutları, korkuları bu delikanlı içinmiş. Ama gel gelelim, güzel kızın âşık olduğu genç, bu kızın varlığından bile haberdar değilmiş. Çünkü onun gönül gözü kapalıymış ve kızı göremiyormuş. Sizin anlayacağınız, zavallı kız, karşılıksız bir aşk yaşıyormuş. Güzel kız, âşık olduğu gencin kendisini görebilmesi için bir çare bulmalıymış. Ama nasıl? Düşünmüş, aşık olduğu gencin gönül gözünü açabileceği, kendisini görmesini sağlayabileceği çareler aramaya başlamış. Duymuş ki, oralarda bilgeliğiyle ün yapmış bir Sultan Nine varmış. Aklına koymuş ona gidip, yardım istemeyi.Ne yapıp edip, o nineye gidecek, kendisine yardımcı olmasını isteyecekmiş. Ama babası, güzel kızını bir urgan boyu bile gözünden uzaklaştırmıyormuş.Babasından habersiz Sultan Nine'ye nasıl gideceğini kara kara düşünmeye başlamış. İşte böyle kara kara düşünürken, bir gece yarısı, penceresindeki tıkırtıyla uyanmış.Körpe yüreği hop etmiş.Usulca perdeyi aralayınca, penceresine tünemiş güzel bir kuş görmüş........Kuş, - masal bu ya - başlamış konuşmaya:(Kamuran) -"Güzel kız, güzel kız beni duyuyor musun?" -"Aaa , ama sen konuşuyorsun!" -"Evet, konuşuyorum ve beni sadece sen duyabiliyorsun." -"İyi de nasıl olur?" -"Anlatacağım, demiş güzel kuş. Anlatacağım ama önce bana kimseye anlatmayacağına dair söz vermelisin güzel kız..." Güzel kız korkuyu atıp üstünden, sevinçli bir heyecana kapılmış. Güzel kız, güzel kuşa : -"Hadi ne olur bir an önce söyle, söz veriyorum hiç kimseye söylemeyeceğim" demiş. Zaten güzel kızı gönül kapısı açık olmayan, yüreğinden sevgi pınarı akmayan hiç kimse göremiyormuş. Güzel kız ise sadece bir kişinin kendisini görmesini istiyormuş. O da gönlünü kaptırdığı genç...Güzel kuş söze girmiş: -"Şimdi beni iyi dinle güzel kız. Beni buraya Sultan Nine gönderdi." Güzel kız şaşkın şaşkın güzel kuşa bakmış. Güzel kuş konuşmaya devam etmiş: -"Sultan nineyi görmek istermişsin. Ona bir diyeceğin varmış. Bu senin sırrınmış öyle mi?" (naile) Kuş tünediği yere sıçmış. Ağaçlar halinden mutlu. Bahar zamanı… Değil kuşa, sultan bir akasya dalı uzatsan, öpermiş. Yukarıdakilere dudak bükmüş, kuş. Kuşun tasası soyunuk tanrılarla, değilmiş. İki yarasa musallat olmuş, peşine. Ve masal başlamış; Develer tellal, pireler berber. Kimi yürüyen merdivenlerden gitmiş, kimisi de az ve uzak. Yolları boyalı, duruşları zümrüt iki düş, düşmüş peşlerine. Kumdan kaleler yıkılmış, avazları kesik bir Perşembe sabahında; sarı poşulu gencin köyü yanmış. Padişah tez ferman;(nida)
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
İmdat bey, haklısınız. Bir an için son günlerin büyülü atmosferine kapıldım, hemen arkasından bu tartışma çok acı geldi. En büyük hatayı yaptım, taraf oldum. Susmak vardı... Düşüncelerimde yanıldığımı düşünmüyorum ama bunun yeri burası değildi. Öyküye katılmak isterdim ama bir defa daha bir okur olarak takip edeceğim sizleri. Son iki aydır parmaklarım klavyenin üzerinde, hangi tuşa basacağımı kestiremiyorum. Yazdıklarınız yeni kapılar aralar diye umuyorum, bekliyorum. Gökçen Yavuzcan, girişe hayran kaldım. Saygılarımla, M. Doğan
Başa Dön