"Bir eseri bitirmek, cenaze törenini düzenlemek gibidir; ne kadar ağlarsan ağla, geri gelmeyecek." - Dorothy Parker"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Kitap Fuarları
Kitap Dünyası
hep bir kitap fuarını görmek o kitapların cennetinde gezinmek istemişimdir. özellikle tüyap kitap fuarını görmek ,satın almak sonra da sevdiğim bir yazara kitabımı imzalatmak ve eve gelip kahvemi de alıp yanıma o kitabı sessizce sakinc eiçime sindirerek okumak istedim... ama ne varki bulunduğum şehir de bırakın tüyap'ı hiç bir kitap fuarı açılmıyor.en azından burada da böyle bir girişim olsa,ne güzel olurdu inşallah bir gün kitap fuarında kendimi bulacağımı ümit ederim... böyle bir imkan şimdilik yok değil mi? :)) sevgiyle kalın.....
?
Roman Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Merhaba, Bursa'da Ekim 2005 - Ocak 2006 arasında bir roman atölyesi gerçekleştirdik. Herkesin farklı bir roman konusu vardı. Haftada bir toplanıp yazılanları kendi aramızda paylaştık. Bir lider ve beş yazar eşliğinde devam eden çalışmada 2 roman tamamlandı, kalan üçü ise devam ediyor. Saygılarımla. Serap.
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Nida'nın sözlerini, hallerini hep bir yanıyla Rimbaud'ya bir yanıyla da Veli Kanık'a çağrışım olarak duyuyorum, görüyorum. Böyle bir birliktelik çok fena bir güzelliğe işaret galiba. Güneşini sevdim Nida. Suyel
?
Devran-i Şairane
Yaratıcı Yazarlık
Merhaba Suyel, Aslında içimden yine size “Yakup Suphi Bey” demek geliyor,ama ricanızı dikkate alarak bundan böyle “Suyel” diye sesleneceğim.Öncelikle bir konuda sizi bilgilendirmem gerekiyor:Benim cepheden kaynaklanan nedenlerden dolayı söyleşimiz yavaş ilerliyor;bundan dolayı özür diliyorum.Aslında daha çabuk karşılık yazmak istiyorum ama şartlar gereği maalesef bu pek mümkün olmuyor.Yani anlayacağınız,çoğu zaman sizi bekleteceğim. …………………………………………………………………………………………………... Şiir tanımınızla ilgili yaptığınız uzun açıklamalar, sizi anlamam/onaylamam değil/ açısından birtakım ipuçları sundu diyebilirim.Şiir anlayışınız,daha doğrusu “olgusal “olarak şiire getirmeye çalıştığınız tanımlar-ki bunları edebiyat tarihinin de desteklediğini ifade etseniz de - kolaylıkla üzerinde uzlaşılacak açıklıkta değil.Şunu kabul edelim ki şiir, çok kişisel bir tür,yani olabildiğince öznel. Önemli olan, bu öznelliği, bu kişiselliği, herkesin olabilecek bir yaşama dönüştürmektir. Baudelaire, Mayakovski, Poe, Valery ve şu an sayabileceğim birçok ismin de yaptığı budur. George Thomson’un şu saptamasını çok ilginçtir: “Şair, hepimizde ortak olan çağrışımlardan yararlanarak, kendi kişisel yaşantısını toplumsallaştırır ve böylece ona evrensel bir boyut kazandırır.” Şairin yaşamında bu çağrışımlar, kendi yaratı ürünü olarak dışa yansır. Şiirinin doğruluğu ve güzelliği de bu çağrışımlardan kaynaklanır. Onun biçimleyişi, imge düzeni, herkesin olabilecek bir doğruluğa, bir güzelliğe şiirsellik kazandırır. ……………………………………………………………………………………………….. “Şiirin temel yasaları”ndan,yasallıklarından bahsediyorsunuz.Doğrusu bunda da kafama takılan noktalar var.Şiirin temel yasaları derken,şiirin kurallarından, “Nasıl şiir yazılır?”sorusunu içine alan yaklaşımlardan veya diğer sanat değeri taşıyan yazın türlerinde var olan yasalardan-kurallardan- mı bahsediyorsunuz?Ayrıca şu sözlerinize de katılmıyorum:”Şiir duygular, düşünceler, anlamlar ile yazılmaz/sözcüklerle oluşturulur/.Bu sözlerinizle insan denilen varlığı en temel özelliklerinden soyutladığınızı,mekanik bir yapıya soktuğunuzu düşünüyorum.Hele hele “Şiir anlamlarla yazılmaz” sözünüze hiçbir anlam veremedim.O zaman şiir yazmak için sözcüklerin anlamını,diğer sözcüklerle olan anlam ilişkilerini,ve temel dil kurallarını bilmeye hiç gerek yok.Durum böyle olunca yükleyelim bilgisayara binlerce sözcüğü, şiirin kendi yasallıklarına-sizin deyiminizle- göre de programlayalım,ve bize birbirinden güzel ve sadece kendi kendini ifade eden şiirler üretsin…?!Konuyu fazla dallandırıp budaklandırmadan bu konuda şunları ifade etmek istiyorum.Şiir elbette ki duygular,düşünceler ve anlamlarla yazılır.Ama şair bunu yaparken ayrı bir dil oluşturur.Bu –dil anlamında-yeni bir yaratıdır.Okuyanı çarpar, çünkü öyle bir söz daha önce duymamıştır.Veya içinde bulunduğu dilin kuralları onu anlamaya yetmez. …………………………………………………………………………………………………... Adorno’nun sözü şu şekilde de yorumlanabilir:”Şiir,şairin istediğinden fazla/başka şeyler söyler.” derken,”şiir birincil derecede kendini ifade eder”-sizin yorumunuz-anlamını çıkaramayız. Şairin kullandığı kelimeler her insanda ayrı bir çağrışım yapar ve bu kelimelerde insanlar için farklı anlamlar vardır.Şairin şiirde söylemek istediği şeylerle okuyucuların anladığı elbette ki farklıdır.Bir şiir, okuyucunun kafasında meydana gelen zihni bir olaydır ve her okuyucuda ayrı bir etki yaratır.Okuduğumuz şiir bizim ruhi durumumuz ve kendi çapımızla renklenir,boyut kazanır.Kısacası bir şiirin her okunuşu ona bir şeyler ekler veya ondan bazı şeyleri eksiltir. ………………………………………………………………………………………………….. Şiir nesir ilişkisi üzerine söylediğiniz şeyler için teşekkürler,Söyledikleriniz bilinen şeyler olmasına rağmen zevkle okudum.Bu konuda söylediklerinize büyük oranda katılıyorum.Bu konuda yine bazı açıklamalar yaparak meseleyi uzatmak düşüncesinde değilim. ………………………………………………………………………………….. Şimdilik bu kadar.Size iyi çalışmalar… Musa
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
kelam dilde paslanmış gün geceye dargın gece güne kırgın şafak ırak bir düş şafak düşüş mühürlenmiş gözlerin nazarına düşmüş salyalanmış sözlerin hızarına düşmüş güneş küskün güneş suskun....
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
sevgilerimle zeynep hanıma cevap için geç bir zamanlama oldu,çok özür diliyorum. ince davranışınız beni çok etkiledi. çok teşekkür ederim. mailinizi dikkate alacağım. sevgiyle kalın zeynep hanım.....
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Kiralık güneşler var cebimde Cebimde kiralık gülüşler Gece niyetine gündüz düşleri Gözünde güneş gözlükleri Cebimde kiralık gölgeler Her insan gündüz güneşi görür, önemi yok bunun. Marifet gece güneşini hazmetmek, bunun da önemi yok. Önemi söndürmemekte. Borçlu olduğumuz yeti, saklı bu nefeste.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Acaba savunma sistemimiz olmasaydı yaşamımızı devam ettirebilir miydik? Ya da bu sistem bazı görevlerini eksik yapsaydı nasıl bir yaşam biçimimiz olurdu? Bunu tahmin etmek hiç de zor değil. Tıp dünyasında rastlanan bazı örnekler vardır ki, savunma sisteminin ne kadar hayati bir önem taşıdığını gözler önüne serer. Bu konuyla ilgili pek çok kaynakta yer alan bir hastanın öyküsü, savunma sisteminde oluşabilecek herhangi bir eksiklikte yaşamın ne denli zor bir hale geleceğini gösterir. Bu hasta, doğumundan sonra mikroplardan arındırılmış plastik bir çadırın içine yerleştirildi. İçeriye dışarıdan birşey sızması tamamen engellenmişti. Başka bir insana dokunması yasaktı. Büyüdükçe daha büyük bir plastik çadırın içine yerleştirildi. Bu plastik çadırdan sadece plastik astronot elbisesini giyerek çıkabiliyordu. Peki bu çocuğun diğer insanlar gibi yaşamasını engelleyen neydi? Doğumundan sonra, vücudu gelişirken savunma sistemi oluşmamıştı. Vücudunda kendisini düşmanlardan koruyabilecek bir ordu yoktu... Çocuğun doktorları, bu çadırdan çıktığında başına nelerin geleceğini biliyorlardı. Hemen soğuk algınlığı başlayacak, boğazında hastalıklar başgösterecek, antibiyotiklere ve diğer ilaç tedavilerine karşın bir enfeksiyondan diğerine geçecekti. Bir süre sonra ilaçlar işe yaramayacak ve çocuk ölecekti. Bu plastik çadırın dışında ancak birkaç ay veya birkaç yıl yaşayabilirdi. Yani çocuğun bütün dünyası ancak plastik bir çadır olarak kalacaktı. Bir süre sonra doktorlar ve ailesi çocuğu, evinin içinde kurulmuş ve mikroplardan tamamen arınmış bir odaya yerleştirdiler. Ama bütün bu uğraşlar bir sonuç vermedi. 12 yaşından sonra çocuk tahmin edildiği gibi peşpeşe gelen enfeksiyonlar sonucunda hayatını yitirdi. Çocuğun yaşamını sürdürebilmesi için, ailesi, doktorları, kaldığı hastane ve ilaç firmaları herşeyi denediler. Bütün imkanlar seferber edildiği ve bulunduğu yer sürekli dezenfekte edildiği halde çocuğun ölümü engellenemedi. Bu son açıkça gösteriyor ki, kendisini mikroplardan koruyacak bir savunma sistemi olmadan, insanın yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu da savunma sisteminin bir bütün olarak, eksiksiz, ilk insandan bu yana var olması gerektiğinin açık bir ispatıdır. Bu durumda evrim teorisinin iddia ettiği gibi, böyle bir sistemin uzun bir zaman dilimi içinde aşama aşama gelişmiş olması söz konusu olamaz. Çünkü savunma sistemi olmayan veya tam olarak görevlerini yerine getirmeyen bir insan, bu örnekte görüldüğü gibi kısa bir süre içinde ölecektir. http://www.muhammedhasenoglu.org/savunma_sistemi.htm
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
[[B]]YOLCULUK Uzun bir yol bu yürüdüğüm Çocuksu gülüşlerle başlayan Korku dolu adımlarla,mutlu,güvenli,azimli Dudaklarımda gülüşlerim Kenarında ağaçlar ve çiçeklerle uzun bir yoldu bu.. Bazen yokuş aşağı bazen dik Gençliğin gücüyle tüketilen kilometreler Çukurları fark etmeden Düşüp tekrar çıkarak,yürüdüğüm bu yol Bitmeyecek gibi gelirdi zaman ,zaman Durup soluklandığım anlar Belki en mutlu anlarımdı Yaşama kattığım ürünler,paylaştığım sevgiler Sevgilerle ürettiğim yeni yolcular,yeni yollara giden Maraton gibi algılamadan,bazen güçlü bazen yorgun,bazen isteksiz Yolu değil etrafı görerek geldim Dağ yollarındaki sarp uçurumların İmkansız çiçeklerine ulaşmak istedim Koparabildiklerimi sakladım Hüznü biriktirdiğim defterlerimde Anı okyanusuma katmak için Yalnızlığı yaşamak istemedim Dostluğu,arkadaşlığı,sevgiyi istedim Kırgınlığı,kızgınlığı içime atıp Mükemmelliklere adım attım Sevebildiğim kadar sevdim Öfkeye,nefrete yaklaşmadım yol boyunca Verilmeyi beklemek yerine Gülleri ben vermeyi yeğledim tanıdıklarıma Gülüşlerimi gizlemedim,özlemlerimi öldürmedim Neden,niçin,niye sorularını sildim Yaşam boyu şüpheye boyun eğmedim… Sona yaklaştıkça,molaları uzatıp,geçmişle yaşıyorum Düşlerimi anılar okyanusunda yüzdürüp Sandaldaki,dostlarımın gülüşlerini izliyor, Batan geminin anaforuna kapılmamaları için Tüm dualarımı onlar için ediyorum…. Aşağılarda bir yerlerde görünen Yolun bitimindeki ağaçların Serviler olduğunu biliyorum Mezar taşları arkasında, Gözyaşlarıyla sulanan, Yaşanmamış düş çiçekleriyle süslenen, Rüzgar sesli servi ağaçları…….. 26-8-2003/İZMİR
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
[[B]][[I]]Açmaz mı sandın gülü, Dinle öten bülbülü, Hallettik her müşkülü, Gönül zaviyesinden...![[/I]][[/B]]
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Gün doğumunun gerçekleşmediği yerde güneşin yükselmesinden yana kelam mı olur ? Doğmayı bile başaramamışken güneş nasıl yükselsin ? ve Gölge dağ olsa aslını büyüteblir mi ki ?
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Onay bekleyen yazılarınız, editörlerin onayını bekliyor. Sizin bu aşamada yapabileceğiniz bir şey yok. Tabii eğer, yazınız onaylanmadan üzerinde değişiklik yapmak isterseniz, bunu yapabilirsiniz. Yolladığınız yazılar editörlerce onaylandıktan sonra güncellenecek ve sayfanızda görünecektir. Sevgilerimle,
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Onay bekleyen yazıların silinmesini bende başaramıyorum çünkü bazıları daha önce yayınlanmış yazılar ama güncellemeyi siz değil editör yapıp onaylıyor... Yani sizin gönderdiğiniz yazılar editörün onayından geçtikten sonra yayınlanıyor. Şu an yapabileceğiniz 1- Editörü mesaj yağmuruna tutmak ve bir an önce güncellemeyi yapmasını sağlamak... 2- Şiir ve yazıların onaylanıp yayınlanmasını beklemek...
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
sayın imdat bey, yardımıma karşılık verdiğiniz için de size de teşekkür ederim. fakat sizin söylediğiniz noktaları ben zaten gerçekleştirmiş ama hedefime ulaşamamış bir insan olarak bu foruma yazma gereği duydum. yani anlayacağınız şu ki efendim, sahne arkasından yazılarımı ve şiirlerimi yazıp güncelledim(hatta bir kez onay yapmama rağmen bilmiyorum ben mi yanlışlık yaptım,aynı yazım dört defa çıkmış onay bekliyor,bir tanesini onayladım diğerlerini ise silmek istedim,ama hiçbir değişme olmadı) güncellendikten sonra sorun çıkıyor artık ne oluyorsa:) artık bu sorunun üzerine daha çok dikkatimi yoğunlaştırıp en son derecede editöre sorunumu ulaştırmayı uygun görüyorum. bir kez daha tşk saygılarımla
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
pantürk arkadaşıma saygılarımla.... öncelikle ince duyarlı tutumunuz ve yardım teklifime karşılık verdiğiniz için çok teşekkür ederim. sayın arkadaşım bana kabul görmeyen bir mesajlar var şeklinde de bir cevap gelmiyor;ki zaten yazımda müstehcen yani dilimize aykırı ya da ne bileyim işte uygun düşmeyecek bir yazı da yazmıyorum sizin de dediğiniz gibi. izedebiyat benim en çok sevdiğim sitelerden bir tanesi yazılarımı da ancak bu ortamda paylaşmak istiyorum kendi kişisel sitemden ziyade. yalnız görüyorum ki,çok karışık bir site,insan çözümlemekte zorlanıyor. sizin dediklerinizi yapacağım yapabildiğim kadarıyle,inşallah başarırım.o da olmazsa altından girer üstünden çıkar yine başarırırım:)bu arada yine yardıma ihtiyacım olursa yardımınızı benden esirgemezsiniz herhalde:) yardımınız ve duyarlılığınız için bir kez daha çok teşekkür ederim. saygılarımla
Başa Dön