"Yarın 27 Mayıs 2026 olacak ve ben hala 'bugün ne yazmalıydım?' diye düşünüyor olacağım." — Franz Kafka"

Acımanın Ayıp Sayıldığı Çağ

Modern toplumda insani değerlerin kayboluşunu anlatan bu şiir, empati ve yardımlaşmanın yerini nefret ve kayıtsızlığa bırakışını çarpıcı bir dille anlatıyor. Teknoloji çağında paradoksal olarak artan yalnızlık, ekranlara sığınan ve gerçek bağlantılardan kaçan bireylerin içsel çelişkilerini yansıtıyor. Aynı şehirde yaşayan ama birbirinden kopuk insanların duyarsızlaşmasını ve bundan utanç bile duymamasını eleştiren güçlü bir toplumsal eleştiri.

yazı resim

Kimse kimseye acımıyor artık.
Çünkü acımak, durmak demek.
Durmaksa bu çağda suç.

Herkes nefret etmeye hazır.
Sebep aramıyor.
Bir başkasının varlığı bile yeterli.

Yardım etmek kimsenin aklından geçmiyor.
Geçse bile hemen bastırılıyor.
“Benim de derdim var” cümlesiyle.

Yalnızlıktan korkuyoruz.
Ama insanlardan daha çok.
O yüzden yalnız kalmayı seçiyoruz,
sonra da bu seçimin altında eziliyoruz.

Kalabalıkların içinden kaçıp
ekranların içine sığınıyoruz.
Kimse dokunmasın,
kimse sormasın,
kimse gerçekten görmesin istiyoruz.

Aynı şehirde yaşıyoruz
ama aynı hayatta değiliz.
Herkes kendi karanlığını
başkasına çarpmadan taşımaya çalışıyor.

Bu bir çağ meselesi değil sadece.
Bu, alışkanlık.
İnsanlıktan yavaş yavaş vazgeçme hali.

Ve en kötüsü şu:
Artık kimse bu hâlden utanmıyor.

KİTAP İZLERİ

Parasız Yatılı

Füruzan

Füruzan'ın "Parasız Yatılı"sı: Yarım Asırlık Bir Ağıt ve Direniş Bazı kitaplar vardır, yayımlandıkları anda klasik olurlar. Zamanın getirdiği edebi akımlardan, toplumsal çalkantılardan etkilenmeden, adeta kendi
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön