"Bu kadar çok okunmuş olmak, bana hep, insanların ne kadar az okuduğunu düşündürmüştür." – Oscar Wilde (kurgusal alıntı)"

Acımanın Ayıp Sayıldığı Çağ

Modern toplumda insani değerlerin kayboluşunu anlatan bu şiir, empati ve yardımlaşmanın yerini nefret ve kayıtsızlığa bırakışını çarpıcı bir dille anlatıyor. Teknoloji çağında paradoksal olarak artan yalnızlık, ekranlara sığınan ve gerçek bağlantılardan kaçan bireylerin içsel çelişkilerini yansıtıyor. Aynı şehirde yaşayan ama birbirinden kopuk insanların duyarsızlaşmasını ve bundan utanç bile duymamasını eleştiren güçlü bir toplumsal eleştiri.

yazı resim

Kimse kimseye acımıyor artık.
Çünkü acımak, durmak demek.
Durmaksa bu çağda suç.

Herkes nefret etmeye hazır.
Sebep aramıyor.
Bir başkasının varlığı bile yeterli.

Yardım etmek kimsenin aklından geçmiyor.
Geçse bile hemen bastırılıyor.
“Benim de derdim var” cümlesiyle.

Yalnızlıktan korkuyoruz.
Ama insanlardan daha çok.
O yüzden yalnız kalmayı seçiyoruz,
sonra da bu seçimin altında eziliyoruz.

Kalabalıkların içinden kaçıp
ekranların içine sığınıyoruz.
Kimse dokunmasın,
kimse sormasın,
kimse gerçekten görmesin istiyoruz.

Aynı şehirde yaşıyoruz
ama aynı hayatta değiliz.
Herkes kendi karanlığını
başkasına çarpmadan taşımaya çalışıyor.

Bu bir çağ meselesi değil sadece.
Bu, alışkanlık.
İnsanlıktan yavaş yavaş vazgeçme hali.

Ve en kötüsü şu:
Artık kimse bu hâlden utanmıyor.

KİTAP İZLERİ

Tarihi Hoşça Kal Lokantası

Şermin Yaşar

Şermin Yaşar’dan Kaybetmenin ve Kalanların Anatomisi Tarihi Hoşça Kal Lokantası, Şermin Yaşar’ın kaleminden dökülen, "kaybetmek bizim işimizdir" diyenlerin sessiz ve derinden işleyen öykülerini bir araya
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön