Birileri Dorothy Parker'ın ağzından şöyle bir söz uydurmuş: "Bugün 18 Nisan 2026. Ve evet, hâlâ dünya dönüyor. Şaşırtıcı değil mi? Ben de şaşırdım."
Parker bunu söylemedi. Söyleyemezdi. Ama söylemiş olsaydı, muhtemelen tam da bu tonda söylerdi — o kuru, yorgun, kendini küçümseyen tonda. Ve işte bu yüzden söz tutunuyor; çünkü içinde bir gerçek var. Sahte alıntılar bazen gerçek alıntılardan daha dürüst olur. Çünkü onları üreten şey bir kişi değil, kolektif bir his.
Ve his şu: devam etmek yorucu.
Sabah gözlerini açıyorsun. Tavan aynı tavan. Işık aynı ışık. Telefon yine bir şeyler istiyor. Dışarıda bir yerlerde dünya dönüyor — bu bilgiyi kimse sormadan alıyorsun, kimseye sormadan veriyorsun. Dönüyor. Tamam. Peki?
İşte tam bu "peki" sorusu, Parker'ın hayali sesinde saklı olan şey. O alaycılık aslında bir yorgunluk değil — bir uyanıklık. Dünya dönüyor ama biz bunu hissetmiyoruz. Hissetmememiz gerekiyor zaten; hissetsek baş dönmesinden düşerdi herkes. Ama bir yerde, bu hissetmeyişin bedeli var. Alışkanlık, şaşkınlığı öldürüyor. Şaşkınlık ölünce dikkat körleşiyor. Dikkat körleşince — işte orada, hayatın büyük bölümü fark edilmeden geçiyor.
Bunu filozoflar "alışkanlığın körleştirmesi" diye adlandırıyor. Daha önce şiirini yazdılar, teorisini kurdular. Ama Parker — ya da Parker gibi düşünen o anonim ses — bunu tek bir cümleyle halletti: Ben de şaşırdım. İki kelime. Ve içinde hem ironi hem itiraf var. Şaşırmaması gerekirken şaşırmış biri. Ya da şaşırmayı öğrenmiş biri. İkisi arasındaki fark, bütün bir hayat farkı.
18 Nisan 2026'da dünya dönüyor. Bu cümleyi okurken muhtemelen hiçbir şey hissetmedin. Neden hissedeydin ki? Dünyanın dönmesi senin için haber değil. Haber olması için bir an durması gerekirdi. Ya da senin bir an durman.
Belki asıl mesele bu.
Durmak. Bakmak. Hâlâ dönüyor demek — ve bu sefer buna gerçekten şaşırmak.
Çünkü şaşkınlık bir çocukluk artığı değil. Şaşkınlık, dikkatini kaybetmemiş olmanın kanıtı. Ve dikkatini kaybetmemek — gürültünün bu kadar yükseldiği, her şeyin bu kadar hızlandığı bir çağda — belki de yapılabilecek en devrimci şey.
Parker'ın hayali sesi bunu alaycılıkla söylüyor çünkü başka türlü söylemek çok ağır gelirdi. Alaycılık bazen duygunun taşıyamayacağı şeyi taşır. Güler gibi yaparak ağlamak — ya da şaşırmış gibi yaparak, gerçekten şaşırmayı hatırlamak.
Dünya dönüyor. Sen de dönüyorsun onunla birlikte. Bu, küçük bir mucize.
Şaşırtıcı değil mi?