"23 Nisan çocuk bayramıysa, büyüdüğümüzde ne oluyoruz? Kocaman bir 'keşke' mi?" - Franz Kafka"

Mehmet SALİH

Dünya Hâlâ Dönüyor

"Parker'ın söylemediği ama söyleyebileceği bir alıntı üzerinden, gündelik hayatın tekdüzeliğine ve süregelen varoluşun yoruculuğuna dair düşünceli bir metin. Sahte alıntıların bazen gerçeklerden daha dürüst olabileceğini savunurken, dünyanın dönmeye devam etmesi karşısındaki kolektif hissimizi ve bu sürekliliğe karşı hissettiğimiz o içten 'peki?' sorusunu inceliyor."

Sabahın Köründe

Bu metin, sabahın erken saatlerinin aslında günün en samimi ve dürüst anları olduğunu anlatıyor. Henüz dünyanın gürültüsünden uzak, insanın kendisiyle baş başa kaldığı bu zaman diliminde, çıplak bir "şimdi" ile yüzleşmek zorunda kalırız. Çoğumuzun kaçtığı bu anlar, aslında hayatın en net konuştuğu zamanlardır - biz duymaya cesaret edemesek

Gecenin beşinde

Gecenin karanlığında uyanış, zihnin sessizliğiyle yüzleşme anı... Eskiden tedirgin eden bu gece vakitleri, artık Ares'in sade eşliğiyle huzura dönüşüyor. Geçmişteki zorluklar, dağılan güvenler ve içe çöken ağırlıklar arasında, basit bir "buradayım" bakışının nasıl teselli verebileceğini anlatan samimi bir düşünce akışı. Karanlıkta bile umut vardır.

Bugün Yalnızdım

Kalabalık içinde yalnız hissetmenin tarifi: Konuşacak çok şey varken dinleyecek kimsenin olmaması. Güçlü görünmeye alışan birinin yorgunluğunu fark eden olmayışı. Bu özel yalnızlık anında kişi kendisiyle baş başa kalır, birikmiş duygularıyla yüzleşir, ama içindeki sesi bile kendine duyuramaz. Bazen yalnızlıkla savaşmak yerine, onu kabullenmek gerektiğini anlatan içten bir

Size Kalan satırlar

Bir babanın evlatlarına yazdığı içten mektuptan alınan bu parça, çocuklarının hayatına dokunan derin bir sevgi hikâyesini anlatıyor. Zaman hızla geçerken, onları ilk kucağına aldığı anlardan bugüne uzanan yolculukta, babalığın insanı nasıl dönüştürdüğünü, korkuların ve zorlukların içinde bile evlat sevgisinin nasıl güç kaynağı olduğunu samimi duygularla ifade ediyor.

Gece Terapisi

Bu samimi iç monolog, uykusuz gecelerde tavana bakarak kendimizi sorgulama alışkanlığından kurtulma kararını anlatıyor. Yazar, geçmişi tekrar tekrar sorgulamaktan, gece vakti kendini yargılamaktan vazgeçiyor. Artık düşünceleriyle barışık, hayatı daha hafif almaya kararlı ve uykuyu hak olarak görüyor. İnsanın kendisiyle olan iç hesaplaşmasını mizahi bir dille aktaran, rahatlatıcı bir

Gemileri Yakmadan

Geçmişte öfkeyle ilişkileri yakan birinin samimi itirafı. Yazar, yıllar içinde "gemi yakmak" yerine iletişim kurmanın, sınır koyarak devam etmenin daha değerli olduğunu anlamış. İlişkileri koparmak cesaret değil, çoğu zaman kaçıştı. Gerçek olgunluğun, gemiyi yakmak değil, onu ustaca yönetebilmek olduğunu öğrenmiş bir hayat dersi.

başarı denilen şey bazen sadece hayatta kalmaktır

Bu düşündürücü metin, başarı ve mutluluk kavramlarını sorgulayarak hayatın derinliklerine iniyor. İnsanların dayanabildiği noktayı başarı olarak adlandırdığını, alışmakla sevmeyi karıştırdığımızı ve çoğu zaman suskunluğun meziyetten çok yorgunluk olduğunu anlatıyor. Toplumun başarı algısını eleştiren, içsel huzur ve gerçek mutluluğun ne olduğunu düşündüren felsefi bir yaklaşım sunuyor.

Engereğin Gözü ( Zülfü Livaneli) Roman Üzerine

"Engereğin Gözü", iktidarın insan ruhuna sızışını anlatan etkileyici bir roman. Güçlü görünenlerin aslında korkularıyla var olduğu, sarayın karanlığının insanların gözlerinde yansıdığı bir dünya. Livaneli, soğukkanlı üslubuyla hayatta kalma uğruna vicdanını susturan karakterleri karikatürleştirmeden, tüm insani zayıflıklarıyla resmediyor. Roman, emirlerin suçları aklamaya dönüştüğü, korkaklığın ahlak kılığına büründüğü bir iktidar

Sarı Yüz (Yellowface) ( R.F. Kuang) Roman Üzerine

Sarı Yüz bir roman gibi başlamaz; bir itiraf gibi başlar. Ama fısıltıyla değil, kendini haklı çıkararak. R.F. Kuang, bir hikâye çalmayı değil, bir hayatı çalmanın ne kadar kolay olduğunu gösterir. Roman bizi rahat ettirmez; “Ben olsam?” sorusunu boğaza düğümler. Edebiyatın alkışla, görünürlükle, etiketle nasıl kirlenebildiğini anlatır. Kitap bittiğinde

Annemin Uyurgezer Geceleri. (Ayfer Tunç) Roman Üzerine

"Annemin Uyurgezer Geceleri", geçmişin gölgesinde yaşayan bir anne ve onun açtığı kapılardan geçmek zorunda kalan kızının hikâyesi. Belleğin yük olduğu, tamamlanmamış kimliklerin, yarım kalmış aşkların ve çatlak ailelerin romanı. Unutamama ve affetmemenin getirdiği ağırlık, kuşaktan kuşağa aktarılan yarım hayatlar ve gerçek sevginin ancak geçmişle yüzleşerek mümkün olabileceğini anlatan

KİTAP İZLERİ

Çığırından Çıkmış Bir Dünya: Sosyal Sefaletin, Ekolojik Felaketin, Etik Yozlaşmanın Kökeni

Fikret Başkaya

Düzenin Çivisi Çıktığında: Kapitalizmin Büyük Yargılanması Fikret Başkaya, “Çığırından Çıkmış Bir Dünya” adlı eserinde sosyal, ekolojik ve ahlaki krizlerimizi tek bir kök nedene bağlıyor. Modern
İncelemeyi Oku
Başa Dön