"Gelecek mi? Ben şahsen onu beklemeyi bıraktım. Zaten geldiğinde hep dün gibi hissettiriyor." – Woody Allen"

Mehmet SALİH

Haksızlığa Karşı Bir Selam...

Ben cesur olduğum için değil, haksızlığa uğradığım için mücadele etmiştim. Çünkü insan bazen korksa bile hakkını aramak zorundadır. Ve o gün genç bir asteğmen olarak kendi kendime bir söz vermiştim: Haklıysam, sonuna kadar hakkımı arayacaktım.

Yüzde İki

Hayat bazen matematik hatalarını affeder.
Ama insanın karakter hesabındaki eksileri asla...
Çünkü gerçek başarı;
çok şey bilmek değil,
bildiklerinle ve yaşadıklarınla iyi bir insan kalabilmektir.

Bir Takdir Belgesinden Fazlası..

Hayatta ne "sen" çok önemlisin ne de "ben"... Önemli olan, gerektiğinde "biz" olabilmektir. Çünkü bazı başarıların altında tek bir imza değil, görünmeyen onlarca emek vardır

Bir Sonraki Adım

İlk günlerde insan umutlu oluyor. Telefon çalacak sanıyor. Gönderdiği özgeçmişlerin bir yerlerde karşılık bulacağını düşünüyor. Sabahları daha hızlı kalkıyor. Tıraşını oluyor. Ütülü gömleğini gitiyor. Çünkü içinde hâlâ yarınlara dair bir inanç taşıyor. Sonra günler geçiyor. Telefon daha az çalıyor. Sorular çoğalıyor. "Bir gelişme var mı?" "Bir haber çıktı

6 Ay da doldu

Altı ay boyunca her sabah umutla uyanıp sessizlikle karşılaşmak nasıl bir duygudur?
"6 Ay da Doldu", işsizliğin sadece ekonomik değil, aynı zamanda insanın onuruyla, özgüveniyle ve görünmez olma korkusuyla verdiği mücadeleyi anlatan içten bir yazı.
Belki de en ağır yük, kaybedilen para değil; kaybedildiğini

Selden Sonra

İnsan bazen bir felaketi atlatıyor ama onun bıraktığı izler hafızanın derinlerinde yaşamaya devam ediyor. Fakat günler geçtikçe şunu fark ettim: Kaybettiğim araba geri gelmeyecekti ama ben hayattaydım. Sevdiklerim yanımdaydı

Kahve Soğumadan...

Sanırım çoğumuz ikinci sebepten yazıyoruz. Çünkü insanın içi bazen kalabalık olur. Kimse görmez ama içeride sürekli konuşan bir geçmiş vardır. Yarım kalmış cümleler… Geç kalınmış özürler… Söylenememiş kırgınlıklar… Yazı biraz da bunun içindir işte.

Kusursuzluğun Görünmez Çatlağı

"Kusursuzluğun Görünmez Çatlağı", modern hayatın paradoksunu ele alıyor: Teknoloji hayatı kolaylaştırırken, ruhumuzu nasıl yoruyor? Eski zamanların kusurlu ama sıcak dünyası ile günümüzün pürüzsüz ama soğuk sistemleri arasındaki çelişkiyi anlatıyor. Mükemmellik arayışında kaybettiğimiz insani dokunuşu sorgulayan, derinlikli bir düşünce parçası.

Dünya Hâlâ Dönüyor

"Parker'ın söylemediği ama söyleyebileceği bir alıntı üzerinden, gündelik hayatın tekdüzeliğine ve süregelen varoluşun yoruculuğuna dair düşünceli bir metin. Sahte alıntıların bazen gerçeklerden daha dürüst olabileceğini savunurken, dünyanın dönmeye devam etmesi karşısındaki kolektif hissimizi ve bu sürekliliğe karşı hissettiğimiz o içten 'peki?' sorusunu inceliyor."

Sabahın Köründe

Bu metin, sabahın erken saatlerinin aslında günün en samimi ve dürüst anları olduğunu anlatıyor. Henüz dünyanın gürültüsünden uzak, insanın kendisiyle baş başa kaldığı bu zaman diliminde, çıplak bir "şimdi" ile yüzleşmek zorunda kalırız. Çoğumuzun kaçtığı bu anlar, aslında hayatın en net konuştuğu zamanlardır - biz duymaya cesaret edemesek

Gecenin beşinde

Gecenin karanlığında uyanış, zihnin sessizliğiyle yüzleşme anı... Eskiden tedirgin eden bu gece vakitleri, artık Ares'in sade eşliğiyle huzura dönüşüyor. Geçmişteki zorluklar, dağılan güvenler ve içe çöken ağırlıklar arasında, basit bir "buradayım" bakışının nasıl teselli verebileceğini anlatan samimi bir düşünce akışı. Karanlıkta bile umut vardır.

Bugün Yalnızdım

Kalabalık içinde yalnız hissetmenin tarifi: Konuşacak çok şey varken dinleyecek kimsenin olmaması. Güçlü görünmeye alışan birinin yorgunluğunu fark eden olmayışı. Bu özel yalnızlık anında kişi kendisiyle baş başa kalır, birikmiş duygularıyla yüzleşir, ama içindeki sesi bile kendine duyuramaz. Bazen yalnızlıkla savaşmak yerine, onu kabullenmek gerektiğini anlatan içten bir

Size Kalan satırlar

Bir babanın evlatlarına yazdığı içten mektuptan alınan bu parça, çocuklarının hayatına dokunan derin bir sevgi hikâyesini anlatıyor. Zaman hızla geçerken, onları ilk kucağına aldığı anlardan bugüne uzanan yolculukta, babalığın insanı nasıl dönüştürdüğünü, korkuların ve zorlukların içinde bile evlat sevgisinin nasıl güç kaynağı olduğunu samimi duygularla ifade ediyor.

Başa Dön