"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Mehmet SALİH

Bugün Yalnızdım

Kalabalık içinde yalnız hissetmenin tarifi: Konuşacak çok şey varken dinleyecek kimsenin olmaması. Güçlü görünmeye alışan birinin yorgunluğunu fark eden olmayışı. Bu özel yalnızlık anında kişi kendisiyle baş başa kalır, birikmiş duygularıyla yüzleşir, ama içindeki sesi bile kendine duyuramaz. Bazen yalnızlıkla savaşmak yerine, onu kabullenmek gerektiğini anlatan içten bir

Size Kalan satırlar

Bir babanın evlatlarına yazdığı içten mektuptan alınan bu parça, çocuklarının hayatına dokunan derin bir sevgi hikâyesini anlatıyor. Zaman hızla geçerken, onları ilk kucağına aldığı anlardan bugüne uzanan yolculukta, babalığın insanı nasıl dönüştürdüğünü, korkuların ve zorlukların içinde bile evlat sevgisinin nasıl güç kaynağı olduğunu samimi duygularla ifade ediyor.

Gece Terapisi

Bu samimi iç monolog, uykusuz gecelerde tavana bakarak kendimizi sorgulama alışkanlığından kurtulma kararını anlatıyor. Yazar, geçmişi tekrar tekrar sorgulamaktan, gece vakti kendini yargılamaktan vazgeçiyor. Artık düşünceleriyle barışık, hayatı daha hafif almaya kararlı ve uykuyu hak olarak görüyor. İnsanın kendisiyle olan iç hesaplaşmasını mizahi bir dille aktaran, rahatlatıcı bir

Gemileri Yakmadan

Geçmişte öfkeyle ilişkileri yakan birinin samimi itirafı. Yazar, yıllar içinde "gemi yakmak" yerine iletişim kurmanın, sınır koyarak devam etmenin daha değerli olduğunu anlamış. İlişkileri koparmak cesaret değil, çoğu zaman kaçıştı. Gerçek olgunluğun, gemiyi yakmak değil, onu ustaca yönetebilmek olduğunu öğrenmiş bir hayat dersi.

başarı denilen şey bazen sadece hayatta kalmaktır

Bu düşündürücü metin, başarı ve mutluluk kavramlarını sorgulayarak hayatın derinliklerine iniyor. İnsanların dayanabildiği noktayı başarı olarak adlandırdığını, alışmakla sevmeyi karıştırdığımızı ve çoğu zaman suskunluğun meziyetten çok yorgunluk olduğunu anlatıyor. Toplumun başarı algısını eleştiren, içsel huzur ve gerçek mutluluğun ne olduğunu düşündüren felsefi bir yaklaşım sunuyor.

Engereğin Gözü ( Zülfü Livaneli) Roman Üzerine

"Engereğin Gözü", iktidarın insan ruhuna sızışını anlatan etkileyici bir roman. Güçlü görünenlerin aslında korkularıyla var olduğu, sarayın karanlığının insanların gözlerinde yansıdığı bir dünya. Livaneli, soğukkanlı üslubuyla hayatta kalma uğruna vicdanını susturan karakterleri karikatürleştirmeden, tüm insani zayıflıklarıyla resmediyor. Roman, emirlerin suçları aklamaya dönüştüğü, korkaklığın ahlak kılığına büründüğü bir iktidar

Sarı Yüz (Yellowface) ( R.F. Kuang) Roman Üzerine

Sarı Yüz bir roman gibi başlamaz; bir itiraf gibi başlar. Ama fısıltıyla değil, kendini haklı çıkararak. R.F. Kuang, bir hikâye çalmayı değil, bir hayatı çalmanın ne kadar kolay olduğunu gösterir. Roman bizi rahat ettirmez; “Ben olsam?” sorusunu boğaza düğümler. Edebiyatın alkışla, görünürlükle, etiketle nasıl kirlenebildiğini anlatır. Kitap bittiğinde

Annemin Uyurgezer Geceleri. (Ayfer Tunç) Roman Üzerine

"Annemin Uyurgezer Geceleri", geçmişin gölgesinde yaşayan bir anne ve onun açtığı kapılardan geçmek zorunda kalan kızının hikâyesi. Belleğin yük olduğu, tamamlanmamış kimliklerin, yarım kalmış aşkların ve çatlak ailelerin romanı. Unutamama ve affetmemenin getirdiği ağırlık, kuşaktan kuşağa aktarılan yarım hayatlar ve gerçek sevginin ancak geçmişle yüzleşerek mümkün olabileceğini anlatan

Bekle Beni (Z.Livaneli ) Roman Üzerine

Bu roman, aşkın ölümünden sonra kalanlara odaklanıyor. Livaneli, bekleyenlerin ve sevenlerin iç dünyasını, söylenmeyen sözlerin zehrine ve zamanın çürüyüşüne dönüştüğü bir hikâye anlatıyor. "Bekle Beni", kendi korkularını korumak uğruna sevdiklerinden ve kendilerinden vazgeçen insanların sessiz dramı - öyle bir bekleyiş ki, kimse gelmez ama sen de gidemeyecek kadar

Gelecek ve ayna

Bu etkileyici metin, zaman kavramını ayna metaforu üzerinden inceliyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine ele alırken, insanın kendi geçmişiyle yüzleşmekten kaçınma eğilimini sorguluyor. Şimdinin kibri, geçmişin sessizliği ve geleceğin kaçınılmaz yüzleştirmesi üzerine düşündüren, felsefi derinliği olan bir metin.

Sen de bir ödül almak ister misin?

"12 Ekim 2006: Orhan Pamuk'un Nobel kazandığı gün, Fransa'nın 'soykırım inkârı' yasasını kabul etmesi tesadüf değil. Bu yazı, Türkiye'yi eleştirerek uluslararası tanınırlık kazanan yazarlara dair acı bir eleştiri sunuyor. Yazara göre, ülkesini dışarıya şikayet edenler ödüllendiriliyor; kitapları çevriliyor, röportajları artıyor, fonlar açılıyor. Kimliğin eserden daha önemli olduğu bir

Beyinde kazanmak…

Bu metin, kazanma arzusu ile kaybetmeme rahatlığı arasındaki kritik farkı inceliyor. Çoğumuz, başarısızlık korkusuyla daha başlamadan mazeretler üretiriz. Gerçek kazananlar, sonuçtan korkmak yerine harekete geçerler. Zihnimiz kaybı düşünmeye odaklandığında, ne kadar önlem alırsak alalım asla tam güçle mücadele edemeyiz. Başarı, mazeretler yerine inançla gelir.

KİTAP İZLERİ

İnce Memed 1

Yaşar Kemal

Toroslar'dan Yükselen Bir İsyan Ağıtı: İnce Memed Yaşar Kemal'in edebi evreninin temel taşı ve şüphesiz en bilinen eseri olan "İnce Memed", ilk kez 1955'te okuyucuyla
İncelemeyi Oku
Başa Dön