Usturanın Altında Kalan Yıllar
Bir berber koltuğunda geriye yaslanmış bir adam, / Yüzünde köpük, gözlerinde yıllar var.
"Herkes kendi kitabının kahramanıdır, özellikle de kimse onu okumuyorsa." — Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Herkes kendi kitabının kahramanıdır, özellikle de kimse onu okumuyorsa." — Terry Pratchett (Kurgusal)"
Bir berber koltuğunda geriye yaslanmış bir adam, / Yüzünde köpük, gözlerinde yıllar var.
Her zaman yalnızdım yalnız, / Sadece iyi günümde yanımdaydınız. /
Geçtim Gidiyorum / İnsanı sevdim. / Yüzünü değil, yüreğini sevdim.
Gençken zaman hızlı akan bir nehir gibidir. / Koşarız. Yetişiriz. Kurarız. / Hayat hep ileri doğru
Bazı yıllar insanın üstünden geçmez. / İçinden geçer. / Takvim yaprakları değişti ama o yıl içimde
Kalabalık içinde yalnız hissetmenin tarifi: Konuşacak çok şey varken dinleyecek kimsenin olmaması. Güçlü görünmeye alışan birinin yorgunluğunu fark eden olmayışı. Bu özel yalnızlık anında kişi kendisiyle baş başa kalır, birikmiş duygularıyla yüzleşir, ama içindeki sesi bile kendine duyuramaz. Bazen yalnızlıkla savaşmak yerine, onu kabullenmek gerektiğini anlatan içten bir
Bir babanın evlatlarına yazdığı içten mektuptan alınan bu parça, çocuklarının hayatına dokunan derin bir sevgi hikâyesini anlatıyor. Zaman hızla geçerken, onları ilk kucağına aldığı anlardan bugüne uzanan yolculukta, babalığın insanı nasıl dönüştürdüğünü, korkuların ve zorlukların içinde bile evlat sevgisinin nasıl güç kaynağı olduğunu samimi duygularla ifade ediyor.
Bu samimi iç monolog, uykusuz gecelerde tavana bakarak kendimizi sorgulama alışkanlığından kurtulma kararını anlatıyor. Yazar, geçmişi tekrar tekrar sorgulamaktan, gece vakti kendini yargılamaktan vazgeçiyor. Artık düşünceleriyle barışık, hayatı daha hafif almaya kararlı ve uykuyu hak olarak görüyor. İnsanın kendisiyle olan iç hesaplaşmasını mizahi bir dille aktaran, rahatlatıcı bir
Geçmişte öfkeyle ilişkileri yakan birinin samimi itirafı. Yazar, yıllar içinde "gemi yakmak" yerine iletişim kurmanın, sınır koyarak devam etmenin daha değerli olduğunu anlamış. İlişkileri koparmak cesaret değil, çoğu zaman kaçıştı. Gerçek olgunluğun, gemiyi yakmak değil, onu ustaca yönetebilmek olduğunu öğrenmiş bir hayat dersi.
Bu düşündürücü metin, başarı ve mutluluk kavramlarını sorgulayarak hayatın derinliklerine iniyor. İnsanların dayanabildiği noktayı başarı olarak adlandırdığını, alışmakla sevmeyi karıştırdığımızı ve çoğu zaman suskunluğun meziyetten çok yorgunluk olduğunu anlatıyor. Toplumun başarı algısını eleştiren, içsel huzur ve gerçek mutluluğun ne olduğunu düşündüren felsefi bir yaklaşım sunuyor.
Bir zamanlar bir çocuk vardı. / Dünya ona ağır gelmiyordu. /
Ocak 23, 2026 / Fazla ciddiye almayın bu hayatı. /
"Engereğin Gözü", iktidarın insan ruhuna sızışını anlatan etkileyici bir roman. Güçlü görünenlerin aslında korkularıyla var olduğu, sarayın karanlığının insanların gözlerinde yansıdığı bir dünya. Livaneli, soğukkanlı üslubuyla hayatta kalma uğruna vicdanını susturan karakterleri karikatürleştirmeden, tüm insani zayıflıklarıyla resmediyor. Roman, emirlerin suçları aklamaya dönüştüğü, korkaklığın ahlak kılığına büründüğü bir iktidar
Sarı Yüz bir roman gibi başlamaz; bir itiraf gibi başlar. Ama fısıltıyla değil, kendini haklı çıkararak. R.F. Kuang, bir hikâye çalmayı değil, bir hayatı çalmanın ne kadar kolay olduğunu gösterir. Roman bizi rahat ettirmez; “Ben olsam?” sorusunu boğaza düğümler. Edebiyatın alkışla, görünürlükle, etiketle nasıl kirlenebildiğini anlatır. Kitap bittiğinde
Gençken paranın en önemli şey olduğunu düşünürdüm. / Hatta hayatın kendisi paraymış gibi
"Annemin Uyurgezer Geceleri", geçmişin gölgesinde yaşayan bir anne ve onun açtığı kapılardan geçmek zorunda kalan kızının hikâyesi. Belleğin yük olduğu, tamamlanmamış kimliklerin, yarım kalmış aşkların ve çatlak ailelerin romanı. Unutamama ve affetmemenin getirdiği ağırlık, kuşaktan kuşağa aktarılan yarım hayatlar ve gerçek sevginin ancak geçmişle yüzleşerek mümkün olabileceğini anlatan
Bu roman, aşkın ölümünden sonra kalanlara odaklanıyor. Livaneli, bekleyenlerin ve sevenlerin iç dünyasını, söylenmeyen sözlerin zehrine ve zamanın çürüyüşüne dönüştüğü bir hikâye anlatıyor. "Bekle Beni", kendi korkularını korumak uğruna sevdiklerinden ve kendilerinden vazgeçen insanların sessiz dramı - öyle bir bekleyiş ki, kimse gelmez ama sen de gidemeyecek kadar
Bu etkileyici metin, zaman kavramını ayna metaforu üzerinden inceliyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine ele alırken, insanın kendi geçmişiyle yüzleşmekten kaçınma eğilimini sorguluyor. Şimdinin kibri, geçmişin sessizliği ve geleceğin kaçınılmaz yüzleştirmesi üzerine düşündüren, felsefi derinliği olan bir metin.
Boğuluyordum. / Ama kimse suyu görmüyordu. / Herkes kenardaydı.
Yazmak benim için susulan yerleri konuşturmaktır. Hayatın içinde yaşanan kırılmaları, aile bağlarını, kayıpları ve yeniden başlama cesaretini yazıyorum.
Hikâyelerimde kahramanlar kusursuz değildir; düşerler, yanılırlar, bazen geç kalırlar. Ama tam da bu yüzden gerçektirler.
Yazdıklarım yaşanmışlıklardan beslenir. Acıyı inkâr etmem, umudu da eksik bırakmam. Çünkü inanırım ki insan, anlatabildiği kadar iyileşir.
1961 Gaziantep doğumluyum.Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F Maliye bölümü 1984 mezunuyum.Halen emekliyim.
Gaziantep
Kamuran Esen, Uğur İzzet Karakoç,Funda Bilgili ve tüm izedebiyat ailesi
Daha kendimi bir yazara benzetecek kadar iyi yazamıyorum
Şebnem İşigüzel