"Bu kadar erken uyanmak için ya bir devrimci olmalısın, ya da kahve makinen bozuk." — Douglas Adams"

Mehmet SALİH

Ne Kadar Çok Öldük Yaşamak İçin

"Ne Kadar Çok Öldük Yaşamak İçin", Onat Kutlar'ın derin sözünden hareketle, yaşam uğruna kaybettiklerimizi düşündüren bir metin. Hayatta kalmak adına vazgeçtiklerimiz, sustuklarımız ve eksildiklerimizi sorgularken, toplumsal unutkanlığımıza da ayna tutuyor. Umut, cesaret ve hayallerimizden vazgeçişimizi anlatan bu düşünce parçası, hatırlamanın bir direniş olduğunu hatırlatıyor.

Bir Gün Anladım: İnsan Kendini Küçülterek Büyüyemez

Chris Ott, adaletsiz yönetici davranışının psikolojik etkilerini çarpıcı biçimde ele alıyor. Sinirli bir patronla çalışmak zordur, ancak nedensiz öfke patlamaları yaşayan bir yönetici altında çalışmak çok daha yıpratıcıdır. Haksız yere azarlanmak, çalışanın durumu anlamlandırma ve kendini savunma hakkını elinden alır. Bu tür ortamlarda kişi işine odaklanmak yerine, bir

Hayallerim Renk Renk…

Erken uyanan bir dedenin huzur dolu sabah anı ve torunu Salih ile paylaştığı samimi dakikalar... Deniz manzarasında kahvesini yudumlayıp şükrederken, uykusu kaçan torunun masum sesiyle bölünen yazı vakti. Hayatın en değerli anları bazen bir bardak süt ve bir çocuğun gülümsemesinde saklıdır. Renkli hayallerin arasında, kuşaklar arası sevgi bağının

Hayatta Tek Derdiniz Para Olsun

Hayatın iniş çıkışlarını samimi bir dille anlatan bu metin, maddi zorluklar yaşayan birinin iç dünyasını yansıtıyor. Yazar, 2004'te yaşadığı ekonomik çöküşten sonra dostunun uzattığı yardım eliyle hayata tutunmasını ve zamanla kazandığı huzuru paylaşıyor. "Paranın önemi" ve "gerçek mutluluk" üzerine düşündüren içten bir hayat dersi.

Üç, beş kişi biriktirebilmişim

Parasızlıkla boğuşan bir kişinin borç isteme konusundaki iç sıkıntılarını anlatan samimi bir hikâye. Yeni işe başlamışken babasını kaybeden anlatıcı, tüm zorluklara rağmen kirasını ödemeye çalışırken yaşadığı duygusal çelişkileri içten bir dille paylaşıyor. Ekonomik zorluklar ve kişisel gururun çarpıştığı bu kısa anlatı, pek çoğumuzun yaşadığı "istemek zordur" duygusunu ustaca

Dost

Bu etkileyici metin, gerçek dostluğun maddi durumla değil, yürekten bağlanmakla ilgili olduğunu anlatıyor. Uzun süredir işsiz olan bir adamın, zor günlerinde yanında olan arkadaşı Ali'nin desteğiyle hayata tutunma çabasını gösteriyor. Sadece 50 TL ile eve dönmenin bile, tamamen parasız dönmekten daha iyi olduğu düşüncesiyle avunan karakterin, ekonomik zorluklar

Allah’im, Ben Ne Kadar Şansliyim – Yillar Sonra

Bu dokunaklı yazı, yıllar sonra bile devam eden bir aşkın samimi portresini çiziyor. Yazar, sabahın erken saatlerinde uyanıp yanındaki eşine bakarken hissettiği derin minnettarlığı anlatıyor. Zamanın pek çok şeyi değiştirmesine rağmen, eşiyle kurdukları bağın ve birbirlerine duydukları sevginin nasıl aynı kaldığını, hayatın zorluklarına birlikte göğüs germenin değerini içten

Borçla Yüzleşme

Borç, sessizce hayatımıza sızan ve zamanla bizi esir alan bir misafir gibidir. Bu metin, borçla mücadelenin aslında büyük bir savaş değil, küçük ama kararlı adımların toplamı olduğunu anlatıyor. Kredi kartının cazip tekliflerine kanmak yerine, nakitle yaşamanın dürüstlüğünü vurguluyor. Borçtan kurtulmanın ilk adımı, içimizdeki "Bu yükü indireceğim" diyen sesi

Umutlar Yeşerirken

İşsizlikle boğuşan bir insanın üç aylık zorlu mücadelesini anlatan bu hikâye, umutla umutsuzluk arasında gidip gelen bir hayatı resmediyor. Tek bir borcun yıktığı hayaller, boş cepler ve yorgun ayaklar... Ramazan akşamında eve ekmek götürememenin çaresizliği ile dolu bu anlatı, okuyucuyu yoksulluğun soğuk gerçekliğiyle yüzleştirirken, belki de yeşerecek umutların

Delik Ayakkabı

Karanlık, yağmurlu bir akşamda, yorgun bir insanın eve dönme özlemi... Omuzlarındaki hayat yükü, delik ayakkabılarından içeri sızan soğuk su, ve ailesine kavuşma arzusu arasında sıkışmış bir ruh. Fakirlik ve yorgunluğun sessiz tanığı olan bu yolculuk, sevdiklerine kavuşma umuduyla aydınlanıyor. Taksi çağırma kararı, konfor değil, sevgiye bir an önce

Hayat Üstüne…

"Hayat Üstüne..." yaşamın kısalığı ve zorluğu üzerine düşündüren samimi bir iç döküş. Yazar, hayat yolculuğundaki dönüşümünü anlatıyor: utangaç bir gençlikten özgüvenli yetişkinliğe, sonra iflas sonrası içine kapanmaya. Zaman kavramı, bekleme sanatı ve beklentilerin tehlikeleri üzerine derinlemesine bir düşünce akışı sunan, hayatın karmaşık doğasını sorgulayan içten bir metin.

Ayakkabım daha parlıyor artık...

Beklenmedik zorluklar karşısında ayakta kalabilmenin sırrını anlatan bu dokunaklı hikâye, sevginin ve dostluğun gücünü vurguluyor. Maddi kayıplar yaşayan bir adamın, gerçek zenginliğin eşyalarda değil sevdiklerinde olduğunu keşfetmesi ve bir ayakkabı boyacısıyla karşılaşması üzerine kurulu anlatı, Mevlana'nın "Korkma düşmezsin" sözünü hayatın içinden bir örnekle pekiştiriyor. İnsani değerlere ve dayanışmaya

Saç Kesi̇li̇nce Görüldü, Ak Miydi, Kara Mi?

Refik, 75 gündür işsizdir. Her şey bir komployla başladı; agresif patron, düşük maaş, sigorta hileleri ve ağır çalışma koşulları altında ezildi. İş yerinde dedikodular ve düşmanlıklar arasında sıkışan Refik, giderek daha büyük bir açmaza sürüklendi. Stres ve yorgunluk içinde, ne dünyaca ünlü yönetim uzmanı Chris Ott'un tavsiyeleri ne

Yazlıkta ki Sessizlik...

Gaziantep, 1994. Bir işadamının mali çöküşünün ve ihanetlerin yarattığı sessiz fırtınanın başlangıcı... Faturaların, çeklerin ve ödenmemiş senetlerin altında ezilen bir adam, güvendiği dostların soğuk bakışlarıyla yüzleşiyor. İnsan bazen hayatının çözülüşünü aniden duymaz, önce küçük bir çatırdı gelir. "Yazlıktaki Sessizlik", bir çöküşün ilk anlarını, iç dünyasındaki uğultuyu ve yaklaşan

KİTAP İZLERİ

Puslu Kıtalar Atlası

İhsan Oktay Anar

Bir Düşün Atlasında Gezinmek: İhsan Oktay Anar'ın Başyapıtı İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanan ve yayımlandığı andan itibaren modern Türk edebiyatının kült eserlerinden biri haline
İncelemeyi Oku
Başa Dön