Artık bitti. Geceleri tavanı izleyip “keşke şöyle deseydim, böyle yapsaydım” derken sabah olmayacak. Gündüz kafama taktıklarım için geceleri Oscar’lık senaryolar yazmayacağım.
Millet kafayı yemiş. Kedisiyle konuşan var, köpeğine hayat dersi veren var. Ben oralara girmedim henüz. Ben sadece tavanla dertleşirim. Tavan iyidir; ne pat diye akıl verir, ne de “ben demiştim” der.
Gece artık terapi saati değil. Kendimi hem sanık hem savcı ilan etmeyeceğim. Geçmişi çağırıp tekrar tekrar sorguya çekmeyeceğim. Zaten cevap vermeyeceğini defalarca kanıtladı.
İnsan bazen her şeyi ciddiye aldığı için yoruluyor. Biraz da gülmezse kafayı gerçekten yiyor. O yüzden bazı düşünceleri ciddiye almamaya karar verdim. İçimden konuşurum, güler geçerim.
Bundan sonra uykularım kaçak değil, hakkım. Sabahlar suçlulukla değil, “neyse ya…” rahatlığıyla başlayacak.
Artık bitti. Tavan orada, ben buradayım. Konuşacak olursak da bu tamamen aramızda.
