"23 Nisan çocuk bayramıysa, 24 Nisan'da neden yetişkinler ağlıyor?" - George Carlin"

Mehmet SALİH

Bekle Beni (Z.Livaneli ) Roman Üzerine

Bu roman, aşkın ölümünden sonra kalanlara odaklanıyor. Livaneli, bekleyenlerin ve sevenlerin iç dünyasını, söylenmeyen sözlerin zehrine ve zamanın çürüyüşüne dönüştüğü bir hikâye anlatıyor. "Bekle Beni", kendi korkularını korumak uğruna sevdiklerinden ve kendilerinden vazgeçen insanların sessiz dramı - öyle bir bekleyiş ki, kimse gelmez ama sen de gidemeyecek kadar

Gelecek ve ayna

Bu etkileyici metin, zaman kavramını ayna metaforu üzerinden inceliyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine ele alırken, insanın kendi geçmişiyle yüzleşmekten kaçınma eğilimini sorguluyor. Şimdinin kibri, geçmişin sessizliği ve geleceğin kaçınılmaz yüzleştirmesi üzerine düşündüren, felsefi derinliği olan bir metin.

Sen de bir ödül almak ister misin?

"12 Ekim 2006: Orhan Pamuk'un Nobel kazandığı gün, Fransa'nın 'soykırım inkârı' yasasını kabul etmesi tesadüf değil. Bu yazı, Türkiye'yi eleştirerek uluslararası tanınırlık kazanan yazarlara dair acı bir eleştiri sunuyor. Yazara göre, ülkesini dışarıya şikayet edenler ödüllendiriliyor; kitapları çevriliyor, röportajları artıyor, fonlar açılıyor. Kimliğin eserden daha önemli olduğu bir

Beyinde kazanmak…

Bu metin, kazanma arzusu ile kaybetmeme rahatlığı arasındaki kritik farkı inceliyor. Çoğumuz, başarısızlık korkusuyla daha başlamadan mazeretler üretiriz. Gerçek kazananlar, sonuçtan korkmak yerine harekete geçerler. Zihnimiz kaybı düşünmeye odaklandığında, ne kadar önlem alırsak alalım asla tam güçle mücadele edemeyiz. Başarı, mazeretler yerine inançla gelir.

Bir eser bırakmak

Gece otobüsünde, uzun yolda eski bir şarkı çalarken, ölümsüzlük üzerine derin bir düşünce: Unutulmamak, nefes almaktan daha önemli. Herkes bir şeyler "olmaya" çalışırken, geride ne bırakacağını düşünmüyor. Oysa hayatın gerçek anlamı belki de budur - ölümden sonra bile hatırlanacak bir iz bırakmak. Çünkü bazıları gerçekten ölmez.

Vebadan Koronaya

Bu yazı, korona salgını sırasında paniğin ve korkunun insan davranışları üzerindeki etkisini anlatıyor. Eski bir veba hikâyesiyle modern pandemiyi karşılaştırarak, gerçek tehlikeden çok korkunun insanları nasıl etkilediğini vurguluyor. 10 Nisan'daki sokağa çıkma yasağı ilanı sonrası yaşanan panik ve mesafe kurallarının unutulması, tarihten ders alamadığımızı gösteriyor.

Köylü ile yolcu

Bu kısa hikâye, bir köylü ve yolcu arasındaki diyalog üzerinden toplumsal mesajlar veriyor. İnsanların farklı karakterlere sahip olduğunu ve aynı talimata farklı tepkiler verebileceğini anlatıyor. Özellikle pandemi dönemindeki "evde kal" çağrılarına atıfta bulunarak, insanların ekonomik ve sosyal koşullarının gözetilmesi gerektiğini vurguluyor. Hikâye, toplumsal sorunlara basit çözümler aramanın yanıltıcı

Esin hanım ve İlham bey yıllar sonra

"Zamanla Değişen Yazarlık Yolculuğu" - Bir yazarın yıllar içinde değişen yazma deneyimini içten bir şekilde anlatan bu şiirsel metin, gençken aceleyle dökülen kelimelerin zamanla nasıl ağırlaştığını, ilhamın hiç gitmediğini ama sustuğu yerin büyüdüğünü anlatıyor. Yazmanın artık sadece anlatmak değil, kendisiyle yüzleşmek olduğunu, kelimelerin ağırlığını ve yazmadığı günlerin gerçek

Esin hanım ve İlham bey

Bir yazarın ilham ve yazma krizini içtenlikle anlattığı bu metin, yaratıcı sürecin inişli çıkışlı doğasını samimiyetle yansıtıyor. Yazar, ilhamın geldiği zamansız anları, sabah saatlerinin değerini ve şu an yaşadığı tıkanıklığı duygu dolu bir dille aktarırken, tüm yaratıcıların zaman zaman hissettiği o tanıdık boşluk hissini ustalıkla resmediyor.

Hayat ve poker

Bu yazı, duyguları açıkça yüzüne yansıtan kişilerin hayat oyununda nasıl savunmasız kaldığını anlatıyor. Dünya bir poker masasıdır; duygularınızı gizlemeyi öğrenmezseniz, insanlar zayıf noktalarınızı bulup kullanacaktır. Kendinizi herkese anlatmak yerine, dayandığınız değerleri göstermenin önemi vurgulanıyor. Dürüstlük ile savunmasızlık arasındaki ince çizgiyi ve duygusal maskeler takmanın bazen hayatta kalmanın anahtarı

Hayatın Hediyesi

Picasso'nun sözünden ilhamla, hayatın özünü sorgulayan düşündürücü bir metin. Gerçek hediyelerin illa parlak olmadığını, çoğu zaman acılarımızda gizlendiğini anlatıyor. Yeteneklerimizi keşfetmenin ve paylaşmanın zorluğunu, ancak verdikçe çoğaldığını vurguluyor. Hayatın "Ne verdin?" sorusunda saklı olduğunu ve bazı insanların, taşıdıkları derinlik nedeniyle geç açtığını hatırlatıyor. Sabır ve kendini keşif yolculuğuna

Ne Kadar Çok Öldük Yaşamak İçin

"Ne Kadar Çok Öldük Yaşamak İçin", Onat Kutlar'ın derin sözünden hareketle, yaşam uğruna kaybettiklerimizi düşündüren bir metin. Hayatta kalmak adına vazgeçtiklerimiz, sustuklarımız ve eksildiklerimizi sorgularken, toplumsal unutkanlığımıza da ayna tutuyor. Umut, cesaret ve hayallerimizden vazgeçişimizi anlatan bu düşünce parçası, hatırlamanın bir direniş olduğunu hatırlatıyor.

Bir Gün Anladım: İnsan Kendini Küçülterek Büyüyemez

Chris Ott, adaletsiz yönetici davranışının psikolojik etkilerini çarpıcı biçimde ele alıyor. Sinirli bir patronla çalışmak zordur, ancak nedensiz öfke patlamaları yaşayan bir yönetici altında çalışmak çok daha yıpratıcıdır. Haksız yere azarlanmak, çalışanın durumu anlamlandırma ve kendini savunma hakkını elinden alır. Bu tür ortamlarda kişi işine odaklanmak yerine, bir

KİTAP İZLERİ

Sessizin Payı

Nurdan Gürbilek

Edebiyatın Vicdanı: Nurdan Gürbilek "Sessizin Payı"nda Adaletin Peşinde Siyasal kutuplaşmaların ve susturulmuş tarihin zeminini çatırdatttığı bir coğrafyada yazar nerede durur? Adalet arayışında edebiyatın sunduğu imkân
İncelemeyi Oku
Başa Dön