"Yazmak, aslında hiçbir zaman yazmamayı başarmanın en zor yoludur." - Franz Kafka (Kurgusal)"

Çok hafifledim birden.

yazı resim

Bu bir rahatlama değil.
Bir şeyin benden vazgeçmesi gibi.

Her yer karanlık.
Gözlerim açık.
Ama karanlık, bakılan bir şey değil;
içine düşülen bir hâl.

Elektrikler kesik olmalı diyorum.
Bu ülkede karanlık hep normaldir zaten.
Ama sonra anlıyorum:
Bu karanlık planlı.
Kimse acele etmiyor.

Ezan sesi geliyor.
Çok yakın.
Duvar yok, mesafe yok.
Sanki toprağın içinden değil,
benden yükseliyor.

Sevdiğim bir sesin bu kadar ağır gelmesi
insanı hazırlıksız yakalıyor.

Üzerimde bir baskı var.
Göğsüm değil, iradem sıkışıyor.
Hareket etmek istiyorum.
Bedenim cevap vermiyor.
Ben buradayım ama bana ait değilim.

Taşıyorlar beni.
Konuşmuyorlar.
Bu sessizlik bir ihmalkârlık değil.
Bu, artık açıklama borcu kalmayanların sessizliği.

Soğuk.
Toprak kokusu.
Hava daralıyor.

Bir ses:
“Allah rahmet eylesin.”

O an anlıyorum.
Hafifliğim bundan.
Ağırlık sayılmıyorum artık.

Hayatım gözümün önünden geçmiyor.
Çünkü geç kalmış şeyler geri dönmüyor.
Söylenmeyenler konuşmuyor.
Ertelenenler affetmiyor.

Ne ışık var,
ne yükseliş,
ne teselli.

Sadece karanlık var.

Ve ben…
yaşarken bıraktığım boşluk kadar yer kaplıyorum artık.

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön