"Yazmak, aslında, 'acaba bu kadar da kötü mü oldu?' sorusuna verilen sonsuz bir cevaptır." - Dorothy Parker (kurgusal)"

Söz bitti, dua kaldı

yazı resim

Yenildim…
İnsanların kör gözlerine, taş kesilmiş kalplerine, acımasızlığın soğuk bıçağına yenildim.
Bir zamanlar içimde filizlenen merhamet, yavaş yavaş söküldü yüreğimden.
Artık iyiliğe dokunmak istesem bile, parmak uçlarımda hissedemiyorum o sıcaklığı.
Her şey dondu. Her şey uzaklaştı.

Ashab-ı Kehf gibi bir mağaram yok benim;
gizlenip bekleyeceğim bir sabah da yok.
Sığındığım her duvar, zamana karşı taş kesiliyor.
Uykusu rahmet olan gençlerin aksine,
benim uykularım sabaha varmayan gecelerde boğuluyor.

Onlar, bir gecede uyutuldular ve bir sabah yeniden dirildiler.
Ben ise her sabah uyanıyorum ama dirilemiyorum.
Belki de fark bu.
Belki de Allah, bazı kullarını uyutmuyor;
acılarını diri diri taşımayı öğretiyor onlara.

Ne kadar daha kaybetmem gerektiğini bilmiyorum.
Ama öğrendim ki insanın “keşke yapmasaydım” dediği anlar,
ruhun en derin yaralarıymış.

Ve şimdi biliyorum:
Gücünün yetmediği derdi, derdin sahibine bırakmak gerekir.
Çünkü insan kaderiyle savaştıkça erir.
Ve bazı dertler vardır ki,
insanın omuzlarına değil, yalnızca Allah’ın rahmetine sığar.

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön