"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Tanrı Fikri 8

Kamusal zenginlik üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışan kurnaz bir sistemin eleştirisi. "El" kavramı üzerinden bencilliği ve otoriteyi kullanan, yanlış akıl yürütmeyle kolektif alanları sahiplenen zihniyetin analizi. İnsanların kamusal alanı "El" kavramı altında nasıl yanlış yorumladığını ve kurnazca manipüle edildiğini açıklayan düşündürücü bir metin.

yazı resim

El kamusal alana ve kamusal zenginlik kaynaklarına karşı kurulmuş bir kurnazlığın keyfi pay ediş biçimlendirişiydi. El kişiydi. El kişisi tasımdı. El kendi ihtiraslarını kişisel bencilliklere hitap ederek söyledi. Doğru bilinen yanlış sözü söyleyen kişi, galatı meşhur sözlerin etki sel (büyü sel) sanatıyla kişiler üzerinde kendisinin otoritesini ihsas ettirdi. Mülkün sahibi El sözü galatı meşhur bir AKIL YÜRÜTME işi ve galatı meşhur bir AKIL OYUNUYDU.

Özetlersek, inançlar ihtiyaca hitap ederken bilimseldirler. “Mülkün bir sahibi vardır. Mülkün sahibi El ‘dir”. Bu söz bencil öznenin işe karışmasıyla inanıcı, köleci ilk önerme olacaktı. Bu söz hiç bir algı dayanağı yok iken kolektif alan içinde söyleniyordu. Ve insanlar hali hazırdaki kolektif duruma göre bu sözdeki El sahipliğini kolektif mana atfı ile kamunun sahipliği olarak anlıyorlardı.

Siz ne söylerseniz söyleyin, kurnazlığın vukufunda olmayan kişiler bu sözlerdeki özgeciliğe karşı oluşan bencil manayı, somut deneyimledikleri kamusal olup bitenlerle birlikte anlıyorlardı. Bu söz içinde hile olacağı hiç düşünülmemişti. Yeni mana kulaktan kulağa işitildi. Çoğunluğun kurnazca söylem içindeki manada kolektif alan dışı başka tür bir manayı anlamaları çok çok zordu.

Mülkün sahibi El söylemini duyan kişiler bu sözü masumca bir fikir jimnastiği gibi anlıyorlardı. Bu söz içinde öznel inşacı olacak birinci soyut önerme; “mülkün sahibi El,” söyleminin ihsasıydı. Zaman içinde mülkün sahibi El demenin ilk algısı oluştu Ve algı inanılıştı (inanç olmuştu).

Sonrasında da “mülkün sahibi mülkünü dilediğine verir” denen ikinci El i inşa önermesi birinci önerme üzerine haliyle doğru bir şekilde cuk oturan önermeydi!

Eğer “mülkün sahibi El” ise, El mülkünü sana, bana, ona; bize, size, onlara dilediği kadarla dilediği gibi verir” demenin önermesiydi. Bu ikinci söylem sel önerme bencil hoşlanmayı çağırışı yordu.

İkinci önermedeki “El mülkü dilediğine verir” sözündeki “dilediğine verir” ifadesinde herkes El ‘in dilediği kişi sözünde kendini buluyordu. Herkes kendini El ‘in dilediği kişi olma yerine koyuyordu.

Bu tarz sözler bencil algılı kişi üzerinde tatlı bir meltem esintisi verecek olmanım etkileyici büyü sel düşüncesiydi. Herkese göre menfaat gibi olan bu düşünce kolektif alanın kolektif şefkatiyle eşleşiyordu!

İlk iki önermeye dayalı olan üçüncü tasım sal önermeye şuydu. “El mülkünü dilediği gibi verirken mülkü nasıl ve ne ölçüye göre dağıtacağını sana bana danışacak değil ya” demenin iknacı lığıydı.

Kimine bol verir. Kimine az verir. Kimine kıt verir. Kimine kısar. Kimine hiç vermezdi. Bu El ‘in özgür iradesiydi. Ve elbette bu taksimatta bizim bilmediğimiz bir hikmet gizlidir. Sabretmek gerekirdi, denecek.

Kötülüklere gidecek yollar adım adım mana açılımlarıyla döşenmişti. Kamu gücü ve kamu yaptırım hakkı olan mülke; “onun mülküdür diye iyelik verilen kişi El ‘di. El bu düşünceyi söyleyen somut kişiydi. Mesajı iletmek için, temas etmek için, uygulama yapmak için somut olmanız gerekiyordu.

Ama bu somutluk içinde düşünceyi söyleyen kişi El ile kişiler arasında aracıydı. El de aracı kişide aynı kişiydi. Aracı El ‘in temsilcisi ve insan içindeki şahıslara yansıyan El ‘in gölgesiydi. Algı böyle oluşturuldu. El ‘in sözü, tıpkı kolektif alan gibi görünmez olan bir gücün ağzında çıkan sözdü.

Algısal olarak El kolektif güç ile yer değişiyordu. Üreten kolektif irade, El ‘in irade sel sözü yerine geçiyordu. El kolektif alan etkileri ile eşleştirilen bir anlama ve algıydı. İleride El, üreten El olmak yerine yaratan El olacaktı.

Mülkün sahibi El, İrade sahibi El, kolektif alandan esinle bencilce bir tasımdı. Kısaca bu akıl oyunu veya akıl uslamlaması şöyleydi. “Mülkün sahibi El ‘dir. El mülkünü dilediğine verir. Kolektif alan sahipliği dışında olmayıp mülkü verilen de mülkün sahibi olmakla El ‘dir. El in mülk sahibi kişi olması demek, El ‘in kolektif alana ait olan kolektif yaptırım gücüne sahip olması demekti.

Kurnaz kişi; kamu sahipliğiyle, kamu gücüyle, kendisini kamu yerine koymuştur. El, mülk sahipliği yoluyla kolektif gücün kendisi olan bir kişi sel etkinin sahipliğiydi.

Her mülk sahibi olan bir El ise; her kolektif mülk sahipliğinin de bir El ‘i vardır. Kolektif iyelikten yoksun kalama demek kamusal paydaşlar olma ortaklığından feragat etme demekti. Şurada, burada her mülk sahibi olanlar birer El ‘dir.

Bu önermeler ve çıkarımlar kolektif alan gücü veya kolektif alan etkisi eşleşenleri üzerine yapılan köleci çözümlemeler olmakla, bencil bir akıl yürütme ve bencil bir akıl oyunuydu.

Artık rızk dağıtımından sonra mutlu ve mutsuz olunacak olayalar yaşanacaktı. Sonra zengin, fakir; zülüm, zalim; darp, gasp; sadaka, zekât; iyilik, kötülük; savaş, barış; ganimet bölüşme gibi olayların yeni tarz kötücül düşüncesi oluşacaktı. Yani “Minerva’nın baykuşu gece uçacaktı”. Önce olaylar yaşanacak. Sonra düşüncesi edinilecekti.

Kamusal mülk El in mülkü olunca kişiler üzerindeki yarın güvencesi ile toplumun kişiler üzerindeki koruyuculuğu da kalkacaktı. Yarına El vekildi! Ya da yarına El kerimdi. El kişilerin koruyucusuydu!

Yeni açılan düşünce ve eylem alanı içinde olaylar yaşandıkça oluşan zillete ve fak rü zaruretin yoksulluğuna El acıyacaktı. Sanki bunu böyle yapan El in takdiri değildi! El in kendisinin sebep olduğu onca olup bitenlere karşı El, kendi sebebiyetle kotardığı zulme karşı merhametli olacaktı!

Sanki tüm kötülüklere El in kendisi sebep olmamış gibi El in kimisine mal mülk verip kimisine de mal mülk vermemekten kıyasla doğan çelişkilerden ötürü oluşan tüm kötülüklerin kaynağı olan “mala, mülke” ve hatta “evlada” El; “bunlar sizin fitneniz dir” diyecekti.

Bir kez “mülkün sahibi El ‘dir” söyleşili inanç alanlı düşüncenin eksenine girdiğiniz de tüm köleci aykırılıklar, tüm olumsuzluklar; birer bahanesi ile sistemin doğruları olurlar. Çünkü baştaki postulat yanlıştır. Siz bu postulat (önsel doğru) kulvarına göre düşünüp, doğrulama çıkarımı yapmaktasınız.

Sözün özü bugünkü tanrı anlayışı baştan beri kotarılmamış tı. Tanrı fikri asla “yaratan bir tanrı fikriyle birlikte oluşmamıştı. Yaratan bir tanrı fikrini bilmek o günkü insanların ne işine yarardı. Ne de köleciliğin ilk aşamasında böyle bir tanrı savlamaları vardı.

Köleci olaylar yaşandıkça köleci düşünceleri edinildi ve bu düşüncelerle El kavramı üzerindeki El in olumsuzlukları üzerinde atacağınız bir tanrı fikrine gidildi. “Mülkün sahibi El” diyerek başlayan ifade, giderek akla hayale gelmeyen anlam ve anlatımlara bürünecekti.

KİTAP İZLERİ

Cumhuriyet'in İlk Sabahı

Şermin Yaşar

Cumhuriyet'in Şafağında Bir Çocuğun Adımları Tarihin büyük anlatılarını, savaşların ve kuruluşların destansı öykülerini kişisel ve dokunaklı kılmak edebiyatın en zorlu görevlerinden biridir. Şermin Yaşar, "Cumhuriyet'in
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön