..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Doğallık sahip olunan değil, kazanılması gereken bir erdemdir. -Cervantes
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




7 Mayıs 2021
Dört Durumla Ancak Teoloji 10  
Bayram Kaya
El takdirine göre "bana var-sana yok" demenin üssel açılımla olan çatışmacı olgu ve olaylar süreci El mana anlayışı üzerinde süreci teolojik hesaplaşmaya çeviriyordu.


:ADJ:
Köleci yaşantı içindeki ezen sınıfın ezilenlere yaptığı tasallutlara karşı ve ezilenlerin borçlanma nedenle ve açlık nedenle zenginlere karşı tasallutu ve hesaplaşması oluşuyordu. Yine ezilenler boyun eğen, tevekkül edendi. Tevekkül, hesaba çekilme gibi düşünce biçimleri yer zamanın kendisi değil yer zamana bağlı boşluk alan içine bindirişlerdi.

Ölüm sonrası hesaplaşma, ölüp dirilen, hesaba çekilme ilişkilenmesiyle teoloji ikmal edilecekti. Teoloji ilk sel dönem içinde groteski olmak dışında totemi haliyle, ilahi haliyle, köleci haliyle yoktu. Dört haliyle ikmal olan teoloji üretim hareketinden sonra olan "köleci ahit içindeki dinlerle", vardı.

Var oluşu teoloji gibi erekse olarak açıklamakla veya erek sel olmayan söylemle belirtmek için her iki söylemle açılan alan içinde bunlar modellenemiyor.

İlk sel kişilerin önünde birikmiş ve kurallarıyla sabit kılınmış bir canlıcı groteski anlama yoktu. Yine ilk sel dönem içinde ortak sağlama içinde olunan bir totemi anlama yoktu. Üreten ilahi anlama yoktu. Kimi kişileri zengin, kimi kişileri fakir kılan köleci bir El mana anlaması yoktu.

İlk sel kişiler içgüdüleriyle baş başaydı. İçgüdüler de zaten süreci çevreden kendisine doğru başlatan özne oluş değil de; kendisinden çevreye doğru süreci başlatan özne oluştu.

İlk sel kişilerin çevresiyle yapacağı girişmeler içinde içgüdüler dışında; totem alan gibi, ilahi alan gibi, El manalı alan gibi tepki koymayı öğreten kesikli sürekli, teolojiyi oluşacak parça durumların hiç biri yoktu.

Çevrenin ortaya koyduğu çevre tepkisiyle süreci başlatamayan ilk sel atalarımızın çevre uyaranlarına karşı süreci kendisinden başlatacak durumlardan biri ile çevreye tepki verici bir başlayışlar yapması şarttı.

Kişi dış dünyanın etkilerini veya dış dünyanın tepkilerini, kendisinden başlatır gibi başlatamıyordu. Oysa gerçeklik içinde birbirine dönüşen ikilem vardı. Bunlardan birisi kendisinden çevresine doğru giden tepki ise (kendisine göre tepki veren tutumsa) diğeri de çevresinden de kendisine doğru gelen tepkiyi oluşan ikili gerçekliğin düalitesi vardı.

İlk seller maymun derisini sırtına geçirmekle soğuk bir bölgede çevreye uyum sağlayan tepkiler ortaya koyar. Post giyme çevreden gelen tepkiyle başlatılan bir süreçtir. Buna karşın ilk sel atalar çevreden gelip tepesine düşen yıldırıma karşı da paratonerdi süreci başlatamıyordular.

Yine ilk sel ataların tükenen kaynakları yerine koyamamak gibi çevreden tepkilere (çevrenin kendi iç tepkilerine) karşı tepkilerle bir hareketi de başlatamıyordular. Çevrenin fiziksel işleyişi içinde ağaçta düşmekle, düşmeye karşı sakınmak dışında; düşmeyle kırılan yerlere doğru, karşı ve vaki bir hareketi kendisinde başlatamıyordu.

İlk sellerin çevreden tepki ile oluşan hareketlere karşı başlatamadıkları çoğu eylem ve düşünceleri; düalite içinde bir eksiklik ortaya koyuyordu. Bu eksikli tutum, eksik olanın bıraktığı yerle düalite içinde bir boşluk alan oluşturuyordu.

Düalite içindeki eksiklik tek kutuplu oluşu verir. Tek kutuplu durum da kolay kolay oluşamaz. Tek kutbun eksiği olan karşı kutbu canlıcı-groteski anlamayla tamamlanıyordu. Kolektif alan bir enerjiyi başka tür enerjiye dönüşmenin eş görevdeşliği işlerge oluştu. İşlerge süreç kolektif düalite nin bir yanıydı. Burada her şey kolektif alan içindi.

Kolektif düalite nin ikinci yanı da şuydu. Kolektif güç üretir. Kolektif güç, üretilen her farklı enerjiyi tüketecek bir ortak kullanım yapmakla kolektif süreçti. Herkesin yeteneğine ve herkesin ihtiyacına göre olan tüketim, kişisi sağlama olmakla özelleştirmeydi. Kolektif olan üretim herkese göre tüketim yapmaya özelleştirme olmakla bir düaliteye sahipti.

Köleci mana anlayışı, üreten-tüketen düalistinin; üreten yanını ortak yararla-işlerge kuvvetle üretimini yaptırdı. İşleyimin ortaya konması sonucunda oluşan tüketim süreci içinde tüketimi yapılacak olanları herkesin ihtiyacına göre ve herkesin yeteneğine göre "tükettiren özelleştirme" yapacak yerde; "BANA VAR, SANA YOK" demenin "özelleştirmesini" yaptı.

Herkesin yeteneğine ve herkesin ihtiyacına göre tüketimi yapılacak olan özelleştirme aşaması içine gelindiğinde "El bana verdi, sana vermedi" diyen anlayışla paylaştırma işini yaptı. El paylaşıma konu olan nesnelere rızk dedi.

Çalışanı unutmuş gibi rızk verme işine "nasiplerin dağıtılması dedi. Herkes nasibini yer. Kişinin kısmeti kaşığında çıkar" dedi. Özelleştirme yaptı. "El rızkları kendi takdirine göre bir ölçüyle dağıttı" demenin özelleştirmesini yaptı.

Böylece El takdiri teoloji kolektif düalite içinde; "herkesin ihtiyacına ve herkesin yeteneğine göre özelleştirmesi" yapılacak tüketimler yerine "bana var-sana yok" demenin özelleştirmesi içinde çatışmacı bir zaman mekânın boşluk alanını açtı.

İşte El teolojisi, kolektif düalite içindeki üretim gücünü özelleştirdi. Kolektif imge yerine El imgesini yerleştirdi. Özelleştirme içinde kimi kişilere mal mülk verdi. Kimi kişilere de mal mülk vermedi. Tuzak buradaydı.

Çalışma, üretme, işlerge kuvvet içinde işleyimle olmanın "üreten kolektif iradesi" yerine mülk sahibi olanın iradesini ortaya koydu. Böylece mal ve mülkle dolu olanın akış eğimi karşısına, malın mülkün yokluğunu çeken boşluk alan oluştu.

Mülkün doluluğuyla akış eden eğim üzerine El mana anlayışlı teolojinin bindirişleri yapıldı. Mülk dolu alan ile mülkün yoksunu alanın eğimleri zıt ve çatışmacıydı. Çatışmacı alan bana var sana yok demekten doğuyordu.

El takdirine göre "bana var-sana yok" demenin üssel açılımla olan çatışmacı olgu ve olaylar süreci El mana anlayışı üzerinde süreci teolojik hesaplaşmaya çeviriyordu.

El mana anlayışlı düalite içinde açılan çatışmacı boşlukların içi El mana anlayışlı imgelerden hareketle öte dünya vaatleri olarak dolduruldu. Teoloji son aşamada El salınımlı parça teolojiler ile ikmal edilecekti.

Kolektif etki, işlerge kuvvet üzerindeki hareketi dıştan kişiye doğru başlatan etkiydi (muharrikti). Kolektif etki dıştan kişilere doğru bir etki, bir kapasite, bir güçtü.

Kolektif etki; bir enerjiyi başka tür enerjiye çeviren işlerge motor kuvveti etkisiydi. Bir motora elektrik enerjisi verirsiniz hareket enerjisi elde edersiniz. Buhar kuvveti verirsiniz dönme ve hareket enerjisi elde edersiniz. Yakıt enerjisi verirsiniz türlü işleyimle türlü enerji biçimleri elde edersiniz.

Bir kolektif alan içinde siz avcı toplayıcı bir emek ve enerji ortaya korsunuz; ortaya konan bu bir türlü enerji kolektif etki kuvvetiyle size güvenlik sağlaması, yavru bakımı, kolektif güvence, eğitim, sağlık, depo enerji çevrimi vs. olukla başka tür enerjinin kullanım, tüketim sağlamaları paydaşlığına dönüşür.

Ve kolektif etki bu haliyle hayranlık uyandıran kolektif akıldı. Ortam; bilinen, kavranan, somut, kolektif özneli oluşla soyutlamaydı. İşte işlerge ortamda kolektif olan ne varsa, El mana anlayışı bunları groteski anlatımlara çevirdi.

El: süreci kendisinden izahla çevresine doğru başlatan kişinin; kişi benci, kişi groteski sine hitap eden teoloji içine kolektif etkiyi (işlerge kuvveti) aktardı. Kolektif etki, kolektif kapasite; teolojik anlamlı kapasiteye dönüştü.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
İnsan Nasıl Ortaya Çıkmıştı? 5
Dört Durumla Ancak Teoloji 5
Üssel Devinmeli Köleci Açılımlar 2
Bileşim ve Bileşimin Özelliği 8
Dört Durumla Ancak Teoloji 11
Faiz 24
Faiz 18
Dört Durumla Ancak Teoloji 17
Dört Durumla Ancak Teoloji 14
Faiz 6

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yaşamını Hiç Eden [Şiir]
Sıradakinin Yıkılışı [Şiir]
İçimizdeki Yabancı [Şiir]
Darmadumanında [Şiir]
Küsmem Gam Elinde [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Emekli eğitimci. 1950 Mucur / Kırşehir doğumlu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Bayram Kaya, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.