..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşünce dilden, dil düşünceden doğar. -Platon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Felsefe
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Sen Şeytansın Ben Ademoglu
Gürkan BAYKAL
Şiir > Bireysel

Sen oradamısın.. sana sesleniyorum, duy beni, yalvartma beni, bana mahkum etme.. beynimle, kalbim arasında bir çizgidesin.. saklanma, çık artık... biliyorum oradasın. çünkü hayatımda ki, bütün fazlalık ları çıkardım geriye yanlız sen kaldın... sana sesleniyorum, kaçamazsın artık kandırma beni.. biliyorum....... .. nefretimin içindeki cehennemsin biliyorum .. ihanetimi gören gözlerimsin biliyorum .. cehennemin kapısına açıla

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe
341 
 İnsan mı Ahlakı Şekillendirir Ya da Ahlak mı İnsanı?  (Cemal Zöngür)

Ahlak ve Namus her toplumda göreceli şekilde farklı kavramlar taşısa da, Deontolojik tespitlere göre her insanın maddi ve manevi açıdan çevresini rencide etmeden en makul şekilde yaşaması demektir.
342 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretisi 7  (Bayram Kaya)

Otsuz yeri sürüye yasaklamak ta çobanın (El’in) bir başka iradesi olur çıkardı! Bu her iki tasarruf üzerinde El ya da çoban iradesi alan eğimine uygun olurdu. Akışa uygun olanları söylemekle El ve çoban kendi iradelerine uygun olanı söylemiş olurlardı.
343 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretisi 6  (Bayram Kaya)

Bu çobanın ve El’in adaleti oluyordu. Adalet bir gerçekleşmeydi. Gerçekleşmenin nasıl olacağı da kaderdi. Ne den kaderdi? Girilen yolun kendine özgü yola giren kişinin istek ve bilinci olan iradesinden bağımsız bir var oluşu vardı. El bunu değiştiremiyordu. Onun için El’e göre kaderler vardı.
344 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretişi 16  (Bayram Kaya)

El’in de var olan duruma göre farklı bir şey söylüyormuş algısını uyandıran tartıştırması; aslında kitlelerin sert tepkisini kırıp yeni olan duruma kitleleri yavaş yavaş alıştırmaktı. Kurbağayı yavaş yavaş suda ısıtmak gibiydi.
345 
 Denge ve Dengesizlik Süreçleri 19  (Bayram Kaya)

Mars’a siz gitmiyordunuz. Mars’a siz gitmeyecektiniz. Toplumunuz üzerinde türünüz Mars’a gidecekti. Kolektif olan türsel oluşu da içerir. Oysa kişisel olan kişisel olanı; yalnız kendisini içerir ile ben derdi. Siz kişisi çıkar oluş üzerinde kolektifi yok sayarak; kolektif bağıntılı sinerji ile ürettirip ama bu sinerjiyi yok sayarak (ortaklar tanımayışla) ortaklık eylemli sonuç üzerinde kâr diye ticaret diye kazanç diye ali cengiz oyunları oynuyordunuz.
346 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretisi 5  (Bayram Kaya)

Devri sadet (sadet devri-mutluluk çağı) bitmiş; hırs, tamah, kin, gözyaşı, içinde hasedin, fesadın da sürece karıştığı toplumsal tedirginliklerle sarsılan yeniçağlar başlamıştı. İnsanın insana tahakkümü başlamıştı. Tahakküm, adaletli ve adil olmayı söyleyen süreçti. Saltanat ve devletlû olmak başlamıştı.
347 
 El Kavgaları 18  (Bayram Kaya)

El kavgaları önce El’in mutlak bay erki (monark) olmasıyla, dıştaki ilahlara karşı rekabeti olan kendi tekil irade sahipliğinin kavgasıydı. İkinci aşamada sentezci El’in, sentez içinde El’ler ile olan sen-ben kavgasında doğan gizli açık çekişmelerdi. El senteziyle takım erki dediğimiz oligarşi doğmuştu. Üçüncü aşamada El’in yeryüzü (âlem) El’i olma istemesiyle cihan imparatoru olmasının kavgasıydı. Her dönem El’in; kendi içinde; kendi ayak takımıyla kavgası; ayak takımının El olma iddiası olan kavgayı da içerir.
348 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretisi 3  (Bayram Kaya)

Ab-ra-ham, El (tanrı) sözcüsü apilu anlamına genel bir isimdir. Halkların sahibi olmakla; halkların babası, efendisi (Bael'i). Tıpkı Ham-mu-ra-ba'nın (Hamurabi'nin ra-ba ) rabba- sözcüsü olması gibi.
349 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretisi 10  (Bayram Kaya)

Bencilliğiniz, üreten ilişkilerinize doğrudan neden değildirler. Hatta bencil oluş üreten ilişkiler için de bir neden bile değildir. Bencilliğinizin üreten ilişkilere aracı neden olması, bir kod çeviri dilli üzerinde eylem olmakla işe başlar. Eylem sosyo toplumsa güçle üreten ilişki olur. Üreten ilişkide toplumsa güç vardır
350 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretişi 18  (Bayram Kaya)

Elbet çobanlar da yağmurda, yaşta; sıcakta-soğukta oluyorlardı. Çoban sık sık oturup dinlenebiliyordu. Çoban kaval çalacak vakit buluyordu. Yine çoban sakin sakin düşünmeye zaman ayırabiliyordu. Oysa kâfir çalışmada arta kalan zamanda kendi koşum hayvanını da kendi doyurmak zorunda.
351 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretişi 11  (Bayram Kaya)

Siz herkesi zengin yapacağım dersiniz, de; emekler üzerinde üretim yapmanın emekler üzerinde paylaşmasının herkese göre olduğu gibi zenginlik herkese göre olur bir inşa şekli değildir. O vakit “sen ağa, ben ağa; inekleri kim sağa” kısır döngüsü içinde çıkamamanın bu süreci kutsaması ortaya çıkar.
352 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretisi 8  (Bayram Kaya)

Öyleyse irade ve özgür irade neydi? Tabii ki bir yanıyla kuruntuydu. Bir yanıyla inşaydı. Zorunluluğun eş deyişle devamlı olmayan kesikli sürekliliğin ve zıtların birbirine dönüşmesi karşısında özgürlük bir kuruntuydu. Ama ancak ve ancak zorunlu olurla üreten ilişkiler üzerine de bir irade ve özgür oluşun; özgürlüğün ve özgür iradenin kullanımıydı. İşte insanın özgürlüğü düşünmesi buradan sonradır.
353 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretişi 14  (Bayram Kaya)

Yönetilenleri sürü gören çobanlar bu çobanlık öngörüleriyle El temsilcileriydiler. Bu dar ve ham olan bağlamları içinde haklıydılar da! Asa, güden gücün dışa uzanmasıyla; sürü üzerinde aracı bir yaptıran sahipliğin beyniydi. Yine salt bu nedenle, çoban El temsilcileri kendi alametifarikaları olarak hep asa ile birlikte, akıllarda canlandırılırdı.
354 
 İnsan Karakterinin Oluşumu - 1 -  (Cemal Zöngür)

Özellikle bugüne kadar Beyin Uzmanlarının yapmış oldukları araştırmalardan, yaklaşık olarak beyindeki hücrelerin (Nöron) sayısını 86 ila 14 milyar arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ve bunların nasıl bir sistemle çalıştığıyla ilgili net bilgiler henüz bulunmamaktadır.
355 
 El Kavgaları 07  (Bayram Kaya)

Yeni olan kişisi menfaati olanı kavratıyordu. Değirmenin suyunun nerde gelir olduğunu değildi. Bunu diyemediği için mal-mülk El’in; ümitsiz olmayın El de mal mülk verir demekle değirmenin suyunu tarif ediyordu. Korkmayın ağılda oğlak doğsa ırmakta otu biter diyordu.
356 
 Ekici ve Çoban Grupların Diretişi 12  (Bayram Kaya)

El kendisini sürece korutturur. Üreten ilişkilerin entegresi bir kez toplumsal inşayı ortaya koyunca, ortaya konan bu üreten ilişkisi üzerinde, kişilerde kanat çıkarma düşüncesi kişi konforu oluyorsa; kanat çıkarma şimdilik uçak olmakla zamanı gelince inşanın içine girer.
357 
 El Kavgaları 03  (Bayram Kaya)

Çelişki şuydu. Yeni olanı eskiye göre anlıyordunuz. Bu durum yeni olanı, eski bilinene göre tarif eden anlama oluşuyla doğru bir süreç iken; eski olan yeni olanın kontur ve boyutlarıyla bire bir örtüşemez. Kişi yeni olanı eskiye göre, kırpar. Yeni üzerinde, eskiye göre olan kırpmalar nedeniyle yeni olan eski olana göre olur. Ve yeni olan eski olana göre anlaşılmaz da olur
358 
 Kesim Bölgesi 2  (Bayram Kaya)

Kesim yerleri, kendi içindeki eylemleri sıfıra yakın değerlerde durdurmakla birlikte bu yerler tehditten arıtılan güvenli yer olukla ortaya çıkmış, bir boşluk devinim alanıydı. Kesim yerlerinin bu yeni beliren ikinci anlamı da, tapınak işleviydi. Kesim alanı gruplar arası eylemsiz alan olmak yerine, yine aynı güveni vermek kaydıyla önce uzaktan; sonra da yüz yüze temaslarla olmanın eylemlerini başlatan alan olmuştu.
359 
 Tarihi Kulluk Sözleşmesi 3  (Bayram Kaya)

Bu nesnel ve yasal yere oturan; buraya oturmakla eski inşa oluşun nesnel alan etkisini doğrudan kazanır. Yani doğan görünümlü şahin olur. Şahin buraya oturmakla üzerine konduğu ağacın alan etkili devinmesini de kazanmak gibi yeni bir devinim görünümü kazanır. Kazandığı bu devinim etkisiyle buraya oturan şey ön ittifaklı nesnel oluşa göre davranmanın iradesini de kullanan bir meşruiyet olur.
360 
 Tarihi Kulluk Sözleşmesi 5  (Bayram Kaya)

Kısaca yeryüzü söylemi ancak El muktediri sentezle köleci sahipliğin kendisinden çevresine doğru olan sahipliği genişletmesiyle orta çağa doğru gelmeden yerküre sahipliği söylemine dönüşür. Mal mülk sahipliğinin yeryüzüne doğru yayıldığı imparatorluklar aşamasında oluşmakla yeryüzü ve âlem söylemi ancak ve ancak bu dönemin söylemidir. Bu nedenle o ilk El oluşmalı dönemlerdeki söylemde yeryüzü geçemez. Geçerse de şimdiki yeryüzü (âlem) söylemi anlamına olamaz.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Düet 1
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © , 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.