..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
En güzel özgürlük düşü, hapishanede görülür. -Schiller
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Söyleşi
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Bana Bir Şiir Yazar Mısın
Mehmet Ali Karaca
Şiir > Aşk ve Romantizm

BANA BİR ŞİİR YAZAR MISIN BANA BİR ŞİİR YAZAR MISIN İÇİNDE BİRAZ BEN OLSUN ÇOKCA SEN OLSUN GÖZLERİN OLSUN İLLAKİ BANA BİR ŞİİR YAZAR MISIN MUTLU İNSANLAR OLSUN KELEBEKLER UÇUŞSUN İÇLERİNDE BİRBİRLERİNİ SEVSİNLER İLLAKİ BANA BİR ŞİİR YAZAR MISIN ÖMRÜMÜN ÖMRÜNE YAZILDIĞI GÖNLÜNDE BENDEN BAŞKASININ OLMADIĞI AMA AŞK OLSUN İÇİNDE İLLAKİ

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > İnceleme > Söyleşi
 Türk Edebiyatında Sonbahar/ XXI. Uluslararası Kıbatek Edebiyat Sempozyumu  (Hilâl Erboyacı)

XXI. Uluslararası Kıbatek Edebiyat Sempozyumu/ Edebiyatta Sonbahar
 Bir Varmış Hiç Yokmuş  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Kazık kadar olmasam bende soluğu sahnede alacak, insanın aklını çelen şu kuklaları doyasıya mıncıklayacağım ama nerede…İnsan, yaşını başını alınca maalesef yetişkinliğin getirdiği sorumluluklardan olsa gerek ancak poposunu kırıp oturmakla yetiniyor. Gözlerim beni çocukluğumdan kavrayan kuklalarda, kulağım Keloğlanda, suratımda ay dede gülüşüyle, İzmir Sanat’ın koltuklarına yayıldıkça yayılıyorum.
 "Beni Ben mi Delirttim?" : Ferhan Şensoy  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

‘Askerlik saçma bir şeydir. Hiçbir genç kızın başına gelmez. Örneğin Leyla’nın hiç askerlik sorunu olmamıştır. Niçin askerde karavanayı sürekli Kelami taşıyor? Kelami olmasa Türk Silahlı Kuvvetlerinin durumu ne olacak? Leyla sevgilim.’
 Sineklidağ"ın Efsanesi : Keşanlı Ali"nin İbretlik Öyküsü  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Hatta bu sorunların, bir kene gibi kan emerek ve giderek güçlenip toplumun sırtına oturmuş olduğunu ve bu bizim kanımızı emen kenelerin de daha o zamanlarda kanlanamaya başladığını anlamış oluyoruz. Dolayısıyla, oyunun bugüne kadar bu kadar canlı olarak yaşamasının sebebi acıdır.
 Vicdan  (Atakan Korkmaz Şiirleri & Sözleri)

Vicdanı olan bir yabancıyı, vicdanı olmayan bin akrabaya tercih ederim ... Atakan Korkmaz
 Kıbrıs Türk Kültürü ve Edebiyatı  (Hakan Yozcu)

Kıbrıs’ın Tarihini şekillendirecek an, gelip çatmıştı. Sultan 2. Selim Vezirlerini Divan-ı Humayun’a toplamış ve kararlarını açıklamıştı: “Bu korsanların bizim için tehdit olmasına daha fazla izin veremeyiz. Bu, nasıl bir cüret ki yaptıkları yetmezmiş gibi bir de Mısır’dan bana gönderilen hediyelerin bulunduğu gemiye de saldırabiliyorlar. Kıbrıs Mutlaka alınmalı. Gazanız Mübarek olsun” diyordu… Osmanlı Donanması, Kıbrıs’ın Batısından geçerek Adanın Güneyindeki Larnaka’ya demir atar. 170 Kadırga, 30 Kalyon ve çeşitli türlerdeki 160 gemiyle 360 parçalık donanmadan deniz adeta görünmez hale gelir.
 Tek Kişilik Oyunların Efsane İsmi : Müşfik Kenter  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Biz çok şanslıydık. Çünkü Ankara’da çok güzel bir konservatuar binamız vardı. Bugün Mamak Belediyesi olarak kullanılan bu bina, çelik kapı ve pencerelerle ses yalıtımı çok iyi sağlanmış bir yapıydı. Ne kadar müzik çalışılırsa çalışılsın, bağırılırsa bağırılsın dışarıdan ses duyulmazdı. Sabah saat 3’de kapılar açılır. Bu nedenle 3’den önce kalkar kuyruğa girerdik. Kapılar açılınca, bir koşu kendimize bir oda kapar sabah 7.30’a kadar aralıksız çalışırdık. O dönemde, sabah kalkıp oda tutmak için koşanların hepsi bugün bir yerlere geldiler.
 Yağmur Yağıyor, Seller Akıyor, Kral Übü Camdan Bakıyor  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Kulaklara tahta sokmaca lay, lay, lom. Burun koparmaca, lay, lay, lom. Beyin patlatmaca lay, lay, lom. Dil koparmaca, lay, lay, lom. Göz oyulmaca lay, lay, lom…(Tanrım, çok eğlenceli lay, lay, lom. Kendini kaptıranlar için özel olarak eklenmiştir, lay, lay, lom ) Eğer kendinizi kaptırıp koyuverirseniz, bu nakarata katılmamak elde değil. İnsanın içindeki karanlık tarafın aydınlık tarafla olan o ezeli mücadelesi bundan daha açık nasıl anlatılabilir. Gülerek, şarkı tonunda söylenen işkenceler, olayın ağırlığını hafifletirken, gerçeklik duygusunu da kırıyor. Gerçek ve sanal dünya arasına sıkışıp kalan ve her iki dünyaya da eşit mesafeden bakan ‘übüler’ için gerçekliği kırılmış ve hafifletilmiş bir işkencenin ne zararı olabilir ki?
 Rüzgara Bırakılan Şiirler: "İpek Yarası" ve Ahmet Günbaş  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

. Söze, “Halk Hançeri”nden başlarsak; binlerce yıllık Anadolu Kültürünü, söylenceleri, destanları ve masalları ile Gılgamıştan ve Babil tabletlerinden alıp günümüze getiriyor. Halk masallarına değiniyor, Alaaddin, Kırk Haramiler, cinler gibi masal motiflerine gizlenmiş, çocuk tekerlemelerinin arasına sızan binlerce yıllık bir sözel tarihten bahsediyor. Bu sözel tarihin ana temasını haksızlık, adaletsizlik, istilacılar, barbarlar giderek sömürgeciler, emperyalistler ve kapitalistler oluştururken, “Halk Hançeri”nde halkın bunlara karşı verdiği savaş anlatılıyor. Sürekli kanayan ve kanatılan hassas coğrafyalarda ırk ve mezhep ayrımcılığını sorgulayan, altını çizen, çok güçlü bir anlatım görüyoruz. Yeni dünya düzeni başlığı altında sunulan ırk ayrımına, medeniyetler çatışmasına ve sürekli körüklenen mezhep ayrılıklarına çok ciddi göndermeler var.
10 
 Eddi Anter. Kumbara - Söyleşi  (Sayım Çınar)

Goa Yayınları çok satan kitaplar yayımlamaya devam ediyor. Eddi Anter’in Kumbara adlı kitabı da çok satıyor. Kitabın yazarı Eddi Anter, ilk söyleşisini Akşam Kitaba verdi. Kitap çok hızlı bir şekilde okunuyor ve içinde pek çok kadın tiplemesi var. Ancak kadınlar daha çok hangi erkekleri tercih ederler konusu pek açık değil. Bir erkeğin düşünce şekli nasıldır? Karşı cinsten biriyle ilişkiye girmek, onu tavlamak için neler yapılır?
11 
 Söyleşi - Reşat Çalışlar: Şahan Gökbakar'ı Fazıl Say'a Tercih Ederim.  (Sayım Çınar)

Genç yazar ve internet fenomeni Reşat Çalışlar’ı uzun süredir tanıyorum. Uzun süreden beri entelektüel işlerle meşgul. Yeni Binyıl, Radikal, Habertürk, Milliyet gibi çeşitli gazetelerin çeşitli eklerine, Yapı Kredi Yayınları'nın Kitap dergisi ile Hayvan, Öküz ve Picus dergilerine deneme ve eleştiriler yazdı, yazmaya devam ediyor. Son yıllarda ise basılı yayınlardan uzaklaşıyor ve internet dünyasına yöneliyor. Medyatava, Onpunto, Siyahkahve gibi sitelere yazdı ve yazmaya devam ediyor. Ekşi Sözlük başta olmak üzere bütün sözlüklerde yer alıyor. Beni Kalbimden Vuranlar Var Ya adlı bir romanı var. Alman Lisesi'ni bitirdikten sonra, önce Darmstadt Üniversitesi'nde sosyoloji okuyan Çalışlar, Mainz Üniversitesi'nde karşılaştırmalı edebiyat ve ardından Romanoloji bölümlerine kayıt yaptırdı. Madrid'e gidip İspanyolca öğrendi ve İspanyol üniversiteleri sınavına hazırlandı. Sonra Madrid Complutense Üniversitesi'ni kazandı. Bilgi Üniversitesi'nin Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nden mezun oldu. Yeni deneme kitabı Arabesk Anarşi ilgi çekeceğe benziyor. Üç yıl önce Sabah gazetesinde ilk söyleşisini de bana vermişti
12 
 Tunay Bozyiğit İle Söyleşi  (Zeynep Kuriş)

Önce hüznü, sonra umudu... Tunay Bozyiğit ile söylesi 1-Tunay Bozyiğit kimdir? 1961 senesinde Iğdır ilinin Tuzluca ilçesinde, Kağın köyünde doğdum. Đlköğrenimimi Kağın ve Tuzluca’da, orta öğrenimimi ise Iğdır‘da tamamladım. 1983 senesinde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde memur olarak çalısmaya basladım. O arada Anadolu Üniversitesi Đs Đdaresi bölümünü bitirdi.
13 
 Yazıyla, Resimle ve Fotoğrafla Geçen 60 Yıl: Fikret Otyam  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Türkiye’nin diğer yüzü, çorak topraklar, mevsimlik işçiler, diz boyu sefalet, yoksulluğun içinde yüreklere umut kıvılcımları düşüren kocaman gözlü çocuklar. Daha moda olmadan çekilen belgeseller, sahici insanların, sahici hikayelerini anlatan, sahici bir adamın Fikret Otyam’ın 60 yıllık serüveni yansıyor “Gözler ve Yüzler” sergisine. İçinden hüzün akan fincan gibi iri gözleriyle Anadolu kadınları, sevimli keçileri, beyaz Ankara kedileri, şahmeranları, halk destanları ile bize farklı bir dünyanın kapılarını aralayan yağlı boya tabloları ve hayvanların gözünden dünyaya bakan konuşan fotoğrafları ile ‘Gözler ve Yüzler’ sergisi izleyenleri yüreklerinden vurdu. İşte bu serginin en civcivli anında yakaladık Fikret Otyam’ı.
14 
 'Diriliş Operasyonu, Türkiye Gündemini Tamamen İçine Alacak'  (Sayım Çınar)

Alper Altıntaş’ın Cinius yayınlarından çıkan Diriliş Operasyonu adlı kitabını, hemen bir çırpıda okudum. Metal Fırtına'dan daha farklı bir kitap. Hem askerliğin kurallarını öğreniyorsunuz hem de yeni bir roman anlayışıyla tanışıyorsunuz.
15 
 Mustafa Kemal'in Latif'i  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

O hiç bir zaman sıradan olmadı. Sorbonne'da hukuk okumak, 5 dili konuşabilmek, Paşanın yaverine bir kraliçe edasıyla; 'Çekiliniz, Paşayı göreceğim, ne için olduğu ise sadece Paşayı ilgilendirir' diyebilmek ve bütün bunları 22 yaş delişmenliği, cesareti ve bir hanımefendi zarafeti ile yapabilmek. Ne kadar baş döndürücü değil mi? Babası Uşakizade Muammer Bey'in dediği gibi 'Biz erkekler Latife, senin gibi bir kadın profilini içimize sindirebilmek için en az beş yüz yıllık gelenekler ve kuralların ağırlığını üzerimizden atabilmeliyiz.' Çağlar ötesine ait baskın bir kişilik. Ve 'Kurtuluş Savaşı'nın' en civcivli anlarında, yolları kesişen iki olağanüstü karakter : Latife Uşakizade ve Mustafa Kemal.
16 
 Caz Fotoğraflarına Aşık Bir Usta : Aykut Uslutekin  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Bir solo çalışın ardından alınan alkış, müziğin en üst notalarına çıkarken duyulan haz, saksafonda oktav arayışı yapan sanatçının yay gibi gerilen bedeni, fotoğraf karelerine yansıdığı zaman izleyenlere çok şey anlatıyor. Konsere gitmeseniz bile, fotoğrafa baktığınız an neredeyse müziği, sanatçının çaldığı enstrümanın sesini, notaları duyabilirsiniz.
17 
 Dekor Tasarımcısı "Bezemeci" Değildir : Tayfun Çebi  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

“Hadisene Seval. İlerle. Arkada upuzun bir kuyruk senin ilerlemeni bekliyor”. Ne mümkün. Nabucco heykellerine aşık olmuş fani olarak yüreğimden vurulup kalmışım oracıkta. Nutkum tutulmuş. Ağzım hala iki karış açık heykellere bakıyorum. İlk defa orada bir opera dekorunun “sahneyi süslemekten” öte başka bir şey olduğunu hissettim. Evet, sahne sanatları için dekor tabii ki önemliydi ama o andan sonra “dekor tasarımı” benim için bambaşka bir boyut, anlam kazandı. Dekor tasarımına bambaşka gözlerle bakmayı, onları farklı biçimde eserin vazgeçilmezi ve en önemlisi “oyun kişisi” olarak değerlendirmeyi ben Nabucco’nun dev adamlarıyla keşfettim.
18 
 Ruhi Su İle Birlikte 40 Yıl : Sıdıka Su  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Yanık bir türküde anmak onu. Yokluğunun keskin kokusu hala havadayken. Sonra, paylaşılan porselen gaz lambalarının titrek ışığı. İnatla, inançla dünya görüşünden ödün vermeden sürdürülen mücadele yılları. Demokrasiye aç, adı konmamış kitleleri bir araya getiren görkemli konserler. Sevenleri, hayranları ama en unutulmazı, insanın içini titreten o sesi. Yumuşacık kadife içinde açan bir kartalın uçuşu gibi öylesine insanı yüreğinden kavrayan o gümbür gümbür çağıldayan sesini. İşte bu sesi bir kez daha anımsıyor insan. Ruhi Su’nun eşi Sıdıka Su ile konuşurken.
19 
 Kıba - Tek Edebiyat Sohbetleri  (Hakan Yozcu)

Cuma akşamı Kıbatek Vakfı Salonunda, Kıbatek tarafından düzenlenen “Edebiyat Sohbetleri”ne katıldım. Konuşmacı, üniversiteden hocam olan Sayın Prof. Dr Şerif Aktaş idi.
20 
 Köprübaşılı Hayırsever İşadamı: Abdullah Kanca  (M.NİHAT MALKOÇ)

Halk tarafından “üç günlük dünya” olarak ifade edilen yaşadığımız bu âlemde sınırlı bir ömre sahibiz. Sayılı günlerimizi artırmak elimizde değil. Fakat adımızı yaşatmak ve kalıcı kılmak elimizdedir. Geride ne kadar eser bırakırsanız, adınız o kadar hafızlara kazınır. Mevlana’nın dediği gibi “Kamil odur ki; koya dünyada bir eser, / Eseri olmayanın yerinde yeller eser…” Bu çerçevede geride hayırla anılacak bir isim ve eser bırakan Köprübaşılı hayırsever işadamı Abdullah Kanca’yı anlatmak için böyle bir girişe lüzum gördük.

1 2 3 4  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Sahte Mutluluk
ENGİN ÖZTÜRK
İnceleme > Söyleşi
Seyahat Notları
Gürcan Erbaş
İnceleme > Söyleşi

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © , 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.