Dünya İnsanlığının Özlem Duyduğu Bir Yaşam Merkezi ve Kültür Kentidir
Dünya İnsanlığının Özlem Duyduğu Bir Yaşam Merkezi ve Kültür Kentidir/ 02 Adıyaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Sayın Mustafa EKİNCİ ile Röportaj
"Yazmak, aslında ölmek için bahane üretmektir; çünkü yaşarken yazamazsın, yazdıkça ölürsün." — Franz Kafka"
"Yazmak, aslında ölmek için bahane üretmektir; çünkü yaşarken yazamazsın, yazdıkça ölürsün." — Franz Kafka"
Dünya İnsanlığının Özlem Duyduğu Bir Yaşam Merkezi ve Kültür Kentidir/ 02 Adıyaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Sayın Mustafa EKİNCİ ile Röportaj
İyilik ve kötülük. Siyah ve beyaz. Olumlu ve olumsuz. Sevinç ve keder. Dünya bu zıt kavramlar arasında bir yerde duruyor. Tıpkı “Geceler ve Gündüzler” de olduğu gibi. Hayat, bu iki zıt uçlar arasındaki savrulmaların bileşkesi. Böyle olunca kıssadan hisse ortaya “Geceler ve Gündüzler” çıkıyor. Bir an mutluluk, sonrasında
Milli Bütünlüğümüzle Varız!
01 Adana İl Kültür ve Turizm Müdür Sabri TARİ İle Röportaj
İnsanı ne mutsuz eder?.. Ne çok neden var saymaya kalksakİnsanı ne mutlu eder ?sorusunun cevabı ise göreceli. Kişiden kişiye değişir mutluluğun tarifi. Bu nedenle mutluluğun resmini çizmek çok zor belki deBeklentilerimiz farklı.
Köy Çocuklari Kütüphaneleri̇ Oluşturma, Kültür-sanat Ve Dayanişma Derneği̇ Adı Altında Köylere Atatürk Çocuklari Kütüphanesi̇ Adı Altında Köy Kütüphaneleri̇ Kuruyoruz.
Yurt dışında yaşayan fakat Türkiyeyi yakından takip eden ve siyasi analizleri ile dikkatleri üzerine çeken Almanyada mukim Muhammed Can ile haftalık olarak yapmaya başladığımız röportajlar devam ediyor.
Kimse özgürüm diye başkasının özgürlüğünü çalmaz ve hastalıklı ruhlar akılcı zenginliğe dönüşür/se bir gün... ve en önemlisi de SAVAŞ lar olmaz..
Her sabah işime giderken, bir haz alırdım…
İş yoğunluğu asla beni yıldırmazdı, severek yapardım…
Ekmek kapımdı
. Söze, “Halk Hançeri”nden başlarsak; binlerce yıllık Anadolu Kültürünü, söylenceleri, destanları ve masalları ile Gılgamıştan ve Babil tabletlerinden alıp günümüze getiriyor. Halk masallarına değiniyor, Alaaddin, Kırk Haramiler, cinler gibi masal motiflerine gizlenmiş, çocuk tekerlemelerinin arasına sızan binlerce yıllık bir sözel tarihten bahsediyor. Bu sözel tarihin ana temasını haksızlık,
O yıllar televizyonlarda yayınlanan ve Mehmet Ali Erbilin de rol aldığı bir komedi dizisi vardı. İşte biz bu diziden esinlenerek birbirimize kuzen demeye başlamıştık.
Uğur Dershaneside uzun yıllar birlikte aynı odayı paylaştık.
Uzun vadeli beklentiler ise Kuzey Afrikadan sonra Sahra Altı devletlerinde de faaliyet göstermek ayrıca Latin Amerika, Hindistan hatta ASEAN ülkelerinde piyasaya girebilmek şeklinde görülmektedir.
Özdemir Nutku – Bir gün anneannem bana, “sen tiyatro nedir biliyor musun?” diye sordu. Hayır, bilmiyorum deyince, işte bu hikayelerde anlatılanlar insanlar tarafından canlandırılıyor dedi. Peki, görmek ister misin deyince tabii, görmek isterim dedim. Biz o zamanlar taaa, Kadıköy Acıbadem’de oturuyorduk. Oradan bir arabaya biniyor, Haydarpaşa iskelesine gidiyorduk.
M. Altan: Samimiyetiniz, manevi güzelliğinizin içindeki onurlu duruşunuz, şiir adına verdiğiniz emek dolu çalışmalar size ulaşmam için en güzel ayrıntılardı... Sayın Ayşenur Yazıcı çok çok teşekkür ederim verdiğiniz emek zaman ve paylaşım için…
Atatürkümüzün sözlerini bilmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu günleri yaşıyoruz.Lütfen kopyalayıp tanıdıklarımıza iletelim.
Alabildiğine derin bir mavi denizdir, O.
Ama üzerinde gezinen gemileri sığlıklarında yüzdürebilecek kadar da naif bir deniz. Derinliğini gösterirken el veren, bir o kadar da öğretendir. Ama siz ister istemez daha derinlerine gitmek istersiniz.
Bu doğal çekimidir Onun. Elinizde olmadan kapılırsınız dalgasındaki akıntıya.
Halk tarafından “üç günlük dünya” olarak ifade edilen yaşadığımız bu âlemde sınırlı bir ömre sahibiz. Sayılı günlerimizi artırmak elimizde değil. Fakat adımızı yaşatmak ve kalıcı kılmak elimizdedir. Geride ne kadar eser bırakırsanız, adınız o kadar hafızlara kazınır. Mevlana’nın dediği gibi “Kamil odur ki; koya dünyada bir eser, /
"2008 yılında Cannes Türk filmlerinin gösterim yılı oldu diyebilirim. O kadar filmin arasından “Üç Maymun”un seçilmesi de önemli idi. Önümüzdeki yıl için yine katılma daveti aldık, eğer film yapabilirsek yine katılırız."
Mert Başaran