..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Mutlu köle çoktur. -Darwin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > Osman AKTAŞ




2 Mayıs 2019
Tatlı Eğitime Tatlı Tatil  
Osman AKTAŞ
Ey milli eğitimi yöneten zilli eğitim mensupları! (Sayın Cumhurbaşkanı hitap ederken hep bu üslubu kullanıyor ya... Sanırım bu üslup beni de sardı) Tanrı’m bu yüzden başıma bir iş gelmese bari… Gelmez gelmez, Yılmaz Özdil’in başına bir şey gelmediğine göre...


:BD:
Ey milli eğitimi yöneten zilli eğitim mensupları! (Sayın Cumhurbaşkanı hitap ederken hep bu üslubu kullanıyor ya... Sanırım bu üslup beni de sardı) Tanrı’m bu yüzden başıma bir iş gelmese bari… Gelmez gelmez, Yılmaz Özdil’in başına bir şey gelmediğine göre...

Ey zilli eğitim sevenler! Duydum ki (unutmuşsun gözlerimin rengini, demeyi ne çok isterdim) yarıyıl tatilini çoğaltıp, yaz tatilini kısaltarak, size alkış tutan sermaye sahiplerini mutlu etmenin bir başka formülü üzerinde çalışıyormuşsunuz. Hem de bunu gurur ve onurla Avrupa’da eğitim böyle yapılıyor, gerekçesine dayandırarak. Çok merak ediyorum; Avrupa standartlarına uygun hangi şartı oluşturdunuz da, tatil düzenlemesi kaldı. Sizi yoğuran sistem işleticileri tatil konusunu bu kadar mı takıntı haline getirmişler ki, sizi neredeyse bir yıldır hiçbir şey yapmamaktan kurtarıp, tatil düzenlemesi yapmaya zorladılar, yoksa hasbelkader “Artık bir şey yapalım ayıp olmasın” mı buna zorladı. Yoksa özel okulların kazanç limitini en iyi artırma yolu bu muydu?

Acaba tatili düzenlemek yerine kaliteli insan (düşünen, sorgulayan, yaracı olan, hak ve hukukunun farkında olan, başkasının hakkına hukukuna riayet eden, vicdan ve merhamet sahibi) yetiştirmek daha mı iyi olurdu? Sizce, bu kaliteli insan, yarıyıl tatilini ikiye çıkarıp, yaz tatilini azaltınca daha mı çabuk yetiştirilebilecek? Ne dersiniz? Meraktan sormuyorum bunları, gerekten soruyorum. Sınıf geçme sisteminize bir bakın; sekiz dersten zayıf almış bir öğrenci sınıf geçiyor. Kum gibi açtığınız üniversitelerde, bilgisi de, görgüsü de beş kuruş etmeyen varlıklar, kendilerini yönetenlerin safında yer aldıkları için akademisyen oluyor. Bu insanlar ülkeye aydın yetiştiriyor. Bunlarla hangi ülke ne kadar aydınlanabilir...

Sahi, hâlâ proje yapmak dediğiniz o garip çöplükte birbirinizi arıyor musunuz? Aynı şeyleri tekrar etmekten bana kına geldi, ama sürecek yerim kalmadı. Ancak "Tekrarda büyüklük vardır, güneş tekrar tekrar doğuyor." Ben de bu yüzden tekrarlıyorum. Belki günün birinde nasibi olan biri, ülkesini seven biri, halkını seven biri için bir faydam olur, diye. Sözlerimden alınmayın, demiyorum. Sözlerimden alının ki, kişisel çıkarlarınız ve gündelik düşünen kesimlerin egolarını tatmin için kanun ve yönetmelik çıkarmayasınız. Bu ülke ben çocukluğumdan beri ahlak sorunu yaşayan yöneticiler yüzünden bugünkü durumda. Sizin gidecek yeriniz olsa bile, bizim gidecek yerimiz yok. Bu ülke bizim ve başka ülkemiz de yok. Ama bu şartları sürdürmeye devam ederseniz bundan eminim ki, sizin de yatacak yeriniz olmaz Allah indinde.

Avrupa’ya benzemeye çalıştığınızı ya da Avrupa’da olanları uyguladığınızı farz edelim bir anlık; Avrupa’da sınıf geçmeler bizdeki gibi mi? yani sekiz dersten kalan sınıf geçebiliyor mu? Önüne gelen her okula kayıt yaptırıp, dört duvar ve bir tahtanın başında zırvalayarak günlük standart saatle 8, ders saatiyle on saati dolduruyor mu? Öğrencileri okul kantinine mahkûm edip, dışarı çıkış ve içeri girişleri yasaklıyor mu? Bizdeki kantin ürünleri gibi Avrupa’da da fiyatlar fahiş bir şekilde piyasanın üzerinde mi? kantin gıda maddeleri Avrupa’da da bizdeki kadar kötü ve kullanılması zor ürünler mi? Avrupa’da da çalışmak isteyen, ama okumak istemeyen çocukları bile, okumaktan başka yol bırakmadan, herkesi bu yarı açık hükümlü koğuşlarına dolduruyorlar mı? Avrupa’da yaygın eğitim modeline daha çok önem verilip, meslek okulları sanayilerle ortak çalışmalar yürütmüyorlar mı?

Avrupa’da yılda kaç öğretmen şiddet mağduru durumuna düşüyor ve öldürülüyor. Avrupa’da kaç öğretmen eşi de çalışmıyorsa, ikinci bir iş yaparak hayatını idame ettiriyor. Avrupa’da kaç öğretmen okula giderken, o gün başına ne iş gelebileceği endişesini taşıyor.

Avrupa’daki öğretmene sağlanan bütün imkânları Türkiye’de de sağlayın, size destek vermez ve hakkınızda tek bir satır yazarsam namussuzum. Türkiye’de bir öğretmen 500 Euro alıyor, Avrupa’da ne kadar alıyor sayın milli eğitimin mili boşalmışları, siz yaptığınız kanun ve yönetmeliklerle öğretmenlerden istediğiniz şeylerin onda birini bir yıl derslere girerek yerine getirin aynı parayla, elinizi öpmezsen şerefsizim.

Sizler, öğretmenliği beceremeyip, derse girmekten korkanlar, çevrenizdekilerden sadece alkış almak için saçma sapan kanun ve yönetmelikler çıkararak körebe oynuyorsunuz. Derdiniz ne insan yetiştirmek, ne ülkenin sorunlarına kalıcı çözümler getirmek… İşte en iyi oyalama yollarından birini daha buldunuz; ikili sömestri tatili ve yaz tatilinin kısaltılması. Siz kaç yıl sonra “Yanıldık. Bu da olmadı. Başka bir sistem deneyelim” diyeceksiniz acaba?

İlginç bir uygulama daha... Öğretmen yetiştirme programları... "Hizmet içi eğitim"ler ve seminer programları... Öğretmenleri siz yetiştirecekseniz eğer, eğitim fakülteleri neden var? Orada görev yapan sözde akademisyenlere neden dünyanın parası ödeniyor. Yoksa merhum Nasreddin Hoca'nın dediği gibi "Dostlar pazarda görsün" mü diyorsunuz?

Allah sizi de çocuklarınızla sınasın, diyeceğim, ama vicdanın elvermiyor sizin suçunuzu çocuklarınızın çekmesine… Allah sizi bildiği gibi yapsın, diyorum. Çünkü bir ülkeyi yok etmenin en iyi yolu, o ülkenin eğitimini yok etmektir. Siz de bunu yaptınız on yedi yılda.

28 Şubatçı alçaklar, ahilik eğitimini öldürdü, sizler bütün eğitimi öldürdünüz. Duvara dayalı bir kadavraya bakıyoruz bizler artık.

Umarım çevrenizi saran asalaklardan kurtularak gerçekleri görüp, bundan sonraki nesillerin kurtuluşu için çaba gösterirsiniz.

Sürç-i lisan ettikse eğer, çocuklar bizi affetsinler... Çünkü masumların kanlarını ve emeklerini emenler bugün zengin oldular.

2 Mayıs 19
Gölcük



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Türk Kadınlar Günü
Dünya Kadınlar Günü
Burak Doğan'dan Teselli İkramiyesi
Ezan-ı Muhammedi ve Islık
Yeni Zelanda ve Cami Saldırısı
Eğitim Çöplüğünde Sosyal Değer Arama
Tavan Yapan Egolara Malzeme
Düzenbaza Hile Bekçisi
Çocuklar İçin Büyük Bayram
"Bu Memleket Bizim"

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Milli Eğitimin Yeni Müfredatına Dair
Meb Ü Kesk Arasındaki Sıra Dışı İlişkiler
Yaşadığımız Masal
Emeli/kan ve Ocağına İncir (Lik) Dikilenler
Kırkı Kırpan Anlayış
Türkiye’nin Çehresini Değiştirmesi Beklenen Lider: Recep Tayyip Erdoğan…
Edebiyat Hayat Memat Üzerine I
Tek İlkeli Ülke Ya da Türkiye
Siyasi Yorumda Basireti Bağlanan Köşe Yazar (Lar) I (Ve) Mustafa Albayrak
Edebiyat Hayat Memat Üzerine II

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Beytü'l Girdap [Şiir]
Hüzün [Şiir]
Ehl-i Beyt Aşkından [Şiir]
Pastorize Yıllar [Şiir]
Ha (Ya) Lime Tüten Gece [Şiir]
Bakış Açısı [Şiir]
Bir Veda Partisinde Veda Hutbesi [Şiir]
K. D. V [Şiir]
Bir Kızı Sevmekle Ülserim Azar [Şiir]
Yalnızlık [Şiir]


Osman AKTAŞ kimdir?

1965 Erzurum doğumluyum. Gazi üniversitesi T. D. E mezunuyum. Sırasıyla Van, Bartın, Antalya,Bursa, ankara Bodrum'da öğretmen olarak görev yaptım. halen Kocaeli'nde görev yapıyorum. 30 yıldır şiirle uğraşıyorum. Şiir,öykü ve eleştiri yazıları yazıyorum. Kitaplarım: ayArsız, Uludağ yayınları, 2007 (şiirler) bermudayı tek geçmek Cinius Yayınları 2016 (şiirler) asimilat(ör) Cinius Yayınları 2017 (politik denemeler), (D)oku(n)muştuk Cinius Yayınları 2017 (Kitap tanıtım ve eleştirileri)

Etkilendiği Yazarlar:
Can Yücel,Cemal Süreya,Attila İlhan,İsmet Özel,Ataol Behramoğlu,Ahmet Telli,Murathan Mungan,Edip Cansever,Oktay Rifat,Paplo Neruda,Bertol Briechk,Mayakosky,Yuhannis Ritsos,Nazım Hikmet Ran,La Martin,Arthur Rimbaut,Tagore,Octovia Paz


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Osman AKTAŞ, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.