..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Özgürlük sevdası insanın başkalarına duyduğu sevgidir; güç sevdası insanın kendine duyduğu sevgidir. -Hazlitt
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Erdağ Duru




3 Haziran 2019
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (16. Bölüm)  
Erdağ Duru
Avrupa Parlamentosu, Ermenistan ve Ermeni Apostolik Kilisesi “insanların beyin tembelliğini gördükçe her istediğimizi yapabiliriz, sürekli tekrarlanan yalanlara sonunda herkes inanır” diyen önderleri ve akıl hocaları Nazilerin Propaganda Bakanı Göbbels’in yolundan gidiyorlar.


:GC:
AVRUPA PARLAMENTOSUNUN SOYKIRIMI TANIYIN ÇAĞRISI
12 Mart 2015 tarihinde Avrupa Parlamentosu, “Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi” başlıklı yıllık raporunda bütün Avrupa ülkelerine “Ermeni Soykırımını” kabul etmeleri için çağrıda bulundu. Ancak, Avrupa Parlamentosu Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni saldırıları sonucunda katledilen yüzbinlerce Türk’ten tek kelimeyle bile söz etmedi!
Bu kaşarlaşmış ikiyüzlülüğe ve çifte standarta tek somut tepki eski Büyükelçi Onur Öymen’den geldi. Öymen’in web sitesindeki 15 Mart 2015 tarihli tepkisi özetle şöyle:

Avrupa Parlamentosunun bu çağrısı Türkiye ve Türk milletinin geçmişine ağır bir hakaret anlamı taşımaktadır. Özellikle Doğu Perinçek’in bir İsviçre mahkemesinin soykırım iddiasını onaylaması üzerine açtığı davada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Perinçek’i haklı bulan ve soykırım iddiasını kabul etmeyen kararından sonra Avrupa Parlamentosunun aldığı bu karar hukuka açık bir saygısızlık anlamı taşımaktadır.

Bu kadar haksız ve Türk milletini rencide edici bu karar karşısında ne yazık ki, TBMM’den, hükümetten, siyasi liderlerden ve basından gerekli tepkiyi duyamadık. Oysa siyasetçilerin de, basının da, en önemli görevlerinden biri milletimizin haysiyetini korumak ve ülkemizin geçmişine sahip çıkmaktır.

Öte yandan, bazı Ermeni örgütleri sözde soykırımın 100. Yıldönümünü 24 Nisan’da İstanbul’da anmak için bir kampanya başlatmışlar. Fransa’nın eski Dışişleri Bakanı Bernard Koucher ile Avrupa Parlamentosu milletvekili Daniel Cohn Bendit ve şarkıcı Charles Aznavour bu kampanyaya destek olanlar arasında. İşin daha da hazin olan tarafı bazı Türk öğretim üyeleriyle gazetecilerinin de bu kampanyaya destek vermeleri.

Acaba bu kampanyaya destek olanlar Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin öldürdüğü Türkleri veya Hocali’de Ermenilerce insafsızca katleden Azeri kardeşlerimizi veya Ermeni terör örgütü ASALA’nın katlettiği diplomatlarımızı anmak için Erivan’da bir tören düzenlemeyi önermişler midir?

Gerek Avrupa Parlamentosunun kararı gerek İstanbul’da yapılması öngörülen sözde soykırım toplantısı girişimi karşısında sessiz ve tepkisiz kalmak mümkün müdür? Sessiz kalanları içimize sindirebilir miyiz? Unutulmasın ki, haksız suçlamalara ve saldırılara karşı ülkesini ve milletini savunamayanların yeri tarihin karanlık sayfalarıdır.

EUROVISION REZALETİ !
Öte yandan, Türkiye’nin 2013 yılından beri Eurovision yarışmasına katılamamasını fırsat bilen Ermenistan’ın, 19 Mayıs 2015te yapılan Eurovision yarışmasına 1915 olaylarına göndermede bulunan "İnkar Etme" (Don't Deny) isimli parçayla katılması rezaletin son perdesidir. Eurovision yarışması -Nobel ödülü gibi- ne yazık ki artık tamamen amacından saptı ve emperyalizm uşaklarının siyasal propaganda arenasına döndü.

Fransa'nın “N'oubliez Pas” (Unutmayın) şarkısı da dolaylı olarak 1915 olaylarını konu alıyor ! ”Kan ve kanın kurumasından” söz eden şarkının sözleri şöyle: “Benim köyüm harita ve anılardan silinmiş de olsa, ben oradaydım. Unutmayın. Onlar silahların arkasına saklanarak geldiklerinde, binlerce kişiydiler, bizim gözyaşlarımızla alay ediyorlardı. Onlar hiç bilmediğimiz nefret sözleriyle bizim inançlarımızı silahla yok etmek istiyorlardı. Ve yemin ediyorum ki kan kuruyunca, kan kuruduğunda köyümü yeniden inşa edeceğim!”

İşte bu kafada giden Fransa’nın sonunda ne hale geldiğini herkes ibret ve şaşkınlıkla gördü: Mayıs 2019 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Marine Le Pen’in liderliğini yaptığı aşırı sağ Ulusal Toplanma (Rassemblement National) partisi Macron’un partisini geçerek Fransa’da birinci parti konumuna geldi. Gelecek seçimlerde aşırı sağ ve faşist partilerin Fransa’da ve Avrupa’da iktidara gelmeleri kaçınılmaz görünüyor. Avrupa aslına dönüyor !

FANTASTİK PSÖDOLOJİ (PSEUDOLOGIA FANTASTICA)
Her bireyde az veya çok, önemli veya önemsiz, küçük veya büyük yalan söyleme eğilimi vardır. Siyasetçiler, din adamları, doktorlar yalana çok sık başvururlar. Ancak, sürekli yalan söyleme ve bundan çıkar sağlama saplantısı olan “mitomania” (mitomani) psikolojik bir bozukluk olup kişisel olduğu gibi toplumsal ölçekte de görülür.
Mitoman yalan söyleme dürtüsünü denetleyemez, o dürtünün önüne geçemez. İnsanlar onun yalanıyla ilgilenmese bile o bu yalanı söylemekten, savunmaktan, hatta daha da abartarak, eklemeler yaparak onun büyük bir kuyruklu yalan haline dönüştürmekten kendisini alamaz.
Ancak, Avrupa Parlamentosu ve Ermenistan soykırım yalanına yeni gelin gibi öyle bir tutku ve saplantıyla sarılmışlardır ki durum artık klinik bir tablo arz etmektedir. Zira Ermenistan vakasında yalanın görüngesi çok daha geniş olup bunun bir silah, koz gibi kullanılıp bundan siyasal, finansal ve dinsel çıkar sağlama, yandaşlar bloku oluşturma, karşı tarafa zarar verme, ezme, sindirme, iftira, suçlama yapılması söz konusudur.
Yunan mitolojisinde Psödologos (Pseudologos) denen yalan tanrıları vardı. Bunlardan Eris (çatışmalar), Ponos (ağır iş), Lethe (duyarsızlık), Algea (acılar), Limos (açlık), Hismine (dövüşler), Make (savaşlar) Fonoi (cinayetler), Androktasi (katliamlar), Nekea (kavgalar), Amfilogi (uzlaşmazlık), Disnomiya (kargaşa), Ate (yıkımlar), Horkos (sövgüler) tanrısıydı. Yalan tanrıları bu yeteneklerini kullanarak insanlar arasına kin, anlaşmazlık, uzlaşmazlık, nefret tohumları ekerlerdi!

Anlaşılan Ermenistan ve Ermeni Kilisesi bu tanrıların etkisinde! Mitomaniye psikiyatride “pseudologia fantastica” (fantastik psödoloji) da denilmektedir. Ancak, ben sayın psikiyatristlerin izni ile bu terimin toplumsal mitomaniyi ve bunun yol açtığı sendromları belirlemek için kullanılmasını öneriyorum. O halde, “Fantastik Psödoloji Sendromu” olarak tanımlayabileceğim bu ruhsal sapkınlıkta tüm toplum, grup veya topluluk adeta tek parça bir blok halinde, bilinçli olarak sürekli yalan üretme, yalanı pazarlama ve yalanı kullanarak saldırma üçlemi içindedir. Söylenen yalanlar doyurulmamış, tatmin edilmemiş hezeyanların, tutkuların ve öç alma duygusunun dışavurumudur.

Amaç, düşman olarak belirlenen kişi, kişiler, gruplar ya da toplumları her ne pahasına olursa olsun karalama, aşağılama, yalan bombardımanıyla suçlayarak ezmek, sindirmek, yıldırmak ve pes ettirmektir. Kendisini mağdur, boynu bükük, gözü yaşlı veya en kahraman pozuna getirirken karşısındakini en suçlu, en aşağılık taraf konumuna getirmeyi hedefler.

Pazarlanan yalanlar kapsamında anlatılan öyküler, olaylar etkileyici, çarpıcı ve fantastik çerçevede sunulmakla birlikte gerçeğin saptırılmış, ya da, başkalaştırılmış bir yansıması olduğundan gerçeklikle dolaylı bir bağı vardır. Gerçek olma olasılığı - çok düşük de olsa- yalanı söyleyen kişi için en güçlü silahtır. Bu nedenle, önyargıların da yardımıyla kendilerine hızla taraftar bulabilirler.

“Tuğla gibi kalın” (Thick as a Brick, Jethro Tull) tek bir blok olarak hareket eden Ermenistan ve Avrupa Parlamentosunun tavrı bu kapsama girmekte olup Birleşmiş Milletlerce atanacak özel psikiyatristler ve tıbbi kuruluşlarca toplu tedavi edilmelerine acil gereksinim var diye düşünüyorum. Dünya tükenir, yalan tükenmez ! Ve onlar “insanların beyin tembelliğini gördükçe her istediğimizi yapabiliriz, sürekli tekrarlanan yalanlara sonunda herkes inanır” diyen önderleri ve akıl hocaları Nazilerin Propaganda Bakanı Göbbels’in yolundan gidiyorlar. (Sonraki bölüm: Ermenistan’a karşı deklarasyon, Epilog ve Kaynakça)




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih: Ermeni Sorunsalı
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (14. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (13. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (17. Bölüm - Son)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (12. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (11. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (10. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (9. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (7. Bölüm
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (6. Bölüm)

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Her Milletin Ayrı Bir Devleti Olmalı mı?
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (8. Bölüm)
Bilderberg – "Eyes Wide Shut"
Osmanlı Saray Edebiyatı Divan Şiirinde Erotizm ve Cinsellik - 1
Osmanlı Saray Edebiyatı ve Divan Şiirinde Erotizm ve Cinsellik - 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Fransa’nın Büyük Hayal Kırıklığı: Macron [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (1. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (2. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (4. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (3. Bölüm) [Eleştiri]


Erdağ Duru kimdir?

Galatasaray Lisesi, İ. Ü. Edebiyat Fakültesi

Etkilendiği Yazarlar:
Kant, Russell, Montaigne, Voltaire


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Erdağ Duru, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.