..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanın en iyi tarafı ürperebilmesidir. -Andre Gide
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > rey'an yüksel




18 Mart 2003
Son Mektup  
Mektup I

rey'an yüksel


Güzeldin, Önce bu yanın çekmişti beni kendine, büyülü bir yanı vardı gözlerinin, bakmaktan alıkoyamazdım kendimi. Bilmezdin sana olan zaafımı hayran hayran bakardım sana sen dostça sanırdın. Saatlerce bıkmadan anlatır doğru dürüst hiçbir kelimeni dinley


:FGJF:

Güzeldin,

Önce bu yanın çekmişti beni kendine, büyülü bir yanı vardı gözlerinin, bakmaktan alıkoyamazdım kendimi. Bilmezdin sana olan zaafımı hayran hayran bakardım sana sen dostça sanırdın.

Saatlerce bıkmadan anlatır doğru dürüst hiçbir kelimeni dinleyemezdim bakmaktan gözlerine.
Rengi değildi sadece güzel olan, başka bir şeydi. İlk zamanlarda anlayamamıştım ne olduğunu bunca beni çekenin. Sonra fark ettim, o Mayıs akşamından sonra. Işık saçıyorlardı. “Havai Fişeklerim” diyordum onlara. Düşündüğüm tek şey o havai fişekleri başkalarının da görüp görmediğiydi. Sana söylediğimde bana gülmüştün hatta her gün ışığı görüp görmediğimi sorgulamaya başlamıştın alay edercesine. Bir daha söylemeyeceğime söz verdim kendi kendime. En olmadık anlarda, en zifiri karanlıkta bile görürdüm o ışığı. Onca korkan ben, göz göze gelmekten insanlarla, öylece korkmadan bakmıştım gözlerine.
Nasılsa biliyordum aşkı; en delicesini yaşamıştım bir zamanlar, ama o ışık, bağladı beni sana.

Öyle güzeldi ki yaşadıklarımız... Yaşadığımız her an özeldi. Bir başka insan oluyordum sanki, başka bir ben vardı. Çocuksu bir yanın vardı, hep anlatırdın ve hep kafamın takılmasını sağlayacak noktayı son ana bırakırdın. Bunu özellikle son zamanlarda daha çok yapıyordun ya da ben daha fazla dikkat eder olmuştum, bunu bilmiyordum. “Düş Yaşam”dı yaşadığımız. Gerçek yaşam hep bir yana bıraktığımız, unutmaya çalıştığımızdı.
Hep “ne olacağız?” soruna “iyi olacağız” derdim. İnanmış görünürdün. Belki de yalansılara inanmak istiyordun artık, yalansılara tutunmak daha iyi gelebilirdi artık, gerçeklerin tutunamayacak olduğunu bildiğinden.
Sonra nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde gerçekler karşıma çıktı, seçim yapmamı istiyordu benden. Ben seçimimi baştan yapmıştım ve seçtiğim düş değildi. Uykudan uyanmak gibi bir şeydi. Yine sen her zamanki gibiydin; ama ben düşle gerçek arasında gidip gelmekten yorulmuştum. “Düş”üne ve “Gerçek”ine belli etmemeye çalışırken hiçbir şeyi, yorulan ben olmuştum ve işin garibi ikinize de belli etmiştim. Bir gün nihai sonuç belirdi yeniden. Gitmek istiyordun ve bu kez haklıydın. Bana neden bu kadar çabuk kabul ettiğime dair kızacağını biliyordum ama artık mutlu edemiyordum seni ve ben yorulmuştum. Daha uzunca bir süre bu “gel-git”e katlanabileceğimi sanmıyordum ve doğru olanın bu olduğunu biliyordum. Zaten senden bıktığımı sana belli edeceğimi biliyordun, sen benim artık “kış aylarında çıkan yalancı güneşim”, “rotasından çıkmış gemimin tesadüfi kaptanıydın”.O yüzden hayır diyemedim sana. Söylediklerinin tümü zaten söylemek istediklerimdi ve bunu bir iki sene daha böyle sürdüremezdim, “böyle” yaşamayı sen de istemezdin. Kırmak ve üzmek değildi niyetim seni. Gittiğimde dönmeyeceğimi biliyordum.
Söz vermiştim sana seni ölünceye kadar seveceğime dair ama ölünceye kadar seninle olacağıma dair bir sözüm yoktu.
Beni seviyordun beni kimseyi sevmediğin kadar sevdiğini biliyordum. Ne kadar çok çabaladığını, ne kadar çok çabaladığımı biliyordum; ama her şeyin bir sonu vardı. Her şey aşk değildi, gerçekler daha önemliydi. Sen önemsizsin demek istemiyorum, önemliydin, önemli olmasan hasta halimle bile gelir miydim onca yolu?
Öperken dudak acır mı, severken hiç yürek delinir mi? Benimkiler öyleydi. Seninle olduğumuz anlarda hissettiklerim bunlardı, sensizken çok daha ötesi...
O yüzden gittim senden. Bende yaşatmaktı niyetim seni. Sensizken benimle olman... ama sensizliği yaşamamıştım hiç. Sanki senden sonra hiç yaşamadığım bir hayatı yaşıyor gibiyim.

Hiç 14 Şubat’ı kutlamadık seninle. Çiçek gönderdim iş yerine. Bir şey söylemeni beklemiyordum ama yine de istiyordum bir şey demeni, bayramda aramanı ya da... Seni aramamamı teşekkürle karşılamayacağını biliyordum. Kafanın karışmasını istemiyordum daha fazla, çünkü ayrılık fikrini kafama sokan sendin, sonra düşününce çok da fazla mantıksız gelmedi bu bana. Darmadağındım çünkü. Aynı anda iki yerde birden olmam gerekiyordu ve sen daha az ilgiyi istemiyor ve hak etmiyordun da.

Şu an sensiz nasıl mıyım? Anlatsam da anlamazsın. Şimdi sen beni sadece suçluyorsundur. Hep bende yaşayacaksın dediğimde doğruydu. Bende yaşayacaksın ama sensiz. Doğru olan bu.

Adını sevdiğim derdin bana, hala adımı seviyor musun acaba? Belki bir sürü şiir de yazmışsındır yine? Ya da belki inadından hiçbir şey yazamamışsındır?

Nasıl başladı bendeki bu kopuş? Bunu düşünüyorsundur sıkça. Düşünme. Beni artık düşünme. At aklından beni. Ben ait olduğum yerdeyim ve bu senin yanın değil. Acı da olsa bu böyle. Unut beni çünkü benim yapmak istediğim bu.

Telefonda bana “seni çok sevdim ve seni hep kırgın seveceğim” dedin. Hep yapacaklarını demiş ve dediklerini yapmışsındır. Bana karşı zaafın olduğunu bildiğimden bazen kızgın olduğun zamanlarda yapamayacağın şeyleri de dediğini bilirim bu seferki gerçekten yapacağındı belki de. Bu kırgınlık sevgine baskın gelebilirdi, ama ben her şeyi göze almıştım ve geri dönüşü yoktu. Aslında geri dönüşlü bir şey olmalıydı çünkü son sabah polis bile ceza yazmıştı telefonda “olmuyor” diye konuşurken. Bu bir sene içersinde ilk kez olan bir şeydi. Araba kullanırken yüzlerce saat telefonda konuştuğumuz halde ilk kez polis ceza yazıyordu. Bu bir işaretti belki ama anlamazlıktan geldim.
Şimdi senin hep kızdığın gibi –rahat adamım ya- düşünmemeye çalışıyorum seni ve olanca gücümle işime verdim kendimi. Dedim ya, ben olmam gereken yerdeyim, bunu yineliyorum kendime ve bir çok şeyde hatırladığım halde, düşünmemeye çalışıyorum seni.
Mutlu muyum bilmem ama olmam gereken yerde olduğum için mutsuz değilim.
Sen de mutlu ol ve gözündeki o ışığı hiç kaybetme m.k.
“Sen olmadan o ışık yoktu senden başka kimse görmedi ve görmeyecek ve belki sen bile bir daha görmeyeceksin” dediğini duyar gibiyim. Benden başka kimsenin görmesini istemiyorum zaten. Egoistçe bir şey bu evet ve biliyorum ki görmeyecek de... O ışığı görmesem bile benim için sakla m.k.
Bir gün geleceğim diyeceğimi sanma.
Hoşça kal m.k.

Şu an adımı sevip sevmediğini bilmeyen a.s.


Renkli gözlerinden bakarken hayata
Şimdi hatamın cezasını çekiyorum
Başrol oyuncusu olduğum siyah beyaz bir filmi
Seyirci koltuğundan seyrediyorum

Seni sende öldürdükten sonra
Sana bende yaşayacağını söylüyorum
Onca yapamayacaklarımı vaat ettiğim için sana
Ömrümde ilk kez adamlığımdan utanıyorum.




.Eleştiriler & Yorumlar

:: ...
Gönderen: murat cepni / İstanbul/Türkiye
13 Mart 2006
Her insanın kaderi aynı demek ki...Herkes bu duyguları yaşıyor...Herkes seviyor,seviliyor ve acı çekerek ayrılıyor...Sadece bir bağlılığı olanlar ayrılamıyor. Acı , keder , mesafe ...........AŞK Birleştiğinde ve malzemeler azldığında da AŞK azalıyor.

:: sankiiii...
Gönderen: binnur bal / Ankara/Türkiye
8 Aralık 2005
sanki benim yasayacaklarimi yazmissin.benim de bi erkek arkadasim var ve bu sene okulu bitince amerikaya mastra gidecek ve biz mecburen ayrilicaz.ve ben onu senin dedigin gibi hep kirgin sevecegim.ve ne tesaduftur ki o da benim en cok gozlerimi sever.benim yasayacaklarimi benden daha iyi anlatmissin.tesekkurler...

:: Uygun sözcükleri seçebileceğimi sanmıyorum..
Gönderen: Işıltan Duran / Ankara/Türkiye
9 Kasım 2005
Başından sonuna kadar gözlerim dolu dolu okudum yazıyı..Her satırında kendimden birşeyler çıkarmayı becerdim..Sevdiğimi düşündüm...Hikayemiz onlar gibi başlamıştı ama,sonumuzun onlar gibi olmaması için dualar ettim..İçten teşekkürler..

:: Mükemmel
Gönderen: Turgay / Eskişehir
12 Mayıs 2004
Bir duygu, bir ayrılık acısı bu kadar güzel kelimelerle anlatılır. Elinize, kaleminize ve en önemlisi yüreğinize sağlık sevgili Rey'an YÜKSEL....

:: keşke (demeyi hiç sevmesemde yine de "keş
Gönderen: Seda İlke KILIÇ (shydolphin) / İstanbul
30 Aralık 2003
keşke... bi dolu şey yazıp, bi dolu gözyaşı döktüğüm de beni sadece doğru olan bu olduğu için yalnzlığıma terk etmiş olsa... keşke... keşke gözlerimdeki ışığı tek görenin o olduğunu bilse... keşke... keşkesi yok işte.. hayat bu!.. dağılıp toplanmaya mahkumuz... geçmişi unutmaksa kişiye kalmış... keşke.. seçimler bizim olsa... hep biz seçeriz ama seçtiğimizin aslında ne olduğunu bilsek keşke... keşke.. şarkıdaki gibi yaşamasam artık.. keşke ara verebilsem hatırlamamın az da olsa yoğunluğuna... "bana her şey seni hatırlatıyor"

:: Kutluyorum...
Gönderen: Nesrin Göçmen / izmir
20 Temmuz 2003
Çok acıttı içimi yazdıklarınız.... Fakat şu var ait olduğunuz yeri bildiğiniz için ve o yerde olduğunuza inandığınız için sizi kutluyorum.... İnanın bu o kadar rahatlatıcı bir duygudur ki ait oldukları yerde olmadığını düşünenler bilir.. Sevgimle.....

:: Çok hoş ve duygu dolu
Gönderen: mehmet can / İstanbul
5 Mayıs 2003
Bu şekilde yazmaya devam edin.Yazılarınız hoş ve okunması insana huzur ve mutluluk veriyor.Bu yazınız gerçekten çok duygu yüklü.Bu duyguları hissedebilen bir insan olacağını ancak siz yazdıkça tahmin edebiliyorum.Ne mutlu size ki bu şekilde duyabiliyorsunuz.Taktir ediyorum sizi. Başarı ve duygular sizinle olsun. M.C.

:: Hissediyorsan doğrudur inan bana.
Gönderen: Didem SEVİNÇ / İstanbul
20 Mart 2003
Kararsızlığın dibe vurduğu anlarda yapacak çok şey varken hiçbirini de yapamamanın verdiğin huzursuzluk böyle yansıyor işte hayata.Şunu bilki,gerçekten hissediyorsan doğrudur.O belki şimdi bir güvercin olup senin pencerenin önünde saklanıyordur yada yanından hızlıca geçen araba onunkidir.Gerçekten hissediyorsan o herzaman yanındadır,yanındadır da belli etmiyordur inan bana. Yaşadıklarımı,hissettiklerimi,kalbimin yarasını,"eski" demeye dilimin bir türlü varamadığı günlerimi bir kez de senin ağzından dinledim sanki.Hiç tanımadığım sen, beni ne güzelde anlatmışsın oysaki.Gerçek sevgiler hep ortaktır derlerdi de inanmazdım. Biz bu yüreğe sahip olduğumuz için diğerlerinden farklıyız ya zaten.Onu koruman dileğimle. Sevgiler Didem

:: sadece...
Gönderen: Derya karakoyun / istanbul
19 Mart 2003
kaşlarım ağır geldi yerlerine,bilmiyorum gerçek bir hikaye midir ama şu an bu hisleri anlamaya yakındım. Sadece içimi acıttı, gerçeklerin her an yaptığı gibi...tebrikler




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın aşk ve romantizm kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yüzün Bizi Anlatırdı
"Al Beni Ne Yaparsan Yap"
Bulup Yitirdiğim Küçük Sevgilim
Sekiz Ay
Yoksun

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kelebek
Barış Benimle
Topal Karga

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Felsefik Şiir [Şiir]
Kör Nokta [Şiir]
Metronom [Şiir]
Bulanık Şiir [Şiir]
Oyun Gibi [Şiir]
-miş [Şiir]
Soğuk Şiir [Şiir]
Kaptan I [Şiir]
Maratoncu [Şiir]
Kurdeleli [Şiir]


rey'an yüksel kimdir?

Aslında her ne kadar Türkçe yazmayı çok sevsem ve onun gerektirdiği tüm yazım kurallarına son derece dikkat etsem de ismimi küçük harfle başlatıyorum uzun yıllardır ve sonraları öğrendim ki e. e. cummings de öyle yapmış, sevinmeli mi ya da yine birileri benden önce düşündüklerimi uygulamış diye üzülmeli miyim bilmiyorum. Militan ruhluyum ve bir gün ismimin içindeki bir harfi attım bir kızgın anımda, harfin yerine konacak bir apostrof çıktı sonra "ben buradayım" diye, onu da berime aldım ve reyan oldum, öğrendim ki meğer rey'an Osmanlıca'da herşeyin öncesi demekmiş, reyhanın fesleğen olduğunu bilirsiniz. Yazın dilinde bu ismi kullanıyorum ve bir çok dostum beni böyle bilir.

Etkilendiği Yazarlar:
Yaşar Kemal ve Cemal Süreya


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © rey'an yüksel, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.