..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ağlamak da bir zevktir. -Ovidius
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Bireysel > Emine Pişiren




10 Temmuz 2008
Vurgun Yedi Yüreğim!..  
Ölmekten beterdir bir ANNE eğer EVLADI tarafından yüreğine almışsa vurgun...

Emine Pişiren


Yıllardır sulamış ve bakmış olduğunuz çok nadide ve sevdiğiniz bir çiçeği; birgün saksısında olmadığını görseniz, neler hissederdiiniz? Okuyacağınız hikaye gerçektir. Yaşayan benim. Ben bir anneyim.


:BCDC:

“Karnımdayken kanımı emdin. Doğdun sütümü emdin. Büyüdün canımı yedin. Öldüm malımı yedin!” Anonim


“Hoyrat rüzgarlar inzivaya çekildiğinde, mayısın yaza inat sıcaklığını yaydığı o gün dünyaya gözlerini açmıştın. Bende, her anne gibi ilk mucizeye tanık olduğum o an, ruhumu saran huzurlu mutluluğu anlatamam. Anne olmuştum!..
Hem de anneler gününde! Yüce rabbimin bir anneye hediyesiydi!
Ve göğüslerime ilk dokunan minik dudakların teması! Muhteşemdi! Daha sonra günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladı. Bebeğim büyüyordu zamanın içinde...

Her şeyin ilklerini alkışladık ailece. İlk “ba ba “diye hecelemiştin. İlk kez adım atıp emeklemeden uzaklaşmıştın. İlk kez “çiş” demiş ve klozete oturmuştun. İlk kez çatal-kaşığı tutup, yemek yemek istemiştin. İlk kez okulda “Ali koş” yazdığında,

-”Annee artık bende okuyabiliyorum, bak öğretmenim bana yıldız verdi!..” Çığlıkların evi neşeye boğmuştu.

Hasarlı lise yıllarında ise, hasarlı diyorum çünkü duygularını vitese takamamıştın. Platonik aşklar seni az kalsın lise eğitiminden de edecekti. Destek aldığımız psikoterapistin sayesinde senin duygusal frenlerini kullanmanı sağlamıştık. Ne çok yormuştun beni. Ve ne çok kitap okumama neden olmuştun, o sıralar. Öyle ya! Bir genç kız yetiştiriyordum. Onun bebek iken mamasını, aşısını düşündüğüm kadar ruhsal dengesini de korumalıydım. Her okuduğum psikoloji ve felsefe kitapları seni ve beni daha bir mükemmele doğru götürürken, anne gibi değil de arkadaş olmuştuk seninle.

Hızla koşan zaman, seni üniversite yıllarına getirmişti. Çocukluk yılların ardında kalmış ve bir genç kız olu vermiştin. Ama ben hala sana,”bebişim” demekten vaz geçmemiştim.
Hoş fiziğin zaman zaman başına dert oluyordu. Kız arkadaşların kıskanırken seni, erkek arkadaşlarının hayranlığına neden oluyordu. Bu yüzden zaman zaman da yalnızlık başına dert olurdu. Kollarıma koşup,

-“Annem sen bana yetiyorsun!” sözlerin hala kulaklarımda bebişim…

Üniversite yılların geldi-geçti ve seni hayatın ilk basamaklarına çıkardı. Yorulduğun an, elinden tutan bir ailen seni daha da üst basamağa çıkartmaya kafi gelmişti. Hayatın basamaklarını aşarken de çok zorlandık birlikte bebişim. Ama,

- “Yılmak yok başarmalısın. Bak başarı en üst basamakta durmakta...” sözlerim sende müthiş bir hırs yapmıştı.
İş hayatında yaşadığın hayal kırıklıkların seni mutsuz kılsa da, umudunu hep yeşil tutmaya çalıştım. Anımsar mısın sevgili bebişim bir keresinde bana hıçkırıklarla şöyle haykırmıştın!

-“ Neden beni bu basit dünyada bu kadar mükemmel yetiştirdin?! Hata sizde, beni doğurmayacaktınız!..”

Ah, bebişim ah! Bunları senden o an duyduğumda, nasılda içim bir sızıyla yanmıştı. Uykusuz geçen gecelerimize katık etmedik mi sevgimizi, şefkatimizi, sabrımızı sarmadık mı seni?..Büyürken geçen zamana hüznümüzü ve sevincimizi eşlik etmedik mi? Gençlik acı çekmeden olgunlaşamaz. Bir anne yavrusunun çektiği her acıda şefkatini ve hoşgörüsünü mutlaka sabırla göstermiştir. Ve bende bütün bu geçen zaman yolculuğunda bir sona gelmiştim...
Nasıl mı? Evet , aşk koparmıştı bebişimi evinden.
Bebişimiz aşkı tanıdı! Gitmişti birden!..Sanki yer yarılıp içine girmişti!..
Şimdi ondan ne telefonuma yanıt veren bir sesi ne de ondan bir iz vardı. Geride tek bıraktığı ise; dibinde kalan en sevdiği pembe bir ruju ve hatıra defterine yazdığı şiirleri ve şu an üzerimde olan yeleği. (-Yıkamadım-) Çünkü hala kokusu vardı. Yoo, tek bunlar değildi geride kalanlar tabi…Birde;
-”Eğer evlenirsem eşim mutlaka Pamuğu’da kabullenmeli, aksi halde bu beni sevmiyor demektir!..” dediği 9 yaşında beyaz teriyer köpeği…

Kızımla yaşanan ve birlikte geçen öyle çok anı vardı ki, hangisini anlatsam? Her biri satırlara sığamayacak kadar dolu...Bir türlü düşünmekten alı koyamadığım anılardı bunlar…Öyle yer etmiş ki, bebişim yüreğime…
Aslında ağlamıyorum. Farklı bir duygu şu an hissettiğim. Kızımın giderken koparttığı yerdi beni ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa bile izinin kalacağını biliyorum. Çünkü, bırakmış olduğu boşluk alevden top gibi yakıyor ciğerimi!..Derler ya “Yürek Ağlar Gözden Önce!” İşte öyle bir şey…

Evet, bebişim aşka yolculuk yapmıştı...Bu yolculuğa ise, hani yastıkta başımızın bıraktığı boşluk gibi bir annenin, ruhunda da bıraktığı boşluğu hesaba katmadan, çıkmıştı...

Şimdi, İdanın eteklerinden gümüşten bir iplik gibi nazlı nazlı süzülen nehrin kenarında durmaktayım. Sabahın ayazı iliklerime işlerken sana yazdığım bu mektubu bir kayık yaptım. Az sonra bu mektubu nehre atacağım. Belki şu an yaşadığın sahile varırda, sen okursun diye…
Ve kendime tekrar sorgulayacağım. Seni büyütürken ve severken NEREDE HATA YAPTIM? diye…”

Yüzünüzden sağlıklı gülüşler, yüreğinizden sevgi ve gönlünüzden bahar eksik olmasın…


Emine Pişiren

08.05.2008/Edremit Olay Gazetesi

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Hüzün ve sevgi yumağı...
Gönderen: Sami / , Türkiye
2 Kasım 2008
sevgili yazarım okudum birdaha okudum ve son kez bir daha okudum neden derseniz yazıdaki hüzün anne sevgisi anneliğin kutsallığı aşırı bağımlılık ve hüzün sizi sonsuza kadar annesiniz destekliyorum ve neolur kendinizi üzmeyiniz ve mutlaka özlem duyduğunuz zamanı yaradan size gösterecek o kutsal annelik vasvınızı size bir gül narinliğinde sevgi özürlerle geri verecek,cennet sizin ayaklarınızın altındadır diyen cenabı allah sizin nekadar kutsallığınızı belirtiyor bu anlamada size saygım sonsuzdur sizler olamasaydınız hayatın tadı asla olmazdı elmanın tadını suyun misliğini havanın oksijenini bilemezdik yufka yüreğiniz şefkatiniz ayrı bir değer,neolur herne olduysa af edici olunuz siz annesiniz af edip yüce mevlama bırakınız bakınız o bile nekadar büyük günahları af ediyor biz neyiz ki ve şunu biliniz ki okudukça yazınızı yaşamışcasına gözlerimdeki yaşımı hissetmenizi belki sağlamıştır o anne şafkatinizi önünde pamuk kadar ellerinizden öpüyorum,affınızın yüreğinize onun mis ilk doğduğu kokusunu geri getirecektir onu siz doğrup yazınızdaki ilk leri yaşamasını sağladınız bu yazınıza binaleyn aklıma birden bir şiir yazmak geldi affınıza sığınarak eklemek istiyorum ve size armağan ediyorum sevgilerimle sami.. Sen bir annesin... Cennet analarının ayakları altındadır, Demiş yüce YARATAN. Biliyorum ne zorluklarla doğurdun, Ama sen anasın gülüm affetmelisin. En zor şartlarda büyüttün, Ne fedakarlıklarla karşılaştın, Yemedin yedirdin biliyorum, Aşkım anasın affetmelisin. Beceremediğin kazak,patikleri, Ne zorluklarla yaptın giydirdin, Ne gözyaşlarını bilirim,akıttın, Meleksin anasın affet güzelim. Her ne yaptıysa kabahatli, Dünyaya rezilde olsan, Unutma ki eşsiz değere sahipsin, Kalbimin sultanı anasın affetmelisin. Oldu ki başına bir şey geldi, Biliyorum koşan,ağlayan olacaksın, Senin içinden kopan ciğerin kızın, Hadi sil gözyaşlarını ağlama artık, Sen meleksin anasın affetmelisin... Sami Arlan




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anne Cennette Yemek Var mı?
Yumurtanı Nasıl İstersin Canım, Rafadan mı Kafadan mı?
Biz Önce Beş Kişiydik
Aşık Olmak İstiyor Musunuz?
Seni Seviyorum Işıl
Bu Çocuk Benim Değil
Davetsiz Konuk - 2 -
Biri Hayat Bulmuştu Kollarında
Aşk Kağıda Yazılıyormuş...
Acı İçindeydi...

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Adamdan Saymışız [Şiir]
Ah Ulan Istanbul! [Şiir]
Hangi Dua İle Sana Gelelim? [Şiir]
7. Didim Şiir ve Şairler Buluşması [Şiir]
Çekinme Söyle [Şiir]
İsterdim [Şiir]
Madem ki... [Şiir]
Davetsiz Konuk - 1 - [Şiir]
Git Demene Gerek Yok [Şiir]
İstanbul_um [Şiir]


Emine Pişiren kimdir?

Yazmayı, okumayı ve birikimlerimi paylaşmayı seven biriyim. Edremit'in yerel bir gazetesinin köşe yazarıyım. Bazı web sayfalarında da edebiyat adına paylaşımlarım yayınlanmaktadır. Sevgi ve ışık sizle olsun.

Etkilendiği Yazarlar:
Mehmet Emin Yurdakul, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Victor Hugo, Balzac, Leo Buscaglia, Eric Frrom, Irvın Yalom, Dale Carneige, Doğan Cüceloğlu, Haluk Yavuzer...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Emine Pişiren, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.