..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gençliğinde müzik öğrenen, felsefeyi daha iyi anlar. -Platon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Türkiye
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Nebahat
Gürkan BAYKAL
Şiir > Erotik

Fahişeliğin sanatını yazmış kadınlar Kaltak yokuşunu çıkarken Yosmalar alkış tutmuş mor mendiller le Ud sesleri nagmelerle süslenmiş Gelir evlerin camından Oynaşmalar göz süzmeleri Gençler ne anlar yosmaların avından Yosmalar süslenmiş dolaşır parfüm kokulu Gençlik işte bu Üç beş kuruşa aşk dolu Kimi şanslı babadan kese dolu Kimisi gerçek aşkı arar Anadolu lu Kaltak yokuşunda aşk başkadır İstiyene bahar istemiyene şubat Yokuşun sonu

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Eleştiri > Türkiye
 Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir  (Cemal Zöngür)

Laik bir devlette devletin resmi dini ve bu dini propagandayı sürdüren Diyanet İşleri gibi bir kurumun asla olmaması gerekir. Gerçek laik ve demokrasiye sahip ülkelerde, din vb. olgular resmiyetin dışında özerk olarak yaşatılırlar.
 İskenderun'da Kitapçı Olmak  (kemal düz)

Hemen hemen her eve, okula, işyerine ulaştırdığımız birkaç kitap vardır mutlaka. Kitapla okuyucuyu, okuyucuyla yazarı buluşturduk, aydınlanmaya katkı sunduk, yılmadan, usanmadan, bıkmadan, yıllardır kurduğumuz düşleri İskenderun’da gerçekleştirdik.
 Halka Götürülen Her Oylama Demokratik Midir?  (Cemal Zöngür)

Demokrasi demek; belirli sınırlar içerisinde yaşayan farklı kültür ve düşünceden olan insan topluluklarının her türlü insani ve sosyal hakları tanınarak, Anayasal sözleşme ile garanti altına alınmış bir devlet yönetimidir.
 Fetö, Deaş ve Kenan Evren Kardeşliğinin Tarihçesi  (Cemal Zöngür)

Kenan Evren öncülüğünde 12 Eylül 1980 Askeri darbesinde birçok siyasi insan işini ve hayatını kaybederken, ne hikmetse Fetullah Gülen İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından aranmasına rağmen, tam Askeri Darbenin yapılacağı dönemde yeniden resmi İmamlığa alınmıştır.
 Serbest Bırakılanlar Ülkesi  (Ertuğrul ERDOĞAN)

Ülkemi bir baştan başa gezerek adaleti arayacaktım. Aracımın suyuna, yağına, lastiklerine baktırdım. Bir de cebimdeki paraya… Tüh Allah kahretsin! Zorunlu Trafik Sigortası’nı unutmuştum. Bitmesine birkaç gün var. Bir araştırma yaptım. Geçen sene yatırdığım sigortanın iki misli pahalılaşmış. Daha yola çıkmadan adaleti bulamadım! Bir gecede Ankara’nın meclisinden çıkıvermiş, sonrada Beştepe’deki sarayda onaylanıp Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş! Girmiş girmesine de emeklisi sızlana sızlana, zengini de güle oynaya aynı pirim tutarını kuzu kuzu ödüyorlarmış! Ne bir protesto var! Ne de bir sezeriş! Hem olsa ne olacak ki? Birkaç kişi toplandığında biber gazlı, TOMA’lı polisler, hak arayanların başına üşüşmeyecekler miydi? Daha yola çıkmadan adalet kayboluvermişti. Neyse, prim tutarını sızlanarak ödeyip yola çıktık. İstanbul trafiği kalabalık, aracımın önüne dansöz kıvraklığındaki makasçıları ve yayalara yanan kırmızı ışıklarda araçların...
 Bir Küfür Kii!  (Arzu Kulaç Sevimli)

Bu küfür bildiğimiz küfürlere pek benzemez. Edilse rahatlatmaz, belki edilmesine kelimelerin kifayeti yetmediği için ağızdan çıkmaz. Dehşetinden alfabesi donar, içine yerleştiğinin. Çünkü bu küfür haksızlık karşısında duyulan çaresizliğin dilsiz ağıtıdır. Çünkü bu küfür yutkundukça yakan bir zehir, soludukça öldüren bir nefes, büyüdükçe imkânsızlaşan bir sestir
 Doğu’dan Göçen Dünyalar…  (Yûşa Irmak)

Bir infial koptu Doğu’dan. Büyük bir isyan gibi, Bir kutlu sefer gibi, Daha yağmurlar yağmadan, Sular yükselmeden, sel olup aktı Doğu..
 Ne Şam'ın Şekeri Ne Arabın Yüzü  (Emine Pişiren)

3 Milyon Suriyelinin bir yılda nüfusu katlanarak artacak demektir. Günyüzüne çıkan bu gerçekler doğrultusunda; şayet önlem alınmazsa biz PKK ile değil Suriyelilerle terör yaşayacağız. Beş yıl sonra böylesi bir nüfus patlamasıyla Suriyeli Araplar; bir değil bir kaç şehir kurabilecek nüfus artışıyla Türkiye'nin başına bela olacaktır.
 Korkuyorum,korkuyorsunuz,korkuyorlar - 3  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Korkudan medet umanların amacı ne olabilir?Toplumsal kargaşadan umutları olanlarınki neyse o.Yani,gerçekleri örtmek,sömürüyü sürdürmek...
10 
 Sahi, Ülkemde Darbe mi Oldu?  (Emine Pişiren)

Evde erzak yok denecek kadar azalmıştı. Üstelik de ne ekmek, ne kahvaltılık vardı. Cumartesi nasıl olsa semt pazarımız kurulacaktı. Köylülerden alırım, diye ertelemiştim. Banka kartımı alıp Vakıfbank ATM den para çekmek için evden çıktım. Aneee o da nee? Yazlıkçılar bankamatik önünde iki sıra uzun kuyruklar oluşturmamış mı? Yanlarına umutsuz, "aklıma gelen ihtimal korkusuyla," keyifsiz yaklaşıp sordum: "Neler oluyor burada? Sesler koro halinde havaya yükseldi "Darbe oldu..!"
11 
 Empati Kelimesinin Anlamını Hrant Dink'ten Öğrendim  (Mehmet Sinan Gür)

Daha çok yol kat etmeliyiz.
12 
 Rusya ve Biz Derken…  (Cahit KILIÇ)

Son dört yıldır uluslararası sularda yara üstüne yara alan gemimiz, yalpalaya yalpalaya gitmekten bitap düştü, batmak üzeredir.
13 
 Öpülesi "Yastık Adam" Öyküleri : Kayıp Ruhlara Masallar  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Michal “Üç çocuk öldürmüşüz idamdan kurtaracağız ha. İyimiş valla. Anladığım tek şey hiçbir şey anlamadığım. Çok komiksin” Yaa ne kadar şirin bir durum. Bu kadar da basit! “Yastık Adam” ruhları sakatlanmış bütün çocuklara adanmış bir öykü. İnsanın içindeki kötülük ve iyilik arasındaki evrensel mücadele. Bu savaşta “kötülüğü alt etmenin yolu, kötülükle yüzleşmekten geçer” demenin en dramatik yolu.
14 
 Muhafazakar Tahayyülde Osmanlı İmgesi  (Akakiy Akakiyeviç)

Türkiye’de muhafazakâr duruşun peşinen getirdiği açık ya da örtülü bir önkabul vardır. Bu önkabul, Osmanlı geçmişine, Osmanlı’ya dair her şeye sempati duyma ve bu dönemi “ideal devlet ve toplum düzeni” olarak tahayyül etme biçiminde tezahür eder. Bu düşünüş biçiminin aynı zamanda bir tepkiselliğin sonucu olduğu da kuşku götürmez bir gerçektir. Tepkisellik ise Cumhuriyet’e karşı Osmanlı’yı öne çıkarma ve muhafazakâr yaşam biçiminin en idealinin ya veya en özgür şeklinin Osmanlı’da yaşandığının iddia edilmesi biçimindedir. Bu tepkiselliğin, özellikle Cumhuriyet’in çoğulcu bir yapıya kavuşmadan önceki politik atmosferi kapsayan Osmanlı karşıtlığıyla öne çıkan tutumuyla oldukça ilintili ve hatta onun sonucu olduğu da savunulabilir. Buna mukabil, çoğulcu yapının inşa edildiği ve her türlü yaşam biçiminin göreli de olsa toplumsal yaşamda kendini göstermeye başladığı yıllarda da devam eden geçmişe ve Osmanlı’ya özlem duygu ve düşüncesi vardır ki sebeplerini düşünmek gerekir.
15 
 83. Madde  (Levent)

"Türkiye büyük millet meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez." mana: halk unutsa, hukuk unutmaz. seve seve devam edicez yavrucum soruşturmana demektir.
16 
 Türkçe Nereye Gidiyor?  (Hülya)

Bunların yanında küreselleşmenin bir sonucu olarak kültür etkileşimi ve sınırlarımızdan giren yabancı kelimelerin Türkçe eşdeğerlerinin yerine konulmasında yaşanan gecikme yada umursamazlık bir garip iletişim dilini ortaya çıkarıyor.
17 
 Kitapsız Türkiye  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Gelişmiş, uygar ülkelerde seyahat ederken kitap okuyan birçok kişiye rastlayabilirsiniz, orada bu görüntü normaldir ama bizde böyle bir kişi görenler ona tuhaf tuhaf bakmaktan kendilerini alamazlar; çünkü bizde bu görüntü alışıldık bir şey değildir.
18 
 Türkiye'nin Yeni Vesayeti: Muhafazakar Hegemonya  (Akakiy Akakiyeviç)

Türkiye’de, mevcut muhafazakâr iktidarın, kamuoyu ve sivil toplum üzerinde kurduğu hegemonya, alternatif düşünme ve bakma biçimlerini tümüyle etkisiz hale getirmeye çalışmaktadır. Basın yoluyla iktidarın demokratik denetimi handiyse imkânsız hale gelmiştir. Yayınlanmamış bir kitabın bulunup imha edilmesi, Orwell’in “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” romanındaki “düşünce polisi” ni akla getirmektedir. Muhalif insanların, gazetecilerin suçlarının ne olduğunu dahi bilmeden “içeri” atılmaları ve bir türlü yargılanamamaları Kafka’nın “Dava” sını andırmaktadır. Başta basın olmak üzere sivil toplum tamamen bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Muhalif insanlar “siber iftira” yoluyla gözaltına alınmakta ve suçlarını dahi öğrenemeden aylarca hapislerde tutulmaktadır. Muhalefet etme durumunu kendilerine yönelmiş bir düşmanca hamle olarak değerlendirmektedirler. Sivil toplum bileşenlerine baskı yaparak yıldırma, itibarsızlaştırma, ekonomik yaptırım yoluyla sindirme, tehditle işten attırma gibi eylemler sıradan bir hale gelmiştir.Yargı gibi,görevi demokratik denetim mekanizması olan ve adaleti tecelli ettirme gibi çok önemli işlevlere sahip bir kurum” zapt edilmesi gereken bir kale” olarak görülmüş ve “ele geçirilmiş” tir. Gerçek anlamda demokrasi, mevcut iktidar tarafından özlenen ve istenen bir “değerler manzumesi” nin önemli bir bileşeni olma özelliğini çoktan yitirmiştir. Tabii eğer böyle bir maksat var idiyse.
19 
 Var Olmak İçin Emperyal Olmak Zorundasın  (osman demircan)

Ülkemizde ilk binden ve en başarılı öğrencilerini almasına rağmen niçin Galatasaray Lisesinden ve Robert Kolejinden ülke çapında yapılan üniversite sınavlarında derece çıkmıyor? Acaba bu öğrenciler nasıl yönlendiriliyor? Sayısalcı olmayan birinin derece yapması çok zor. Bu okullarda sayısal yerine yönetim kadrolarına uygun eşit ağırlık veya sözel eğitimler mi veriliyor?Dikkatle incelediğimizde bu okul mezunlarının daha çok sosyal alanlara ve hukuk gibi bölümlere yönlendirildiği göze çarpıyor.
20 
 Genco Erkal'dan "Yaşamaya Dair "" …  (Seval Deniz Karahaliloğlu)

Bütün o boğucu acıya rağmen, “yaşamak lazım”. Çünkü Nazım öyle diyor. Yoksa Genco Erkal mı? Yarın öleceğini bilsen bile bir ağaç dikecek kadar “ciddiye alacaksın” yaşamı. Öyle torunlarına filan kalır diye değil. Yaşamı “ciddiye” aldığın için. Çünkü yaşamak çok “ciddi” bir iş. Bu hayattaki en önemli meselen. Her anın hakkını vererek yaşayacaksın. Yaşadığına değecek. Mesela, içerde 10 yılın geçmiş. Sen içeri girdiğinde ana rahmine düşen bebekler bugün 10 yaşında çocuklar olsa da sorun eğer vatansa “benim içerde geçirdiğim 10 yıl laf-ı güzaftır” diyebilecek kadar cesur olacaksın.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Soyunun
Bay Nida
Eleştiri > Türkiye
Müdür
Nida
Eleştiri > Türkiye
Ey Türk Milleti!
Osman AKTAŞ
Eleştiri > Türkiye
Emrah Serbes'e...
Alp Şahin
Eleştiri > Türkiye
Eh, Burası Türkiye
Emine Pişiren
Eleştiri > Türkiye
Gündem
HAMZA EKİZ
Eleştiri > Türkiye

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © , 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.