Senin bu Naile takıntın ne. Aşıksan aleni söyle. Ben de dinledim. Kendini aşmış, süper. En azından edebiyat uğruna çırpınan bir serçe.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
eveeet.
yakup suphi kim acaba. burda yazılarını okumak isterdim. ama bulamadım.
ya yakup, bi anlatabilir misin?
http://www.lavaraci.com/
pazar günleri naile duman yaşar program yapıyor.
şiir öykü fıkra okuyor.
gönderin okusun.
he, ne kadar meraklısın.
Şiir mi yazacaktınız?
Şunu idrak edin yaptığınız - yapmaya çalıştığınız çalışma benim daha önce başlattığım bir çalışma buna karşı gelmem söz konusu değil...
Kişinin kendini sınırlaması da değil...
Başlamadan sınırlar çizilmesi şiiri nereye gideceğini belitmek gibi duruyor...
Konuyla ilgili kişisel fikirlerimi belirttim ben kimseyi hedef almadan...
Bana karşı tavır olmadığı sürece...Olduğu anda cevabımı verdim...
1- acizlik
2-saçmalamak
3-küstahlık
4-kabalık...
Kenan Şahin bunları sana iade etmem gerekli..." ağız takınmak" kendinden ve kendine ait cümleler kur demektir.Bana ithaf ettiğin cümlelere bakarsan neden o deyimi kullandım anlarsın.
Sınırlama konusunda ise isteyen istediği kadar kendini sınırlasın buna karşı bir tavrım yok.Ben artı olarak belirttim bunlarda benim düşüncelerim diye...
Mahalle Kahvesi bile bazen buradan daha gerçek...
Saygısızlık diye adlandırdığın ne peki onu sorabilir miyim ?
Senin " küstahlık " sıfatı koyman değil mi ?
Asıl sen kullandığın kelimelere dikkat et Kenan Şahin...
İzninizle Suyel, sözlerim İmdat'a...
Yanlışlardan ve doğrulardan söz etmişken size şunu anımsatmak istiyorum. Aldığınız bir iletinin kiplerini tahlil etmekten acizseniz bile tedbir olması açısından kibarlığı elden bırakmamanız gerekirdi. "Ağız takınmak" deyimiyle dizginlemeye çalıştığınız iletinizde ağza alınmayacak bir kabalık seziyorum. Şimdi, benim açımdan, can sıkıcı olmayı bir kenara bırakıp bu saçmalığa bir son verin.
Siz sınırlanmayalım diyordunuz...
Ben size "sınırlamayın kendinizi" diyorum, cevaben siz bana "sınırlayın" diyorsunuz. Çok gerekli bir konuşma mı oluyor şimdi bu? Ben zaten nasıl bir yol tutacağımı belirtmişim. Kimseye bir şey göstermek gibi bir niyetim yoktu, ama iletinizden sonra küstahlığa artık tahammülün kalmadığını göstermek isteyebilirim...
Orada adamın biri bana mektup yaz der, şurada bir başkası "Senin ağzın yok mu?" diye hesap sorar. Burada karşılıklı saygı içinde iki satır yazabilecekseniz çıkın karşıma. Mahalle kahvesinde değiliz.
Bir jest olarak düşündüğüm ve iletimi süslediğim anlatımın bizzat patentiniz altında olduğunu bilmiyordum.
Tamam, madem böyle, buyrun size Kenanca...
Değerli arkadaşlar,
ben sürekli "ağ" içinde olmadığımdan takip edemedim; ama bu süre içinde anlaşılan bir sorun çıkmış; doğrusu, buna herhangi bir noktasından neden olduysam, özür dilerim. Ben sahiden sadece gereksiz tartışmalar yerine biraz birlikte uğraşalım, eğlenelim, ciddi olalım (hepsi beraber pekala olabilir); ben kendi adıma her türlü sınırlamaya vey yönlendirilmeye hazır olduğumu; başka arkadaşların (tabii ki makuliyet sınırları içindeki) önerilerine her zaman açık ve uyumlu davranmayı hiçbir şekilde sorun olarak görmüyorum; elbette ki sınırlama ve yönlendirme olacak, elbette ki "ortak" noktaları arayacağız, bunun için de herkesin görüşü bence önemli. Neden bu kadar zorlanıyoruz bunda, anlayamıyorum sahiden.
Şöyle diyelim: ortak şiir yazma niyeti olan arkadaşlar var mı? özel istekler söz konusu mu (örneğin ben -ama illa da olacak diye diretmeden söylüyorum!- ilk öneri yazımda belirttiğim şeyleri yeğlerdim, ama zorla güzellik olmaz ya...); ben şahsen yönlendirilmeye ve başka arkadaşlar tarafından sınırlandırılmaya hazırım (bu bağlamda son iletimde de kendi mısraımı Kenan'ın eklemesi doğrultusunda değiştirmeye bile kalkıştım, ne var ki bunda? Uyumlu olmaktan daha öte bir değer düşünülebilir mi? Kendi benliğimize zaten sahip değil miyiz, ki onun için çaba ve ayrı bir kaygı içine girelim?) Her neyse, benim kastım şu an kimseye akıl vermeden akıl almak aslında, onun için susuyor ve önerileriniz bekliyorum...makul olması şartıyla her türlü öneriye uyarım.
Suyel
Sen Olmasaydın
Sensin bu gönlümün yönü mekanı
Bende ar olmazdı sen olmasaydın
Ak nergizler sana aksın dağlarda
Balda sır olmazdı sen olmasaydın
Dağlardaki güneş doğmaz aleme
Buluttaki yağmur yağmaz aleme
Gönlümdeki güzel sığmaz aleme
Dünya dar olmazdı sen olmasaydın
Suru sırdan derler suyuma benim
El eyleyen çıkar toyuma benim
Elde güzel çokmuş neyime benim
Gözüm kör olmazdı sen olmasaydın
Kuşlar yuvasından uçar mıydı ki
Bulutlar yağmurdan kaçar mıydı ki
Yaylada çiçekler açar mıydı ki
Dağlar kar olmazdı sen olmasaydın
Dostlarım el oldu senin uğruna
Gözlerim sel oldu senin uğruna
Sefai'yim del oldu senin uğruna
Gurbet zor olmazdı sen olmasaydın
_______________________________________________________________
Uykular Geldi'de Kovdumu Gözüm
Ne isyan edersin zülfü sırmalım
Uykular geldi'de kovdumu gözüm
Ahfalına taşın yakar sinemi
Uykular geldi'de kovdumu gözüm
Sular inişine durmaz akarken
Kara bulutlarda şimşek çakarken
Gece karanlıga çıra yakarken
Uykular deldi'de kovdumu gözüm
Besmeleyi çeksem aşın dibinde
Sevdam gizli kaldı kaşın dibinde
Hayalin uyutmaz taşın dibinde
Uykular geldi'de kovdumu gözün
Sevdam yatar sıra sıra toprakta
Gizlidir görünmez yara toprakta
Kuş tüyü yastıkta kara toprakta
Uykular geldi'de kovdumu gözüm
_______________________________________________________________
Seni İster Deli Gönül
Verselerde dünya malı istemem
Seni ister deli gönül hep seni
Köşkü saray neki çalı istemem
Seni ister deli gönül hep seni
Lokma lokma yutkunduğum aşımda
Gündüz hayalimde gece düşümde
Bir garip sevdadır döner başimda
Seni ister deli gönül hep seni
Senin için dağlar aşar türküler
Senin için yara deşer türküler
Senin için tutsak düşer türküler
Seni ister deli gönül hep seni
Yunus'un denizde yüzdüğü gibi
Koyun kuzusuna gezdiği gibi
Aşığın aşkına yazdığı gibi
Seni ister deli gönül hep seni
Yağmur bulutları döktüğü anda
Dağların dumanı çöktüğü anda
Sabahın güneşi söktüğü anda
Seni ister deli gönül hep seni
Dağlara yürürken yörük kervanı
Varlığın yokluğun sensin devranı
Ne istersin diye gelse fermanı
Seni ister deli gönül hep seni
Rüzgar vursa sarı aliç sallansa
Elmaların yanakları allansa
Ala çördük tadın alıp ballansa
Seni ister deli gönül hep seni
Kıyamet mi kopar murada ersem
Bağban olup goncalarını dersem
Nerde el örmesi bir kilim görsem
Seni ister deli gönül hep seni
Garip Sefai'yem gam kapısında
Muhabbetim haktır dem kapısında
Elif dergahında mim kapısında
Seni ister deli gönül hep seni
_______________________________________________________________
YESIL YAPRAK
Yesil yaprak döndügünde gazele
Yazin ardi güz görünür sevdigim
Ayrilirken kasim çatmam güzele
Belki aci söz görünür sevdigim
Bilirmisin sevda neden turnanin
Diyarindan kacip giden turnanin
Yükseklerden uçup giden turnanin
Sinesinde köz görünür sevdigim
Nazar eyler enginlerden yüceler
Garip gönlüm simdi neyi heceler
Çoban yildizina hasret geceler
Bu sevdalar az görünür sevdigim
Dagi yaran gögü aglatan vardir
Onsekizbin rengin cümlesi yardir
Varligin yokluktur yoklugun sirdir
Her zerresi toz görünür sevdigim
SEFAI'yem gecelere hilal et
Ister cemal eyle ister celal et
Bir lokma ekmegin yedim helal et
Ölüm bize tez görünür sevdigim!
_______________________________________________________________
Yari görmeden
Yaz gelende başaklar boyun bükse
Kavrulsada biçmem yari görmeden
On sekizbin renge senin deseler
Ak karadan seçmem yari görmeden
Divani iken imdadıma yetseler
Saraya konuktur deyip ditseler
Abu hayat deyu ikram etseler
İç deseler içmem yari görmeden
Naçarıda deli gönül naçarı
Gönül istemiyor yüksek uçanı
Cennet kapısını açıp içeri
Geç deseler geçmem yari görmeden
Aşık sefaiyem açmadan solsam
Sevda pınarından aşk ile dolsam
Topragın bagrında tomurcuk olsam
Bahar gelse açmam yari görmeden
Aşık Sefai
Neden benim ağzımı takındın senin kendine ait bir ağzın yok mu ?
Kendini sınırlayabilirsin buna kimsenin birşey deme hakkı olmaz...
Eğer yapılacak çalışma ortak ise bunu daha önce de yaptık katılımcıların iradesi öncelikli olmalı...
Kendini sınırla hemde dolu dizgin sınırla...
O zaman şöyle olacak sen kendini sınırlayacaksın ama bunu ben kendimi sınırlıyorum diye genele yansıtıyorsun bunun anlamı ne olabilir...
" siz hele sınırsızını görün " mü ?
Toplamak gerekirse...
Ortak çalışma güzel...Birlikte şiir oluşturma çabası yerinde...Ama başlangıcı yapmadan , katılımcıların kimse olduğunu bilmeden ve şiirin ilerleyen zaman içerisinde ne hal alacağı meçhulken yönlendirme yanlış...
Bu çaba şiire yön verme çabasıdır...
Şiire yön vermek katılımcının yüreğine yön vermek sayılır...
Bu yanlış...
Şuna ne dersiniz?
Ben kendimi sınırlayayım, siz sınırlamayın. Ha, eğer diyorsanız, ben kendini sınırlayan adamla ortak şiir yazmam. Buyrun, susun.
Belirleme ya da kıstas işini senin üstlenmen değil benim derdim..Böyle bir sınır çizilmesi asıl sorunum...
Yani ortaya bir dize koyarsın ona ekleme yapmak isteyen kişi de senin yüreğine bürünür o an ve yazması gerekeni yazar.Bu içinde belirtilen sözcükleri de kapsayabilir...
İlerleyen zamanlar da şiirin hangi şekli alacağı bilinmeden yönlendirmeli oılarak engeller koymak yanlış...
Tabii ki bunlar benim kişisel bakış açım...
ha dersiniz ki sanane kardeşim biz sınırlı bir ortak yaratışta bulunmak istiyoruz ve bu kıstasa uyanlar ile birlikte şiir yazacağız...
O zaman buyrun yazın...
Belirleme ya da kıstas işini senin üstlenmen değil benim derdim..Böyle bir sınır çizilmesi asıl sorunum...
Yani ortaya bir dize koyarsın ona ekleme yapmak isteyen kişi de senin yüreğine bürünür o an ve yazması gerekeni yazar.Bu içinde belirtilen sözcükleri de kapsayabilir...
İlerleyen zamanlar da şiirin hangi şekli alacağı bilinmeden yönlendirmeli oılarak engeller koymak yanlış...
Tabii ki bunlar benim kişisel bakış açım...
ha dersiniz ki sanane kardeşim biz sınırlı bir ortak yaratışta bulunmak istiyoruz ve bu kıstasa uyanlar ile birlikte şiir yazacağız...
O zaman buyrun yazın...
Arkadaşlar,
kusuruma bakmayın, hep sorular soracağım, baş hafifleteceğim artık: acaba eklenen bir mısraı (ekleyen kişinin kendisi) sonradan biraz değiştirebilir mi? Eğer böyle bir olanak varsa, kendi mısraımı Kenan'ın eklemesini de göz önünde tutarak şu hale getirmek isterim:
"Ayna, buğusunda hiç açmıyordu akis" (bu Kenan'ın eklemesine daha uygun gibime geldi de...)
Sevgiler herkese
Suyel
Değerli arkadaşlar ve özellikle İmdat,
elbette ki belirleme işlerini ben üstlenmek veya telaşla sahiplenmek istemem; ama, büsbütün yönelimsiz ve 'Rimbaud'un "bateau ivre"si gibi de sersemlemiş halde savrulmak acaba iyi olur mu? Bilmiyorum işte. Bunu tartışmaya başlamak veya başlamamak konusunda bile karar vermek bana düşmez, ama tartışmaya başlarsak (neyin belirleneceği veya belirlenemeyeceğini vs.) hiçbir zaman şiirin kendisini yazmaya vakit bulamıyacağız gibi bir korku var içimde. İlk mısraı vermiş olmam da bununla ilgili: bir an evvel yola koyulalım diye; belki sonraki aşamalarda tartışmaya da zaman ayırırız, ama yine: ben bilemem ki, bilmek de bana düşmez ki, diyesim var...
O halde şimdilik gitsin mi? Kenan'ın eklemesini de katarsak durum şu anda şu mu:
Aynanın buğusunda belirmiyordu akis (suphi)
Aksediyor, aksediyor ve sırrına varıyordu (kenan).
Umarım, bu "uğursuz" maceradan sağ salim çıkarız...
Suyel