18 li yaşlarda iki genç adamı, kızları, diğerlerinin hayata yürürken geçtiği zorlukları, aşkları, işlerini anlatan bir gençlik romanı yazıyorum,
bölüm yerine, bir paragraf koyuyorum, BİR LAF ETTİM VE ARKASINDA
DURDUĞUMU GÖSTERİYORUM:
bu koyduğum paragraf da değişebilir, yazım aşamasında bir roman bu çünkü,:::
AŞKA KANAYANLAR'DAN:
Deniz kenarında, kumsalın hemen bitişiğindeki Atakum Kafe'deydi Galip, çok
kalabalıktı, boş yer bulmak zor görünüyordu, iyilik siyahı gözleri Coşkun’u
arıyordu, bir uzun saçlı genç adam gitar çalıyordu, uzak gül bahçelerinden
yükselen duygulu sesiyle, “Bu kalp seni unutur mu” adlı şarkıyı okuyordu,
çevresindekiler baygın, ellerde sigaralar, ellerde içecekler, kimi dondurma yiyor
kimi mısır, kimi çekirdek, öte yanda kahkaha atanlar, yüksek sesle konuşanlar,
bir bebek ağlıyor, kalabalığın bir kısmı iskeleye doğru usul usul akıyor, Galip
belirsiz, şaşkın adımlarla sağını solunu tarayan gözlerle ilerlerken, “Galip!” diye
bağıranı duydu, yan tarafına döndü heyecanla, Coşkun’un yanında iki genç kız
vardı, sevinç zıplaması gibi, iki çiçek özü, korkuyla karışık bir heyecan yürüdü
yüzüne doğru, kalbi güp güp atarak yaklaştı masaya,
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
ROMAN YAZAN ARKADAŞLAR,
herkes yazdığı romandan bir bölüm koysa buraya,
bunun üstüne çok konuşabiliriz,
inanılmaz çok laf var bu konuda,
ilk bölümü ben koyabilirim,
iyi, güzel nedir nasıldır konuşabiliriz, eksikleri söyleyebiliriz, dili hakkında
fikirlerimizi söyleriz, iyi yanını kötü yanını belirtiriz,
yararı dokunur bunun, hem bunu zevkli buluyorum,
ROMAN YAZAN ARKADAŞLARLA KONUŞMAK İSTİYORUM, ARANIZDA ROMAN YAZAN VARSA TABİ,
ROMAN YAZIYORUM, KIRK SAYFA KADAR OLDU, TOPARLADIM, ŞİMDİ İKİNCİ KEZ YAZIYORUM, BİR GENÇLİK ROMANI BU,
ARANIZDA ROMAN YAZAN VARSA, BAHSETSİN BENCE, HERKES BAHSETSİN, YAZARKEN ÇEKTİĞİ ZORLUKLAR VS,
Diren bey,
Yazıların, ortak yaratıcılık sayfasından taşınması konusundaki önerinize katılıyorum. Biraz toparlanması gerekiyor bu bölümün. Çünkü o kadar uzun zamandır "hey bana bakın! şiir yazdım!" sayfası olarak işlev görüyor ki, geçmişi bilmeyen yeni okuyucular da ne olduğunu anlayamayacaklar. Bu iletileri çıkarırsak belki yeniden zevkle takip edilecek katılımlar olacaktır.
İsa bey,
Zaman zaman aynaya yansıyan yüzünüzü bile göremediğinizi düşünüyorum. Yaşamınız boyunca hiç, çevrenizde gelişen olaylarla ilgili kendinize soru sordunuz mu? Özeleştiri yararlı bir deneyimdir, elbette seçim sizin.
Acil şifalar dilerim...
Ulemayı cımbız! Olmasaydı yazımın başlığı “kabız gibi” kendine kaç kılıf seçerdin koca minarelerden… Siperinden destek gönderirdin. Çuvaldız ve iğne… Hangisini batırdın bir farenin kuyruğuna… Önce soyun, saray soytarılarının maskelerinin arkasında giydiğin abadan. Sorgula gelmişini ve geçmişini. Beni öbür kefeye koy, pamukların olduğu, hafif. Senin kaz ayakların yine olsun, gramda demir gibi, ağır… Polyana tutkunu, keloğlan… Sivri kalemler seni nicedir incitir oldu. Sen yazdığında şaka, elalem yazınca ucu boklu değnek mi? Fikir beyan etmek; fikirsizlerin fikirleri, kaç dalı kesti… Taşlar mı? Adamı incitmemiş taş, gül böğrüne oturmuş. Ve bilirsin tüm marullar ve kıvırcıklar gübre ile büyüyor.
“Hal, kamçıyı köpeklerin sırtına indirmeye hazırlandı ve sinirli bir sesle “” tembel canavarlar , şimdi size gösteririm!”” diye bağırdı. Ama Mercedes araya girdi…. (Bordo- Siyah___JACK LONDON:/** VAHŞETİN ÇAĞRISI:/**)
Forum sorunu giderilir giderilmez komedi furyasına garkolduk ya çok yaşa sen...
Şiir yazmak için yani bireysel noktada şiir yazmak için onlarca sayfa var bırakında düşünceler içinde bu sayfaları kullanalım.
Yüksek müsadelerinizle...
Burası ortak çalışma ürünlerinin buluştuğu ve tartışıldığı yer ( olmalı )..
Ama ego tatmin merkezi haline gelmiş durumda....
Vurulsun abalıya...
Şiir yazılsın.....
Gökçen demiş ki: Nida en azından fikir beyan etmiş satır aralarında,
FİKİR BEYAN ETMEK BÖYLE OLMUYOR GÖKÇEN BEY,
FİKİR BEYAN ETMEK KÜFREDEREK OLMAZ,
FİKİR BEYAN ETMEK AŞAĞILAYARAK OLMAZ,
FİKİR BEYAN ETMEK, SAÇMALAMAK DEĞİLDİR,
FİKİR BEYAN ETMEK İNCELİK, BİLGELİK BARINDIRIR, ONDAN YARARLI ŞEYLER ÇIKARILMASI DÜŞÜNEREREK YAZILIR,
FİKİR BEYAN ETMEK DEĞİLDİR NİDANIN YAZDIKLARI, BİR OKUMA GÖZLÜĞÜ TAKIP TEKRAR BAKIN YAZDIKLARINA,
NEFRETLE YAZILMIŞ BİR SAÇMALAMADIR, SİNSİCE YAZILMIŞTIR,
FİKİR BEYAN EDECEKSENİZ, BUNU BİLGELİKLE YAPINIZ, ÖYLE YAKIP YIKMAKLA, NEFRETLE OLMUYOR,
HERKESİN İÇ HASTALIKLARI VARDIR, BUNLAR MİKROP ÜRETİR, BUNLARI YAYMAYALIM, BEN ELİMDEN GELDİĞİNDE YAYMAMAYA ÇALIŞIYORUM BUNLARI.
Sevgili dostlar,
Biliyoruz, forum bir süre kapalı kaldı. Bunun için özür diliyoruz. Yürüyen tartışmaya bir iki not eklememek istedim. Daha sonra kendi mesajım dahil, bu forumda yer alan tüm ilgisiz mesajları başka bir tarafa aktarmayı öneriyorum.
Bu forumu, birkaç ay önce bazı arkadaşlarımızın, inanılmazı gerçekleştirmesi ve ortaklaşa şiirler yaratması üzerine açtık. Baktık, onlar bu işle uğraşırken, odaya başka mesajlar geliyor, şiirin gelişimi ve bütünlüğü gölgeliyordu. Bunun üzerine Ruh Katılımı adı altında bu odaları açtık. Bu odaları açarken, amaç sohbet iletileri ya da bireysel şiirler değil, ortaklaşa yazılan edebi metinler olsun istedik. Elbette böyle bir yaratıcılık süreci boyunca düz metinli paslaşmalar da olurdu, ama herkesin bu odayı bu bilinçle kullanmasını umduk. Şimdi isterseniz, bu forumdaki bu konuyla ilgisiz tüm mesaj ve şiirleri ilgili diğer taraflara aktaralım, burayı tekrar o zamanki ruh haline kavuşturalım.
Sevgiler,
Diren Yardımlı
İzEdebiyat
Forum Nedir?
1 . Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.
2 . Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı.
3 . Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı.
4 . mecaz... Tartışma alanı.
www.tdk.org.tr' ye girerseniz bu tanımları aynen oradan aldığımı görürsünüz.
Tüm tanımlamaları nasıl yorumlarsanız yorumlayın, saygı duyarım...
Ben burada forum konulara, hangi arkadaşın hangi konuda yazdığına, yazdığının forum konusuyla örtüşüp-örtüşmediği konusuna girmek istemiyorum.
Sadece küçük bir anımı anlatmak istiyorum.
Bir gün 4-5 arkadaş, benim evde oturuyorduk. Bir erkek arkadaşımız sonra gelecekti. Ama kız arkadaşı ondan önce gelmişti. İkisini de tanır ve çok severim. İyi çocuklar.
Bir süre sonra, kızın telefonu çaldı. Arayan sevgilisiydi. Hızla telefonu kapattı, "Orkun, Kral TV'yi aç acele."dedi, heyecanla. Ama benim açmamı beklemeden kumandayı elimden aldı, bir yandan baladı kendisince hızla aramaya bir yandan da bana soruyordu, "Kral TV kaç numarada" diye... Hiç izlemediğim bir kanal. Nasıl bilebilirim ki. "Ara bul" dedim.
Üç-beş saniye geçmeden buldu, ve hemen atıldı, "bakın bakın, aşkım benim için ne yazmış"; "Sıradaki parçayı A....'e gönderiyorum. Seni çok ama çok seviyorum A...." .... "Allah Allah" dedim, şaşkınlıkla içimden. "Ne bu? Ş..., direkt A....'nın yüzüne söylemiyor mu da, böyle bir şeye gerek duydu. Hem, ne demek sıradaki parça? Nereden biliyorsun sıradaki parçanın onun hoşlanacağı parça olduğunu?"
Cahilliğime verin lütfen, böyle bir şey olduğunu ilk defa o zaman görmüştüm. Şaşkınlığım doğal. Ama hala da aynı noktadayım.
Burada, örneğin izedebiyatta bir yazı yayınlayacağım, sevgilime aşkımı anlatan ve ardından sevgilime telefon ederek, "gir şu siteye bak. şu yazıyı oku." diyeceğim.
Yapanlara, saygı duyarım. Bu da bir davranış şekli olsa gerek... Ama bana çok anlamsız geliyor. hele hele, forum sayfalarına girip de, "her şey Jale için" demek, uygun mu?
Yukarıda forum tanımlarını verirken, "Her şey Jale için"i bir yere koyamadım. Koyabilen varsa bir zahmet yazsın da ben de öğreneyim.
Son olarak, "yapmayı, söylemeye yeğlerim" diyorum...
Saygılarımla...
Eklenemeyen iletilerim için özür dilerim...
Burası, beraber bir yol arayan, birbirinin dizelerini anlayıp ucuna ilişen insanların şiir yazmaya çalıştığı bir yer(di). Yazı yolu ile yaptığımız her deneyi umuma açtığımız bir özerk bölge değil(di). Forumun özü fikir(di), ortak yaratıcılık da bu niyetin bir ürünü(ydü). Nida en azından fikir beyan etmiş satır aralarında. Burası neresi hatırlatalım istersen(iz).
Saygılar...
Burası neres
Beni Sevmesini Bilemediniz
kanamalı doğdu dilim
uçuk kaçıktım çoğu zaman
binlerce yoldan birine yamandım
küçük çocukların yüzlerindeki anne sevgisiydi yüreğimden giden nehirler
okuması bilemedin
mavi sallantıydım çoğu zaman
karanlığa eriyen hüzünlü şarkıydı kalbim
duymadınız
beni sevmesini bilemediniz
nida, oyunu hala aynı taşlarla oynuyorsun, bundan anlaşılıyor ki, bir insanın en büyük düşmanı kendisi,
nida, başka şarkıları dene,
yani bok ettin şimdi, bu yazını başka tarafa yazsana arkadaşım, nefretle kime niye saldırıyorsun anlamadım ama, bunu başka yerde yap e mi, bundan ne elde etmeyi umuyorsun, saçma sapanlık bence,
ısırgan otları, gelincikler ve osuruk çiçekleri... Yeşil gibi, yukarıdan bakınca. Kim karar kılıyorsa demine, tavşan kanı gibi, canice. Saatli bomba...Bom! Leğen; ölü balık turşusu şimdi havuz. Karga ve iki çekirge, ayakları cıplak... Burnununu sümük oluşumuna bırakmış, soyunuk salyangoz. Pişti. Papaz çoktan kaçtı. Seramik dana, boynuzun kaç içi boş balonu patlatır, parlament mavisi tütün fukarası. Gübre olmayınca, tohumun beş para etmiyor. Yağmur dilencisi, kenar dere vokali. Zurna! Ebabil! Methiyeden gül nasıl gül ise, gül. Kıvamı kına sürmeli, sürmelim oy!