"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Sevgili İsa; Bu okuduğum senin ifadene göre, öykü… Hani çok kısa düşümler vardır uzun anlatılara eş. Sen kısa bir yaşanmışlığı uzun anlatımınla katletmişsin. Böylesine bir öykü marketlerde sayfalarını karıştırdığım bir kitap arasından fırlasa gözlerime inananamaz kitabı rafa koyar yerine bir balon alırdım. Şişkin ama boş. Eleştiri adamı üzmez ki yapıcıysa. Sonradan üzüleceğine baştan üzül, söv ama sonra taşlarda bırakma kanını. Seni sevmiyorum'a, yorum. Saygılar.
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
Okumadan kendini ve yazdıklarını sırf yazdıklarıyla geliştiren kişinin bir Cebrail’i olmalı.
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
2 yıl önceydi. Anneler günü anneme bir armağan vermek istedim. Ama annem yıllar önce ölmüştü. ben de, "Kim Ölesiye Sever" başlıklı öykümü kaleme aldım. (Bu öyküyü daha geçenlerde siteden geri çektim) bir anne martının, yumurtadan çıkmamış yavruları için gösterdiği anlatan bir çabayı anlatıyordu o öykü. O öykünün bir yerinde bir erkek güvercine de yer vermiştim, öykünün akışı gereği. Daha sonra, evimin açık duran teras kapısından içeri giren güvercinlerle tanıştım. O iki güvercin, bana "Anastasia & Pietro" isimli destanı yazdırdı. Hem de yatak odasına kadar gelip ayağıma konarak. İşin uzmanı olan kişiler dışında kimsenin farkına varamayacağı bir yanlışlık yapmıştım, "Kim Ölesiye Sever" isimli öykümde. Ayağıma konan o güvercinlerin hatırına, güvercinler hakkında araştırmalara giriştim. ve o araştırmalarım sırasında yaptığım yanlışlığın farkına vardım. hemen yazımı düzelttim. ve beni uyaran ve yaptığım yanlışlığı görmemi sağlayan güvercinler için de bir şeyler yazmaya karar verdim. Bir yurtdışı seyahatimde almış olduğum notları, güvercinler için kullandım. Ortaya "Anastasia & Pietro" çıktı... Peki bütün bunları neden anlatıyorum... Tabi ki, bir yazı yazarken araştırmanın önemini vurgulamak için anlatıyorum. Her zaman, "araştırmadan yazmanın sonucu", böyle güzel şeyler doğurmayabilir. Bu olaydan sonra, kesinliğini bilmediğim, inanmadığım şeyleri öykülerimin içine koymamayı ilke edindim. Maddi hatalar, anlatım güçlülüğüyle örtülebilir, ama içinizdeki -yanlış yapmış olmanın vereceği- huzursuzluğu gideremez. bu nedenle, araştırmadan yazmamanızı salık veririm. Sevgi ve Saygılarımla
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
Aynı şey şiir yazanlar içinde geçerli. Çok şiir kitabı okunuyor, imgelerin etkisinde kalanların kaleminden karmakarışık şiirler çıkabiliyor diye düşünüyorum. Ya benzetme uğraşı, ya da etkilenmenin aşırı yansıması. Bu yüzden özgün, anlaşılır eserler üretilmediği kanısındayım. Çok okumaya değil çok yazmaya vakit ayrılmalı... Okunanlar iyi harmanlanmalı, hayata özgün bir şekilde uyarlanmalı... İnsan yazdıkça aşıyor kendini... Saygılar. Naile.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Önerileriniz için teşekkürler Altan Bey... Ama önerilerinizin tarafımdan uygulanması, en azından şimdilik mümkün değil...ama dikkate alacağım.. bazen sokakta yürürken, bazen bir kafeteryada otururken aklıma bir şeyler gelir.. hani o ilham perisi denen türden... hemen cebimden çıkardığım, üzerinde birbiriyle hiç alakalı olmayan çeşitli notların yazılı olduğu kağıt parçacıklarının bir kenarına iliştirmeye çalışırım, o aklıma gelen şeyi... daha sonra bunu orada unuturum...aradan epey bir zaman geçecek de, ben o notlardan birine bakarken onu göreceğim:))) yani unutkanlığı diz boyunu aşmış biriyim:))) üstüne bir de savrukluk eklenince, al başını git kadıya durumları hasıl oluyor:))) Ama bu kez durum farklı, alışma notlarımın kaybolması söz konusu değil... birisi tarafından çöpe atılması söz konusu:))) Yine de samimi önerileriniz için teşekkür ederim... Özellikle diskete aktarma öneriniz için teşekkürler..bunu bana bir arkadaşım daha önermişti ve ben yine unutmuştum:)))
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Bir romanın nasıl yazılacağını ilk araştırdığım zaman İnternet'teki forumlardan birinde iki kural okudum. Kural 1. Yazdığınız hiçbirşeyi atmayın ve silmeyin. Kural 2. Yazılarınızı bir deftere yazın. Bu şekilde hem bir sayfa dahi olsa yırtıp atamazsınız, aynı zamanda yazdıklarınız başkaları tarafından atılmaz. Yazmak için ağırlıklı olarak bilgisayar kullanmama rağmen sırf ilk romanım için notlar aldığım bazı bölümlerini yazdığım kalın kapaklı 3 defterim var. O defterleri elime aldığım zaman, bir romanın hikayesini görebiliyorum. Romanda yazmadığım konuları görebiliyorum. Orkun Bey'e ve tüm yazanlara şiddetle deftere yazmalarını tavsiye ederim. Yazdığınız bir yazı sizin eseriniz olarak insanların önüne çıkabilir, ama defterdeki yazılarınız sizin anılarınızdır. Hangi gün hangi saatte ne yazdığınız, ne düşündüğünüz oradadır ve siz öldükten sonra bile onlar kalacaktır. Dosya kağıdına yazdığınız zaman, tüm yazdıklarınızın kalma garantisi neredeyse sıfıra yakındır. Biliyorum bazılarınız illa da dosya kağıdına yazmayı tercih edebilir. Umarım onlar benim gibi dağınık değillerdir ve her yazdıklarını bir sayfa dahi atmadan saklayabilirler ve ileride onları ciltletebilirler. Aynı şekilde bilgisayarda yazanlara da bir önerim olacak. Ben roman yazarken ağırlıklı olarak bilgisayar kullanıyorum. Bilgisayarımda romanımın değişik aşamalarını gösteren 60 ayrı kopyası durmaktadır. Bir bölümü beğenmeyebilirsiniz; o an size yanlış gelmiştir. İleride de size yanlış geleceğine emin misiniz? Yazarken eserinizin kopyalarını alın. Özellikle bir bölümü yeniden yazacaksanız yada yeni bir aşamaya gelmişseniz mutlaka bir kopyasını alıp saklayın. Ayrıca her hafta yada onbeş günde bir tüm kopyalarıyla birlikte CD'ye kaydedin. Yeniden yazılabilen CD'lere sürekli yedek alabilirsiniz, ayrıca birkaç tane de tek yazımlık CD'de kopyanız olsun. İyi günler.
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
Sizler yazma sürecinde karşılaştığım bir durumu anlatmak istiyorum. Geçen yıl ikinci romanımı yazarken bir detay aklıma gelmişti ve detayla ilgili araştırma yapıp romanda bir-iki paragrafla o konuyu anlattım. Romanım henüz bitmiş değil ve sanıyorum bir yıldan erken de bitmeyecek. Bir hafta kadar önce dünya çapında çok satar kitapları olan bir yazarın yeni çıkan kitabını okuyordum. O yazar da aynı detaydan ve neredeyse benim yazdığım şekilde bahsetmiş. Mekan farklı ama detay aynı. Detay kısaca şu: Amerikan Başkanlık ambleminde bir kartal vardır ve o kartalın bir yanında defne dalı diğer yanında da savaş okları vardır. Kongre bir savaş kararı almadığı sürece kartalın başı defne dalına doğru bakar, eğer bir savaş kararı alınmışsa kartalın başı savaş oklarına bakar. Örneğin Irak'a yapılan saldırıda kararı kongre almadığı için kartalın başı defne dalına bakmaya devam etmiştir. Benim romanımda bu detay bir kartvizit üzerinde aktarılıyor. Okuduğum romanda ise başkanlık sarayında oval ofisdeki halının motifleri anlatılırken bahsediliyor. "Pes doğrusu," dedikten sonra romanı okumayı bıraktım ve ilk düşüncem yazdığım bölümü romanımdan çıkartmam gerektiği oldu. İlk romanım nedeniyle gerek basında gerek okurlar arasında aynı yazarla daha önce de karşılaştırıldığım için bunun bir rastlantı olduğunu, o yazardan bağımsız olarak bunu yazdığımı kimseye anlatamayacağımı düşündüm. Büyük bir ihtimalle eğer araştırılma yapılacak olsa en azından yüz romanda aynı konudan bahsedilmiş olabilir. Fakat burada bir ikilemde kalıyorsunuz. Eğer ben o romanın o bölümünü okumamış olsaydım, romanımda yazar mıydım? Evet yazardım ve böyle bir durumla karşılaşınca da o romanı okumadığımı söylerdim. O romanı okumadan önce aynı detaydan kendi romanımda bahsetmiş olmama rağmen, o romanı okuduktan sonra aynı detaydan bahseder miydim? İşte burada insan tıkanıyor. Etik olarak behsetmekte hiçbir sakınca yok. Çünkü o romanda bahsedilmesinden önce yazıldı. Fakat aklıma Mimar Sinan'ın -sanıyorum- Selimiye Camii'nin minarelerinden biri ile ilgili iki çocuğun yaptığı "Eğik" yorumu üzerine, minare doğru olmasına rağmen, Sinan minareye halatlar bağlayıp çocukların, "Şimdi düzeldi," yorumunu alana kadar minareyi düzelttirişi geldi. Ben nasıl minareyi düzeltecektim? Şu anda yazdığım bölüm olduğu gibi duruyor. Bir gün ben de düzgün olan minareyi düzeltmek durumunda kalacağım. Henüz onu nasıl yapacağımı bilmiyorum ama bir yazar olarak yazdığımın arkasında durmak benim sorumluluğum. Size bu konuyu anlatmamdaki amaç; yazar adaylarına çok okumaları öğütlenir. Doğrudur. Okumak öğreticidir. Özellikle yazar olmak isteyen kişilerin diğerlerinden çok daha fazla okuması gerekir. Yine de her zaman benim karşılaştığım gibi bir durumla karşılaşmanız olasıdır. Bazı yazarlar da, yazmaya başladığınız zaman, başka eserleri okumamanız gerektiğini, bir yazarın asli işinin yazmak olduğunu söylerler. Benim size tavsiyem, yazdıklarınız için ayırdığınız zaman, her zaman okuduklarınız için ayırdıklarınızdan fazla olsun. İyi günler
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Naile Hanıma ve İsa Bey'e, moral ve güç veren yorumlarınızdan dolayı teşekkür ederim:))) günlerdir deli gibi aradım durdum o notlarımı... ne yalan söyleyeyim, dün akşam da aradım ümitlice:))) ama bulamadım... baştan başlamak, sevmediğim şeylerin başında gelir... neye? niye? baştan başlar insanlar...ya da başlayabilir mi?.. her şey aynı mıdır, önceki başlangıçla?.. hayatımızdaki hiç bir şey kaldığı yerden devam edemiyorken, en başa dönüp baştan başlamak ne derece anlamlı... ilişkilerde durum böyleyken yazın dalında farklılık olabilir mi?.. 30-40 sayfayı bulacak bir yazınızın 15. sayfasında kaldırıp çöpe atın yazdıklarınızı..15 gün sonra en baştan yazmaya başlayın. Bakalım aynı şeyleri yazabilecek misiniz... şimdi tekrardan aynı şeyleri yapmak çok zor.. dünyanın öbür ucuna mailler at, yer ve mekan isimlerini, özelliklerini araştır... bunlar bana zulüm gibi... ama yapacağım... özellikle 2 tane öykümü yeniden yazacağım..çünkü onlarda değer verdiğim 3 kişinin çok emeği oldu, farkında olmadan... onlar için bitireceğim o yazıları... bir de sizlerle paylaşmak için... Sevgilerimle...
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Malesef yazarlık sadece yazmakla bitmiyor; yazılanlara sahip çıkmak da gerekiyor. Sizlerin yazılarınıza sahip çıkmanızı destekliyorum.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
bişiyler dedim..bişiyler dediniz.. bişiylere baktınız...düşüncelerini söylediniz... bunlar değerli... yani kapakla ilgili denilenler. sonra kitap adıyla ilgili denilenler...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Orkun bey, Geçmiş olsun, kalanların canının sağlığı ne diyelim:)) Ya böyle şeylerde hep üst üste gelir... Cidden üzüldüm yazılarınızın çöpe gitmesine, siz ne eder eder onları tekrar diriltirsiniz. Kolay gelsin şimdiden Ahh bu bahar temizliği:))))) Saygılar. Naile.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Altan bey, Verdiğiniz bilgiler ve desteğiniz için çok teşekkürler. Bencede son yöntemin maliyeti baya uygun. Bende aynı şeyi yapmaya karar verdim. Saygılar. Naile Duman Yaşar
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
bu temizlik olayı... bu olay yüzünden her sefer kavga çıkar bizim evde. tek kağıt parçasının bile çöpe atılmasına, eşyaların yer değiştirmesine deli olurum.... deli... bilgisayara dokurlar....pc çalışmaz... mutlaka sorun çıkar... mutlaka... VALLA BAŞIN SAĞ OLSUN. İÇİN YANMIŞTIR....
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Haftalardır hatta aylardır uğraşıyorsunuz; bir şeyler vücuda getiriyorsunuz... Ama bir akşam eve geldiğinizde, o yaptığınız şeylerin hepsinin ortadan yok olduğunu görüyorsunuz... Kafayı yememek için aynı yerleri defalarca kontrol etmenize rağmen, aradıklarınızın hiç birini bulamıyorsunuz... Sonra, belirli periyodlarla evinize temizlik için gelen kişinin "bahar temizliği" adı altında bütün yazdıklarınızı "yaramaz kağıtlar" diyerek çöpe attığını öğreniyorsunuz... ne yaparsınız?... Bir şey yapmadım...Sadece güldüm... "iyi ki bu kadın, beynimde bahar temizliği yapmamış" dedim:))) çaresiz oturup yeniden yazacağız, hepsini:))) Siz siz olun dostlar, aman müsveddelerinizi orta yerde bırakmayın:))) yoksa sizde orta yerde kalıverirsiniz:)))
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Teşekkürler Sevgili Altan Çimen.......Yazınız çok yararlı oldu.En kısa zamanda eserlerimi kendime postalayacağım.En ucuz yöntem bu sanırım...Sevgiyle kalın.
Başa Dön