Sayın İsa Bey.
Bu yazı işinde yeni sayılmam yazıyorum ama kuralına göre yazmıyorum anlaşılan. Kurgudan kastınızı anlamadım. Hayal ürünümü kastınız. Birde kafam duygu meselesine takıldı. Yazmamızın amacı duygu ve düşüncelerimizi anlatmak değilmi.
Sevgiler.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
TAVSİYELER
Duygu, bir öykünün ya da bir şiirin belli bir bölümü duygudur.
Sıradan okur duygu arar metinde.
İyi olur duygu da arar ama diğer yönlere de bakar.
Mesela roman. Bunun düşüncesine bakar…
Duygu bir tuğlası binanı…
Üslup ise harcı…
Duygulu metinleri sever okur. Onu al duygulandır. Ağlat. Üz.
Çok satan çoğu yazar duygucudur.
Kurgu da bir metnin bir parçasıdır.
Mükemmel kurgu gereksizdir.
Çoğu zaman mükemmel kurguyu aradım.
Boşuna.
Öyle yazayım ki, zekam büyülesin.
Hiç tavsiye etmem böyle yapmanızı.
Kurguyu ihmal edin hatta.
Dil’e ağırlık verin.
Nasıl anlattığınıza.
Öyle müthiş cümleler de kurmanıza gerek yok.
İfadeleri sağlam olmalı. Net olmalı.
Berrak olmalı metin.
Öyle çok ilginç bir konu da bulmanıza gerek yok.
Çok basit bir mesele.
Ama yazmaya başlamadan hedef kitlenizi belirleyin.
Gençler mi, orta yaşlı kadınlar mı, kimler…………..
Her şeyi seçerek yazın.
Klasikleri okuyun.
Öyle yazın.
Bu işi, romanı, öyküyü öyle yazın, muhteşemsiniz.
Basitliği yerleştirin metinlerinize.
Süs püs yapmayın.
Geçeğimsi yazın.
Gerçekte olmuş gibi.
Argodan uzak durun.
Argo hiç kullanmayın.
Seçkinci edebiyatçılar gibi yazın.
Her şeyi birden vermeyin.
Duygulanarak yazmayın.
Hissettirin.
Fotoğraf gibi yazın.
Tıkır tıkır yazın.
Örnek alın.
Okuyun.
Başkalarının fikirlerini sorun.
Mucize verecekmiş gibi götürün romanı…
Sonunda okura hiç verseniz de, size kızmaz.
İmgeleri sınırlı kullanın. Her şeyi ölçülü kullanın.
Dil’in oyunlarını bilin.
Mükemmel yazmaya çalışmayın.
Kasmayın kendinizi.
Metin yol alır………..
Kurguyu daima geciktirin.
En son söyleyeceğinizi en başta söylemeyin.
Kurguyu en doğru yerde patlatın……….
İSA.
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür) (Hoşçakalın...)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?
……..!
Hava kapalı ise iç dünyamız da kapanır. Bazen parçalı bulutlu, oluruz. Her “leb” ile başlayan kelimenin leblebi olacağını düşünür, yanılırım. Okurken düşündüğüm oldu da, gülerken düşündüğüm çok az yazı oldu şu İzedebiyat’ da. Artık yanına arkadaş geldi, Muşka’ nın. Kedi Cafer!.. Öykünün gerçeği değil mi öyküleri, öykülerden ayıran. Vallahi bu gol, gol be… (Ayın golü)
Saygılar. Duygu adına süper, olmuş. İmlada hep bütünlemedeyiz…
dün kitabımın kapağını gördüm...
burda bir arkadaş var, o yaptı... epey beğendim...
tabi, bunu bişen bilir, yıllar süren bir mücadele....kitap yayınlatmak...
güzel bi duygu....
ikincisini de yazın ortasında bastıracağım...
kitabın bu zamana kadar çıkması lazımdı... kitabı basanlar özeniyor...
bu yüzden gecikti...
Bu ne saçmalıktır ya..
Bu anketler göz boyaymak amaçlı bence.Tarih yorumlar üzerine kurulamaz.İleriye yönelik olsun mu olmasın mı değil ki.Oldu mu omadı mı noktasında bir olay.Bunu da belgeler belirler.Türkiye Cumhuriyeti bütüm belgeleri açmıştır.
Bu konuda anket falan tanımıyorum ben..
Sen !Bendeki yokların var olan bir yüzüsün
Yüreğimin içinde yenilikler gözüsün
Keşfetmeye hazırsan bende ki derinliği
Bırak görünmezlikte ,seninkide yürüsün
Kim olduğumla değil,nasılımla ilgilen
görüntün ile değil ,içdünyanla belgelen
Sahrada ki su gibi arayışımda gelen
''Aradığın Kişiyim''olsun bana son sözün...
İsa,
Eline sağlık, yapıcı ve yönlendirici görüşlerinden istifade ettiğimi ve edeceğimi bilmelisin. Öyküde çok, ama çok yeniyim. Üstelik iyi bir hikaye okuyucusu bile sayılmam henüz.
Benim için dert değil de aklıma geldiği için yazıyorum: başka arkadaşlara karşı biraz daha az ironik olursan senden iyisi yok...
Yayın dünyasını büyülü bir değişik evren olarak görenlere de şunu söylemek istiyorum. İsa'nın başka herhangi bir inceleyiciden, düzelticiden daha az bilgili, ya da daha az kibar olduğunu düşünmeyin, ileride büyük hüsrana uğrarsınız. Kendisini geliştirmek isteyen varsa ki kim aksini düşünebilir aklım almıyor, olaya yararcı yaklaşsın bence; ürkecek, çekinecek bir şey yok. Yukarıdan bakıp küçümseyenlere bir şey diyemem, onlar üstat zaten...
Barbar Conan'a ne dersin Nida? Ne bu önyargı? Şaşırdın mı, kızdın mı? Neyse, bunu önemsemiyorum, papağan gibi aynı şeyleri söylememi bekleme, sıradan bir ruhun olağan çalkantılarını çok yüzlülük olarak yorumlama hakkın var... Benim asıl merak ettiğim, delikanlı gibi, beğendin mi öyküyü?
Büyüdüğünde hiç tasan kalmayacak. Sen ne tutam bir edebiyet tutkunusun ki bu saate kadar uyumadın. Git şimdi sen yat. Keriz belleme... Konunu bana anlat, elimden geldiğince sana yardımcı olurum. Serpil, Serpil! Serpilmen bittiğinde roman forumlarını oku. Yardımcı olurlar otobüs garında.
İlk romanıma başlamak üzereyim ve bu beni gerçekten heyecanlandırıyor.Yazacağım romanın konusunu birkaç kişiye anlattım ve beğendiklerini söylediler;daha da önemlisi ben beğendim.Bunun dışında bir sorunum var.Şu an 14 yaşındayım ve bazı şeyler hakkında pek bilgim olmadığından yazarken mantık dışı olmasından çok korkuyorum.Umarım bu ilerde düzelir.
Tasvirler,okuyucunun yazıya kendini kaptırmasını,hayalinde canlandırmasını sağlar.Bu yönden çok yararlıdır ama, çok uzun tasvirler, okuyucuyu yazıya çekmek yerine uzaklaştırır ve sıkar
Şaka öte tarafa... Bir yorum, bin ayıbı örter.
Yetmişliklerin gölgesi adına… “YENİ BİR EV” ; bilinçli bir tasarım. Nokta ve virgülle uğraşanların dışında olmalı. Uzatmaya gerek yok… Bu Kenan, bu satırları şimdi yazamaz. Yazmadığına inancım sağlam ama bilmediğim bir maskenin altına… Yok, kendisi gerçektir, maske kullanmaz. Mesela hiç Latin, İngiliz, İskoç tavrını düşürmemiş. Garip! Duyguları daha anarşist olmamış. Mahalle erkânıyla dertleşme ve kedi de bahane. Kenen değil, bu… Belki de genç Osman.