Şöyle oturun ve seslice okuyun bazen yavaşlasa da güzel bir çerçeve çizmiş...
Ellerimize sağlık ve de yüreklerimize...
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
Göndereceğiniz iletileri; edebiyat tartışmaları, forumuna gönderin. Bir şiire gebe kaldık, bölünmesin. O dizelerin arasına sızma, olmasın. Ve Türkceniz ilerledi. Ben gerilerken.
Saygılar.
(Dünya edebiyatı)
Şiire devam. 31.03.2005 20:49:19
--------------------------------------------------------------------------------
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
sayın nida; inanın bu konularda cok doluyum. insanların gereksiz ön yargıları masa kapma savaşları iğreç. orhan nın kitaplarının toplatılmasıyla ilgili bilgim var. zaten orhan nın böyle bir çıkışından sonra kitap satışları durma noktasına geldi. tepki dipten ve en demokratik hakla seçmeme ile oldu. doğru, eğer doğru yollarla ifade edilemezse bunun adı yanlış oluyor. bu gerçekten acı bir durum. türk insanının vakur yapısı takdire şayan olmasına karşın bu tarz yanlışları da yapmıyor değil. bu arada türkçe konusunda daha dikkatli davranıyorum. özel kelimeler filan öğrendim. "takdire şayan" gibi. neyse duyarlılığınız için gerçekten çok teşekkür ederim ilk yazıma cevap veren tek insansınız. isterdim ki diğer arkdaşlar da bu konuya eğilsinler. lütfen aklınıza gelen herşeyi yazın sormak istediğiniz şeyler varsa lütfen sorun bilmesemde öğrenebileceğim kaynaklardan öğrenip iletmeye çalışırım. bu konferans çok güzel geçecek gibi. Gizu salima konuşma hazırlıyor. bende yardım etmeye çalışıyorum. düşüncelerinizi bekliyorum. saygılarımla...
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
(Burada dizelerini görmek istediğimiz çok kişi var. Buyurun dostlar, Halil İbrahim sofrasına)
Sizi kırmak gibi bir maksadım kesinlikle olmadı. Yazımın akışı itibariyle sert çıkışlar mevcut. Ama bunlar size, değil. Kırdıysam, özür.
Haberiniz oldu mu Isparta'da Orhan Pamuğun eserlerinin toplatılma kararının alındığından. Ve ramak kala bu kararın iptalinden.
Saygılar
Kanatlar,
OKUR/YAZARIN belli imparatorlukları vardır, bu imparatorlukta, öyküler vardır, belli rehberler edinmiştir, belli yazarların/ŞAİRLERİN abonesi olmuştur,
Öykücü ise, ruhunda birçok öykücü yer edinmiştir, şair ise ruhunda birçok şair yer dinmiştir, bu böyle uzayıp gider,
Öykücü ya da şair adayı belli şairleri (ya da öykücüleri) okuya okuya belli bir dil geliştirir, yani takma kanatlarla hafiften uçmaya başlar, buna öykünme diyoruz,
Ben, öykücü Cemil Kavukçu’nun öyküleri epey beğenirdim, onun gibi yazmaya çalışırdım,
Daha birçokları var elbette.
YANİ, kendimi bırakıp sürekli onları okuyordum, (piyasada çok kitaplar var bu meseleleri anlatan)
Evet, su gibi okumamız gerekli, yani sadece yazmakla olmuyor, yazı eylemi büyülü bir şey, yani saçma sapan şeyler yazarız, gözümüze muhteşem gelir, oysa gerçekte berbat bir şey yazmışızdır,
Ben, beni eleştirenlere genelde hep iyi tarafından baktım, bu bakış daha hızlı yol almamı sağladı, evet, bazen ben becerebiliyorum dedim, öfkelendim, ama sonra toparladım kendimi,
Şimdi konuyu, geniş bir çerçevede alalım,
Yazar yazı başındadır, diyelim bir öykü yazıyor, o an beyninde öyküler uçuşur, ama yazar öyküsünün ilk cümlesini ya da şiirinin ilk dizesini yazamaz, işte bu anlarda en büyük ışık, en büyük yardımcı O OKUDUĞU, ÇOK SEVDİĞİ, ÖYKÜLER VE ŞİİRLER PARLAR KAFASINDA, bu durum ilham duygusu verir, yazara ya da şaire bir kapı açar, sonuçta istenilen tam elde edilmese de yazar/şair yol almaya başlar.
Sevmek, yani sevdiğimiz birçok yazar olmalı, kendimizi unutup onları okumalıyız,
Okumak yazarın düş gücünü ve dilini besleyen harika bir şimşektir.
BEN BAŞLARDA AYIRT ETMEDEN BİRÇOK YAZARI OKUDUM. Mesela dergilerdeki yazılar, bir dergide ne kadar yazı varsa okurdum,
Bu işle uğraşanlara, farkındalıklarını geliştirmek isteyenlere, şunu derim, yazı gerektiren her şeye bulaşsınlar, SENARYO, SKEÇ, ŞİİR, OYUN, DENEME, ÖYKÜ,ROMAN…
Elbette her biri için yıllar harcamak gerek, gece gündüz yazmak gerek, çok tutkulu olmak gerek, çok yazmak gerek, çok yazan, dil içinde at koşturmasını, kendini ifade edebilmenin yüzlerce değişik yolunu, sezgileriyle yazabilmeyi iyi bilir,
Bir süre sonra YAZAR/ŞAİR KENDİ KANATLARIYLA UÇMAYA BAŞLAR,
O, nereye uçması gerektiğini bilen, bilinçli, eşsiz güzellikte bir martı gibidir, kalbi ve beyni bir olur, hatta bir kerede yazar ne yazacaksa, ŞEBNEM İŞİGÜZEL (romancı/öykücü) bir söyleşide şöyle diyordu, bir kerede yazar bitiririm, çok hızlı yazarım,
Evet, yazar bu noktaya geliyor sonunda.
Bir diğer öykücü ise bir öykü yazmışsa onu asla okumazmış, çıkan kitaplarını okumazmış, hata bulacağım korkusuyla (marguez)
İŞTE YAZAR/ŞAİR KİMLİĞİ GELİŞTİRMENİN YOLLARINI SÖYLEDİM.
BUNLAR OLMADIĞINDA O ŞEY İÇ DÖKMEDEN, KİMLİKSİZ BİR PAÇAVRADAN ÖTEYE GİDEMİYOR
sayın nida; içinizdeki kızgınlığı anlıyorum. siz buralarda bunlara şahit olmuşsunuz, bire bir yaşayıp görmeyi bilen gözleriniz birçok olay hakkında yorumlar yapıyor. bu gerçekten güzel. yaşanılanlardan bahsetmişsiniz, haklısınızda. bunları burada paylaşmamdaki amaç aslında bununla paraleldir. fikir edinmek. ama şunu bilmeniz gerekiyor ki ispatlayacağınız şeyleri öyle sağlam temellere oturtmalısınız ki ve bunu öyle incelikle yapmalısınız ki insanlar size hayır diyemesinler. olaylara ön yargıyla yaklaşırsanız herkesi düşman sıfatında kabul edersiniz yanınızda insan bulamazsınız. burada ki amaç ise düşman kazanmak değil haklı olduğuz bir konudda insanlara kaçış yolu bırakmamaktadır. işte bu sebeple düşünür olduğunuzu, empati gücünüzün gelişmişliğini düşünerek bu bahsi burada yapma imkanı buldum. yoksa dışarda da herkes ağzına geleni konuşuyor. ortak payda aynı olmasına ragmen anlatım sekilleri insanları inandırıcılıkta etkiliyor. ilk yazımada bahsetmiştim, sayın gizu salima olmasaydı bende şu anda avrupada farklı düşünceler içinde olabilecektim. demek istediğim karşınızdaki insanları oncelikle ayrımını iyi yapmanızdır. bahsettiğiniz türk filimleri ve buna baglı turk toplumunda degisen olguların onlar tarafından yapıldığıdır ama bilmelisiniz ki bunları alanda bizleriz belki zorla belki isteyerek. amerikan kültürünü sormuşsunuz. hatta beni de aynı kefeye koymuşsunuz. işte temelinde yatan sorun budur sayın nida hanım. şu anda bu yazıları yazarken gizu salimanın haberi yok. bilseydi yazdırmazdı herhalde. bir anda çok sert bir tepki asarız keseriz nidaları. bu bence doğru hareket tarzı değil hatta hiç değil. edebiyatın manası da bu değilmidir. anlatacaklarınızı öyle bir anlatırsınız ki ağır lafları öyle bir dile getirirsiniz ki kimse birşey diyemez. o zaman haklılığınızda tartışılamaz bir konuma gelir. ama görüyorum ki ismimin yabancı olamsından belki türkçemin biraz kıt olmasından dolayı tepki doğuyor. gizu salima diyorum hep. kendisinin burada da yazıları var. yapacaklarını kafasına koyar ve yapar. konferansa da o gidecek zaten ben yanında gidiyorum. bir günde bir yerde böyle yaptım demedi. biliyorumki bunları yazdığımı öğrenince bana kızacak ama yeri geldi söylemem lazım. işe gelince kimse olmuyor ben bunu yadırgıyorum. işte bu yüzden bilen bilemyen herkeste bir yorum herkeste bir bilgelik hepsine saygım var ama lütfen kırmadan inciltmeden bizler okumuş insanlarız bir iki gün forumlarınızı takip ettim inanılmaz sözler herkes birbirinin üstüne çıkma çabasında. çok değerli insanlar var aslında burada amacım onlara yetişmek. biliyorum bunları yazdıktan sonra binbir eleştri gelecek belki de sen kim oluyorsun diyecekler. bana düşen bir iş var mı demiyecekler baltalamak isteyecekler. biliyorum. sonra küstürecekler insanları. işte sayın nida sorunumuz burada sanırım. duyarlılığınız için teşekkür ederim. saygılarımla...
Sevgili nadumyas,
Bilgehan Buğra'nın yazısıyla ilgili çıkan meseleyi kendileriyle yazışarak, kendi adımıza bir iletişim kopukluğundan kaynaklandığını belirterek, bundan ötürü de kendisinden özür dileyerek, çözdük.
Genel bir uygulama olmadığını, İzEdebiyat'ın hoşgörü ve güven temelinde kurulu bir platform olarak yola koyulduğunu, aynı şekilde de devam ettiğini; bugüne dek hiçbir yazardan bu yönde bir şikayet almadığımızı da bilmenizi isterim.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Kenan, dedikleri duyuldu, İTİNAYLA.
Tartışma şiir merkezine dönmüştür, bunun zararı yok, yararı var,
Bırak, tartışma gittiği yere kadar gitsin, merak etme, dili güvercin tutarım,
Amaç diğerleri görsün gerçeği,
bilgilensin,
kim bilgili, kim değil, hepsi çıksın ortaya,
burası bilgi yarışması değil ama, ben şunu diyorum, tartışma varsa ve sürüp gidiyorsa, ben bunu iyi edebiyat adına yaparım, bir de samimi olmayanların maskesini düşürmek için….
Ne yani, huzur içinde mi yuvarlanıp gideceğiz, kim dürtecek huzurlu beyinleri, bilirsiniz, her iktidar partisinin karşıtı vardır: YANİ ANA MUHALEFET PARTİSİ.
Bu toplumun yararına işler olmasını sağlar….
KENAN, bir sn, şu arkadaşa birkaç lafım var.
İmdat,
Bana laf söyleyen, beni haşlayan bu adam kim diyerek, açıp baktım birkaç yazdığına,
Evet,
Bunları dergilere gönder, birçok dergiye,
O zaman gerçeğin ne olduğunu göreceksin,
bir de yerdiğin adama bak,
bu adam inanılmaz şeyler yaptı, bu adam dil’i biliyor, bu adam sadece şiirle ilgili değil,
sen ise kırk fırın ekmek yesen o şiirleri dergilerde yayınlatamazsın, şiiri bilen edebiyat dergileri o metinleri yayınlamaz, dön bak kendine, boş ver beni,
şiiri biliyorum diye söyleme insanlara, bilmiyorsun, öğrenmen gereken yüzlerce şey var,
tekniğin yeterli mi, dize nasıl kurulur, imge nedir, daha yüzlerce soru var, bunları araştır,
bir de kendi yazdıklarına bak,
senin yerdiğin bu insan, binlerce insanın yapamayacağı şeyleri yaptı, dar kafalı asla değil,
ÖNCE KENDİNİ GÖR,
Nazım şiirleri oku, büyük şairleri oku, onların felsefeleri var, onlar geniş adamlar, onlar kimlikli adamlar, ufku büyük insanlar, şiirlerinde toplum var, tarih var, mitoloji var, senin şiirinde ne var, İÇ DÖKME ONLAR, sıradan imgeleri yazmışsın, dön bak şiir tarihine, şairlerin imgelerine.
BİLMİYORSUN.
ŞİİRİ BİLİYORUM DİYE GEÇİNME!!!!!!
Kenan ben sadece bilsin istedim prim verilmeyeceğini ... Hepsi bu kadar...
Çalışmamıza baalım biz...
Kullandığımız dili hep birlikte gözden geçirelim... İletilerimin solundaki kutucuğa bakarsan orada "Forum Katılımcısı" yazıyor, buradaki unvanım bu, Nida'nın bana yaptığı bir şakayı senin de yapabilmen için biraz daha içli dışlı olmamız; pek çok konuda tartışmamız, birazında aynı, birazında farklı düşünüyor olmamız gerekiyor... Bu süreye kalmış bir şey... Şimdilik bana şaka yapma istersen... İmdat Özcan'ın dilini eliştirirken kendininkine bak, "tamam mı güzel kardeşim," ne demek ya? Mahalle kahvesi mi burası? Gaz vermek falan? Yine döneceğim sana, ama dostça söylüyorum. Lütfen biraz sakin ol herkese karşı... İnan bir şey kaybetmezsin...
Not: İmdat, lütfen İsa'nın sözlerine karşılık verme... Eminim düşündüğün gibi bir tartışma çıkarmak istemiyordur...