Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsızca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Perilere inanmaya, uçmaya çalışacağım(gökçen)
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Kenan son verene kadar devam edelim o zaman.Ama yeni konu bulmalıyız yoksa dağılır...
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsızca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Kenan son verene kadar devam edelim o zaman.Ama yeni konu bulmalıyız yoksa dağılır...
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsızca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
İmdat'la iletilerimizi yine çok yakın zamanda yazdığımız için ardışık olmadı. Yalnız ben yazdığım dizeyi Nida'nın yazdıklarını düşünerek eklemiştim bence arada da olmadı... Bence kaldıralım şimdilik. Sahibinin hakkıdır, yeniden eklemek... Bitirmek konusunda da yazıyordum sen benden önce davranmışsın, sildim hepsini... İlk dizeyi yazan (bu şiirde Kenan) bitirsin. Yürüyecek çok yol var daha... Son eklemeye kadar devam. Siz ne dersiniz?
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsızca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
Lütfen eklemelerimizi son dizeye göre ardışık olarak yapalım...
Bugün seni hatırlatan hiç bir şeye rastlamadım (naile)
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsızca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
Naile hanım affınıza sığınarak ilk satıra eklediğiniz dizeyi uygun bir yer bulup yerleştirdim.
Bir de sorum olacak arkadaşlar ne kadar gidecek bu çalışma ? Memnuniyetsizlikten sormuyorum aksine çok memnun oluyorum.Yani yürek yüreğe vermiş şurada birbirimizi tamamlıyoruz ama son verip değişikliğe gitsek diye de düşünüyorum.
Ne dersiniz ???
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bugün seni hatırlatan hiç birşeye rastlamadım (naile)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Naile hanım affınıza sığınarak ilk satıra eklediğiniz dizeyi uygun bir yer bulup yerleştirdim.
Bir de sorum olacak arkadaşlar ne kadar gidecek bu çalışma ? Memnuniyetsizlikten sormuyorum aksine çok memnun oluyorum.Yani yürek yüreğe vermiş şurada birbirimizi tamamlıyoruz ama son verip değişikliğe gitsek diye de düşünüyorum.
Ne dersiniz ???
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bugün seni hatırlatan hiç birşeye rastlamadım (naile)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bugün seni hatırlatan hiç birşeye rastlamadım (naile)
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
sevgili naile hanım; düşüncelerinize saygı duyuyorum ancak şunu bilmenizi isterim ki değerli tecrübelerinizi paylaşma adına burada bizimle kalmanızı şahsım adına ve biliyorum ki birçok arkadaşım adına isterim. bu sitenin bir günde ziyaret edilme sayısı tahmin edersiniz ki çok yüksek. en azından bir kişi bile sizin yapıtlarınızdan yararlansa bu sizin için çok değerli bir kazanç olur. bunun farkında olduğunuzda farkındayım ama bir kere daha düşünmenizi rica ediyorum.
saygılarımla
Sevgili Naile Duman Yaşar;
Lütfen gitmeyin!.......Bazı yanlışlar, eksikler olabilir......Araya araya, çalışa çalışa doğruyu bulabilir, eksiklerimizi tamamlayabiliriz.Lütfen aldığınız kararı bir daha gözden geçiriniz......Gönlüm, kalmanızdan yana....Sevgiyle kalın.
Hala aynı yerdeyiz...Belkide bu yüzden gidişim suskunluğa...
SEVGİLİ AYŞEGÜL,
Kişiliği hedef alan YANGIN bir tarz sizinki.
Diğerlerini galeyana getirmek mi istiyorsunuz, bu size yakışmaz,
Öykücülüğünüzde, öykülerinizle, yazı ruhunuzla ilgili bir şeyler dinlemek isterim sizden,
Diğerinin faydası olmaz kimseye, zahmet edip benim ve diğer arkadaşların metnini okuyup eleştiri yapınız, siz ise o metnin başındaki bir cümleye takıldınız,
ben yazınca yazıyorsunuz, bana kafayı taktınız galiba.
SEVGİLİ ÖMÜR,
Ben sizi bir adam olarak biliyordum, ne bileyim, isimlere göre bir cins oluşuyor beynimde, meğer siz…
Yaşam bir mucizedir,
Mektup tarzında bir metin.
Buluşma.
Bu öyküden bir cümle:
Gövdemi, soğuk rüzgara karşı siper etmiş tüm anıları geride kalan birbirine paralel boş sokaklarda bırakıyordum.
BU CÜMLEDE NE ANLATILMAK İSTENDİ, CÜMLEDEKİ KARMAŞAYA BAKINIZ.
BULUŞMA ADLI ÖYKÜ, özgün güzel bir öykü, dili güzel, imgeler zarif.
ŞİMDİ,
Konuşma merkezi edebiyat olmalıdır,
Öykü
Şiir
Vs.
Sürekli pohpohlamak hiç iyi değildir, yazarın/ŞAİRİN hataları gösterilmelidir. Söylenmelidir.
Eğer karşıdaki insan ise, utanır, dayak yemiş gibi olur, benim ikinci aldığım eleştiri bunu sağladı, yani epey utandım,
Utandırmak iyi bir şey olmasa da bazen işe yarar, ben birini utandırayım amacıyla da yazmam, öykümü eleştiren usta da utandırma amacı gütmemiştir, iyi öykü, bilgili öykü adına yaptı bunu.
sevgiler...
"beni bu siteden atmadıkları SÜRECE,
BURDAYIM.
BU SİTEDEKİ BAZI ZAVALLILAR DUYSUN."
bakın bu nazik duyuru, isa beyin "iki yalnız" adlı şiirinin giriş cümlelerini oluşturuyor:)
öyle anlaşılıyor ki, beyefendinin neyi nereye nasıl yazacağı konusunda ciddi sorunları var.. ya da bizler isa bey kadar "dayak" yemediğimizden olsa gerek, onun ince göndermelerini kavrayamıyoruz..
esra baykal'ın bir önerisi olmuştu: sessizlik..
biliyorum, kimsenin sinirleri hz.isa'nın sistemi kadar kuvvetli değil, henüz duyduğumuz küfürlere diğer kulağımızı çevirecek aşamaya gelemedi.. ama bu gidişle sanırım biz zavallılar, sabır yollunda nirvana'ya ereceğiz:)
İnsan gibi olmak, insan olmak güzeldir. Nazik olmak yapılan bir güzelliğe saygı duymak, hele de o güzelliğin içindeyken... Siz Sn. Kantarcı nasıl bu kadar duyarsız olabiliyorsunuz inanamıyorum. Sn. Özcan ve Bey olmayan ben Ömür İsfendiyaroğlu, İzedebiyat yazarları ve forum katılımcıları tarafından yapılan bir güzelliğin bölünmemesi için yazılan güzel dizelerin ve paylaşımların arasına bu tip maillerin girmemesi için nazikçe bir uyarı yapmıştık. Ama görüyorum ki nezaketten anlamıyorsunuz. Amacımız kimseye sınır koymak değil... Kaldı ki herkes her istediği yere yazmak istediği şeyi yazacak olsa bu forumda çeşitli başlıklarla sınırlandırılmazdı değil mi aklımıza ne gelirse yazardık. Tekrar ediyorum. Lütfen forumları amacına uygun olarak kullanın. Özel davetlerinizi, editör arayışlarınızı, saldırılarınızı, terbiyesizliklerinizi, bizleri ilgilendirmeyen özel övgü ve sövgülerinizi adı üstünde kişisel mail adreslerinden yapın. Herkesin özel maili var değil mi?
Hadi durmayın saldırın!
Mail adresimi yazar profilimden bulabilirsiniz.
Ben Ömür İsfendiyaroğlu'yum. Bn. Ömür İsfendiyaroğlu...
Belli bir nedeni yok gidişimin...Öylece silmek geldi içimden yazılarımı ki zaten yoktular...Bir kaç tane kaldı...Arada uğramama vesile olsunlar. Yazı ve şiirlerimi okuyan, takip ettiğini bildiğim tüm değerli edebiyat dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Yorumlarını, üşenmeyip zahmet edip, mail adresim yoluyla benimle paylaşan tüm dostlara da teşekkürediyorum.
Hepinizi çokkk seviyorum. Arada atışsamda, dokunsamda bam telinize sizleri seviyorum çünkü şiire ve yazıya aşıksınız herbiriniz. İşinizi gücünüzü bir yana bırakıp yaşama inat hala yazmak direncini buluyorsunuz kendinizde...
Yazmaya devam, belki başka yerlerde...Ama sanırım kendi kendime birşeyler yaparım bu saatten sonra. Neticede kişisel bir uğraşı bu...Elimde tamamlanmayı bekleyen öykü ve roman denemeleri var. Onlarla uğraşırım kim bilir belki bir gün ne bileyim altmış yaşımdada olsam, ölmeden görürüm diye...Yoğunum aslında çok hemde, bir yandan okul, bir yandan iş, bir yandan hazırlanan tezler, bir yandan diğer koşuşturmacalar...Çok mu bunaldım, çok mu daraldım...Bir nefes almak, belki hayata yeni pencerelerden bakmak ihtiyacı...
Yazılarımı okuyan, yorumlayan, kütüphanelerine alan herkesten önce özürdiliyorum sonrasında teşekkürediyorum. Kendi kütüphanelerim duruyor. İz yazar ve şairleri okamaya devam.
Lütfen saygısızlığımı mazur görün ve kişisel kararıma saygı duyun. Eğer benimle yazışmak isterseniz izedebiyat dostu olarak maillerinizi bekliyorum (bedirge@hotmail.com)
İz okur, İz yazar, İz şair olarak buralardayım...Ama daha seyrek.
Sevgiyle kalın...
Mutlu kalın...
Hoşça kalın...
NAİLE DUMAN, YAŞAR.
(Bedirge (İde))
(2002-2005)
***************************************************************
Ölümde Yakışır Bize
Gidiyorum,
yarım kalan sözlerin
merakına düştükten sonra
belki yaşanacak aşkların gizlisinde kalırım
belki kavgalara bilemem düşlere bulaşırım
meraklanma sen
yinede bir tutam güneş olacak koynumda
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
soluk seslerini duydum aysız geceler
ılık bir tebessüm değildi
karanlık içinden seçmeye çalıştıklarım
değildi, bu yorgunluk benim değildi
ve ben artık seninle koşamam bağışla beni küçüğüm
ayaklarım uyum sağlamaz adımlarına
yüzlerce kavga bıraktım ardımda
üstelik bunlarda sen yoktun
çağlara iz düşüren tekil kahramanlar yoktu
bedeli peşin ödenmiş ömürlerin
kanlı ibareleri vardı sadece
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
gidiyorum
sokak ışıklarında gölgeler büyüterek
belki varlığı ispat istemez bir kursun olurum
belki körpecik bakışlara kalkan olurum
meraklanma sen
yinede gözyaşların saklı kalacak
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
binlerce kez koştum
sadece koştum
yıkık kentlerin enkaz bulvarlarında
nasıl koşulursa molozlar içinde
öyle koştum
ve şarkılar dinledim korkulu çığlıklı
ve içinde uçurumlar olan şarkılar
ve şarkılar söyledim inançlı
yürekli sevdaya durmuş şarkılar
yüreğimi kalkan ettim kanlı duruşlara sevdamı volkan ettim
hoşçakal küçüğüm
alnım ak başım dik gidiyorum
bilesin ki bazen ölüm de yakışır bize
-Ahmet Can Akyol-
(Şarkı formatındaki sözlerini yazdım orjinali farklı olabilir/paylaşmak istedim)