"Yazmak, aslında hayatın kendisiyle alay etmenin en ciddi yoludur." ― Virginia Woolf"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
İzEdebiyat
Açık Büfe
İyi niyetli olduğunu varsayamıyorum. Sebebine gelince bu sitenin desteğe ihtiyacı olduğu zamanda senin ismini hala görmüş değilim. Bu şimdi ne peyriz, ne lahana turşusu... Aslında girişimin güzel ama çağrışımın mezar soyguncusuna benziyor. Sn. Diren Yardımlı'ya gelince; Direnin ismi altında yazılanları vekalet verdiği birileri yazıyor, kanımca. Diren bu olamaz. Sormadan da geçemeyeceğim bu umudunu yitirmiş, Ebru kimkine..? Bu sitenin kan kazanması için, Diren'in kendisinin olması lazım, dağların gölgesi güneşin keyfine bağlı.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
İyi niyetli olduğunu varsayamıyorum. Sebebine gelince bu sitenin desteğe ihtiyacı olduğu zamanda senin ismini hala görmüş değilim. Bu şimdi ne peyriz, ne lahana turşusu... Aslında girişimin güzel ama çağrışımın mezar soyguncusuna benziyor. Sn. Diren Yardımlı'ya gelince; Direnin ismi altında yazılanları vekalet verdiği birileri yazıyor, kanımca. Diren bu olamaz. Sormadan da geçemeyeceğim bu umudunu yitirmiş, Ebru kimkine..? Bu sitenin kan kazanması için, Diren'in kendisinin olması lazım, dağların gölgesi güneşin keyfine bağlı.
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum Göreniniz,duyanınız,bileniniz var mı? Bir ferman yayınlamıştı Bugünden sonra,divanda dergahta,mecliste Meydanda Türkçe’den başka dil konuşulmaya diye Hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını Çarşıyı,pazarı,köyü,şehri Fermana uyanınız var mı? Nutkum tutuldu,şaşırdım,merak ettim Dolandığınız yerlerdekiTürkçe olmayan isimlere Gördüklerine,duyduklarına üzüleniniz var mı? Tanıtımın demo,sunucunun spiker Gösteri adamının showmen Radyo sunucusunun diskjokey Hanım ağanın firstlady olduğuna şaşıranınız var mı? Dükkanın store,bakkalın market,torbanın poşet Mağazanın süper,hiper,gross market Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı? İlan tahtasının bilboard,sayı tablasının skorboard Bilgi alışının brifing,bildirgenin deklarasyon Merakın,uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı? Beldelerin girişinde welcome,çıkışında goodbye okuyanınız var mı? Korumanın,muhafızın bOdyguard Sanat ve meslek pirlerinin duayen İtibarın,saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı? Sekinin,alanın platform,merkezin center Büyüğün mega,küçüğün mikro,sonun final Özlemin,hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı? İş hanımızın plaza,bedestenimizin galleria Sergi yerlerimizin center room,show room Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı? Yol üstü lokantamızın fast food Yemek çeşitlerimizin menü Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı? İki katlı evinizi dublex,üç katlı komşu evini triplex Köşklerimizi villa,eşiğimizi antre Sevimlinin sempatik,sevimsizin antipatik Vurguncunun spekülatör,eşkıyanın mafya Desteğe sponsorluk diyeniniz var mı? Mesireyi,kır gezisini piknik Bilgisayarı computer,hava yastığını air bag Eveti,oluru,pekalayı,okey diye konuşanınız var mı? Çarpıcı önemli haberler,fash haber Yaşa ,varol sevinçleri,oley oley Yıldızları star diye seyredeniniz var mı? Vırvırık dağının tepesindeki köyde Cafeshow levhasının altında Acınında acısı kahve içeniniz var mı? Toprağımızı,bayrağımızı,inancımızı çaldırmayalım derken Dilimizin çalındığını,talan edildiğini Özün el diline özendiğine içi yananınız var mı? Masallarımızı,tekerlemelerimizi,atasözlerimizi unuttuk Şarkılarımızı,türkülerimizi,ninnilerimizi kaybettik Türkçe’miz elden gidiyor,dizini döveniniz var mı? Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum Göreniniz,duyanınız,bileniniz var mı? Bir ferman yayınlamıştı Hayal meyal hatırlayıp ta,sahip çıkanınız var mı? bir mechul askerden alinti .. tasiyan ..fakir..
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Yapılan değişiklikler , güncellemeler , sıralamalar vs. yeniliklerden dolayı izedebiyat yönetimine çok teşekkür ederim...
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
AVANGARD KÜLTÜR SANAT DERGİSİ GETİRDİĞİ BİRÇOK YENİLİKLE YAYIN HAYATINA BAŞLADI. BÖLÜMLER, İÇERİK ve MANİFESTO - Gelecek Sözlük Anlamı olarak ya da Şimdi’ nin Sözlükötesi Anlamı Olarak Monokl Volkan Çelebi LABİRENT - Atlı Karınca, Deniz Tuncel - Dada, Serkan Işın - Ortak Labirent - Yolculuk, Derya Vural - Aşk ve Yirmi İki Cüceler, Serkan Işın - Bir Yahudi Genç Kızı Hatırlatan Şiir, Carlfriedrich Claus - Materyal Kolaj, Karl Riha TİRŞE IŞIĞI - Sanat ve Provokasyon, Avangardların Tarihinde Kuşbakışı Gezinti, Flavia Costa- Anna Battistozzi - Ah Nerede O Eski Avangardlar, Armağan Ekici - Şu Tatmini İmkansız Teselli Arzumuz, Dagerman - Sanatın Esaretinde Sanatçı Olmak, Görkem Arev - Bum Bum Pop Art, Değer Esirkuş MANİFESTO - Mimariyi Aktarmak, Fizikselaşırı Kent – Marcos Novak - Füturizmin Kuruluşu ve Manifestosu, Marinetti - Gized Oulipo, François Le Lionnais - Hava Gösterisi, Terry Atkinson GRAMMA (YAZI) - Ölüm Yazı Vücut, Ahmet Soysal - Demanrikü: Yazı ve Düşünce, Boşluk ve Eylem, Volkan Çelebi - Yazı’ nın Sözyaşları, Eren Rızvanoğlu - Metinlerarasılık ve Varlıkbilim, John Frow ORPHEUS - İğnelemeler 1-2, Cem Kurtuluş - Savrulanlar, Ali Tirali - Bir Böcekten Çıkanlar, Cem Kurtuluş - Krallar ve Larvalar, Cihan Demiral - Su Yolcu, Zafer Yalçınpınar - Sahildeki Konuşmalar, Tanrı Vahdettin’ e Sırt Çeviriyor; Ali Tirali ARAKİTAP - Refika Belendis Kırka Seksen, Ertan Arslansoy ARS POETİKA - Şiirde İş Nedir, Serkan Işın - Şiirden Haberler, Lawrence Ferlinghetti - Bir Karşı-Demiurgosluk Girişimi Olarak Madde-Şiir Pratiğinin Olanakları, Cem Kurtuluş - Baudleaire’ den Seçmeler, Charles Baudleaire DİEGESİS (ÖYKÜ) - Üç, Burçin Özdeş - Bar Sonatları, Herv Le Tellier - Bir Şeyler, Melik Saracoğlu - Aksak, Volkan Kızılöz - Kayıp Otobanlar Tepesi, Sarper Özharar - Örümcek Ağacı Özlem Taşkıran - Tek Taraf, Arda Güçler LABORATUVAR - Devridaim, Duygu Güleş - Geri Dolaşım, Zafer Yalçınpınar - Yaldızlı Çadır, Derya Ekenci - Nasıl, Duygu Güleş - Gerçeğin Yanıtı, Cihan Akkartal LATERNA MAGİKA - Eisler ve Brecht, Çiğdem Erken FANTASMAGORIE - Korku Sinemasında Gerçekliğin Tanığı Olarak Göz ya da Göz Bozukluğu - Godot’ yu Beklerken Üzerine Bir Deneme, Sinclair PORTRE - Tanrı, Kral, Köle, Seda Cebeci YARI YAZILAR (In Defence of Algiers, Kısıtlayan Gerçeklik Üzerine, Avangard Tiyatro, Arap Şeyhi Alman Kız, Cehennemdeki Handel) MASKE - Anonimograf, Herv Le Tellier [[B]]Gelecek Sözlük Anlamı olarak ya da Şimdi' nin Sözlükötesi Anlamı Olarak :Monokl[[/B]] * Monokl; ilkin şeyleri, ardından şeyler için ve onlara doğru doğan düşünce ve duyguları, içgüdü ve sezgileri dünya konukluğu içerisinde büyüten, küçülten, daireselleştiren, büken ve yok eden, sonra tekrardan hiçlikten getirerek onları ortaklığı olmayan zeminlere yerleştiren dünya içi ruhtan - o ölümsüz tinlerin yataklarını değiştirmeye cüret gösteren ve zamanı/mekanı silkeleyen gök şimşeğinin yarattığı parlamadan esinlenen ruhtan - yapılma fakat madde şekilli, dışımızdaki her şeyi bize fark ettirmeksizin kurabilecek kadar doğal ama öte yandan akıl almaz ve umursamaz bir kendine yetme, kendine neden olma içindeki sihirli mercek. * Sihirli mercek, nesneleri ve onlara ait izlenimleri dilin ve düşüncenin sınırsız gücüyle kendi olanaksız camına yapıştırır ve bu yapıştırma algının sınırlı olan içinden sınırsıza doğru yolculuğu olarak, (sanat için) bir bilinç yolculuğu olarak çağrılmaya başlanır. Bu yolculukta betimlenen mercek camının sürekli inceldiği ama içeriğine daha çok şeyi sığdırmaya başladığı, içerinin daha da varsıllaşırken şeylerin önceden dışarıdan kazanılarak camda zaten yapışık bulunan mevcut biçimlerinin sihirli merceğin ufaltma gücüyle küçültüldüğü, böyle olarak merceğin sadece dışarıdakine değil kendi içindekine de müdahalede bulunduğu, dönüp dönüp karşıtını olumsuzlayan ve kafasını koparan ama böyle yaptıkça büyümeyen, gelişmeyen tam tersine daha sınırsız olmak için, dışarısının ve diğer kafaların hazmını kolaylaştırmak üzere daha da büyük bir boşluk açmak için ağzı büyüyen ama kendi kafası küçülen… "bir değil-Aufhebung' u sahiplenirmişçesine ağzında açılan boşluk en son anda dudakların ensede karşılaşmasıyla kendi kafasını bile yutacak olan bilge aslan konumudur ya da neden ve sonuçları birbirine bulayan, boşlukta arı doluluğu yansıtan sanattaki sürdiyalektik labirent sürecidir: böylelikle diyalektiğin olumlama, olumsuzlama ve bireşimi kendi üzerine kapatılır, diyalektiğin kendine özdeşliği yarılır, ilkin el-önünde kendileri olan sonra birbirleri ile ilişkiye geçip uyumlu bir birliği yaratmış gibi görünen ( labirent içinde birbirine karşıt duran iki duvarı ve onların bir bakış içine düşen birlik halini alalım örneğin) birleşik şeyin algısı bundan böyle teklikte bırakılmaz ve karşıt gibi görünen bütün labirent duvarlarının aslında sadece kendi karşıt duvarlarıyla değil ama bütün diğer duvarlarla da aynı birliği, aynı ilişkiyi duyumsadığı betimlenir: tekliğin yanılsaması ile damgalanmış duvarın her yanından sonsuz sayıda ok labirentin dört bir yanındaki duvarlara dolanır ve yapışır. Parça artık bütüne önsel değildir, bütünün ta kendisidir, her parça mantıksal üstünlüğün ya da derecenin aşıldığı bütünle olmayı, analitikten diyalektiğe oradan da diyalektiğin arkada bırakılmış bir anafor gibi altüst edilişine giden anı temsil eder. Sürdiyalektik, kavramların tekil ilişkilerinden arınıp, parçayı temsil eden şeyin kendisinde bütün ilişkileri, bütün-başkalarla olmaları tasvir etmeye geçer: Büyük Küçük Güzel Çirkin İyi Kötü Sıcak Soğuk Ölümlü Ölümsüz Sonlu Sonsuz İri Ufak… Artık Sıcak, (zaten sıcak değildi hiçbir zaman) soğuk olmakla kalmaz ve bu tekilliğin prangalarını atar; artık yalnızca bir nitelik de değildir, nicelikte olanların toplamını temsil eder: - sonsuz ile + sonsuz arası zıplamalar yapar, hiçbir metnin nitelik ve niceliğinin biriciklik yarattığı metnin başı ve sonuna sığmaması gibi! Sıcak, büyük küçük güzel çirkin iyi kötü ve bütüne atfedilen ne varsa o/nlar olur! Sıcağın bu oluşu gibi sanat eseri de artık tekilliğinden aynı yolda sıyrılır: (sihirli merceğin açtığı ufuklarda gezinen) Yapıttaki diyalektik sonsuz bir eşitliğe, sonsuz bir türlülüğe ve bireşime götürülür. Labirentin/eserin mimarı, bütünün sahibi olarak labirentin içindeyken onu inşa etmek zorundadır, eserini yaratmadan önce kafasında bulunan tasarım bedenin kapladığı uzamın ve sihirli merceğinde oluşan sayısız ilişkini eşitidir, bundan böyle tasarımın esere önselliği artık ortadan kalkmıştır. Yaratıcı, sonsuz niteliklerini labirente yapıştıran ve onu yaratan olarak artık bütünlük algısını şeylerin sonsuz ilişkilerini keşfetmekte bulacaktır, artık duvarların örülüşü esnasında, hatta tek bir duvarın örülüşü esnasında bile niteliklerin, niceliklerin sonsuz karmaşasında kendini yitirmesi ve hiçliğe değmesi zorunludur sanatçının: (: Ona en çekici gelecek ilk sanatlama biçimi yozlaşmayı gizleyen ve yalanlarla gerçekleri karıştıran gösteri içindeki eylemin üzerine atlamak, onu soyup soğana çevirmek ve dayatılan nesnelerin, ilişkilerin kör algılarının suyunu çıkartmaktır. Bütün odaklarıyla sanata karşı komplolara girişen ve görüntülerin düzlüğünde gözleri işlevsizleştiren yaşam karşısında sanatın öncelikli duyurusudur: (Ç)İŞE AYAKLARI/ARABALARI ÜZERİNDE KÖR GİDENLER SİZİ GÖZLERİMİZDEKİ KARA UZAYIN YOKEDİCİ BOŞLUKLARINA FIRLATMAK İSTİYORUZ. YERYÜZÜNDE YAŞANMASI GEREKEN İLK HİÇLİK SİZİN YOKLUĞUNUZDAN DEĞECEKTİR VARSIL SANATARAYICI GÖZLERİMİZE. SANATIMIZIN SINIRSIZLIĞI İÇERİSİNDEKİ TEK SINIRI SİZİN VARLIĞINIZI ALGI/KONU/TASARIM/METİN/RESİM DIŞI BIRAKARAK ÇİZİYORUZ. BUNDAN SAKINMAK İSTEYENLER VE HINCIMIZDAN KORKANLAR MI VAR: O HALDE SİZE YOLLARDA DAİRELER, EĞRİLER, SPİRALLER ÇİZEREK YÜRÜMENİZİ, UZAKLIĞI VE DÜZLÜĞÜ GÖZDEN ÇIKARMANIZI, GÜNDÜZLERİ SANATÇILAR İÇİN DUA EDEREK GECELEYİN SANATIN EMRİNE VERİLMİŞ İŞÇİLER OLARAK YENİ SOKAKLAR KAZIP VAROLAN YOLLARI DEĞİŞTİRMENİZİ, MOLA VERDİĞİNİZDE KIÇINIZIN ÜZERİNDE BEŞİK GİBİ SALLANIP SANAT DEPREMLERİ YARATARAK UYKUYA YATMIŞLARI UYANDIRMANIZI VE GÖLGELERİNİZDEN OYUNLAR ÜRETEREK SANATIN GECE LAMBALARINA YOL GÖSTERMENİZİ, İLGİMİZİ ÇEKMEYE ÇALIŞMANIZI… (Ç)İŞE UZUNCA GİTMEMENİN GETİRECEĞİ KANA ZEHİR KARIŞMASI YANİ EĞLENCELİ ÖLÜM DURUMUNU (STATİK BİLİNCİN VE İŞ İŞ DİYE BAĞIRA BAĞIRA BIRAKINIZ YAPISINLAR BUYURAN LİBERALİZM MANYAKLARININ ÖLÜMÜ) AKLINIZA SOKMANIZI ÖNERECEĞİZ. BELKİ O ZAMAN ARKANIZDAN ONURLU VE GÖRKEMLİ BİR CENAZE TÖRENİ DÜZENLEMEYİ DÜŞÜNÜRÜZ YAPITLARIMIZ İÇİNDE. ) Bu yitiş bengi çıkmazın (çıkmaların - eserlerin - çokluğunun yarattığı sürekli kafa salınımının hissedilmesi ve bakışın zamanı unutan devinimin) duyumsanmasıdır, izleyicisinden çok daha önce yaratıcı, labirentin içinde ilişkilerin bitimsizliğine kısılıp kalmıştır. Sihirli mercek: "(sanat yolunda) şeylerde ve onların tüm yansımalarında bulunan tekil karşıtlıklar arasındaki puslu ve buyurgan örtüyü kaldırmak, örtünün altına süpürülmüş olan minik ve bulanık taneleri büyütmek, örtünün düzleminin dışına taştığı için algılayamadığımız ve bu yüzden küçültmemiz gereken devleri uyandırmak, varlıkla doldurulmuş olup sıradanlaşanlara hiçliğin suyunu içirmek, yokluk sürgününe gönderilmiş olup unutturulmaya çalışanları pergelle tekrar dairenin içine almak, iki göz arasındaki alanı sonsuz küçüklüğe kadar tarayıp sonsuz büyüklüğe ilerlemek… yani parçada/şeyde dizginlenen ilişkileri ortaya çıkarıp ardından çoğaltmak" işlevlerini üstlenir. İşte bu üstleniş: geleceğe doğru bir retrospektif, çokdümtersbirdüz algının doğası/ölesini oluşturur! *Algının doğası/ölesi: İleriye doğru bir adım (yok ötesi) ama eksi ve artı yönden hep sıfıra yaklaşma, merceğin incele incele yok olması en sonunda ve sihrin merceğin takılı olduğu göze aynen geçmesi. Bu geçişte: "İçgüdüsel, hayali, hastalıklı, usdışı, bilinçaltı görünmezler ile yani mercek arkasında kaldığı sanılanlarla ve bu yüzden "baştan ve sonradan" "şimdiden ve yeniden" kurulamayanlarla… evet bu şimdi-arkacılarıyla (gelecek öncülerinin) merceğin önünde olduğu bilinen kurmaca ve sürekli yaşam arasındaki alta alma üstte kalmanın, kanlı bıçaklılığının, merceğin önündekinin sürekli arkadakini baskılamasının ve merceğin arkasındakinin de önündekini yani duyulur olanı çürümeye terk etmesinin yerini izlemeye, dönüşmeye, oluşun masumiyetine, mercek dışında doğmaya/ölmeye mercek arkasında ölmeye/doğmaya merceğin kendisinde ise arkadan gelenlerin doğuma alınmasına ve dışarısı olarak bilinen evrenden gelenlerin de ölüme gönderilmesine bırakması. Önden gelenden üretilen yargıdır, oluşturulmuştur ve dinginliği içinde ölüdür, arkadan gelen henüz askıdadır, görünmeyen bir elbisedir onu bir beden/yaşam beklemektedir. Mercek, içeriğini geçişin deneyimi arttıkça dışardan değil ama kendi camından kaçırdıklarıyla oluşan, dışardan camına yapıştırdığını gereğinden fazla küçülttüğü, büyüttüğü ya da daireselleştirdiği için içkin vücutta, zihnin karanlık bölgelerinde ve duygunun vahşiliğinde gelişen mercek arkasından, hayalet şeylerden alır. Bu-arkası aslında merceğin öteki bakış alanıdır, merceğin sihrinin gerçek kaynağıdır, merceğin kendisine merceği tutmasını sağlayan aynadır. Merceğin arkası sanma alanına aittir; monokl, bilincin ve gerçeğin alanından uzaklaşan içgüdünün, hiçlik istencinin, düşün kabusun ve kahinin haykırışıdır, sanı da bu sesin beslendiği kaynaktır. Öte yandan monokl ağıt yakacağı ölülere, sayesinde ölümü öğreneceği mezarlara ihtiyaç duymakta, kazım ile gömme işlemi için olduğu haliyle öndeki gerecin aynısı ve kendisinin odağından geçmemiş halini arzulamakta, mucizesinin ancak doğal olanla, şimdide yaşayanla eşzamanlı olduğunda bir geçerlilik kazanacağını, ölü tarih olmaksızın sihirli bir gelecek olmayacağını fazlasıyla bilmektedir ama o olmayanın ve görünmeyenin çekiciliğine kapılmıştır bir kere bitimsiz çayırlarda durmaksızın koşan kısraklar ve uçurumun dipsizliğinde bedenini kaybetmeyi göze almış karanlık gibi… koşuyla dönen uçuşu sırasında durup da etrafına bakmayı aklına bile getirmez. Kahini kurtaracak bir şimdiye ihtiyaç vardır, başka hiçbir şeye gereksinimi olmadan sürekli kendisini gösterene. Monokl derin düşünümdeki gelecektir ama istese de şimdiyi olduğu gibi algılayıp yargılayamayacağından, şeylerin önden alınması olsun yahut hayalet şeylerin arkadan alınması olsun her durumda bilinen gözün, zamanın ruhuna ait olan gözün yoksunluğu duyacağından ve sadece kendi kendisinde kalacağından labirentin kurulumu, varoluşun sağlam zemini için anlamayla doyacak olan dünyanın eşitine, dolaysız görüntüsüne yani mercek takmayan diğer bir göze, monoklsuz göze özlem duymaktadır tepelerin göğe değmek için sürekli yükselirken aslında bir çukura doğru battıklarını bilmeleri gibi! Bastıkça girilmeyen ama yükseldikçe batılan çamurlu çukur işte o yalın göz! * Yalın, merceksiz göz her bir parçanın kendisinin sonsuz ilişkiye götürüşü ve yitiş yüzünden yok olan labirentin eksikli-gedikli, yanılsamalı-doldurulmuş-bastırılmış olsa bile bütünün bir görüntüsü için, şeylerin akış hallerini durdurdukları ve bakış anında neyseler o halde göründükleri bir donma durumuna ( ki tarihin şimdiye ve geleceğe kondurulması ya da yayılması olarak görülebilir çünkü tarih, kavramında geride kalmış ve böylece donmuş olanı simgeler = "şimdideki donmuşluk") resmin uyumlu uyumsuz bütün bir varlığına erişmek için tek araçtır. (Bizdeki tasarımı ile geleceğin ve böyle olarak akan şimdi' nin bir tarafında ayağı kalan sanatçı ya da izleyici) Monokl takmış bulunan gözün getirdiği enerji, hareket ve iş sönümlenmesini ve kendi varoluşunun dingin görüntüsünü yalın göz üzerinden deneyimlediğinde, ancak o takdirde şeylere ve onların bütün gönderimlerine bakma/onları bilme, yaşam üzerinde şimdi ile gelecek için iki ayak üzerinde durma durumu gerçekleşmektedir. Varoluşun temel olarak üzerine dayandığı ve kaymayan zeminlerde gerçekleşen ilişkiler zinciri ancak kendisini bu donmuşluk içerisinde güvende hisseden bir özdeşlik ve oturmuşluk olarak "insan konumunu" yaratır. Tasanın ve kaygının ilişkiler ağı içerisinde yitirildiği ve toplu bir bakma üzerinden şekillenen donmuş görüntünün sağladıklarından elde edilen birlikte yaşayabilme biçimleri özgürlüğü arayışın ve ayakta kalabilmenin anahtarıdır. Değilse labirentin bir duvarı olarak insan kendisine karşıt olarak belirlediği (karşıt duvar) dünyada ve onun ilişkilerinde akışkanlık ile sonsuz ilişki ağı yüzünden yerini böylelikle insan-olma-hafızasını tamamen kaybedecektir. Bakışın donmuşluğundan üretilen yön duygusunun edimsellikte olan dünya için sağladığı sayısız fayda da ancak şeyleri olduğu gibi ve süzmeden alan bu yalın göz sayesinde gerçekleşmektedir. Algılamanın olmazsa olmaz şartı olarak toplumsal ve bireysel hafıza sabit bir duruşun, düzenlenmiş ve hakim olunmuş ilişkilerin aynasında dünyayı kurmaktadır ve bu kurmaca, birlikte yaşamın sonsuz ilişkileri gözeterek düzenlenmesine kadar sürecektir. Sanat yolunda yaratıcı, monokl takmış gözü rehber edinirken ve onda kendisini kaybedip bir çılgınlığa, zamanın/mekanın üst ve kayan görüntülerine doğru bükülürken özellikle izleyici ve kendi eserine bakmak istiyorsa da yaratıcı merceğin olmadığı ikinci bir göze ihtiyaç duymaktadır çünkü anlama her şekilde dolaysızlığın ve süzgeçten geçirmemenin, olduğu gibi almanın bilimine denk düşer. Anlama mekanın ruhu içindeki donmadır ve merceksiz gözün düşünme yoludur; böylesi bir anlama diyalektiğin kabul ettiği biçimiyle zorunludur ve bu anlama göz arkasında yoğrularak diyalektik için, derin düşünce için hazır hale getirilir. Öte yandan monokl takılı göz, hala merceğin kendisi göz ile özdeşleşmemiş olduğundan, mükemmel bir eğme, bükme, küçültme, büyütme, sonsuza değme durumuna sahip değilse de merceğin içeriği arttığı oranda tam bir yetkinliğe kavuşacaktır. İncele incele yetkinliği artan mercekli gözün monoklsuz gözden temel farkı önünde bulduğunu sürdiyalektik bir sürece uğratması ve yoğrulmanın temel olarak göz arkasından gelenlerle birlikte zihinde değil ama merceğin kendi odağında gerçekleşmesidir. Monokl kendi içeriğindeki dört harfe (ki bu harfler henüz gözün mercek ile henüz tam özdeşleşememesinden ya da merceğin göze takılı olmasından ötürü hala oradadır ve bu durum MONO sözcüğüne, bir yetkinlik eksikliğine, karşılık düşmektedir) rağmen, mercek bu etimolojik bağıntıyı ve tekliği yadsıyarak ortaksız ve sonsuz ilişkili olacağı bilinen katmanların betimini, yaratımını, algısını, çizimini ve yazımını üstlenir çok az üst alt büyük küçük aşağı yukarı güzel çirkin iri ufak… derin düşünceyi/düşüncesizliği simgelerken: ve bu üstlenmenin inşa ettiğine "kurgusuz labirent" denir = ….KL = " Şimdinin Düşüncesi + Düşüncesizliği & Mekanın Algısı + Algıdan Çıkan Çalgı (Algının Çalınması, Salınması Çalgının Tellerinden Ortama Doğru) & Geleceğin Kurgusuzluğu!" Özellikle sanatçı için gereklidir Monokl ve ilan ediyoruz ki diğer gözlerini kör edip sadece bu mercekli gözle yaşamayı bilenlerden en yüksek takdirlerimizi ve kuşların özgürlüğünü eksik etmeyeceğiz hiçbir yerde ve zamanda! Gene de gözlerini körleştirmeyip kendi eserlerine bakmak ve onu anlamak için yalın gözü de yüceltenleri burada esaret altına almak ve ayıplamak asla istemeyiz! Monoklsuz Göz (ya da yalın göz) içerdiği ….KL ve ……SUZ harflerine (ve onların aşkın gönderimlerine rağmen, sözgelimi kurgusuzluk ve olumsuzlamanın kazandırdığı hareket gibi) anlamayı ve donmuşluğu simgeler, özellikle bakan için yani izleyici için gereklidir: " Mono sözcüğünde anlamını bulur yalın göz = ANLAMA." Söylememize izin verilsin istiyoruz, sadece izleyici olarak yetinmeyip iki gözünden birine monokl takmak isteyenlere karşı çıkmıyoruz bizler/sizler tam tersine onları sanatın sonsuzluğunda kaybolmaya, monokl takacak gözde yıkanmaya davet ediyoruz. Çünkü " sanat sadece doğuştan yetenekli mercek gözlüler içindir" diyecek kadar küstah değiliz. Hadi şimdi hep birlikte içimizden sadece bu sözcüklerle bütün sözcükler adına şarkılar söyleyelim, söyleyelim en dışarılarda yankılanacak kadar şiddetli: MONO KURGUSUZ LABİRENT MONO KURGUSUZ LABİRENT MONOKLSUZ SİHİRLİ MERCEK YALIN GÖZ SANILANLARLA BİLİNEN BU GEÇİŞTE ALGININ DOĞASI/ÖLESİ KL
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
yok yahu korkacak bir sey olsa bende yemiyelim derim su guzelim mantarlari ( istahla tavayi siyirarak) necmi abi inanki okey filan caldigim yok ( istakayi kafaya yemeden evvelsi kahkaha ile gulerek) ahanda agsam az gogdem gecmis otudugum yerde uyuyakalmisim irahmetli babami gordum uryamda -yavrum doratin sag arka ayagindaki nalinin civileri oynamis gordunmu sozune uyandim hayirdir insallah deyip asagiya ahira indimidi .. ( beygirin tepikledigi alnindaki yarayi gosterip) bu ne yahu gece gece su muzik setinin sesini az kissana arkadasim huooop alooo ( sinirli bir bagirti ile) demirden korksak troleybuse binmez ispanak yemezdik ( zoraki tebessum kendi kendini avuttugu asikar bos gozler manidar sozler esliginde) abi inan bu pitbullar dunyanin en sakin en uysal an akilli kopegidir gel bakiim canim gel muck muck simdi aticam sopayi git getir hadi .. ( elinde sopayla asiri guvenle) korkma bi sey olmaz tek faz notur olmadikca bi sey yapmaz..( sol el noturde sag elle yuksek gerilimden faza degdigi esnada) burada boyu gecen yer bulamazsin bak boy veriyorum dipten kum cikariyorum ( gulu gulu sesleriyle) sobada yakarim o lokumlari gine kimseye yar etmem ( yozgat sarikayada santiyeden arakladigi balik avlama amacli kullanacagi dinamit lokumlarini camii hoparlorunden gelen candarmanin evleri arayacagini kim aldiysa getirmesini soyledigi esnada karisinin yalvarmalarina aldirmadan telasla kibriti tiner doktugu sobaya tutarken) su yilanlari zararsizdir sokmazlar ben bunlardan cok yakaladim deri yuzup kemer yaptim simdi kuyrugundan nasil tutucam.. ( abi belki kara yilanidir serinlemek icin su sicakta suya girmistir gel etme gitme diyen arkadasina engellemesine meydan birakmadan) allah allah dunyanin komurunu attim kazanin barometre ibresi haala sifiri gosteriyor.. (infilak oncesi kapici rustemin kalorifere canla basla komur yuklendigi esnada) bas abi korkma duvarla aranda 2 metre var daha topla topla gel serbes gel..bas abi baas.. ( tirin arkasinda bir eli belinde lakayit kayitsiz ifade ile ben bilirim havalarinda oteki eliyle geri geri gel isareti yaparken) hey yarabbim su galibiyete bak bee 4-o sampiyonuz bee cikar hanim su bayragi balkona asiyoruz hadi ..( assagidan tak tak kutlama sesleri gelirken serseri kursun ile) hadi abi nerdeyse ip kopacak cal su bicagi artik zaptedemiyorum ( kurban bayraminda uc kurus para icin kasaplik sevdasina tutulmusken gevsek sardigi ayak baglama ipini kollarina sarmis dolamisken 800 kiloluk bogaya bicak vuracak acemi kasap arkadasinin tekbirinin bitmesini beklerken gogsune yedigi cifte etkisi kalp sektesi etkisiyle hirilti ile) bak simdi su pimi cektin ya su mandali birakmadigin surece hic bir sey olmaz ( yere dusurdugu el bombasi mandalini takmaya calisirken) merak etme istepnemiz varda hani ginede refloktor koysaydin geri tarafa dogru maalum temdeyiz ( bicon anahtari icin arka bagaji karistirirken) iste hayatim su semsiyenin altinda yagmurun tipirtisini su gokdelenin tepesinde dinlemek .. bu yildirim sesleri seni korkutmasin al radyo kulakligimin ucunu su an cok guzel bir parca var...( semsiyenin sapa sikica yapismisken oteki elle kulakligi uzatirken) kac kere soyledim pencereyi acik birakma iceri sinek doluyo diye hey yarabbim sinek bir yandan sicak bir yandan bogazim kurumus uyutmuyor kor olasicalar.. lok lok lok.. bu suyun tadi ne tuhaf gi necmiye pazardan getirdigim sinek ilacini nereye koyduydun.. ( paniklemis panik atak agizdan fiskiran kopuk ile bir birlikte) demek kocan is gorusmesinde peki gecenin yarisi kapiyi calan kim nalan askim ne ginede karyolanin altinami saklanayim bu daracik yere ben nasil sigarim..( balkon penceresinde gece yarisi titir titir titrerken dis zangirtisi sesine esasen geldigi dakkadan beri birseyden suphelenen kocanin kursunu yemeden akli basinda iken..)
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Sıraladığım liste belirttiğim hususlar dahilinde adımların atılmasına destek veren kişilerden oluşmaktadır... İsminin orda olmasını istemeyen kişinin ismi tabii ki çıkarılacaktır... Ama isterdim ki izedebiyat ın kurucularından biri bunu istemesin... Sanırım birileri size birşeyler okuyor... İnanın bana onlar kör , harfleri - kelimeleri - cümleleri seçemiyorlar.Kendi çaplarında alfabe oluşturup her daim onu seslendiriyorlar...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Sayın Diren Yardımlı geniş çerçeveli açıklamalarınızdan dolayı size teşekkür ederim.Gerekli konularda gerekli cevaplar alındı... Ama anlayamadığım nokta şu listede ki sıralama neden puslu ortam yazıcılarınının klavyesine takılıyor ? Yapılan ya da yapılacak olan bir darbe girişimi değil bir canlanma girişimi. Şimdiden meyve verdiğini inkar eden ya kör , ya sağır ya da art niyetlidir.... Öyle saçma sapan adalandırmalarla bu iş olmaz... Bulanık su bulmuş timsah gibi atlamayın , yapılması planlanan bir atılım var , daha iyi fikirleriniz var ise sunun.Sunulan hoşunuza gitmediyse zıttını sunup çürütün. Bazı arkadaşlar farklı yaklaşımlar sergilemiş olabilir , farklı bakış açılarıyla olayları değerlendirmye kalkışmış olabilir.Benim sunduğum çağrı sadece ve sadece izedebiyatın işlevselliğini artırmak ve " daha iyi nasıl olur " buna yanıtlar almak üzeredir. Art niyet arayanlar art niyetlinin daniskasıdır...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
yengeçler yan gider denize. penguenler ve palyaçolar... iki saat önce başka sitenin toplantıcı dalkavukları eline kalem almış zart zurt peşinde. Adama sormazlar mı, neyin peşindesiniz? Hımmmm Editörlük!
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Tarihe "haziran darbesi" olarak geçecek bir girişimi heyecanla izliyorduk. İşin ehline verilmesi faslı, bu girişimin en eğlenceli bölümüydü. Özellikle sizin "katılımcı ve destekleyici" listesinin ilk beşinde yer almanız heyacanımızı büyütüyor; algı, zeka ve anlayışımızı "Acaba yerinde duruyor mu?" diye sorgulamamıza vesile oluyordu. Bizleri çok keyifli bir seyirden mahrum ediyorsunuz. Olmuyor:) Zeynep, forum yazarı:)
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
İzEdebiyat'ın kurucularından biri olarak "İzedebiyatı ayağa kaldırmak ve canlandırmak adına ileriye yönelik atılacak adımlarda" kendi adımı görmek elbette mutluluk verici. Ama korkarım bu tartışma boyunca hiç de kendimi 'ortak' görmediğim bazı başlıklar aldı başını gitti. Bu yüzden kendi adımı bu bağlamda daha fazla görmezsem sevinirim. Son günlerde gelen iletiler arasında, iyi niyetli ve yapıcı yaklaşımlar yok değil, ama "daha metinleri onaylamaktan aciz site kurucuları", "İş ehline verilmeli...", "...ve bunu kabul etmezlerse yönetici değişikliğine gidilsin," gibi cümleler görünce, ve bu cümlelerin sarf edildiği bir ortamda, kendi adımı görünce, en basitinden, bir terslik var diyorum, çünkü bahsedilen "acit site kurucusu" tahminim o ki beni gösteriyor. İşi ehliyle yapmayan da benim, ve ortadan kalkması gereken yönetici de aynı şekilde benim. Bu sözleri sarf eden kişilere şunu belirtmek zorundayım, sunacağınız bir teklifi ancak gerektiği kadar ciddiye alırım. Daha iki hafta önce önemli teknik yeniliklerin getirildiği, her hafta onlarca yazının okunduğu, zaman zaman düzeltildiği, zaman zaman yazarına geri gönderildiği bir site için sarf edilen bu sözleri acımasızca, nezaketten uzak ve hepsinden önemlisi, iyi niyetten yoksun buldum. Altı ay önce herkesin keyifle yararlandığı bir site olduğumuza göre, bugün de öyle olmamamız için hiçbir neden yok. Herhangi bir geriye gidiş yok. Hâlâ internette son derece saygın, yayın dünyasında yakından takip edilen ve internetteki en iyi kalemlerden birçoğunu barındıran bir site olarak, yanlış yolda olduğumuzu gösteren hiçbir şey yok. Bugün İzEdebiyat'tan memnun olduğu için siteden yararlananlar (ve yine de durumdan hoşnut olmayanlar), unutmamalılar ki İzEdebiyat sadece 'tesadüflerle' bugünlere gelmedi. Binlerce insan yıllardır bu siteyi tercih ediyorlar çünkü bugüne kadar güttüğümüz yayın anlayışı, sitede kullandığımız üslup, sitenin şekli şemali ve genel olarak okurlara ve yazarlara karşı olan yaklaşımımız, hoşlarına gitti ve bizi benimsediler. Bunları övünmek için söylemiyorum, ama böyle bir ortamda "aciz yöneticiler" ve "işi ehliyle yapmayan editörlerden" bahsedildiğini duymak bana son derece kırıcı, ama bundan da öte, anlamsız geldi. Haberlerin yenilenmemesi, şiirlerin geç onaylanması gibi bir takım geçici aksaklıklar kısa bir sürede giderilecek. Ama bunlar, bütüne göre küçük ve geçici sorunlar sadece. Şiir editörümüz uzun yıllar İzEdebiyat için uğraştıktan sonra işi bıraktı, yeni birini de şimdilik bulamadık. Haberleri de Nida'nın önerdiği gibi, "üyelerin gönderdiği haberler" temelli bir yapıya oturtacağız. Ama bu arada sitenin 'kötüye' gittiğini düşünenler varsa, ve bu kişiler içtenlikle İzEdebiyat'ın "toparlanması" gerektiğini düşünüyorlarsa, yapmaları gereken tek şey İzEdebiyat'ı güzel yazılarıyla doldurmak. Bunun gizli ve açık formülü bu. Bunun yanısıra buraya kaliteli yazarlar da kazandırabilirlerse ne ala. Getirilen teknik yenilikler bunun yanında son derece önemsiz bir konu, çünkü insanlar teknik yenilik görmek için değil, yazı okumak ve yazmak için buraya geliyorlar. Birçok yabancı ve uluslararası edebiyat sitesi, teknik olarak İzEdebiyat'tan fersah fersah geride duruyorlar ve yine de saygın ve önemliler. Çünkü insanlar güzel şeyler yazıp gönderiyorlar. ... Tüm bunlar bir yana, biz teknik yeniliklerle değil, bahsettiğim gibi "kaliteyi" arttırmak, daha doğrusu kaliteyi öne çıkarmak için ne yapabiliriz" sorusuyla daha fazla meşgulüz. Bir yarışma düzenleme projesi var, ama bunun için herşeyden önce kaliteli bir jüri bulmamız gerekiyor ve elbette böyle bir organizasyon da, hakkıyla yapılacaksa, vakit ve nakit gerektirecektir. Bunu sadece "sanal" tutmak istemiyoruz. Kendi aramızda oyun oynamaktansa, yapacağımız şeyin yayın dünyasında da önemsenmesini istiyoruz. Daha da önemlisi, kazananları üç beş tane kitap hediye ederek geri yollamak değil, eserlerini yayınlayabilecekleri bir yerle buluşturmak istiyoruz. Bunu yapacağız, ama bu tür şeyler bir anlık hevese kapılıp apar topar yapabileceğimiz şeyler değil. Aynı şekilde bir dergi çıkarma projesi var, ve derginin şekli şemali bile hazır, ama, dürüst konuşacağım, İzEdebiyat'ın yayınladığı ve içinde kendi eserleri bulunan bir kitabı bile almaya yanaşmayan bir kitleyi hesaba katmamız gerekiyor. Böyle bir derginin hali ne olur, tahmin bile etmek istemiyorum. Bu yüzden çıkaracağımız derginin sadece İzEdebiyat kitlesine değil, genel olarak tüm edebiyat meraklılarına ulaşabilmesini sağlamamız gerekiyor. Gerçekleştirmeyi istediğimiz her projede bir takım çekincelerimiz var, ama bu çekincelerden çok daha güçlü olan isteklerimiz de var. En kısa zamanda bunları gerçekleştireceğiz. Tüm bunlar bir yana, bazı gecikmelerin arkasındaki naçizane bir gerekçem de yakın bir tarihte evlenmiş olmam. İzEdebiyat'taki yakın dostlarım bunu biliyorlar (ve sanırım o yüzden aksamalar konusunda seslerini çıkarmıyorlar şimdilik), ama yeni ev, yeni düzen, haliyle yeni ekonomik yükümlülükler, benim de İzEdebiyat'a bir süre için gereken vakti ayırmama engel oldu. Şiir editörü sorunu gibi, bu sorun da zamanla geride kalacak. Son olarak, siteyi yöneten biri olarak değil, yazan biri olarak size önerim, sitenin tekniğine çok fazla takılmadan, buluşmanızı İzEdebiyat ekseninde değil, edebiyat ekseninde yapmanız. İzEdebiyat, kimilerin belirttiği gibi, kötüye gitmiyor ve kalitesi de düşmüyor. Tam tersine, (özellikle düz yazılar adına konuşabilirim), arka arkaya birbirinden harika metinler geliyor ve git gide zenginleşiyoruz. O yüzden yaratılan bu panik ortamı ve zaman zaman "yönetimi devirmeye" varan nutuklara da bir anlam vermem mümkün değil. Kaldı ki bugünlere gelinceye dek İzEdebiyat'ın edebiyatı ve yazarların tanışmasını hedefleyen birçok güzel toplantıya vesile olduğunu da kendim gördüm. Ümidim sizin yapacağınız bir toplantının da böyle geçmesi ve hepinizde güzel tatlar bırakması. Sevgi ve saygıyla, Diren Yardımlı
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Biz diyoruz ki ortak birşeyler sunalım ve gerekli çözümleri üretelim. Diyoruz ki destek olun sesimiz yankılansın.. Köstek olmak isteyenlere şimdilik yanıt vermeyeceğim ama cevabında zamanı gelecek... İzedebiyatı ayağa kaldırmak ve canlandırmak adına ileriye yönelik atılacak adımlarda yanımda yer alacağını belirten dostların isimleri aşağıdadır... Gelin siz de ses verin bu sese ve isminizi ekleyin... 1 - İmdat Özcan 2 - Kamuran Esen 3 - Diren Yardımlı 4 - Mehmet Asım Erdoğmuş 5 - Elif Tunçer 6 - Berfin Toprak 7 - Orkun Levent Boya 8 - Düşge Su 9 - Tibet - Ankara 10 - Serap 11 - Şükran Karahan 12 - Merve Çelik 13 - Laina - Suzan
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Bir edebiyat sitesiysen her geleni yayınlayamazsın. Yayınlarsan sohbet-chat- sitesi olursun... Sanırım şu an sitede oluştuğu düşünülen durgunluk yazı güncellenmemesi yüzünden... Peki bunu düşünenler kendi yazıları dışında kaç yazı okudular? Her ne kadar editörler bu durumu istemeden yaratmış olsalar da ben memnunum... Örneğin hasbelkader ben editör olsaydım şahsımın da dahil bir çok yazıyı yaınlamazdım... Yapılması gereken bir yayın politikası oluşturmak ve ayda bir güncelleme yapmaktır. Bu hem kaliteyi arttırır hem de bazı gereksiz ihtirasların önüne geçer... Yok eğer site yöneticileri eskisi gibi devam edelim derlerse o zaman sitenin prospektüsüne edebiyat değil sohbet-chat- yazsınlar lütfen... Yazar arkadaşlara da naçizane önerim; üretmeye baksınlar kartel oluşturmaya değil...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Evet!Neden olmasın!Gayret edersek, olur.Editör arkadaşlarımız kimlerse, lütfen onlar da fikirlerini yazsınlar.Örneğin; sayıları az olduğu için belki, gelen yazıları okuyup onaylamakta sıkıntı yaşıyor olabilirler.O zaman anlarız ki sitemizin yeterli sayıda editörü yok.Ve çözülmesi gereken bir problemi tespit etmiş oluruz böylece.......Sevgiyle kalın.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Değerli arkadaşlar, Öncelikle toplantı yapılması fikri bile bizi biraraya getirmeyi başardı! Ardından da bu konudaki fikirler. Bence bu umut verici bir gelişme. Herşeyden önce site ile ilgili bir takım teknik sıkıntılar yaşıyoruz. Bu neredeyse her gün bahsedilen klasik bir konu haline geldi. Ben bu teknolojik meselelerdeki cahilliğimden dolayı, daha gelişmiş ve daha hızlı bir yapıya ulaşmamızın maliyeti, harcanması gereken iş saati vb. konularda bilgi sahibi değilim. Bu nedenle de siteyi güzelleştirmek için isteyebileceğim şeylerin, yapılabilir olup olmadığını bilmiyorum. Teknik meseleyi bir kenara koyarsak, - edebiyat alanındaki yenilikler, çıkan kitaplar, eleştiriler, yapılan yarışmaların bilgisi, sonuçları, hatta izedebiyat ailesi olarak düzenlenebilecek yarışmalar( şiir ve öykü alanında) konusundaki eksikliklerimizin giderilmesi de imkansız değildir herhalde! bunu neden yapamadığımızı anlamak ve nasıl yapılacağını konuşmak zorundayız. kimseye haksızlık etmemek adına yetkili arkadaşların bu konudaki açıklamalarına şiddetle ihtiyacımız var. çünkü bu konuda onların da bireysel sıkıntıları olduğu açık! bizler hem bu sıkıntıları bilir hem de bunları aşmak için çözümler üretmeye başlarsak, gerçekten iyi bir iş çıkartabiliriz. Neden olmasın? Not: Toplantı konusundaki karamsarlık belli bir noktaya kadar anlaşılabilir ancak denemek kimseye zarar vermez. katkıları ise sanırım artık aşikar!
Başa Dön