"Dil" Hakkında Birkaç Söz
“Türklüğün vicdanı bir; dini bir, vatanı bir;
Fakat ayrılır, olmasa lisanı bir.” Z. Gökalp
"Yazmak, bir nevi yavaş intihar, ama en azından okuyucularınız cenazenize gelir... bazen." – Oscar Wilde (kurgusal)"
"Yazmak, bir nevi yavaş intihar, ama en azından okuyucularınız cenazenize gelir... bazen." – Oscar Wilde (kurgusal)"
“Türklüğün vicdanı bir; dini bir, vatanı bir;
Fakat ayrılır, olmasa lisanı bir.” Z. Gökalp
Kuşak farkını anladık, kültür farkını da anladık, derken yeni uygulayımbilim (teknoloji) terimleri Anadili sarpa sarmaya başladı canım efendim, dilini kullanamayan konuşma özürlü genç insanım yarım yamalak bir dil inşa etmeye koyuldu, bilgisayarın birkaç verisinden konuşmada altyapı oluşturma çabalarıyla dildeki yozlaşma ciddi ve önüne geçilemez biçimde çığ gibi büyüyor…
Bu metin, "salât" kelimesinin dilsel yolculuğunu araştırıyor. Sanskritçe'deki "nâmati" (eğilmek) fiilinden günümüzde Hindistan'da kullanılan "namaste" selamlaşmasına kadar uzanan bir etimolojik inceleme sunuyor. Kelime, Proto-Hint-Avrupa dil ailesindeki kökleriyle birlikte, dua etmek ve saygı göstermek gibi evrensel kavramların dillerdeki yansımalarını gösteriyor.
Dil bir silah gibidir. Silahla, nasıl bir düşmanla savaşabilir, hem de kendimizi öldürebilirsek; dille de, hem birleşip, güçlenip aile, kabile ve giderek millet olabilir; hem de kabilelere, ailelere ve giderek bireylere bölünüp, güçsüzleşip, daha güçlü toplumlara yem olabiliriz.
Avrupa’daki ırkçılığa varan milliyetçilik baskısı, gelenekler ve kültürel alışkınlıklar; Türkçe’nin hak ettiği yere gelmesini bir müddet geciktirecektir ama çağdaş dünya, Türkçe’nin muhteşem düzeninden uzun bir süre uzak kalamayacaktır.
Nasıl ki insanlar doğarlar, büyürler, gelişirler ve ölürseler, milletler de tıpkı bunun gibidir; doğarlar, büyürler, gelişirler ve nihayetinde ölürler. Bir milletin, bir medeniyetin hayatiyetini sürdürebilmesi diline, kültürüne, edebiyatına, kısacası millî ve manevî değerlerine bağlı olmasıyla mümkündür.
Cemil Meriç’in ifade ettiği gibi; “Kamusa uzanan el namusa uzanmıştır.”
“Başkalarının senin konuşmandan hoşlanmamasının aslında bir tek nedeni vardır. O da sürekli kendinden bahsediyor olmandır.” Rakefakald
Kendi diliyle, kendi kültürel değerleriyle yoğrulmayan kuşaklar, kültür yozlaşmasına maruz kalırlar. Geçmişten ilham alamayan nesiller, geleceklerini tayin etmekte zorlanırlar ve zamanla kendi öz benliklerine, kendi öz değerlerine yabancılaşarak, yabancı kültürlerin etkisi altında kalırlar. Bu da gelecek nesillerin kültürel değerlerimizle olan bağlarını koparmasına sebep olur.
Yahya Kemal
Kompoziyon türleri ile ilgili öğrenci olan arkadaşların yararlanacağı, özenle hazırlanmış özet bilgilerin yer aldığı bir yazıdır.
İyi planlanmamış bir öğretimde geribildirim «feedback» yoksunluğu yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de fosilleşmelere (fossilization) yol açacak, «yanılgı incelemelerine» konu olacaktır.
Günlük hayatta herkes bir şeyler konuşur ya da konuşmak ister. Herkesin anlatacağı bir şeyler vardır. Yani bu bir şeylerin içinde bir de başımıza aydın kesilen entel düşünürlere şu sıralar televizyonda tahammül dahi edilmiyor. Oturdukları yerden binlerce insanın gözünün içine baka baka nasıl da boş konuşuyorlar anlamak mümkün değil!
Osmanlı Devleti İmparatorluğu- (Osmanlı Türkçesi: دَوْلَتِ عَلِيّهٔ عُثمَانِیّه, Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye, günümüz Türkçesindeki karşılığı "Yüce Osmanlı Devleti"), 1299-1922 yılları arasında varlığını sürdürmüş Büyük Türk - İslam devleti. Son zamanların üzerinde çokça tartışılan bir yazı dilini oluşturan sistemin kurucusu yani Osmanlı Türkçesini oluşturan devlet (medeniyet).
Bu metin, "deccal", "şeytan" ve "İblis" gibi kavramların dilbilimsel kökenlerini ve toplumsal anlamlarını inceliyor. Özellikle "deccal" kelimesinin Arapça kökeni ve "hakikati örten büyük sahtekâr" anlamı üzerinde duruluyor. Kavramların sadece sözcükler değil, dünyayı anlama biçimimizi şekillendiren kapılar olduğu vurgulanarak, bu terimleri anlamanın tarih ve psikoloji açısından önemi açıklanıyor.
Anadil öğrenimi bir insan hakkıdır. Bu hak sadece Alman öğreciler için geçerli olamaz. Göçmen öğrencilerin de kendi anadillerini öğrenme ve geliştirmesine olanak sağlanmalıdır.
Bir milleti “millet” bilincine sevk eden en önemli unsurların başında, o milletin kimliği mesabesinde olan “dil” gelir. Bir bütünlük arz eden bu kelime, hepimizin en büyük davası olmalıdır.
Marmara taraflarından gelip de buradaki köy ahalisinin konuşmasını anlayabilmek zor zanaat. Hele ki zamanında okulun kapısından bile geçememiş belli yaşın üstündeki hanım teyzelerle konuşuyorsanız
lisan tükceyi gercekten hakkını verenler için biz bu vatan için yaşıyorsak elbette türkcemizide o şekilde yaşmaya ve yaşatmaya ögrenmeye calışacagız