Üzgün İbli̇s
Cinayet masası baş komiseri Lokman Mansuroğlu ve ekibi, şifrelerle dolu seri cinayetleri çözer.
"Korkma, hayat sandığın kadar uzun değil. Asıl korkman gereken, yeterince gülmemiş olman." – Neil Gaiman"
"Korkma, hayat sandığın kadar uzun değil. Asıl korkman gereken, yeterince gülmemiş olman." – Neil Gaiman"
Cinayet masası baş komiseri Lokman Mansuroğlu ve ekibi, şifrelerle dolu seri cinayetleri çözer.
İnsan karmaşıktır, bazen kendi dehlizlerinde saklambaç oynar. Orada gördüğüne sığınmak ister, kim olduğunu ne olduğunu bilmeden. Bazen bir çocuk saflığında uzanır ona, bazen de umarsızca saldırır bilinmezliğine. Aslında bulduğu kendisidir, araması çırpınması ise var oluşunun sessiz çığlıkları.''
Ağzından bir anda çıktı o cümle.
Zigo, ben lezbiyen olmak istiyorum!...
Önce boş gözlerle baktı Zigo.
Sonrasında ağzında olan bütün birayı üzerine boşalttı.
Kahkaha ile karışık cümle kurmaya çalıştı Zigo.
Sisli birl sabahta, tecrübeli Poyraz müdür, küllükteki sigarasına bakarken derin düşüncelere dalmıştır. Alışılmadık sakinliği, karmaşık olaylarla dolu hayatına tezat oluşturur. Ancak sabahın sessizliği, ısrarlı telefon ziliyle bozulur. Şefik komiserin telaşlı sesi, yeni bir olayın habercisidir. Gerilim dolu bir polis hikâyesinin ilk satırları, okuyucuyu merakla sarmalar.
Komiser Cengiz odada ki bu negatif enerjinin sormak istediği sorulara almak istediği cevaplara
şu anda hiç bir faydasının olamadığını anlayarak tam odadan çıkmaya yeltenirken,Nihal atıldı.
"İnternet'te arama motoruna bakın komiser bey...
Karanlık gerçeklerin peşindeki bir dedektifin, katil olup olmadığından şüphelendiği Kamil'i gözlemlemesi. Cinayetin beklenmedik anlarda, en sıradan insanlar tarafından işlenebileceğine dair düşünceler. Boş sokaklarda, şafak vakti bir şehirde geçen bu gerilimli anlatı, herkesin potansiyel bir katil olabileceği fikriyle okuyucuyu sarsıyor.
Adamın adım sesleri kulaklarında yankılanırken içi ürpermişti. Neden diye geçirdi aklından, Sadece küçük bir günah işledim Allahım. Bu dünyada sen böyle bir ceza verir miydin?
Şule duvardaki saate baktı. 13.30’u gösteriyordu. Usulca annesinin yanına gelerek;
—Anneciğim benden istediğin bir şey var mı? Biliyorsun bugün günlerden cuma ve az sonra arkadaşlarla evin bahçesindeki çardakta buluşacağız.” Dedi.
O sırada mutfakta olan Nermin Hanım, öğle yemeği için gerekli hazırlıkları yapmakla meşguldü. Kızının
Adamın adım sesleri kulaklarında yankılanırken içi ürpermişti. Neden diye geçirdi aklından, Sadece küçük bir günah işledim Allahım. Bu dünyada sen böyle bir ceza verir miydin?
Saat gece yarısını geçmek üzereydi. O saatlerden sonra otostop yapmak çok güç olurdu.
Alparslan Murat 20'li yaşlarında suça bulaşmış eski bir rock yıldızıdır. Hem suç hem de müzik kariyerini birlikte yürütemeyip ikisinde de çuvallar. Hapishaneler onun evi gibidir. Acıma duygusu onu zayıflatır, gücünü ise kendiyle aynı ismi taşıyan küçük oğlu Alp ve arkadaşlarından alır...
Hasret dolu bakışlarla özlediği yolları, binaları süzerken, özlemden yanıp tutuşan yüreğine yudum yudum sıla sevgisini serpeliyordu.
Alparslan Murat 20'li yaşlarında suça bulaşmış eski bir rock yıldızıdır. Hem suç hem de müzik kariyerini birlikte yürütemeyip ikisinde de çuvallar. Hapishaneler onun evi gibidir. Acıma duygusu onu zayıflatır, gücünü ise kendiyle aynı ismi taşıyan küçük oğlu Alp ve arkadaşlarından alır...
G-3 marka silaha o yörelerde rastlamak imkansızdı. Akıllara ilk gelen Sivas topraklarında arananların olayla ilgilerinin olduğuydu ve Rovi kod adlı Yusuf Ünalan'ın gurubuydu belki de gece ordan geçenler.
Adamın adım sesleri kulaklarında yankılanırken içi ürpermişti. Neden diye geçirdi aklından, Sadece küçük bir günah işledim Allahım. Bu dünyada sen böyle bir ceza verir miydin?
Yıllarca Asala, Hizbullah ve PKK gibi terör örgütlerinin hedefi olan ülkemiz, hepsinden farklı yepyeni bir terörle tanışmıştı; Hiçbir ideolojik ve siyasi amacı olmayan bu terör sadece belli bir bölgeyi veya toplumun belli kesimini değil, bütün ülkeyi ve ülkede yaşayan herkesi tehdit ediyordu. Üstelik bu terörün militan sayısı diğerlerini
Odanın sessizliği ürpertiyordu. Fazla büyük olmayan, bir pencereyle caddenin günlük akıntısına açılan sıradan bir oda idi burası...