"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Atla Gider Çeşmeye

"Türk toplumundaki gösteriş merakını ve tüketim çılgınlığını eleştiren bu metin, pahalı arabalara sahip olmak için kredi çekenleri sorguluyor. Yazar, lüks araçların aslında değersiz 'tenekeler' olduğunu savunurken, prestij uğruna yapılan bu harcamaları 'Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye' atasözüyle özetliyor. Metinde, gerçek ihtiyaçlar yerine gösterişe yönelen toplum eleştiriliyor."

yazı resimYZ

AYRANI YOK İÇMEYE, ATLA GİDER ÇEŞMEYE

Türk insanını özetler bu deyim: Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye.
Banka kredisi en çok ne için çekilmiş: Araç yakıtı için.
Gazetede öyle okudum.
Herkeste araç var, 300 milyar, 400 milyar
Teneke bence onlar, çöp.
Onlar teneke bile değil; karton kutu.
Neden mi?
Sık sık yol kenarına park etmiş kamyon ve tırlara çarpar o araçlar, hurda olurlar. Gazetelerde bunların fotoğrafları var, hiç incelediniz mi? Kamyonda çok az hasar olur.
O 300 milyarlık, 400 milyarlık araçları alanlar eşyanın büyüsüne kapılan insanlar, nefislerinin büyüsüneego, benlik, saçma salan şey, desinlerfilan. Prestij mi diyelim adına.
Trilyonlarım olsa beş kuruş vermem o araçların birine.
2. el kullanılmış bir araç da işini görebilir adamın. Ama o araca aşık olduğu kadın gibi bakar, böyle bir bağımlılık bu. Bu tipler çöp tipler, bunlar ülkenin siyasetine, düşüncesine, fikrine, geleceğine hiçbir şey katmaz, katamaz, kof, temelsiz insanlar.
Bende öyle sevgiler yoktur, bağımlılıklar.
Komşu eve bir araç gider gelir, eski kartal, bilirsiniz, kadın sürer, bir çocuğu var, bazı lambaları yanmaz, kadının işini görüyor, tamam, zihniyet bu, sağlam, iş görsün yeter.
İnsanlar bir şeyler edinmek denen şeylerin çok pis büyüsünde, bir kadın, bir ev, bir çocuk, bir ne bileyim, böyle şeyler.
Yaşamak edindiğin bilgelik dışında hiçbir şeydir, o edindiklerin de seni bilge yapmaz birader, koskocaman bir sıfırım, bunu kavrıyorum, bir mizah geliştiriyorum, bir huzur buluyorum, birkaç şey dışında hiçbir şeye bağı değilim, Allah, annem, yazdığım romanlarım, kuşlarım. Bir iki dost, Yaşamak denen bu rüyada uyanık kalmak, farkında olmak en mühimi.
Adamın 300 ya da 400 milyarını o araca gömdüğünü görünce şaşıyorum, kesin Marslı.
Aklı fikri olan hiç kimse bir karton kutuya (o araç bence karton kutu)o parayı gömmez. Tramvay kullanır, otobüs, bisiklet.
Zehirlenmiş yürek, kafa, şuurdur bu. Kaybolmuş kişidir bu.
Bu şahısların tedavi görmesi gerek bence. Çünkü bunlar tüketim toplumu denen cehennemin üyeleridirler. Cehennemi besleyen odunlardır bunlar, odun, kütük, çalı çırpı.
O araçlara karton kutu dedim, kanıtı ise trafik kazalarındaki hurda halleridir, boşa konuşmam. O araçlar sağlam araçlar değildirler, göze hoş gelsin diye yaparlar bir şeyler, teknik özellikler cart curtsiz hiç o araçların kamyon gibi sağlam olanını gördünüz mi, tıra ya da kamyona arkada çarpsın ve sağlam kalsın; üretilmedi o araç.
400 milyar verdin aldı o aracı; ama kaza yaparsan hayatını kurtarır mı bu araçtan sağlam çıkar mısın? Adam bunu hiç düşünmüyor. Hayatın mı önemli olan, yoksa birilerine hava atmak mi önemli olan.
Eski kamyonları, kamyonetleri satın alın, kaza yapsanız da içinden sağ çıkarsınız, ayrıca mahalle çocuklarını pikniğe götürürsünüz, fiyatı: 60 milyar, geçen gün baktım, eski bir kamyonet, kırmızı.
İnsanlar para ile, dünya ile öyle saçma sapan bir ilişki kurmuşlar ki; adamım bu ilişki seni cehenneme sürükler, biteceksiniz, ölünce çok mankafa hayat yaşadım diyeceksiniz. Eh, siz benim gibi yoğun bakımda ölüm kalım savaşı vermediğiniz için tapın lan dünyaya, tapın tabi, haklısınız.

Kalpten, kafada yanlış her şeyi atmadan asla aydınlanamazsın, bilinç altından bütün yanlışları atmadan da asla ilerleyemezsin, ağırlıklı olarak kendine düşman olacaksın, kendini eleştireceksin, kendini beğenmeyeceksin, kendini beğeneceksen de çok zor beğeneceksin, bu oldu demeyeceksin, biliyorum demeyeceksin, çünkü bilmek bitmeyen bir süreçtir, biliyorum demek algılarını kapatır, çürütür ve yozlaştırır seni.

İSA KANTARCI

KİTAP İZLERİ

Bir Zambak Hikayesi

Mehmet Rauf

Tabuları Yıkan Erken Cumhuriyet Dönemi Erotik Edebiyatı: "Bir Zambak Hikayesi" Türk edebiyat tarihinin tozlu raflarında uzun yıllar gizli kalmış, adı bilinse de içeriği hakkında fısıltılarla
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön