"Edebiyat dünyası, zamanın durduğu, ama faturaların hâlâ geldiği tek yerdir." – Terry Pratchett (kurgusal)"

Yaşli Kurt Ve Üç Ergen Kurt

yazı resim

“Balıklar ürküyor?” diye açıklama yapan Özgür, herkesin alay konusu oldu, Sinop açıklarında askeri deneylerle ilgili dedi bu lafları, patlamalar…

Yaptığı düşünce gücü zayıf açıklamaları okurum, bir metin yazarı yok sanırım, ağzından da ne çıktığını bilmiyor.
Lider özellikleri yok bu adamda. Bunu hemen hissedersiniz.
Yersiz, gereksiz kabadayı açıklamalar yapıp durur. Gerçekle örtüşmeyen, lafı gediğine koyamayan.
Düşünce merkezi sanki iflas etmiş, sanki hiç düşünce bilmeyen biri.
Kemal’e bakıyorsun, ne dediğini gayet iyi biliyor, yaşlı kurt. Saçma bir sözünü görmedim. Tutarlı laflar ediyor.

Chp’ye Kemal bey getirildi başkan olarak, mahkeme karar verdi, Özgür ve tayfası hileyle seçimleri kazanmış.
Chp, Özgür ve tayfası Chp binasının kapılarını kapattı, polisler zorla girdi içeri kapıyı kırarak.
Özgür, “orası babanın malı mı?”
Bunu diyor Kemal.
“Mahkeme kararını tanımayacağız” diyor Özgür ve zihnen çelimsiz tayfası.

Mahkemenin kararına uymamak olmaz ki?
Bir de mahkemeyi, hakimleri suçlayıp durmayın siyasi karar verdi diyerek!
Özgür’ün en yakın arkadaşı, dostu, sürekli takıldığı ve para istediği adam hapiste.
Özgür ondan para ister lazım olunca, aracının içini de o dostu yaptırmış.
“Haram para ile alınmıştır.” (Kemal bunu ima ediyor satılık araçlar üstüne yazdırarak)
Özgür’ün dostu acıklıyor, “ben yaptırdım aracın içini.” Ona başka zamanlarda verdiği paradan söz ediyor.
Özgür’ün kankası içeri alınınca kimileri diyor, ’bu adamın kirli işleri var, gereğini yapın, atın bunu partiden.’ Delegeler vs. Partidekiler…
Özgür, partiden kankasını nasıl atar? Atamaz. Bekliyor. Atarsa o kirli işleri ortaya çıkar, dostu bülbül gibi öter. Kankasını atmıyor partiden.
Ne var ki kankası bülbül gibi ötmeye başlıyor, itirafçı oluyor. Kirli karanlık işlerini açıklıyor.
Özgür de kankasının aracın içini yaptırdığını söylüyor bir gazeteciye, kamu zararı neyse karşılanır, “öderim” diyor. İnkar etmiyor. Çok rahat, utanma arlanma diye bir şey yok adamda.
‘Ortada suç varsa öderim parayı’ demeye getiriyor.
Özgür’ün kankasına bak, neler neler diyor. Kankalık bu mu? Hemen sattın adamı. Demek hep sahte bir dostluk kurmuşsunuz. Çıkar dostluğu.
Özgür kankası onun hakkında karanlık açıklamalar yapınca bu kez dostunu partiden ihraç ediyor.

Bir de Mansur denilen adam var. Mansur denilen adamın konuyla alakası yok gibi. Ama var. Efendim mahkeme Chp’ye Kemal’i yeniden başkan olarak atayamazmış, bu sorumluluk yüksek seçim kurumunu ilgilendirirmiş. Kanunlardan, hukuktan haberi yok.

Güya anayasa hukukçusu, tonla baro başkanı aynı şeyi diyor. Herifler bakkaldan aldı sanki avukatlık belgesini.
Ortada suç varsa ysk mahkeme işini nasıl yapsın, öyle diyor açıklamasında.
Bütün Özgür ve kavrayışı donmuş olanlar tayfası bu kez onlara hücum edip çullanıyor, doğru karar vermemişler.
Mahkemeler aleyhinize karar veriyor diye öfkelisiniz. Şaşırmışsınız. Suçlayacak çatacak adam arıyorsunuz.
Beceriksizsiniz!

Herkes Özgür denilen adamı desteklemek için saçmalıyor, yalan söylüyor. Diğer küçük onca aptal parti de Özgür destekçisi.

Mansur fırsat bulsa Chp başına geçecek ama rüyasında görür.
Ekrem rüyasından görüp duruyor başkanlığı, hapiste avukatlarıyla birlikte destansı saçmalıklar yapıp duruyor, Ekrem’den siyasetçi, Başkan vs olmaz, olamaz. Demirel ve diğer eski siyasetçiler, defalarca hapse girdi çıktı, mahkemelerde Ekrem gibi mi kükrediler, aslan kesildiler? Hayır. Ekrem mahkemelerde öfkesinden patlayacak. Öfkeli biri siyasetçi olamaz.
Hapse düşenin gerçek karakteri ortaya çıkar ve çıktı. Ekrem’de başkan olacak kapasite sıfır. O akıl ve zeka yok onda.

Özgür konuşmayı bilmeyen biri. Seçimde hile yapmış, saçma, akıl dışı taktikleri var. Zekayla hareket edemeyen biri. Aptalca yöntemleri var.

Mahkeme partiye Kemal’i atadı. Siz mahkemeden daha iyi mi bileceksiniz? Mahkemeyi karalayıp duruyorlar hakimleri.
Akp mi mahkemedeki delilleri ayarlıyor. Davayı açanlar sizin üyeleriniz, hepsi Chp li?

Siz Cumhurbaşkanını, adalet bakanını suçlayın durun boş yere. Siz bir yanılsama yaratmak peşindesiniz.
Siz halkı kandırmak peşindesiniz.
Tek suçlu sizsiniz Özgür.
Hesap uzmanıdır Kemal, haram para yemez.
Hesap uzmanı sahtekar olamaz, namussuz değildir Kemal.
Bu durumda haklı olan Kemal’dir bence.
Bir partinin başına yeni yetme, saygısız, konuşmayı bilmeyen, boş boş öfke saçan birini mi gelmesi iyidir; yoksa öfkesini kontrol eden, doğru lafları eden, zekası ve aklı olan eski bir kurdun gelmesi mi iyidir?
Eski kurttan fayda var, acı tecrübeleri var, doğru karar verir.
Yani bir ailenin reisi ergen gibi davrananlar olmamalı. Baba gibi davranan bilge birisi şarttır.
Mansur, Ekrem, Özgür, bunlar ergenler gibi bilinçsizce davranan tipler.
Bunlarda o pişmişlik, o ruh yok.
Siyasi olarak maskara oldular millete.
Mansur cesur olsa, o iki kaybedeni desteklemez. Kendi aklı fikri olabilse partinin başına geçebilir; ama bu liderlik vasfı, gözü pekliği yok onda. Fırsatları görecek göz yok onda. Pasif.
Bu adam öfkesiyle konuşan biri değil, açık açık konuşamıyor, be kardeşim, açık açık söylesene, “biri hapiste, Ekrem, başkan seçilme şansı sıfır, diğeri Özgür, halk onu istemez, anketlerde düşük, geriye bir sen kalıyorsun, anketlerde yüksek çıkıyorsun, o zaman cesur ol, korkak gibi davranma Mansur, evet ben kazanırım, siz geri durun, anketlerde öndeyim de,” asla diyemez, korkak, lider vasfı olan korkmaz, kaybedeceğini düşünerek laf etmez, lafını sakınmaz.
Tayyip böyle biri, o yüzden lider.
Kemal sürekli kaydeden diye suçlanır durur, kim bilir, belki de kazanması çok yakın.
Kemal anketlere göre hareket edelim diyebilseydi; şu an Chp iktidardı.
Kemal’in gözünü hırs bürümüştü o vakitler. Kaybetti.
Sonuç: Özgür, Mansur, Ekrem, Kemal…
Al birini vur ötekine. Hepsi aynı ya.
Hiçbirinden başkan olmaz.
Ama durumlara göre değerlendirirsek, son olayda haklı olan Kemal. Chp başkanı Kemal olması bence iyi, faydalı.
Ülke ve parti için.
Diğerleri takındıkları tavırla kendilerini rezil ettiler.
Koyunlar gibi yığınlar halinde beceriksiz ve yeteneksiz Özgür’ü takip ediyorlar sözleri ve tepkileriyle.
Takındığın tavır itibarını belirler.

Kaçan fırsat asla geri gelmez.
Ama Kemal miting düzenlemeye başlasın, herkes Kemal’e yeniden aşık olacak. Chp sevdalısı herkes ona oy veririm demeye başlar.
Çünkü halkımız böyle, geçmişi çabuk unutur.
Ekrem, Özgür, Mansur, siyaseten bitik konuma düştüler iyice.
Bunlarda doğuştan gelen liderlik özellikleri, farkında bakış açıları, gözü peklik yok.
Bunlar hep başkalarının etkilerinde kalır, özgür, net, sağlam kararlar veremezler.
Ama YAŞLI KURT doğru kararı verir!

Ekrem hapse düştü ve kendini oradan Cumhurbaşkanı ilan etti, sanki Cumhurbaşkanı olmuş gibi açıklamalar yapıyor, gazeteler yayınlıyor. Tam bir saçmalık. Adam sahte bir alemde yaşıyor ve bunu gerçek sanıyor.
Bu adama o stratejiyi gütmesini kim önerdi acaba? Gülünç.
Kişisel iradesi, aklı ve zekası yok mu? Durup düşünüp; “ya bu işte bir pislik var, Chp’li belediye başkanları ya Akp ye geçiyor ya yolsuzluk yapıyor, rüşvetçi olarak anlıyor, bazıları hapiste.”
Adam gerçeği görmemek için yeminli sanki. Özgür’ün kankası hapiste. Kankan buysa sen nesin acaba?
Ortada büyük rezillikler var Ekrem halen Özgür’ün kuyruğu gibi. O ne derse onaylıyor.
Sen namuslu dürüst bir adam olduğunu söyleyip durursun, partinin eski başkanı Özgür neler yapmış, neler karıştırmış, bir bak. Adam partiyi batırmış. Sen onunla ağız birliği yap, ona hapisten arka çık dur.
Ha, demek ki Ekrem tamamen çıkar peşinde ya da korkak, dürüst biri açık seçik konuşur, eleştirir dostunu, partisini.
Mansur, kirli manzarayı seyrediyor. Gık dediği yok, partisini eleştirmiyor, kimseyi eleştirmiyor, o da yükleniyor Kemal’e.
Mansur kişiliğini kaybetmiş gibi tıpkı Ekrem gibi Özgür’ün savunucusu. Özgür’ün kuyruğu gibi. Sanki özgür iradesi, fikri hiç yok. Eski parti başkanı Özgür’ü savun dur.
Ekrem, Mansur yanlış şeyler deyip duruyor ve yanlış bir taraf seçmişler kendilerine. Özgür’ün berbat yönetimi etrafında birbirlerine sımsıkı kenetlenmişler. Yanlışa, suça, pisliğe dur deme cesaretleri sıfır. Acayip korkak adamlar bunlar.
O çok eleştirdikleri Tayyip’de olan cesaretin tüy kadarı sizde olsaydı…yok…

Bir kavgada, olayda, tartışmada doğru tarafı seçmek şart.
Evet, Özgür yönetimi iğrençti, berbattı, kirli işlere bulaşanları dost edinmiş.
Kemal, bu adamın kirli işlere bulaşan tek dostunu duymadım gazetelerde.
Kemal 13 kez kaybetmekle suçlanıyor. Peki. Böyle yüzlerce kez kaybedip pes etmeyip kazanan yok mu? Tarih sahnesi çok kaybedip pes etmeyip sonunda kazananlarda dolu.
Ekrem, Mansur, kavgada yanlış tarafı seçmekle kariyerlerini bitirdi.
Bir kavgaya dışarıdan bakanlar gerçeği görür.
Bu Chp içindeki kavgada haklı olan Kemal.
“Yolsuzluk var, haram var” diyor adam, gazeteler bunları yazmıyor, gizliyorlar. Chp tarihinde bu iç kavgalar hep olur.
Chp’den ayrılanlar parti kurar; ama ciddi bir kitleye asla ulaşamazlar.
Sonra partiye dönmek için çırpınırlar.
Kaydedenden başka hiçbir şey olamazlar.
Halktan oy da alamazlar.
Denediler. Alamadılar.
Özgür bu rüyalarda.
“Ben berbat bir yönettim partiyi”
diye açık açık söylese.
Muharrem İnce, parti kurdu da ne oldu.
Hiç.
Böyle sürüyle adam parti kurdu. Sonra o partiyi dağıttı, Chp’ye geçti.
Mustafa Sarıgül….Deniz Baykal’a isyan etti.
Ne oldu?
Şimdi Chp’de.
Kemal gerçeği görüyor ve söylüyor.
Bütün ipleri eline aldı ve zamanla bir de bakmışsınız herkes onu destekliyor.
Boş boş konuşmuyor.
Bu kavgada asıl rezil olan iki kişi var: Ekrem.
Mansur.
Özgür.
Yerde yaşlı adamı yumruklayan genci görüyorlar ve genci destekliyorlar.
‘Daha sert vur!’ diye bağırıyorlar.
Adil değiller. Çıkarları söz konusu çünkü.
Bunlar devleti yönetemez.
Özgür denen şeyin, karanlığın kuklası olmuşlar.
Kendi kariyerlerini bitirmişler.
Özgür iradesi, özgün bakış açısı, vicdanı olmayanlar ülkeyi yönetemez.
Kukla, devlet yönetemez.

Hakim karşısına çıkanlar bilir, derler.
Hakime saygısızlık asla yapma.
Ekrem hakime neler neler diyor.
Bakışıyla yiyecek hakimi, savcıyı.
Çünkü kendini Cumhurbaşkanı sanıyor, öyle sahte bir alemde.

Hakime ya da savcıya terbiyesizlik yapmanın, kabadayılık yapmanın anlamı var mı?
Yaparsan ne kadar çiğ olduğunu gösterirsin.
Sen bu kafayla koca ülkeyi mi yöneteceksin?

Siyasetle cidden ilgili birileri her şeyi göze alır, belediye başkanı, vekil…. Bu iş bunu gerektirir, ölümü göze alır, bu iş halka hizmet için yapılır çünkü.
Size her türlü haksızlık yapılabilir. Aklını, zekanı ve yumuşaklığını ve esnekliğini geliştirerek sana kurulan tüm tuzakları bozabilirsin.

Bütün kameralar önünde bürokrata; “ahmak” diyemezsin. Ekrem dedi ve ceza aldı sanırım. Demek ki adamın öfke kontrolü yok. Siyasetçi kişisel öfkesiyle hareket ederse batar.

Ekrem’in, Özgür’ün, Mansur’un ekibi, kafası çalışan uzman ekibi yok. Bu işler ekip işidir. Tayyib’in tonla danışmanı vardır. O onları dinler ve ona göre, en iyisi doğrultusunda karar verir. İşi şansa bırakmazlar asla. Çok düşünürler ve çok taktik üretirler.
Ekrem’de taktik yok. Mansur’da yok. Özgür’de hiç yok. Kaba, ham kişisel öfkeyle abuk subuk laflar ediyor Özgür. Mansur uykuda, Ekrem delirmenin ölüm uykusunda zaten. Mansur nasıl oluyor da Özgür’ün zırvaladığını göremez! Belki de görüyor da susuyor. Dev bir rezalet var ortada.
Kemal, “arınma” diyor, rüşvetten, pavyon masalarından, Özgür’ün hapisteki kankasından söz ediyor, ’bütün sahtekarlara yol vermişsin’ diyor Özgür’e, adını bile anmıyor, sakince diyor, lafla dövüyor onu. Özgür ise bu söylenenlere tek cevap veremiyor ve Tayyib’i doluyor diline. Konunun Tayyip’le alakası yok ki. Böyle tutarsız, gerçekle alakasız lafları beceriksizliğini gösteriyor. Ekibi yok. Düşünen adamlar yok yanında. Yandaşları var. Miting yapıyor, onlar ne işe yarar? Hiç. Delege karar verir kimi seçeceğine. Delegeler her şeyi görüyor.
Kurultay olursa Özgür’ün kazanamayacağı ortada.
Mahkeme; ‘bu işte bir dolandırıcılık, sahtekarlık var’ dedi, Kemal’i Chp ’ye başkan atadı.
Özgür; “mahkeme kararını tanımıyoruz” dedi.
Kardeşim çekil git oradan. Tanımak zorundasın! Mahkemeye terbiyesizlik, kabadayılık yapamazsın. Adam kuru kaba öfkeyle konuşuyor, planı yok, stratejisi yok. ‘Abi bu kafa yanlış kafa’ demiyor ona kimse, yanındakiler şakşakçı.
Ne yaptı, isyan çıkardı, partinin kapısını kilitledi. Planı olmayan yapar bunu. Aklı zekası olmayan yapar…Rezil ettiler kendilerini. Küçük düşürdüler partiyi.
Aklı zekası fikri olan; “mahkeme ne karar verirse saygı duyarız” deyip mücadelesini çirkinleşmeden sürdürmeliydi.
Kemal mi gelecek partiye, “buyursun gelsin” deseydi iş bambaşka olacaktı. Ne etti, tipik bir ergen kurt gibi isyan etti.
İsyan eden kurtlar sürüden atılır. Kemal çok akıllı, onu hemen partiden atmayacak, içeride kalıp kendi kendini mahvetmesini seyredecek gülümseyerek.
Gerçeklikten kopmuş Özgür.
En zor durumlarda verdiğin tepkiler kaderini, hayatını belirler.
Ekrem’i halkın içinde gezerken görürdük, gülümseyen, güzel laflar eden biri, severdik; derken zırt hapse girdi. Korkunç durumdur. Verdiği abuk subuk tepkileri gazeteler yansıtıyor.

Özgür, koltuğu kaybetti, halen direniş halinde, saçma sapan bir direniş, gerçeği görmemek için çabalayıp duruyor. Amerika’nın bombaladığı İran gibi hareket ediyor, ‘beni yenemezsin Kemal’ iddiasında.
E kurultayda hile yaparak seçimi kazandığını söylüyor mahkeme!
Ekrem aynı kafada.
Mansur aynı kafada.
Onlar çamurda sürünürken Kemal beyaz bir ata binmiş zekasıyla aklıyla fikriyle ve kişisel öfkeye hiç kapılmadan onları sözleriyle alaşağı ediyor.
Özgür, partiyi ne hale getirdiğini izah edecek durumda değil.
Partinin en eskisi siyasetten çekilmiş.
Soyadı Anadol….röportaj veriyor, ama asla Özgür’ü eleştirmiyor, “yapamam” diyor, Özgür’ün tonla yanlış yaptığını biliyor ve ima ediyor. “Seçimden sonra yapacağım” diyor.
Özgür, her sıkıştığında diline Tayyib’i doluyor, sen önce Kemal’in parti binasında yaptığı açıklamalara yanıt ver, diline Tayyib’i dolama, o çok eleştirdiğin Tayyib’in bir tüyü sende olsa…yok…boş boş, gerçeklerden uzak konuş dur…

Adamların en zor durumlarda verdikleri tepkiler gördük. Ekrem, Özgür, Mansur, bunlardan devlet adamı, başkanı olmaz, kapasiteleri, özgür iradeleri, sağlam ekipleri yok.
Siyasette karşı tarafa en iyi saldırı nedir?
Onu komik duruma düşür, gülünçleştir. Halkın ilgisini bu çekiyormuş. Araştırma diyor bunu. Yani karşı tarafla dalga geç.
Bundan habersizler. Kazanmak istiyorsan doğru stratejiyi bul.
Öfkeyle düşüncesizce konuş dur. Halkta hiçbir karşılığı yok.

Mahkemeye isyan et, Chp başkanı değilsin ama Chp başkanı gibi hareket etmeye devam et, iyice gülünç duruma düşür kendini. Ne kadar gülünç.
Kankan hapse girdi, açıklamaları var, belediye başkanların Akp’ye geçti, o halde sen partiyi yönetemedin, git istifa et. Nedir, bu adamı koltuk büyüsü sarmış, koltuğu Kemal’e vermem diye bağırıp çağırıyor. Partiyi iyi yere götüremediysen istifa etmek ahlak gereği değil mi?
Yapıştım bırakmam mı diyorsun.
Adalet seni attı oradan, bir daha da o genel başkanlığa oturamayacaksın. Çünkü Kemal’in eski kurt taktikleri, açık gözleri ve gerçekle örtüşen açıklamaları var ve o miting düzenlemeye başladığında, şehir şehir gezdiğinde bütün gönüller o adama kayacak. Çünkü doğruları söyleyen o!
Parti kuracakmış. Git hemen kur!
Çok oy alırmış.
Havasını alacak.
Belediye başkanların neden Akp’ye geçip duruyor?
Hesabını ver.
Partiyi bulaştırdığın karanlığın hesabını ver?
Ne kadar zayıf karakterli insanlarmış.
Kemal, partiyi karanlık bir noktaya çekmedi, sen çektin Özgür, sen, bu senin eserin.
Adam da diyor, partiyi pisliklerden temizleyeceğim, bunu demiyor, çok usta ve kibar, “arındırmak” kelimesini diyor, kimseyi incitmemek için. Parlak bir ruhu, parlak bir düşünce sistemi olan bunu diyebilir.
Ama bakıyorsun Özgür’e kaba saba konuşuyor.
Yağmurda ıslanmış.
Atlet bile giymemiş.
Önce atlet giy birader.
İnsan nasıl atlet giymez.
Tomanın üstüne çıkıp bir elini yumruk biçiminde havaya kaldırmak çok boş, acınası. Cahilce. Polis düşmanları yapar bunu.
Chp’den ayrılıp parti kuranların başına ne geldiğini biri ona izah etse iyi olur, tarih bilgisi sıfır. Tarih bilgisi olsaydı, durup düşünür ona göre konuşurdu.
Chp’den ayrılıp parti kuranlar asla başarı sağlayamıyor. Kendi iplerini çekiyorlar. Siyasi intihardır bu.
“Chp baba ocağıdır” diyor Özgür, madem öyle diyorsun da parti kapılarını neden kapattırdın, polis kırdı girdi içeri, yani sen kendi söylediğine inanmıyorsun aslında. Tutarsızsın. İnandırıcı değilsin. Baba ocağıysa orası kapılarını neden kilitlettin? Senin babanın malı mı? İnsan kendi malının kapısını kilitler.

Gerçekleri söylemiyorsun. Partiyi batırdın, batırmaya da devam etmek istiyorsun; ama mahkeme dur dedi sana, hazmedemedin, öfkeyle delirdin.

Yaşlı kurt Kemal…doğal olarak ne yapacağını iyi bilir.

Filmi seyredin…

Küçük partiler zaman kaybı.
Kalın kafalılar ordusu.

Tayyip yine seçimde hepsini mahveder ama bu kez iş başka. Halk ekonomik krizle boğuşuyor. İsyan büyük.

Borsada milyonlar kazananlar var. Kazanıyorlar ama vergisi yok kazandıklarının.
Şaştım öğrenince.
İğneden ipliğe her şeyin vergisini öderken sıradan insan.
Parası olan borsaya girsin, para kazansın dursun, vergi ödemesin.
Bu yüzden ülkede milyonerlerin sayısı artıyor.

Özgür ve yandaşları neden yaygara koparıyor, patırtı gürültü çıkarıyorlar? Neden öfkeliler?
Haklıysan mahkemede haklı olduğun ortaya çıkar, birinci derece, ikinci derece, üçüncü derece mahkemeler var.
İlki yanlış karar verirse ikincisi, olmadı üçüncüsü devreye girer. Haklıysan haklılığın mutlaka ortaya çıkar.
İsyanları var çünkü foyaları ortaya çıktı, bir kez koltuktan atıldı Özgür, daha oraya oturamayacağını biliyor. İşinin bittiğini biliyor. Ama halen kazanacağını sanıyor, tıpkı hapse düşen Ekrem gibi tepkiler veriyor, bağırıp çağırıp ergen gibi konuşuyor.
Mansur da şakşakçısı diğerleri gibi.
Bu durumda ibre kime döner, Kemal boş boş mu duracak? Miting yapmayacak mı?
“Açık açık anlatacağım” dedi Kemal.

Tarih tekrar ediyor.
Zamanında Meral karşı çıktı Kemal’in aday olmasına, Ekrem ya da Mansur aday olsun dedi.
Ekrem ve Mansur kukla gibi sustu, öne çıkmadı biri, ne büyük fırsat kaçırdılar.

Şimdi Ekrem ve Mansur var ve ortalarında Özgür, üçü birbirine sarılmış, üçü de uçurumdan aşağı giden aracın içinde. Ekrem demiyor, göremiyor aracın uçurumdan aşağı uçacağını, Mansur da göremiyor, ikisi de Özgür’e sarılmışlar, romantik hayaller peşindeler, ülkeyi yönetecekler, Özgür aracı kesin ve net biçimde uçuruma kırmış, gözü gönlü kör olmuş, Ekrem ve Mansur ‘sen harikasın şahanesin, Kemal’i ezip geçeriz’ diyor Özgür’e.
Ya bu kez doğruyu yapın, ya bu kez doğru tarafa geçin. Ya bu kez iradeli olun. Bu kez Cesur olun.
En son yapıştınız Kemal’e. Cesurca öne çıkamadınız. Battınız. Bu kez Özgür’e yapıştınız, şansı olan tek kişi: Mansur öne atamıyor kendini. Kapıyı açıp atamıyor kendini dışarı. Oysa ölecek araçta kalırsa.
Geçmişte yapamadın. Bari şimdi yap.
Geçmişte sımsıkı sarıldığını yaşlı kurt Kemal’i boğmak için çabalıyorsunuz şimdi.
Hani siz dosttunuz?
Sanki parti başına geçme kararını Kemal vermiş gibi hareket ediyorsunuz.
Kararı veren mahkeme, Kemal değil ki.
Ona düşmanlık neden?
Yağ baldınız eskiden Kemal’le. Şimdi düşman ilan ettiniz.
Sanırım Mansur bu kez doğru olanı yapacak, Özgür’ü terk edip Kemal’le kucaklaşacak. Tek çıkar yolu bu.
Yeni parti kurarsa Özgür, Mansur bu partiye geçmez. Mansur kafasından içinden geçeni çok iyi saklayan biri.
Kemal’le ilişkileri düzeltirse ülkeyi yönetecek aday olma şansı doğacak çünkü. Ve Mansur geri planda, fırsat kolluyor ve kendi yolunu çizecek. Kemal’e saldıran Özgür sadece, Mansur değil. Mansur saldıran biri değil zaten. Ekrem gibi kişisel öfkesiyle hareket eden biri değil.
Kemal ve Mansur arasında bir çekişme olur.
Kemal aday gösterilir gibime geliyor Cumhurbaşkanı adayı olarak. Mansur yanlış tarafta kaldığı için parti içinde gözden düşecektir.
Hak eden kim; bence Kemal hak ediyor Cumhurbaşkanlığını! Çünkü tecrübesi çok. Diğerleri bilmiyor devlet yönetmeyi.
Yaşlı ve 13 kez kaybetti diye adamı aşağılamak çok iğrenç.
Bu yaşlı adama yapılanlar çok adice bence.
Kimi yaşlılar en doğru kararları verir.
Kurt sürüsünü sürünün en deneyimlisi yönetir. Ergen kurtlar değil.
Ergen kurt hiçbir şey bilmez, acı tecrübeleri yoktur, pişmesi lazımdır gerçek hayata atılarak.
İktidarı Akp’ye kaptırmanın acısı ve hayal kırıklığıyla isyan edip hileyle Kemal’in başkanlığını elinden çalmışlar.
Kaybetmelerinden yaşlı kurdu sorumlu tuttular.
Peki onlar ne etti?
Sadece 2,5 senede pis şeylere bulaştırdılar partilerini.
Cesur pozları var, kendilerine güvenleri tam. Öz eleştiri yok.
Yaşlı kurdun bir yolsuzluğu oldu mu?
Karanlık işlerle uğraşan tek dostu hapse girdi mi; girmedi!

Chp’li belediye başkanın ne rezilliklere bulaştığını bilen bilir

Kemal döneminde var mıydı böyle başkanlar…yoktu.
O adamları kim seçti, Özgür seçti…çevren kankaların çok karanlıkmış ya… Tayyip geçmişte böyle bir çevre edinmedi asla. Demirel, Özal, hiçbiri böyle bir çevre edinmedi, sen nasıl edindin birader…en yanlış adamları dost edinip belediye başkanı yapmışsın.

Kemal 13 kez kaybetti ama ahlaksızlıkla anılmadı.
Çabaladı adam.
13 kez kaybetti ama sizin girdiğiniz cehennem çukuruna hiç girmedi.

Kemal parti binasına gittiğinde (mahkeme onu Chp başkanı atadıktan sonra, parti binasının kapısını polis kırdıktan sonra) iki beyaz güvercin uçurduğunu söylüyor, bunu hiçbir yerde görmedim, haberi yok, videosu yok. Kemal çok iyi yapmış. Yüreğini, zihnini koymuş, şuurunu koymuş. Güvercin barışın sembolü, barış sevgi, kardeşlik. Bu bir şuur meselesi ve bunu yüreği, zihni, zekası görmüş. Ha, iki beyaz güvercin uçur olsun barış. Olmuyor. Ama kader seni oraya çekiyor ve başkan oluyorsun. İki beyaz güvercin uçurmak sihir gibi bir şey, yürek, zihin koyarsan. Düğünde uçurulur beyaz güvercin. Çok da iyi yapıyorlar. Birileriyle barışmak isteyenlere de iki beyaz güvercin uçurmasını tavsiye ederim, sembolik olarak olsa bile işe yarar, duayla. Kemal’i düşman belleyen, onu oradan atmak isteyenler kavrayamaz gerçekleri. Boşa uğraşırlar. Şans Kemal’den yana. On üç kez kaybetti diyorlar. Bir yazı okudum, tarihte, Amerika’da defalarca kez kaybedenler hakkında yazı yazılmış, siyasette hep kaybetmiş ya da iflas etmiş. Defalarca kaybeden adamlar, pes etmemişler ve sonunda kazanmışlar. En basit şeylerin icadı, bir ampul, ya da başka şey, kaç deney yapılır, araştırma geliştirme, çok yenilirsin; ama deneyim sahibi olursun, çok kaybederek kazanmayı öğrenirsin. İşte Kemal tam olarak budur, kazanmaya çok yakın.

Yorumlar

Başa Dön