"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Paranın da Sıcağı Yakar...

"Paranın da Sıcağı Yakar" ekonomideki sıcak para akışının tehlikelerini anlatıyor. Yabancı yatırımcıların kısa vadeli kâr için bir ülkeye para getirip, daha iyi fırsatlar bulduklarında aniden çıkış yapmaları ekonomileri nasıl sarsabilir? Yüksek faiz ve düşük kur ortamında bu risk daha da büyüyor. Uluslararası fonların hızlı hareketliliği karşısında ülkelerin aldığı tedbirlerin uzun vadede bağımlılığı artırdığına dikkat çekiliyor.

yazı resimYZ

Paranın da Sıcağı Yakar

Sıcak para, yerli ve yabancı fon yöneticilerinin ellerinde tuttuğu döviz enstrümanlarını bozdurup, yerli paraya yönelmesi demektir. Başlangıçta risk yok gibi görünür; ama fon yöneticileri daha kârlı, daha güvenli bir ülke bulduğunda, geri dönerler. Ülkeyi terk eder, döviz bazında kârlarını toplar. O an, ülke bir sarsıntı yaşar.

Reel faizler yüksek, döviz kuru düşmeye başladığında sıcak para çıkışı ekonomiyi sarstığında, etkiler çok daha büyüktür. Cari açıklarla ve bütçe dengesini sağlamaya yıllardır çalışan ülkemiz, bu dalgalanmada ciddi darbe alır.

Uluslararası para fonları artık göz açıp kapayıncaya kadar yer değiştiriyor. Faiz oranlarını, döviz kurlarını, enflasyonu, vergi ve siyasal istikrarı çok iyi izliyorlar. Endişelenen ülkeler, iç faizleri artırarak onları çekmeye çalışıyor. Ama bu yöntem uzun vadede yalnızca bağımlılığı büyütüyor.

ABD’nin faiz artışlarını düşünün: Bizde ve benzer ülkelerde yarım puanlık artış bile zincirleme krizleri tetikleyebiliyor. ABD hapşırınca bizde grip salgınları başlıyor. Fonlar hemen çekiliyor; girdiği ülkede bırakılan boşluk ekonomiye deprem etkisi yaratıyor. Yani sıcak para geldiğinde refah, gittiğinde yıkım bırakıyor.

Asya krizi bu gerçeğin açık kanıtıdır. Yabancı yatırımcılar gelişmekte olan ülkeleri kârlı fırsatlar gibi gördü; sınırsız, vergisiz ve hesapsız kısa vadeli sermaye girişleri, çıkınca ülkeleri derin krizlere sürükledi. Sosyal dokular tahrip oldu, ekonomik ve toplumsal patlamalar yaşandı.

James Tobin, 1972’de bu soruna dikkat çekti. Kısa vadeli uluslararası sermayeyi vergilendirmek, yani Tobin Vergisi, ekonomiyi ani çıkışlardan korumak için gerekliydi. Küçük bir vergi, günlük işlemlerde bile büyük maliyet getirerek spekülatif hareketleri caydırabiliyordu. Aynı zamanda kayıt altına alınmayı ve resmi takibi de sağlıyordu. Fransa gibi ülkeler, uygulamanın olumlu etkilerini gördü.

Bizde ise, Tobin’in önerisi hâlâ gündemde. Hükümet ve bazı iktidar çevreleri, uygulanmasını kabul etmedi. Oysa doğru oran ve dikkatli hesaplama ile bu vergi, ekonomiyi dalgalanmalardan korur, öngörülebilirlik sağlar ve gerçek üretime alan açar.

Unutmayalım: Sıcak para, ülkede kısa süreli refah vaat eder, ama çıktığında ekonomiyi yakar. Çözüm, kendi ekonomimizi kendi aklımız ve planımızla yönetmek; dışarıya bağımlılığı azaltmak, reel sektörü güçlendirmektir.

Ülkemizde değerli iktisatçılarımız var. Onların önerileri gerçekçi ve uygulanabilir. Sıcak paranın oyunlarına boyun eğmek yerine, kendi yolumuzu çizmeliyiz. Tarihimiz bize bunu öğretmiştir. Çünkü para geçici, irade kalıcıdır.

Mehmet Salih Özsaraç

KİTAP İZLERİ

Kayıp Tanrılar Ülkesi

Ahmet Ümit

Zeus Berlin Sokaklarında: Ahmet Ümit'ten Mitoloji, Cinayet ve Hafıza Üzerine Bir Roman Ya eski tanrılar ölmemiş, sadece unutulmuşsa? Ve içlerinden biri, bu umursamazlığa öfkelenip modern
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön