STRESE KARŞI İLK YARDIM ÇANTASI Stresin geldiğini çoğu zaman önceden anlarız. Ama nedense hep son ana bırakırız. Kalp hızlanır, nefes daralır, zihnin içinde aynı düşünce defalarca dönmeye başlar. İşte o an, insanın eline bir ilk yardım çantası geçse fena olmaz.
Ben bu çantanın varlığını, her şey üst üste geldiğinde fark ettim. Çünkü bazı anlar vardır; ne dost sohbeti ne mantıklı telkinler işe yarar. İnsan kendiyle baş başadır ve kendi içinden çıkmak zorundadır.
Önce nefesle başladım. Derin, yavaş, bilinçli… Sadece nefes alıp vermeyi düşünerek. Şaşırtıcı biçimde, beden sakinleşince zihnin de peşinden geldiğini gördüm. Meğer çoğu zaman zihnimiz değil, bedenimiz panikliyormuş.
Sonra hayal kurmayı öğrendim. Çocukken ne kadar kolaydı oysa. Bir yere gitmek için bilet almaya gerek yoktu; gözleri kapatmak yeterdi. Zamanla bunu unuttuk. Oysa zihnin, gerçek ile hayal arasında ayrım yapmadığını fark ettiğinizde, kendinizi birkaç dakikalığına bile olsa hayattan çekip alabiliyorsunuz. Bazen bir deniz kenarı, bazen tanıdık bir sessizlik… İnsan oraya gidince, burası biraz hafifliyor.
En zor olanı ise düşünceyi durdurmaktı. Çünkü bazı fikirler inatçıdır. Gitmezler. Gece yastığa baş koyduğunuzda gelir, sabah uyanınca kaldıkları yerden devam ederler. Onlara “dur” demeyi öğrenmek kolay değil ama mümkün. Bunu başardığınızda, zihninizin sizi değil, sizin zihninizi yönettiğinizi hissediyorsunuz. Bu da insana garip bir güç veriyor.
Bir süre sonra şunu fark ettim: Asıl mesele stres değil, onunla konuşma biçimimizmiş. Kendi kendimize ne dediğimiz… O yüzden iç sesimi yeniden eğitmeye çalıştım. Sert olanı yumuşattım, yargılayanı susturdum. Yerine daha sakin, daha gerçekçi bir ses koydum. Kolay olmadı ama mümkün oldu.
Şimdi stres geldiğinde, onu kovmaya çalışmıyorum. Çantamı açıyorum. Nefes, hayal, dur işareti ve iç ses… Hepsi yerli yerinde duruyor.
Bazen yetiyor, bazen yetmiyor. Ama şunu biliyorum: Hazırlıksız yakalanmıyorum artık.
Belki de mesele, hayatın yükünü azaltmak değil; o yükle yürümeyi öğrenmek.
Ve bazen, sadece durup nefes almak.

