Uyan ve Gülümse
Olumsuzluğu olumluya çevirmenin sanıldığı kadar zor bir yolu yok aslında. Bazen büyük kararlar değil, küçük bir yüz hareketi yeter. Gülümsemek… İnsanın kendine attığı en sessiz ama en etkili adımdır.
Sabah aynaya baktığında fark edersin. Zorla değil, usulca yerleşen bir tebessümün bile ruhu nasıl yumuşattığını… Günün yükü omuzlara binmeden önce yüzüne yerleşen o küçük ifade, iç dünyanda bir kapıyı aralar. İnsan, gülümsemeyi öğrendikçe hayata başka bir yerden bakmaya başlar.
Hepimizin hayatında işe gitmek için hevesle uyandığı bir dönem olmuştur. Saat çalar, insan söylenmez. Yüzünde hafif bir tebessümle evden çıkarsın. Sabahın o erken saatlerinde taşınan gülümseme, gün boyu insana şevk verir. Eğer bir gün o gülümseme kaybolmuşsa, yeniden denemek gerekir. Çünkü bazen başarı, daha çok çabada değil; daha doğru bir ruh hâlinde başlar.
Çocukken bir bayram sabahına nasıl uyandığımızı hatırlıyorum. Bir gece önceden uyku tutmazdı. Ertesi günün hayali içimizi ısıtır, sabah olur olmaz yataktan fırlar, oturma odasının kapısına sessizce yaklaşırdık. O heyecan, hiçbir şeye benzemezdi. Saf, temiz ve karşılıksızdı.
İnsan soruyor kendine: Yılda 365 gün, o bayram sabahı duygusuyla uyanmak mümkün mü?
Belki de mümkün olan, onun küçük bir parçasını hayatta tutmak. Sabah uyandığında yanında kim varsa ona sarılmak. Eşine, çocuğuna, anneye, babaya… Günde en az bir kez. Çünkü sarılmak, insanın sadece bedenine değil, ruhuna da iyi gelir. Bilim bunun adına serotonin diyor; ben buna insan kalabilmek diyorum.
Bir uzmandan duymuştum: Telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce gülümseyin. “Alo” derken o gülümseme sesinize karışsın. Karşınızdaki, sizi görmese bile hisseder. Sonra birini ararken de aynı şeyi deneyin. Zamanla fark edeceksiniz; konuşmalarınız yumuşayacak, kelimeler daha kolay akacaktır.
Gülümsemek bulaşıcıdır. Ve en güzel tarafı, yan etkisi yoktur.
Gülümsemeye devam edin. Çünkü bazen hayat, sadece hazır olduğun mutluluğu sana geri verir.
İnsan kalabildiysek, gerisi yeniden kurulur. Mehmet Salih Özsaraç
