"Doğruyu ararken kaybolanlar, genellikle yanlışın kendisini bulur." - Ambrose Bierce"

yazı resim

düşen bir minarenin gölgesine sığınmış filistinli çocuklar gibi gülümsüyorum.
umudun sürgün edildiği ülkemde,
zamansız ölümlerin susturulmuş isyan bombalarıyla uyanıyorum sabahlarıma.
gurbet denilen bu iç göçüşün hicretinde
yıkanmış sözlerimin hiç bir anlamı yok.
ne zaman düşse ateş gölgelerime,
dağılmış ordularımın geçtiği yollar beni dağlıyor.
neredeydik ?
nereye geldik ?
nereye gidiyoruz ?
bu soruların cevaplarını bilmiyor kimse.
ah yeniden ve yineleyerek geçmişimizi
sarabilsek tüm bitirdiklerimizi.
tükenilmişlik aşkına ağzımızdan dökülen şiirleri yeniden yazabilsek.
beş para etmeyen günlerimizi bozdurup
ömrün bakkalında alabilsek yeniden kaybettiklerimizi.
bir daha kaybetmek aşkına...
ben derviş değilim, kalbimin sesi o kadar nurani değil
içimde bir militan
içimde bir gerilla gezmekte
ve her dağın kokusunda bir ceylan aramaktayım
ağlamak için...
benim ellerim taşlara yakın
benim ellerim bayraklara yakın
benim ellerim tankların karşısında
golan tepelerinde isyana yakın.

dur.

şiir dağıldı yine ömrüm gibi.
zamansız gidişler gibi.
dağıttı ömrümü.

ve mihrace düşüyor göz yaşlarımdan. şimdi yeni bir ihtilal besliyorum. gömülmüş ruhlarım adına.

mehmed asım

KİTAP İZLERİ

Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt’un Vasiyeti: Kapadokya’da Bir Umut Destanı Bir yazarın son eseri, genellikle edebi bir vasiyetname niteliği taşır; kelimelerin ardında bir ömrün birikimi, son bir mesaj
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön