..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Işık verirseniz, karanlık kendiliğinden yitecektir. -Erasmus
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yaşam > Yûşa Irmak




23 Kasım 2020
Leyla Ne Demek?  
Yûşa Irmak
Bir Gerçeklerden sıyrılıp hayallerde yaşamak mı, yoksa gerçekleri kabullenip hayallere hapsolmak mı? Bu soru uzun süre kafasını karıştırıyordu. Aslında bu soru aklından geçen yüzlerce sorudan birisiydi sadece. Fakat insanı nasıl da can evinden vuruyordu. Nasıl da Leyla’yı gözbebeklerinden kıskıvrak yakalıyor, müthiş sancılarla bir boşluğa savuruyordu.


:BGI:
Bir
Gerçeklerden sıyrılıp hayallerde yaşamak mı, yoksa gerçekleri kabullenip hayallere hapsolmak mı? Bu soru uzun süre kafasını karıştırıyordu. Aslında bu soru aklından geçen yüzlerce sorudan birisiydi sadece. Fakat insanı nasıl da can evinden vuruyordu. Nasıl da Leyla’yı gözbebeklerinden kıskıvrak yakalıyor, müthiş sancılarla bir boşluğa savuruyordu.

Ne istediğini bilmek, ne istediğini bilememekten daha zor olur muydu? Göğüs kafesinin tam ortasında yanan bir ateş, sanki dışarı çıkmak için gözlerini, ağzını, burnunu zorluyordu istemsiz… Belki birkaç damla gözyaşına bürünerek kendini Leyla’nın sıcak yanaklarına salıveriyordu. Günleri, geceleri yiyip de doymayan bunalım, birkaç dakikalık unutkanlıkla onu rahat bırakıyor, en azından sancısının biraz olsun azalmasına sebep oluyordu. En şiddetli sancıları çekerken bile bunu etrafına belli etmiyordu Leyla. Ruhunun kuvvetli olduğuna inanıyordu. Ümitsizliğe düşmek onu daha yolun başında bitirebilirdi. Kafasında bir soru: Leyla ne demek?

İki
Leyla, kim bilir belki de hayat, belki de su demekti. Acı, unutkanlık, bunalım, kaos ve karanlık da olabilirdi. Leyla gerçek anlamından öte bir şeyler taşımalıydı içinde… Ona yaşadığı her şeyin kaynağı gibi geliyordu. Adı belki Elif olsa, Ayşe veya Emine olsa böyle olmayabilirdi. Bunalımın kaynağını arıyordu. İsmi miydi, yoksa ruhu mu? Ruhu isminin kaynağı, aynası mıydı? Tam tersi de olabilirdi. İsmini öyle dert edinmişti ki… Çok mükemmel bir isim de olabilirdi. Ama onu böyle karmakarışık yapan bir şeyi en sevdiklerinde bile aramalıydı. Sonra, dünyada milyarlarca insan içinde sadece onun düşünceleri mi karışıktı? Bir tek onun kamburu olamazdı ya bu. Aynı duygulara sahip başkaları da olmalıydı. İsimleri ne olursa olsun, bu paylaşılmalıydı. Ya herkes susarsa, sancılarını anlatarak dindirmeye çalışmazsa? O zaman kimsenin birbirinden haberi olmaz; bir ateş topu gibi kendi kendine durmadan kor gibi yanar dururdu…
Şey yağmurların sürekli yağması ve havanın hafif soğuması için ne yapmalı? Leyla en çok bu ikiliyi severdi…

Üç
Ah, bazen bir rüya, bazen bir hülya, bazen de çok uzun bir film gibi bu Leyla… Şimdi o uzaklarda, çok uzaklarda bile olsa Mecnun’un içini yakmaya devam ediyor Leyla…




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yaşam kümesinde bulunan diğer yazıları...
İhtiyarlara Yer Var!
"Zaman Dursun" Demiştim İşte Durdu Zaman
Bayrama Hakkımız Var mı?
Gerçek Temizlik…
Dünya Bile Eksik
İstanbul; Erguvan, Lale ve Plastik Çiçek
İçtenliğin Karşılığı…
Sesler
Hüzün Garında…
Başlamadan Biten İlişkiler

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Aramızdaki Şeyler
Güz Yaprakları
Metropol İnsanlarının Sosyal Medya Molası
Onun Sonbaharı
Tanpınar’ın Şark ve Garp Çıkmazı Üzerine…
Ver Elini Gidelim
Kış İçin Bir Sandık Dolusu Kitap
İlişkilerde Ekonomik Boyut
Bizi Birleştirenler
Mihr ile Mâh

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Dudak Yarılması [Şiir]
Bilmiyorum [Şiir]
Külle Yıkanır mı Sırlar? [Şiir]
Dediler [Şiir]
Sana Bildirdiklerim [Şiir]
Med Cezir [Şiir]
Turnalar [Şiir]
Yuh Olsun [Şiir]
Bıçkın Yüzünde Kehribar Gülüşü [Şiir]
Yuh Olsun [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Yûşa Irmak, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.