Yüz kiþinin içinde aþýk, gökte yýldýzlar arasýnda parýldayan ay gibi belli olur. -Mevlana |
![]() |
|
||||||||||
|
![]() Öteden beri deðer vereceðim insanlarý hep kendim seçtim. Hayal kýrýklýðý yaþamamak için hiçbir dostumun, arkadaþýmýn geçmiþiyle, ne durumda olduklarýyla ilgilenmedim. Hep kendimde olandan, olaný verdim. Verirken de güzel anlamlar yükledim. Bunu fark etmeleri için olumsuzu çaðrýþtýran “hayýr” kelimesine bile cephe aldým. Çünkü beni yetiþtirenler böyle yetiþtirmiþti… Ancak bazý insanlarýn þahsi dünyalarýnda kendilerine has “doðru” ve “yanlýþ”larý, kendilerince yapmýþ olduðu tespitleri iç dünyalarýnda onaylayýp karar verdikleri için, kafalarýndaki Sis(!)lerin daðýlmasýna, içinde ýsrarla yaþattýklarý olumsuzluklarý bertaraf etmeye gücüm yetmedi. Fark ettim ki çokça deðer verdiðim bu insanlarýn; ilgime, sevgime ve muhabbetime hatta ve hatta bana bile ihtiyaçlarý yoktu. Onlar, bu hayatý burunlarýnýn dikine ve paþa gönüllerine göre yaþadýklarý için bize de kenara çekilmekten, çekip gitmekten baþka bir seçenek kalmadý. Oysa seven, deðer veren bir insan için ne zordur susmak ve gitmek… Türk edebiyatýnýn usta kalemi Cahit Sýtký Tarancý “Otuz Beþ Yaþ” þiirinde: “… Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaþýna bakmadan gider.” diye sitemle karýþýk, muhteþem bir tespitte bulunur biz insanlar için. Öyle ya gitmeyi kafana koymuþsan, gözünün yaþýna bakmadan çeker gidersin. Bu arada gitmek için bahane çoktur. Kalmak için de. Bunun bir tercih olduðunu nedense iþ iþten geçtikten sonra anlar bazý insanlar… Gitmek, bir kere göze alýnmýþsa, kalanýn söylediði “Gitme!” sözü yüreði daðlasa da artýk anlamsýzdýr. Çünkü kalan, gidenin, gitmeyi kafaya koyduðu ana kadar meselenin ciddiyetinden habersiz, kendi iç dünyasýyla kararlar alýp kendiyle ilgilenmekten, gidenin; döktüðü gözyaþýndan, çektiði sýkýntýlardan, ardýndan koþup yorulduðunu göremez. Onlar, her þeyi ön sezileriyle deðerlendirdiðinden yüzlerce, binlerce güzel anýyý yüceltip kalmak yerine, olumsuzluklar üzerinden kýzmayý marifetmiþ gibi aþka dahil ederler. Böylece kalan; “Gitme” demeden önce aþýk olduðu þeyin aslýnda kendi gururu olduðunu ancak ayrýlýk günü gelip çatýnca anlar. O soylu, tutkulu, arzulu, aþkýn, yüklenen deðerlerin, önünü görmekten aciz insanlarýn, saçma sapan konularý bahane ederek, incir çekirdeðini doldurmayacak mevzularla takýndýðý tavýrlar gidene deðil de gerçekte kendilerine karþý almýþ olduðu tavýrlardýr ama bunu da geç fark ederler. Bu yüzden gidenin üzülmesine yüreðinin yanmasýna gerek yok. Siz, üstünüze düþeni yapmýþsýnýzdýr. Hem nasýl olsa verdiðiniz deðerlerin kaynaðý yine siz olduðunuz için, içinizin yanmasýna da lüzum yoktur. Bugün aþk, sevgi, muhabbet iþte bu kem düþünceli insanlarýn, vurdumduymazlýðý, bencilliði yüzünden kirlenerek o saflýðýndan, duruluðundan alabildiðince uzaklaþtý… Sorsak, mangalda kül býrakmayacak kadar aþký yüreðinde taþýdýðýný söyleyen o naif(!) dillilerin, onaylayan kibar(!) insanlarýn samimiyeti, sevgisi, aþký maalesef ki modern çaðlarýn duygusuz, hissiz ve bencil sýnýflarýnda kaldý… Oysa bu deni dünyada temiz ve uyanýk kalmanýn, vicdani ve ahlaki çürümeye karþý durabilmenin, “toplumu meþru kýlabilmenin”, hatta kiþisel geliþimin bile mihenk taþý aþk, sevgi ve muhabbetten baþka birþey deðildi… Bi kere yüreðinde aþk taþýyanýn kötü düþünceli olmasý mümkün deðildir. Ama taþýmayanlarýn kafalarýnda þirinlik için dahi olsa “… mý acaba”lar asla bitmez. Seven, sevdiðinde kusur aramaz ama onlar yaptýðýnýz iyilikten bile tepenize çýkýp sizi üzmeyi bir þekilde becerebilirler. Oysa kusur aramamak bile baþlý baþýna insanýn ümidini, hayallini kale gibi korunaklý kýlmaya yeter bir sebep deðil midir? Yeterlidir de gel de anlat aþktan muradý olmayanlara bunu… 42 yýllýk ahir ömrümde: aþký, sevgiyi, tutkuyu, merhameti ve muhabbeti savunmak demenin yaþanýlabilir bir dünyayý da savunmak demek olduðunu düþünenlerdenim. Bin kere kýrýlsam da kalmak için özür dilemenin, gönül alýp dönmenin, gururdan daha sevimli olduðunu tecrübelerime dayanarak rahatça söyleyebilirim. Ama ben de kabul ediyorum artýk böyle olmadýðýný! Gururunu her þeyden yüce tutup kendini önemseyen, düþünen insanlarýn o sahte sevgilerine verilecek karþýlýðý, biçilecek deðeri ben de artýk kendimde göremiyor, bulamýyorum… “Aþk” gibi, “sevgi” gibi, “muhabbet” gibi güzel, muhteþem duygularda bile azgýn bir çaðýn ve derisi kalýn insanlarýn vicdanýna, gururuna söz geçiremediklerine þahit oldum! Bugünün insaný, aþka karþý böylesi tavýrlarýyla, açýktan olmasa bile resmen münafýk gibi davranýyorlar. Hem kendi deðerlerine, hem de aþýklarýna karþý hýyanet ediyorlar… Aþký düþünmekten öldüðünü söyleyenlerin dilleri, yabancýya karþý yaðlý ballý, sevenlerine karþý kýlýç gibi keskin oluyorsa ne diye sevgiyi, aþký arayalým? Sevenin halini, anlayýp okumak yerine, onun sevgisini yaþatmaya yönelik hamleler yapmak yerine, tam tersi giriþimlerde bulunmalarýna da þaþýramýyorum. Çünkü bunlar þýmarýk, hoyrat, çokbilmiþ ve her þeyi kendilerinin anladýðýný sanan, iletiþim kurmayý baðýrýp çaðýrmak sanan, bir “merhaba”yý sevdiklerine çok görüp burnunun dikine giden insanlar.. Evet, her þeye raðmen, ne olursa olsun! Ben, Ahmet Haþim’in, Yahya Kemal’e yazdýðý bir mektubunda: “Bilmiyorlar ki… dostluðumuzun cinsi, onlarýn anlayacaðý bir neviden deðildir. Havada, ziyada, suda ve semada ayný þeyleri sevmiþ olmanýn yapacaðý dostluðu bilmiyorlar!” sözünü rehber edinmeye devam edeceðim… Çünkü bu dünyada aþka, sevgiye, muhabbete inanan insanlarýn “ayný þeyleri sevmiþ olma” sözünü rehber edinerek birbirini aramaya, anlamaya, sevmeye devam edeceðine inanýyorum! Zira aþk, sevgi, tutku, muhabbet onlarýn ortak dili ve bu dili de susturmaya hiç kimsenin gücünün yeteceðini sanmýyorum. Yalnýzca kendini sevenlerin, kendini önemseyenlerin de aþktan zerre kadar nasibi olmayacaðýný, dünyaya gururla, kibirle, vefasýzca baktýklarý sürece her þeyi “Sis“li görmeye devam edeceklerini düþünüyorum. Yanlýþ mý düþünüyorum? Yanlýþ düþünüyorsam lütfen aþk’a gelin, görelim… Kendi gururunuzu deðil de aþký tercih edin, o zaman biz de gerçek birer aþýk olduðunuza inanalým… Kalýn saðlýcakla…
ÝzEdebiyat yazarý olarak seçeceðiniz yazýlarý kendi kiþisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluþturmak için burayý týklayýn.
|
|
![]() | Þiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleþtiri | Ýnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babýali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratýcý Yazarlýk | Katýlým | Ýletiþim | Yasallýk | Saklýlýk & Gizlilik | Yayýn Ýlkeleri | ÝzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Giriþi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
ÝzEdebiyat bir Ýzlenim Yapým sitesidir. © Ýzlenim
Yapým, 2023 | © Yûþa Irmak, 2023
ÝzEdebiyat'da yayýnlanan bütün yazýlar, telif haklarý yasalarýnca korunmaktadýr. Tümü yazarlarýnýn ya da telif hakký sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadýr. Yazarlarýn ya da telif hakký sahiplerinin izni olmaksýzýn sitede yer alan metinlerin -kýsa alýntý ve tanýtýmlar dýþýnda- herhangi bir biçimde basýlmasý/yayýnlanmasý kesinlikle yasaktýr. Ayrýntýlý bilgi icin Yasallýk bölümüne bkz. |