..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşgücü güzelliği, adaleti, mutluluğu yaratır. -Pascal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Günlük Olaylar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

İyi ki Doğdun Çocuk
Fatma Erdogan
Şiir > Bireysel

Kalk çocuk! Ağla haline Doğmak marifet değil Yaşa! Sen yarat Kimseler dokunmasın hayaline Diye diye büyüttüğüm çocuk İyiki doğdun Şimdi sıra sende...

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar
281 
 Nasıl Bir Dünya İstiyoruz 2  (ENGİN ÖZTÜRK)

dünya nereye.............
282 
 Kış Geliyor  (Özcan Nevres)

Parası olanlar kış hazırlıklarını çoktan bitirdiler. Günlük gereksinimlerin üzerinde hiçbir şey alamayacak durumda olan fakir kesim, ne olacağı bilinmeyen bir beklenti içindeler.
283 
 Simav Şiir Şöleni  (Ahmet Sargın)

Simav Şiir Şölenin de buluştuk
284 
 Devlet Tiyatroları’na Siz Sahip Çıkacaksınız  (Hakan Yozcu)

Takmışlar kafalarını öğretmenlere... Tek söyledikleri şey, papağan gibi: "Tiyatroları öğretmenler yönetiyor." Başka bir bildikleri yok. Başka bir şey demiyorlar. Sen, bu anlayışla hareket edersen yönetir tabi.
285 
 Taksim Gezi Parkı Direniş Olayları Üzerine  (İlkay Hüsmüllü)

Bir şeyler oluyor ve bizler seyrediyoruz. Bu bir döngü. Bu senaryoyu hep izliyoruz.
286 
 Sargınca Şebinkale Şiir Şenlikleri  (Ahmet Sargın)

Şebinkale Şir Şenlikleri Sargınca
287 
 Türk Kimliğine Sahip Çıkmak  (Ahmet Sargın)

Türk Kimliğine sahip çıkmak
288 
 Öğrenciler Okula Cep Telefonu Götürmeli mi?  (Hakan Yozcu)

Özellikle günümüzde akıllı telefonların çıkması ve uygulanmaya başlanması zaman ve yer mevhumunu da ortadan kaldırdı. Bu akıllı telefonlarla, her an her yerde internetlere girebiliyor, çeşitli fotoğraflar çekebiliyor ve hatta görüntülü olarak başka kişilerle görüşebiliyoruz. Bakıldığında hoş ve güzel bir durum olarak görünüyor. Peki, bunun hiç mi olumsuz yanı yok?
289 
 01 08 Cinayetin Sorumlusu Kim?  (Mehmet Sinan Gür)

Üzeyir Garih cinayeti üzerine.
290 
 Duyarsız Basını Kınıyorum / Eleştiri  (Kâmuran Esen)

Edirne Valisi Fahri Yücel'i kaybettik.........
291 
 Yalnızlıkta Güzeldir...  (Emine Pişiren)

Yalnız olmayı özlediğimiz anlarımız olmaz mı?
292 
 Saptamalar  (Aycan Özkan)

NOT: Bu yazı; referandum öncesi Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır. Bugün yaşananlara baktığımızda, öngörülerin gerçekleştiğini görebiliriz. Bu nedenle, tekrar yayınlama gereği duyulmuştur. REFERANDUM Mevcut kurumun yerine daha gerici bir kurum getirilecekse, mevcut kurumu savunup, ama aynı zamanda daha ileri çözümleri savunmak devrimci bir tavırdır. Sosyalist solda referanduma bakış üç ana başl ıkta toplanmıştır. a) “Yetmez ama evet” diyenler b) Boykotçular ve c) Hayırcılar. Sosyalist solda "evet"çilerin temel gerekçeleri, mücadelenin gerileme dönemlerinde, burjuva partilerinin küçük de olsa yapmak istediği reformları desteklemek. Sosyalist solda boykotçuların gerekçeleri, burjuvazinin kendi arasındaki kavgada taraf olmamak. Sosyalist solda hayırcıların değişik gerekçeleri olmakla birlikte evetçilerin tersi açıları var. Evetçiler, yukarıda değindiğim gibi yapılacak reformlara destek temelinde “evet” diyorlar. Hazırlanan anayasa taslağında var olduğu söylenen reformlara bakalım. Evetçilerin iki dayanağı var: a) 12 Eylül anayasasının değiştirilmesi, darbecilerin yargılanması gibi, özellikle bizim kuşağın (78) tam destek vermesi gereken bir tasarı. b) Anayasa tasarısındaki kısmen de olsa demokratileşmenin getirilmesi,´dayanışma grevi, iki sendikaya üye olabilme vs... Acaba öyle mi, bunun gerçekle ne kadar örtüştüğüne bakmalıyız. Darbecilerin yargılanmasının mümkün olmadığını, tam da referandumun yapılacağı gün olayın zaman aşımına uğrayacağını bilmemiz gerekiyor. Ayrıca bu iktidarın darbecileri yargılama gibi bir kaygısı olsa ne Kenan Evren’i köşkte ağırlarlardı, ne de kendilerine muhtıra veren genarele şeref madalyası verip, altına trilyonluk araba çekerlerdi. Buna şöyle bir itiraz olabilir. En azından 12 Eylül tartışılmaya açılmıştır, bu da bir şeydir. Ya da sınıf mücadelesi yükseldiğinde yargılamayı işçi sınıfı yapacaktır. Sınıf mücadelesi yükseldiğinde biz onlara “Reformunuzu da alın gidin!” diyeceğiz. Dolayısıyla bu ve benzeri verilerin ciddiye alınacak yanı yoktur. 12 Eylüllere ihtiyacı kalmayan burjuvazinin ve uluslararası emperyalizmin 12 Eylülü tartıştırıp kendi politikalarını fütursuzca uygulayacak AKP iktidarını pekiştirmek için, moda deyimle, yeni vaseyetçi siyaseti uyguluyorlar. Daha açıkçası 12 Eylül’den bu güne oluşturulan yeni vesayet (cemaatlerin vesayeti) rejimine yasal bir zemin hazırlarken, bu durumu olabildiğince yapay gündemlerle gizleme çalışıyorlar. "Ergenekon" gibi ne idiğü belirsiz bir canavar yaratıp, bu canavarın ağzına iktidara muhalif olan harkesin atılması bu süreci hızlandırdığı gibi, Türkiye'ye, emperyalizm tarafından biçilen rolü (Bölge jandarmalığı, Alt emperyalizm, Mızrak başı) uygulamak için ortam hazırlanmıştır. Korku imparatorluğu yaratmak amaçlanmaktadır. Anayasa tasarısında olduğu söylenen kısmi demokratik reformlara gelelim: 8 yıllık iktidarı döneminde hangi demokratik reformları yaptığı bir yana, üretimi tamamen taşeronlaştıran, sendikaları etkisizleştiren, en ufak hak arama mücadelesinde en ağır saldırıları yaptıran (Tekel direnişi), sadaka ekonomisi oluştururken ülkeyi talan eden ve ekonomik iyileşmeyi borsanın iniş çıkışlarına bağlayan, 8 yıldır İMF. DB. DTÖ'nün politikalarını uygulamaktan başka bir şey yapmayan bu iktidarın, ne gibi demokratik reform kaygısı olabilir ki?... Dayanışma grevinin yasal anlamda hangi alt yapısı oluşturuldu? Ayrıca dayanışma grevinin yasalaşması için parlementoda yeterli çoğunluğa sahip oldukları gibi muhalefet partilerinden destek alıp yasal düzenlemeyi yapabilirlerdi. Geriye sadece yargının, yürütmenin güdümüne girmesi kalıyor ki, şimdi, onun üzerinde duralım. En temel burjuva demokratik ilkelerinden biridir; Yürütme, Yasama ve Yargının ayrılığı. Burjuva demokrasisi olan ülkelerde, türlü aşamalardan geçildikten sonra, özellikle Hitler faşizminden sonra bu saç ayağı oturtulmuştur. 12 Eylülcüler bile böyle yapmak durumunda kalmıştır.(En azından anayasada var) Yürütme zaten parti liderlerinin iki dudağı arasında oluşur, geriye yargının çarpık da olsa bağımsızlığı kalır ki artık ayak bağı olduğu için kaldırılma zamanı gelmiştir. Buradan hareketle, yargının görece bağımsızlığının kaldırılmasıyla birlikte faşist devlet yapılandımasının önü açılacaktır. Evetçileri tarihe havale ediyorum. Boykotçular: Burjuvazinin kendi arasındaki kavgada taraf olmamak gibi görüntüde asil, duru olan bu kavram, içi boş, süslü bir cümleden öteye gitmez. Sosyalistler yaşamdan kopuk hareket edemezler, boykot, maddi temelleri oluşmadıkça (Sınıfın içinde örgütlü olmak,halkın içinde olmak ve en önemlisi devrimci durumun olması) yapılması ya da dillendirilmesi bile siyasi körlükle eş anlamlıdır. Sosyalistler siyasete müdahele ederler, bu şartlardaki boykot düşüncesiyle, kitlelerle buluşulamayacağından siyasetten kaçılmaktadır. Hayırcılar: Değişik gerekçeleri olmakla birlikte ortak noktaları, bu anayasa taslağının demokrasi soslu faşist içerik taşıdığıdır. AKP'nin dayandığı kitleler itibariyle üretimden kopuk, lümpenleşmiş, alt tabaka ve bunların üzerinde yükselen talancı zihniyete sahip yeni burjuvazinin olması ve kendileri gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirmeleri de bu düşünceyi haklı kılıyor. Şurası açıktır ki 12 Eylül Anayasası, zaten aradan geçen zaman sürecinde yamalı bohçaya dönmüştür. Yasalarına, normlarına uygun olması için bir çok yasa değiştirildi. 12 eylülün getirdiği hiç bir hükmü kaldırmayan, örneğin %10 barajı, azınlıkların hakkı, anadilde eğitim, özel yaşama saygı vs. (Bütün bu saydıklarım, burjuva demokratik uygulamalardır) bu ve benzeri yükümlülükler dururken AKP Hükümeti kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmasının derdindedir. Bu da en hafif değerlendirmeyle, hesap vermezliği yasallaştıracaktır. Emperyalizmin Türkiye’ye biçtiği rolü yerine getirebilmek için içeride yükselebilecek sesleri kesmenin yasal kılıfını yaşama geçirme planıdır. Son söz: Mevcut kurumun yerine daha gerici bir kurum getirilecekse, mevcut kurumu savunup, ama aynı zamanda daha ileri çözümleri savunmak devrimci bir tavırdır. Aycan Özkan Güncülleme: 25.09.2012 Mersin
293 
 Tam Beş Candır Katledilen!… Gencecik Beş Oğul!.. Tamam mı Devam mı Beyler?..  (Vildan Sevil)

Hani siz Suriye ve Mısır’daki yandaşlarınıza milyon dolarlarla yardım etmiştiniz ya… Hani siz Suriyeli muhalefeti nasıl beslemiştiniz ya… Silahlar ve lojistik destekle palazlandırmıştınız ya… Hani, işte, yani… Bu kaygan, bu at izinin it izine karıştığı coğrafyada, birileri de….. Hani yani birileri de…..
294 
 farkındalık  (H.Deniz Hatipoğlu)

Farkında olamadığımız o kadar güzellik vardır ki, bakarız ama görmek istemeyiz adeta... her şeyi biz bilirizdir ya; konuşmayı, gülmeyi, sevgiyi....
295 
 Açılım ve Chp"ye Çatmanın Dayanılmaz Hafifliği  (eyyüp yıldırmış)

CHP Cumhuriyeti kuran parti bu söz yalan mı, yanlış yâda eksik mi? Hiç biri tam yerinde bir saptama. Hatta CHP cumhuriyet ilan edilmeden önce var olan tek parti buda sonuna kadar doğru bir saptama...
296 
 Kıbrısa Tarih Tekerrür Etmemelidir  (Özcan Nevres)

Girit'te Osmanlının topladığı askerler yüzünden genç nüfus kalmamış. Buna rağmen geride kalan yaşlılar Rum'larla dişe diş mücadelelerini sürdürüyorlar. Rumlar topraklarını ve kimliklerini kahramanca
297 
 Savaşa Tamam mı Devam mı?  (Caner AKSUN)

Yıllardır bu topraklar üzerinde bir sürü insanın kanı döküldü. Boşuna dememişler mezopotamyada kavga tarihle yaşıt diye. Yıl 2009 kavga Türkiye'de. Bu da bizim şansımız.
298 
 Bazı Doğrular Vardır ki...  (Emine Pişiren)

En bilinen ve en gerçek yalan "doğruları" söylemektir.Daha etkileyici ve inandırıcıdır.
299 
 Gökte Yıldız Ararken  (Seray OZAN)

Hayat disiplinsiz ve gayesiz olduğu zaman, tabiatıyla eğlence denen bataklığa dökülür. Bu bataklığa düşenler,insanı değerlerden uzaklaşarak hayvanlaşırlar.
300 
 R. T. Erdoğan Türkiyeliliği Keşfetti.  (Mehmet Sinan Gür)

Belki de gerçekten iyi niyetlidir.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Güneş Çarpması
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Yeteneksizsiniz
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Hep Daha Fazla Hep Daha Fazla
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Ekonomi Uçuyor
Ömer Faruk Hüsmüllü
Eleştiri > Günlük Olaylar
Hatay Gezisi
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Pinokyo
Nida
Eleştiri > Günlük Olaylar
Artvin Şiir Şöleni Muhteşemdi
Ahmet Sargın
Eleştiri > Günlük Olaylar
Referandum Gününden Hoş Sedalar
Vildan Sevil
Eleştiri > Günlük Olaylar

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © , 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.